Fenerbahçe'nin performansı son günlerde artan yıldız santrforu Moussa Sow çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Sow'un Fanatik'in sorularına verdiği cevaplar şöyle:
Fransa’da Gol Kralı olmuştun. Liverpool’un, Arsenal’in
istediği bir oyuncuydun. Bu şartlar altında Fenerbahçe’yi tercih etmen
çok konuşuldu. O dönem ne düşündün?
- O dönem esas düşüncem şuydu: Farklı ortamları yaşamak, farklı
şehirleri, farklı kültürleri görmek. Farklı bir atmosfer, farklı ve
fantastik bir şehirdi İstanbul... Bu durum, bana çok ilgi çekici geldi.
Buraya gelmem, en önceleri çok kişiye şaşırtıcı geldi. Çünkü Arsenal,
Liverpool gibi İngiltere’nin önemli takımlarından da teklifler vardı.
Kararımı, Fenerbahçe’den yana kullandım. Türkiye gibi Müslüman bir
ülkeden yana kullandım. Bugün ise geldiğime hiç pişman değilim, aksine
çok mutluyum. İyi ki böyle bir tercih yapmışım, iyi ki Fenerbahçe’ye
gelmişim. Çünkü adı Fenerbahçe olan büyük bir kulüpte oynuyorum ve bu
kulüpte, bu ülkede ve bu şehirde kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum.
Çok mutluyum, hayatımdan da çok memnunum.
Fransa’dan geldin. İki lig arasında bir bocalama dönemi geçirdin mi?
- Türkiye ve Fransa, gerçekten de birbirinden çok farklı iki lig.
Kesinlikle, Türkiye liginin daha zor olduğunu söyleyebilirim. Fransa’da
taktik ve teknik daha ön plandayken, Türkiye liginde duygusallık daha ön
planda! Burada daha kalpten oynuyorsunuz. Süper Lig’de çok da iyi
takımlar var aslında ve elbette çok iyi oyuncular var.
Sana göre Türkiye’deki en iyi takımlar kimler?
- Fenerbahçe’yi saymaya gerek duymuyorum. Fenerbahçe’den sonra aklıma
gelenler ise Galatasaray ve Beşiktaş... Fakat şunu da açıkça
söylemeliyim; Bana her kim şampiyonlukla ilgili bir şeyler sorarsa,
vereceğim tek bir yanıt vardır: Fenerbahçe...
Biraz daha sosyal hayatından bahsedelim. Futbol dışında seni en çok mutlu eden şeyler neler burada?
- Türkiye güzel bir ülke ve İstanbul da çok güzel bir şehir. Burada
kendimi huzurlu hissediyorum. Hem dini inanışlarıma da uygun bir yer.
Gittiğimiz her yerde büyük ilgi görüyoruz. Fenerbahçe gerçekten de çok
büyük bir kulüp. Taraftarların kulübe olan bağlılığını, daha önce hiç
bir yerde görmedim. Bana da çok destek oluyorlar. Onların ilgisini
yakından hissetmek, bir futbolcuya ayrı bir güç, ayrı bir motivasyon
kazandırıyor. Benim için en büyük artılardan birisi de bu zaten...
"Aykut hoca hem benim şansım hem kulübün"
Geçtiğimiz sezon devre arasında geldin. Sezonun son maçında
şampiyonluğu kaybettiniz. Bu durum, senin üzerinde nasıl bir iz bıraktı?
-
Ocak ayında Fenerbahçe’ye transferim gerçekleşti. Özellikle son
maçlarda sahada olmayı çok ama çok arzu ediyordum. Fakat ciddi bir
sakatlık geçirmiştim. Buradaki ilk yılımda, hatta bir yıl bile değil, 6
aylık bir süreçte şampiyonluk yaşamak, kesinlikle bana çok iyi
gelecekti! Lille’deki şampiyonluktan sonra burada da bir şampiyonluk
yaşamak çok farklı bir duygu olabilirdi. Harika olacaktı, ama futbol
böyle bir oyun işte, olmadı! İnşallah bu sene olacak, şampiyon olacağız.
‘Kasımpaşa maçı bir milattı’
Bu sezon, nasıl bir Fenerbahçe var sana göre sahada...
Dışarıdan bakıldığında inişli-çıkışlı bir performans görülüyor. Bunun
nedeni ne?
Bu sene takıma yeni katılan arkadaşlarımız oldu. Yeni gelen
oyuncular, takıma yavaş yavaş adapte oldular. İnişli çıkışlı bir şekilde
bu seneye başladığımız doğru. Ama bu çok normal. Belli bir zamandan
sonra, özellikle de son haftalarda çok daha iyi olduğumuzu
söyleyebilirim. Kasımpaşa maçı belki de bizim için bir milattı. O gün
şapkamızı önümüze koymamız gerektiğini anladık ve öyle de yaptık.
