UA-36062800-1
Kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kara Deryalarda Bir Fenersin!

       
        Fenerbahçe'de ilk onbiri beğendim. Takımı zor duruma düşürmüş Meireles dışında, hafta içi kupa maçı da olduğu düşünülerek iyi bir onbir seçilmiş! Aslında Meireles tercihi de şampiyonluk yarışında ihtiyaç duyulacak bir oyuncuyu kazanma gerekliliği bakımından anlaşılır.

        Stoch'un 11 de olması elbett ki sürpriz, ben olsam oynatmazdım sanırım. Ancak hocaya kamuoyu ve bir kısım taraftardan bu adamı kazan baskısı var. Aykut Kocaman da deniyor, hani olmaz ya olsa da birkaç maç futbol oynarsa satıp kurtuluruz bu gereksizden' diyor. Öyle diyor olmalı!

       Sow Bate maçı öncesi bir sakatlık geçirmişti. Maça yetişmesi beklenmezken 1 gün idman yapıp maça çıktı. Kendisi de maçtan önce yoğun maç temposundan etkilendiğini, maça yetecek kadar fit duruma gelemediğini söyledi.


      Maça golcüsü Kalu Uche'nin penaktı golüyle başlayan Kasımpaşa, o dakikadan sonra futbol oynamayı hiç düşünmedi. Golden hemen sonra,'Andres Isacksson bir Kadıköy klasiği olan 'topu oyuna sokmamakta direnen kaleciler' kervanına katıldı.

      Diğer oyuncular da top Fenerbahçe'deyken topla karışık faullü oynayıp, top kendileriyken de sürekli yere düşüp yerden kalkmadılar. Bu beni hem sinirlendirdi, hem de daha maçın başında Fenerbahçe'nin kazanacağını düşündürdü.

      İlk yarı Kuyt,Hasan Ali,Gökhan Kuyt ikilisiyle sürekli kanatlardan zorlayan Fenerbahçe, topu Webo'yla buluşturamadıkları gibi, seken topları da arka direkte Ne Stoch ne de Kuyt bitirebildiler.

      Stoch zaten oralara girmez, ikiye bir yapmaz, top kapmaz, pas almaz, pat atmaz, topu sağa çeker şut atar! Artık bunu görmeyenimiz yoktur sanıyorum. Gerçi kanat değiştirdiği bir ara sağdan güzel bir orta yaptı bugün. 'Eşeği öldürelim hakkını verelim'.

      Fenerbahçe Emre, Mehmet Topal ve Meireles'le ceza sahası dışından birkaç kez yokladıysa da çerçeveyi bulamadı.

      İdeal orta saha üçlümün bu olduğunu, daha önce de söyledim. Meireles tam olarak güçlü görünmese de, istekli ve aklı başında bir görüntü verdi. Umarım mental sorununu kalıcı olarak çözmüştür ve üzerine koyarak devam edecektir. Soyunma odasına 1-0 Kasımpaşa üstünlüğüyle gidildi.

       İkinci yarıda ilk ciddi pozisyonu Kasımpaşa buldu ancak atamadılar. Peşinden bir pozisyon daha bulan Kasımpaşa'nın mutlak golünü Gökhan Gönül önledi.

       Mehmet Topal'la Cristian'ı , Stoch'la da Sow'u değiştiren Aykut Hoca'nın hamleleri yerindeydi. Kuyt'ın pres gücü , zorlaması önemli gücünü de tekrar toplamış görünüyor.

       Hamleler sonrası daha hareketlenen Fenerbahçe'de Kuyt'ın indirdiği topu Pierre Webo ağlara yolladı. Bu Webo'nun Fenerbahçe'deki 4 lig maçında 3 golü Bu gollerin ikisi de galibiyeti getiren gollerdi.

       Dönüp vurmak isterken Sow'a yapılan penaltıyı hakem ilginç bir şekilde çalmadı.
 
