UA-36062800-1
Pierre Webo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pierre Webo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kara Deryalarda Bir Fenersin!

       
        Fenerbahçe'de ilk onbiri beğendim. Takımı zor duruma düşürmüş Meireles dışında, hafta içi kupa maçı da olduğu düşünülerek iyi bir onbir seçilmiş! Aslında Meireles tercihi de şampiyonluk yarışında ihtiyaç duyulacak bir oyuncuyu kazanma gerekliliği bakımından anlaşılır.

        Stoch'un 11 de olması elbett ki sürpriz, ben olsam oynatmazdım sanırım. Ancak hocaya kamuoyu ve bir kısım taraftardan bu adamı kazan baskısı var. Aykut Kocaman da deniyor, hani olmaz ya olsa da birkaç maç futbol oynarsa satıp kurtuluruz bu gereksizden' diyor. Öyle diyor olmalı!

       Sow Bate maçı öncesi bir sakatlık geçirmişti. Maça yetişmesi beklenmezken 1 gün idman yapıp maça çıktı. Kendisi de maçtan önce yoğun maç temposundan etkilendiğini, maça yetecek kadar fit duruma gelemediğini söyledi.


      Maça golcüsü Kalu Uche'nin penaktı golüyle başlayan Kasımpaşa, o dakikadan sonra futbol oynamayı hiç düşünmedi. Golden hemen sonra,'Andres Isacksson bir Kadıköy klasiği olan 'topu oyuna sokmamakta direnen kaleciler' kervanına katıldı.

      Diğer oyuncular da top Fenerbahçe'deyken topla karışık faullü oynayıp, top kendileriyken de sürekli yere düşüp yerden kalkmadılar. Bu beni hem sinirlendirdi, hem de daha maçın başında Fenerbahçe'nin kazanacağını düşündürdü.

      İlk yarı Kuyt,Hasan Ali,Gökhan Kuyt ikilisiyle sürekli kanatlardan zorlayan Fenerbahçe, topu Webo'yla buluşturamadıkları gibi, seken topları da arka direkte Ne Stoch ne de Kuyt bitirebildiler.

      Stoch zaten oralara girmez, ikiye bir yapmaz, top kapmaz, pas almaz, pat atmaz, topu sağa çeker şut atar! Artık bunu görmeyenimiz yoktur sanıyorum. Gerçi kanat değiştirdiği bir ara sağdan güzel bir orta yaptı bugün. 'Eşeği öldürelim hakkını verelim'.

      Fenerbahçe Emre, Mehmet Topal ve Meireles'le ceza sahası dışından birkaç kez yokladıysa da çerçeveyi bulamadı.

      İdeal orta saha üçlümün bu olduğunu, daha önce de söyledim. Meireles tam olarak güçlü görünmese de, istekli ve aklı başında bir görüntü verdi. Umarım mental sorununu kalıcı olarak çözmüştür ve üzerine koyarak devam edecektir. Soyunma odasına 1-0 Kasımpaşa üstünlüğüyle gidildi.

       İkinci yarıda ilk ciddi pozisyonu Kasımpaşa buldu ancak atamadılar. Peşinden bir pozisyon daha bulan Kasımpaşa'nın mutlak golünü Gökhan Gönül önledi.

       Mehmet Topal'la Cristian'ı , Stoch'la da Sow'u değiştiren Aykut Hoca'nın hamleleri yerindeydi. Kuyt'ın pres gücü , zorlaması önemli gücünü de tekrar toplamış görünüyor.

       Hamleler sonrası daha hareketlenen Fenerbahçe'de Kuyt'ın indirdiği topu Pierre Webo ağlara yolladı. Bu Webo'nun Fenerbahçe'deki 4 lig maçında 3 golü Bu gollerin ikisi de galibiyeti getiren gollerdi.

       Dönüp vurmak isterken Sow'a yapılan penaltıyı hakem ilginç bir şekilde çalmadı.
 
       Golden sonra seyirci desteğiyle de artan baskı, 86'ıncı dakikada kullanılan korneri Yalçın Webo'yu düşürüp penaltıya dönüştürene kadar gol getirmedi.

       Penaltıyı Isacksson'u terse yatırarak gole çeviren Emre'nin her halinde 'maçı çamur hale getirdiniz, ama olmadı işte kazandık' ifadesi vardı. Statta herkes de onun gibi hissediyordu.