Düşündük, takım halinde. Hatalarımızdan ders çıkardık ve şu ana bakın
işte, galibiyet serilerimiz başladı. Arada bir Antalya mağlubiyeti, bir
de Eskişehir beraberliği var... Antalya maçı bir ‘kaza’, Eskişehir maçı
ise büyük şanssızlık. Antalya maçı gerçekten de bizi çok üzdü. Fakat
Allaha Şükür, yeniden çıkışa geçtik. Çünkü biz çok kaliteli ve iyi bir
ekibiz.
‘Şapkamızı önümüze koyduk’
Rakiplerinizin taraftarları kadar Fenerbahçe taraftarları
içinde de bir grup, sürekli Aykut Kocaman’ı eleştiriyor. Aykut Kocaman
bu eleştirileri hak eden biri mi? Daha da özelleştirelim. Günün büyük
bölümünü bir arada geçiriyorsunuz, sana göre Aykut Kocaman nasıl biri?
- Aykut Kocaman, Fenerbahçe için büyük bir şans. Takım olarak, teknik
heyetle iyi bir uyum içerisindeyiz. Hoca, oyuncularına yakın ilgi
gösteriyor. Her zaman her sorunumuzla yakından ilgilenmeye çalışıyor.
Benimle de bir çok kez görüştü. ‘Sen hiç bir şeyi kafana takmadan
futbolunu oyna, biz senin ne kadar kaliteli olduğunu biliyoruz’ dedi.
İnanın, onun bu sözleri, kötü günler yaşadığımda bana büyük moral oldu.
O, bu takıma yürekten inanıyor ve başarı için elinden gelen her şeyi
yapıyor. Biz de giderek daha iyi bir takım oluyoruz. Hocamızı üzdüğümüz
zamanlar da oldu. O zamanlar biz de oyuncular olarak şapkamızı önümüze
koyup, çok düşündük. Kendi payımıza, hatalarımızı sıralayarak, tespit
ettik. Oyuncular olarak toplantılar yaptık. Ama neyse ki, kötü günleri
geride bıraktık ve şimdi önümüze bakıyoruz.
‘Avrupa’da hedefimiz final’
UEFA’da ‘yılın golü’ adaylarından biri de senin golün.
- Bir golümün Puskas ödülüne aday gösterilmesi beni çok mutlu etti.
Galatasaray’a atılmış olması ise mutluluğumu artırdı. Bunun yanı sıra
iki Fenerbahçeli oyuncunun bu listeye girmesi de ayrı güzellik. Ben ya
da Stoch, kim kazanırsa kazansın bence önemli olan bu 10 golün içinde
olmaktır aslında. Ben oyumu Stoch’un golüne verdim. Çünkü o harika bir
goldü.
‘Röveşatanın keyfi bir başka!’
Eskişehir maçında yine bir röveşata golü attın!
- Golü ben de beğendim. Ancak beni daha fazla mutlu eden şey, takımın
mücadelesi ve geri dönüşü oldu. Biz hep birlikte sevinen, üzülen bir
ekip olduk. Gole gelince... Hem Kuyt’ın mücadele sonrasında pozisyonu
hazırlaması hem de bitiricilik açısından muhteşemdi. Röveşatanın keyfi
bir başka oluyor tabii! Bu benim Fenerbahçe’deki 3. röveşatam!
‘Alex’e çok üzüldük ama hayat devam ediyor...’
* Sana Alex’i sormamak olmaz. Gidişi nasıl etkiledi?
- Alex’in takımdan ayrılışını kimse beklemiyordu. Herkes için çok
üzücü oldu. Hem taraftarlar için hem bizim için hem de arkadaşları için.
Alex çok büyük bir oyuncuydu, çok iyi bir oyuncuydu. Ama hayat devam
ediyor ve bizim geriye bakmadan Fenerbahçe olarak yolumuza devam etmemiz
gerekiyor. Kaybedecek vaktimiz yok ve hedeflerimiz var. Alex’in her
zaman bir parçası burada olacak. Ama futbol da aynı hayat gibi, bu tip
şeylere çok açıktır. Bundan sonra Alex’in yolu da açık olsun.