       Golden sonra seyirci desteğiyle de artan baskı, 86'ıncı dakikada kullanılan korneri Yalçın Webo'yu düşürüp penaltıya dönüştürene kadar gol getirmedi.

       Penaltıyı Isacksson'u terse yatırarak gole çeviren Emre'nin her halinde 'maçı çamur hale getirdiniz, ama olmadı işte kazandık' ifadesi vardı. Statta herkes de onun gibi hissediyordu.

       Maç bitecekken, Fenerbahçe kalesinde gol aramaya gelen Isacksson'un bomboş bıraktığı gol Sow için hoş bir ikram oldu. 3 golle zor gece Fenerbahçeliler için mutlu bitmiş oldu.    


       Maçtan sonra küfürlerden yakınan Şota Arveladze'ye de 'şimdiye kadar takımlarını hep pozitif oynatırken, bugün neden farklı bir anlayışla oynamışlar?' onu sormak lazımdı sanki.

daha fazla fotoğraf için buraya tıklayabilirsiniz

7 Şubat 2013 Perşembe

Andreas Isaksson'dan Rövaşatayla Kurtarış


 
      İsveç-Arjantin maçında, açısını daraltmak istediği Lionel Messi, topu üzerinden aşırınca geri koşup , rövaşatayla çizgiden çıkaran, Andreas Isaksson müthiş bir iş başarmış. Messi de muhtemelen oldukça bunalmıştır bu durum karşısında!

19 Ocak 2013 Cumartesi

Kasımpaşa-Galatasaray Maçı ve Fatih Terim- Ünal Aysal Gerginliği


   ŞOTA Kedi Olalı Bir Fare Tuttu!
   

          Şota'lı Kasımpaşa dün  blok halinde savunma yaptı, geriden top çıkarırken de uzun paslar kullandı. Rakibi orta sahada faullerle durdurdular(bkz. Ersun Yanal Taktiği). Ersun Yanal bu olayı Gençlerbirliği'nde hızlı Serkan Balcı'yı kaptırılan toplarda, rakibe faul yapmakla görevlendirerek ülke futboluna kazandıran isimdir. Kasımpaşa adına galibiyet bireysel yeteneklerin sonucunda geldi.

         Kayseri günlerinde ısrarla pasla çıkmaya çalışan, rakibi faulle durdurmayı değil sadece top oynamayı düşünen Şota, defalarca büyük takımlar üzerinde deneyip madara olduğu bu anlayıştan vazgeçince, üretkenlik sıkıntıları giderek büyüyen Galatasaray'ı yenmek için bir şansı olabildi!


         İlk golü Galatasaray bulsa da oyun dsiplini yitirmemeleri, oyunda kalmaları yukarıda da dediğim gibi Şota takımlarından beklenmeyecek şeylerdi. Uzak direğe yapılan vuruşlar da acaba Muslera'nın zayıf tarafı mı bu da merak konusu..

         Kasımpaşa'da elinde önemli sayılabilecek bir kadro var, Kalu Uche,Özer Hurmacı,Andreas Isaksson ve Gaziantep'in neden sattığını anlayamadığımız İbricic başta olmak üzere kaliteli bir oyuncu topluluğu! İbricic dün Galatasaray'ın sağ kanadını dağıttı, bir de gol attı, ligin ilk devresinde transfer olduğu Gaziantepspor'da da Galatasaray filelerini havalandırmıştı. 



        Galatasaray geçen yılı kanat oyuncusu olmadan şampiyon olarak tamamladıktan sonra, bu sezon geçen sezonki kanat hücumu eksikliğini gidererek başlamalıydı! Bu anlamda sadece Amrabat'ı kadroya katan (ondan aldığı verim de tartışılır) Galatasaray, bir taraftan da kanatta oynarken içeriyi doldurup, orta sahadaki müthiş baskılarına katkı veren Emre Çolak'ı ve Engin'i kenarda bıraktı. Yine kanatsız oynanan geçen sezonda, orta alan baskısına önemli katkı veren Necati'yi Burak Yılmaz uğruna gönderdiler, bir diğer baskı unsuru Elmander de Umut Bulut'un arkasında kaldı zaman zaman. 




       Umut çok koşan, mücadeleci bir oyuncu olsa da; orta saha ile bütünleşmeyi sağlayan bir oyun karakteri yok. O da Burak Yılmaz gibi daha ziyade defans arkası koşularla oyunda var olmaya çalışan bir oyuncu.. Bu kadar kaçak güreşçi olunca, Melo'nun kamp görmeden gelip formsuz başlaması, Hamit'in yerlerde sürünmesiyle Galatasaray, geçen senenin de oldukça gerisinde görünüyor.  Yine de şu anda maç fazlalığıyla lider durumda olması, diğer takımların da durumu açıkça gözler önüne seriyor.


Selçuk-Melo

       Hakan Balta mesela geçen yıl kariyerinin zirve sezonunu oynamasına rağmen , o bölge için yeterli olmadığı açıktı. Ben yerine oynaması ondan daha büyük risk olan Riera'ya güvenilerek sezona başlanmasını anlamadım. Semih Kaya'nın ön alanda baskı yemeden gelen rakip karşısında, geçen yıl olduğu kadar iyi görünmediği de açık.. Selçuk-Burak pas kanalını tıkamak yeterli gibi görünüyor artık Galatasaray karşısında..
Fatih Terim

       Fatih Terim eleştirilemez biri bilirsiniz.. Herkes eleştirilir, o eleştirilemez.. Tv programlarına bağlanır atarlanır, bir başka gün ''Onu çekme, bunu çek'' diyerek edep yerlerini gösterir, bir başka gün rakip tribünlere el hareketi çeker.. Sahada gol kaçıran oyuncusuna küfretmesi zaten klasiğidir, sever de söver de o mesela yadırganmaz. Tüm bunlar ya gündeme gelmez, ya da ondan en fazla çekinen, biri ya da birileri çıkar onun aslında o hareketi yaparken aslında başka bir şey demek istediğini söyler..



Fatih Terim Beşiktaş Tribünlerine El Hareketi

       Bu olanlar şüphesiz ki transfer planlamasında net yanlışlar yapıldığını gösteriyor. Geçmişte Ali Lukunku,  Sergio Almaguer, Pinto, Florin Bratu, Gabriel Tamas, Sarr, Ovidiu Petre gibi ilginç oyuncuları alan Fatih Terim'e güvenilmiyor olsa gerek. Milan'ın başındayken de Batista'yı transfer etmek istediğini, Ümit Davala ve Kutuzov'u aldırdığını da unutmayalım.. Ben 8,5 milyon euro bedelle alınan Amrabat'ı da, saçmasapan transferler arasında sayıyorum kendi adıma.. Yine de istediği oyuncular alındı gibi görünüyor.. Dany, Amrabat, Umut Bulut, Burak Yılmaz,Cris gibi oyuncuları takıma katarken de ciddi bir meblağ ödendi. Alınmayan bir henüz kimsenin alamadığı Kaka ve Galatasaray'a değil Bayern Münih'e giden Xerdan Shaqiri var sadece.

       Gelelim maç sonunda yaptığı basın toplantısına!..


       Maç sonunda; eline hazırladığı metinle beraber basın toplantısına çıkan Fatih Terim sert açıklamalar yaptı. Hafta içerisinde Ünal Aysal'ın kendisi için eleman demesi zoruna gitmiş, esti gürledi.

       Göreve geldiği dönemde; "Ben başkan seçildikten sonra geri plana çekilip işleyişle ilgileneceğim. Bunlar, benim basına verdiğim son demeçlerdir. Bundan sonra beni medyaya konuşurken göremeyeceksiniz. O işi özel olarak görevlendireceğimiz arkadaşlar yapacaklar" diye açıklama yapan Ünal Aysal'ın da bu açıklamasına hiç sadık kalmadığını da belirtelim. ''Seksi Klüp Galatasaray'', ''Çilek'' , '' Şike Sürecine Dair Konuşmaları'' gibi sürüyle pot kırdığı da herkesin bildiği gerçekler.. 
 