Ooooo Ooooo Ooooo Moussa Sow
Moussa Sow ile röportajımız devam ederken, tesislerde büyük bir gürültü koptu. Önce, taraftarların tesislerden
içeri girdiğini düşündük. Çünkü çılgınca tezahürat yapılıyor, o ses,
yeri göğü inletiyordu. Sow ve bu görüşmede bize yardımcı olan Orkun
Yazgan ile birlikte arkamızı döndüğümüzde şaşırdık. Çünkü kulüp
çalışanlarının arasında coşkulu hareketler yaparak ‘Moussa Sow’ diye
bağıran kişi, Fenerbahçe’nin Brezilyalı yıldızı Cristian Baroni’den
başkası değildi. Attığı her gol sonrası kafasından öptüğü Sow ile çok
iyi arkadaş olan Baroni, bizim her sorumuzda tezahürat yaparak Sow’un
yanıtlamasını engellemeye çalıştı, fakat kısa süre sonra pes etti ve
röportaj gerçekleşti!
Her şeyi olay!
* Fransa Gol Kralı Mousa Sow ile Fenerbahçe’nin ilgilendiği haberleri
yer almaya başladığında, ne ulusal ne de uluslararası basın bu
transfere ihtimal dahi vermiyordu. Çünkü Sow’a Liverpool ve Arsenal gibi
devler talipti. Üstüne üstlük, Fenerbahçe çok dramatik bir süreçten
geçiyor, bir yandan mahkemelerde hak ararken, diğer taraftan alt üst
olan mali tabloyu düzeltmeye çalışıyordu.
* 26 Ocak 2012 tarihinde Senegal Milli Takımı kampından özel bir
uçakla bir günlüğüne Türkiye’ye getirildi. Sağlık kontrollerinin
ardından, 10 Milyon Euro bonservis bedeli ödenerek Fenerbahçe’ye imza
attı. Avrupa şaşkın, Fenerbahçe taraftarı bayram yapıyordu.
* Fenerbahçe’deki ilk golünü, formayı sırtına geçirdiği ilk maçında
attı. Beşiktaş derbisinde ağları havalandırdı, Fenerbahçe sahadan 2-0
üstünlükle ayrıldı. Fakat Fenerbahçeliler, onun ilk golünü Beşiktaş’a
atılan gol olarak görmüyordu! Çünkü Sow, Lille formasıyla Şampiyonlar
Ligi’nde Avni Aker Stadı’nda Trabzonspor’a bir gol atmış ve o maçın
berabere bitmesine neden olmuştu.
* Galatasaray’a attığı röveşata golü, UEFA’da ‘yılın en güzel golü’
yarışmasında aday gösterildi. Geçen sezon Süper Final serisinde
Galatasaray derbisinde Emre Çolak ile girdiği ikili mücadelede
sakatlanınca sezonu kapattı. Camia, bu nedenle gerçek bir şok yaşadı.
* Bu sezona başlarken yaşadığı sakatlık nedeniyle çok konuşuldu. Oruç
tuttuğu için gerçek performansını sergileyemediği tartışmaları
gündemdeki sıcaklığını korurken, bu sakatlığın, vücudunun güçsüz olması
sebebiyle yaşandığı ileri sürülüyordu. Üstelik o dönem kulüp doktorluğu
yapan Ertuğrul Karanlık’ın ‘kronik sakat’ iddiaları da Sow’u bir
polemiğin ana unsuru haline getiriyordu.
* Bu haberlerin yazılı basında yer alması, Karanlık’ın televizyonları
gezerek açıklamalar yapması, onun kötü etkineleceği endişesi uyandırdı.
Fakat Sow bir kez daha herkesi yanılttı. Çünkü o günden beri her maçta
gol attı, ‘müzmin sakat’ iddialarını yanıtladı!
Ciddi bir adam...
Fenerbahçe’nin yükselişteki golcüsü Moussa Sow, tesislerdeki
Türkçe dersinden sonra gülümseyerek yanımıza geldiğinde, aldıkları
derslerin bir hayli keyifli ve eğlenceli geçtiğini anlamamak imkânsızdı.
Röportaj fotoğrafları için makine karşısına geçen Senegalli, en küçük
detaylarla bile ilgilendi. Çekilen fotoğraflarda nasıl göründüğüne
baktı, bazılarını beğenirken, bazılarına duduk büktü. Ardından
sorularımızı cevaplamak için yanımıza gelen Sow’un, son derece ciddi bir
insan olduğunu gözlemledik. Sorulara olabildiğince net yanıtlar vermeye
özen gösterdi. Röportaj esnasında ciddiyetinden hiç taviz vermedi.
Sakatlığı konusundaki soruyu yönelttiğimizde, haksızlığa uğramış bir
insan edası, hem verdiği yanıta hem de vücut diline net şekilde
yansıyordu. Dinine bağlı bir Müslüman olduğunu defalarca vurgularken,
ilahi adalet duygusunu da hiçbir zaman aklından çıkarmadığı neredeyse
her cümlesinde hissediliyordu. Sow; işi, ailesi ve yaşam biçimini son
derece ciddiye alan bir insan profili çizdi aklımızda.