        Fatih Terim daha en başta Bülent Tulun ile yaşadığı gerginlik sonrası, şampiyon olduktan sonra Galatasaray yönetimi alanına girmez, ''İmparator'' olduğunu kabul eder, büyük egosunun önünde eğilir diye düşünüyordu belli ki.. Eleman falan hiç beklemediği şeylerdi.

        Ben Fatih Terim'in başarıdan bahsetmesini manidar buluyorum.. Geçen yıl rakipsiz ligde şampiyon olduktan sonra, rakipler üzerindeki baskının azalması, takımının futbol oynamıyor olması , onu germiş. Şampiyonlar liginde son anda çıktığı grubun da bugüne kadar Avrupa Kupaları'nda , Türk takımlarının karşısına çıkmış en kolay grup olduğunu herkes biliyor.. Beklentisi gerginlikle takımında bir hareketlilik yaratmak bence.. Sneijder'i de istemiyor bile olabilir.. Şişkin egosunu göstermek için, Başkan-Teknik Direktör gibi yüz yüze konuşması normal olan kişilerin durumunu basından yürütmesi de her zamanki çiğliği.. ''Kimse Galatasaray'dan Büyük Değil '' demesi de rahatlıkla ''En büyük benim, kimse bana eleman diyemez!.''diye okunabilir. İstifa edeceğini ise asla düşünmüyorum. Alt tarafta basın toplantısı metni bulunuyor.


"KİMSE GALATASARAY'DAN BÜYÜK DEĞİL"
 
        Terim "Son günlerde yaşananlar ve çıkan haberlerle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Konuşmak niyetinde değildim ama maçı kaybedince 'başka yerlere çekilir' diye konuşmak istedim. Genel olarak sessiz kaldım. Çok önemli bir konu ve her kelimenin dikkatle seçilmesinin gerektiği bir ortam olduğu için titizlikle dikkat ediyorum. Gerekirse yazılı bir metni okuyarak devam edeceğim. Sessiz kalarak; olayları ve insanları izleyerek takip ederek geçirdiğim bu süre zarfında her şeyi iyi kavradığımı söyleyebilirim. Süzgeçten geçirip, olayları dışarıdan izlemek insana çok şey öğretiyormuş. 


        Başarısızlık durumlarında kulüpler karışır. Fakat son 1.5-2 senede yaşanan sürekli başarıya ve alınan kupalara rağmen bir camia durduk yere içeride çözülebiliyor ve karıştırılabiliyormuş. Bedel ödetmek gibi bir niyetim de yok. Geçmişin muhasebesini de yapmak istemiyorum. Ama ben geleceğe bir şeyler söylemek istiyorum. Geleceğe bakarken; bir adıma 10 adımla cevap vermek isterken, bazı şeylerden artık çok sıkıldım. Buradan herkese sesleniyorum; lütfen herkes iyi dinlesin,. Bir Galatasaray sevdalısı, bu kulübe 40 yıl hizmet etmiş Divan Kurulu üyesi ve Galatasaray'ın bir elemanı olarak tekrar ediyorum bir elemanı olarak, rahat ve huzurlu çalışacağım; konsantrasyonumuzun saha dışı olaylarla bölünmediği bir ortam rica ediyorum. Sadece sahayla ilgileneceğim. Bunu gerçek Galatasaraylılar da diliyor. 

        Hepimiz insanız ve hata yaparız. Hata yapmak insanlara mahsustur. İnsanlara daha fazla zarar vermeden, kulüp menfaatlerini Galatasaray markasına zedelemeden ağız tadıyla işimize bakalım. Yeterince malzeme olduk zaten; daha fazla olmayalım. Bir müddet hepimiz susalım. İzleyelim, düşünelim, değerlendirelim. Bilin ki sustuğum için rahat değilim. Ancak düşünmek zorunda olduğum bir takım var. Ne başkan, ne ben, ne de futbolcular Galatasaray'dan büyük değildir. Aslolan Galatasaray'dır" ifadesini kullandı.

      

11 Aralık 2012 Salı

Özer-Ceren


Özer Hurmacı & Ceren Hindistan
               Özer Hurmacı oyuncu sevgilisi Ceren Hindistan ile dolaşırken objektiflere yakalanmış! ''Çekmeyin siz çekince nazar değiyor'' diyen Özer, hızla olay yerinden uzaklaşmış

              Kendisini gösteremediği Fenerbahçe macerasından sonra geçtiği Kasımpaşa'da kendini bulan Özer'i rahat bırakmak lazım, nazar değmesin

3 Aralık 2012 Pazartesi

Kalu Uche

Kalu Uche-Nijerya

         Tam Saha Dergisi , Kasımpaşa'da bu sezon oynadığı futbol ve attığı gollerle sıkça gündeme gelen, Kalu Uche ile bir röportaj gerçekleştirmiş Nijerya'da başlayıp,Espanyol altyapısı sonrası 3 yıl Polonya-Wisla Krakow macerasıyla pişerek,İspanya'ya dönen,kiralık olarak Fransa'da ve İsviçre'de de oynayarak, yolu Türkiye'ye düşen Uche'nin röportajının bir kısmını aktaralım


Kalu Uche Kasımpaşa

        -Size tek kelimeyle şunu söyleyebilirim ki kendimi futbol oynamak için doğmuş gibi hissediyorum. Futbol oynamak her zaman aklımdaydı, en küçük yaşta bile. Hiç de aklımdan çıkmadı. Küçükken tek bildiğim şey futbol oynamaktı. Futbol oynarken kendimi bulduğumu düşünüyorum. O yüzden futbola başlamamda beni teşvik eden biri yoktu, zaten futbol oynamak için doğmuştum dediğim gibi.


Ikechukwu Uche


        -4 kız, 4 de erkek olmak üzere toplam 8 kardeşiz. Futbol oynayan ise iki abim var. Birisi kaleci. Ancak amatör düzeyde oynuyor Nijerya'da. Diğeri ise benim gibi forvet. O da profesyonel düzeyde mücadele ediyor. Kısacası bir futbol ailesiyiz.


Hugo Sanchez


        -Almeira'dayken Hugo Sanchez'le çalışma fırsatı buldum. Oyunculuğunda çok büyük bir isim ve unutulmaz bir forvetti. O yüzden onunla çalışmak beni çok heyecanlandırmıştı. Kendi bilgisi sayesinde bana da çok şey öğretti Hugo Sanchez. Antrenmanlardan sonra özel olarak çalışırdık. Futbolumun üst seviyeye gelmesindeki en büyük etken Hugo Sanchez'dir.


Kalu Uche Kasımpaşa


        -Kasımpaşa'dan ilk transfer teklifi geldiği zaman ailemle Nijerya'da tatildeydim. Menajerim aradı ve Türkiye'den bir teklif olduğunu söyledi. Kasımpaşa'nın geçen sezon sonunda Süper Lig'e yükseldiğini, yeni bir oluşum içinde olduğunu, bu anlamda da güçlü bir yapıya ulaşmak ve iyi bir kadro kurmak istediklerini belirtti. Bana takımın ileriye dönük projelerinden ve Avrupa kupaları hedefinden bahsetti. Menajerimin kulüple ilgili anlattığı bu olumlu şeylerin ardından birkaç gün düşündükten sonra teklifi kabul etmeye karar verdim. Teklifi kabul etmek için menajerimin olumlu sözleri yeterli olmuştu, o yüzden başka bir oyuncuyla konuşma gereği duymadım.    


Kalu Uche Almeria

        -Takım olarak her geçen gün birbirimizi daha çok tanıyor ve birbirimize daha sıkı bağlanıyoruz. Bunlar da hiç kuşku yok ki başarıyı yakalamadaki önemli etkenlerden. Birçok farklı ülkeden transfer yapıp, kısa vadede başarıya ulaşmak mümkün olan bir şey değil. Takımın birbirine alışması ve oyuncuların birbirlerini anlaması bu gibi durumlarda zaman alır. Ancak tüm bunlara rağmen şu an gayet iyi gidiyoruz. Ligdeki sıralamamızdan da bu durum gayet iyi anlaşılıyor. Bana göre bu sezon öncelikli hedefimiz ligi bitirebildiğimiz en üst sırada bitirmek. Bu başarı senelerce tekrarlandığında ligin kalıcı takımlarından biri olacağımıza eminim.   


Kalu Uche-Espanyol

      -Bana göre İspanya Ligi dünyanın en kaliteli ve zorlu ligi. İngiltere'den bile daha iyi bir lig olduğunu düşünüyorum. Orada oynanan futbol çok daha hızlı ve tempolu. Orada saha içindeki tempoya ayak uyduramazsanız lige tutunamazsınız. Türkiye'de ise oyunun akışı İspanya'ya göre daha yavaş. Teknik açıdan da arada büyük fark var bana göre. Tabii ki Türkiye Ligi son yıllarda çok gelişti, birçok kaliteli yabancı futbolcu burada oynamaya başladı ancak İspanya'da oynanan futbol çok farklı. O yüzden iki ligi kıyaslamak çok da doğru olmaz. İspanya'da futbol farklı bir düzeyde oynanıyor çünkü.


Kalu Uche Nijerya


     -Şota futbolculuğu döneminden çok iyi santrfordu. Trabzonspor, Glasgow Rangers, Ajax, AZ Alkmaar gibi takımlarda başarıyla top koşturdu. Birçok da güzel golü vardı. Şota işini çok iyi yapan bir teknik direktör. Kısa zamanda hem bana hem de takıma bunu hissettirdi. O yüzden kendisiyle çalışıyor olmaktan memnuniyet duyuyorum. Kendisinin takımla diyaloğu son derece iyi zaten. Hücum ve gol deneyimleri hakkında bilgi alıyor, sahada da uygulamaya çalışıyorum

         röportajın kalanı için tık

9 Ekim 2012 Salı

Kasımpaşa-Metin Diyadin-Şota

 

   Kasımpaşa Kulübü'nde Metin Diyadin ile yolların ayrılmasının ardından teknik direktörlük görevine Şota Arveladze getirildi.

   

    

    Teknik direktör Metin Diyadin ile yollarını ayırmasının ardından, teknik direktörlük için Roy Keane ile görüşen ancak anlaşmaya varamayan Kasımpaşa kulübü, Kayserispor'dan ayrılan Gürcü teknik direktör Şota Arveladze ile anlaşmaya vardı. 

    Kayserispor'dan süpriz bir şekilde istifa eden Şota, başarılı olmasına rağmen, vizyonu yetersiz bulunduğu söylenerek görevden alınan Metin Diyadin'in yerine, hangi başarısıyla getirildi anlamak çok zor..Şimdiden başarılı olup olamayacağını, başarılı bile olsa 4.5 yıllık sözleşmesinin ne kadarını tamamlayacağını büyük bir merakla bekliyorum. Şota'nın karakterini çok beğeniyorum. Futbolcuyken de severdim, fakat başarılı antrenörünü vizyonsuz diye gönderen bir kulübe hoca olacak bir karnesi yok antrenör olarak..



   Kasımpaşa'nın hedeflerinden etkilenerek görevi kabul ettiğini söyleyen Şota, Kayserispor'un da hedeflerinin olduğunu ancak hedeflerine ulaştıramadığımızı mı varsaymakta acaba?


 
    Radyospor'da Senad Ok'un programında kendisi yerine Şota'nın getirilmesini nasıl yorumladığı sorulan Diyadin, ''Karar verenler bazen ilginç işlere imza atabiliyorlar. Benim yapabileceğim bir şey yok'' diye cevap verdi. Haksız olduğunu söyleyebilir miyiz?