       Maç bitecekken, Fenerbahçe kalesinde gol aramaya gelen Isacksson'un bomboş bıraktığı gol Sow için hoş bir ikram oldu. 3 golle zor gece Fenerbahçeliler için mutlu bitmiş oldu.    


       Maçtan sonra küfürlerden yakınan Şota Arveladze'ye de 'şimdiye kadar takımlarını hep pozitif oynatırken, bugün neden farklı bir anlayışla oynamışlar?' onu sormak lazımdı sanki.

daha fazla fotoğraf için buraya tıklayabilirsiniz

15 Şubat 2013 Cuma

Meireles Ne Demek İstiyor?


                    Fenerbahçe Uefa Avrupa Ligi son 32'de karşılaştığı, Bate Barisov ile zor bir sahada, zor bir havada (0-0) berabere kalarak, tur için avantajlı bir skorla dönmeyi başardı. 

        Maç öncesinde saha ve hava koşullarına alışmak için bir antrenman yapması bile mümkün olmayan takımı, teknik taktikten konuşmak pek mümkün değil.. Çünkü Raul Meireles daha 4. dakikada durup dururken Hleb'e attığı tekmeyle kırmızı kart görüp, arkadaşlarını 85 dakika eksik oynamak zorunda bıraktı. 

         Meireles'in gördüğü kart, daha ziyade oyuncuların fiziksel ve mental yorgunluklarının görüldüğü son dakikalarda ya da uzatmalara giden bir maçta, beyne oksijenin daha az gittiği dakikalarda atılmış olsa, konuşacak şey çok daha az olurdu. Karşılaşma daha yeni başlamışken bu tekmeyi atmak ya Hleb'e olan eski bir düşmalıktan, ya da 'Fenerbahçe'de oynamak istemiyorum' demek isteyip, bunu sözlere dökmeden hareketleriyle ortaya koymaya çalışmaktan geliyor olmalı. Başka bir şey gelmiyor aklıma!

         Üstelik Mersin deplasmanında da alakasız bir pozisyonda maçın son bölümünde sarı kart görüp, Trabzon deplasmanı öncesinde cezalı duruma düşmüşsün. Günlerdir bunu eleştiriyoruz. Sen kalkıp takımın kucağına, yeni bir bomba bırakıyorsun anlamak mümkün değil!..
        
         Geldiği dönem sorumluluk anlayışıyla, gelişmiş futbol aklıyla dikkat çeken Meireles, bağ sakatlığı nedeniyle 3 hafta sahalardan uzak kaldığında hep birlikte dönüşünü beklemiştik. Döndüğünde fiziksel olarak geri düşmüşse de, takımın oyun olgunluğuna hemen katkı vermişti. Fiziğini tekrar üst düzeye çekmesini beklerken, her ne kadar haksız da olsa Galatasaray deplasmanında atılarak, takımı dört maç daha yanlız bırakmıştı.

         Zekası oyununda defalarca görünen bir adamdan, hele hele de arma öpmek gibi popülist davranışlar sergilemiş bir adamdan döndüğünde, sorumluluk ve özveri anlamında gelişim bekliyorsun ister istemez! Emre'nin de dönüşüyle, orta saha kalitesinde güvenebilecek adam sayısı artacak diye seviniyorsun, hevesi kursakta bırakıyor. Aynı anda hem ligde hem de kupada cezalı olan kaç futbolcu olmuştur merak ettim ciddi ciddi!

         Aklıma İsmet İnönü'nün, Adnan Menderes'e söylediği rivayet edilen bir söz geldi. ''Artık seni ben bile kurtaramam!''

10 Şubat 2013 Pazar

Mersin Deplasmanına Dair

            Aykut Hoca geçen haftaki gibi yeni transferleri ilk onbirde tercih etti. Emre ve oynadığı oyunla kendini gösteren Webo hakkındaki kararını normal bulmuş. Fit durumda olmadığı açık olan, aylardır maça çıkmayan Ziegler'i Hasan Ali'ye tercih etmesini ise burada eleştirmiştik.


            Geçen hafta eleştirilerimin bir diğer sebebi de transferler öncesinde, ilk onbirde oynayan Mehmet Topal ve Hasan Ali'nin 18'de daha olmamalarını anlamsız buluşumdu. Mehmet Topal bu hafta 18'de kendine yer bulurken Hasan Ali yine 18'de yoktu. Bunun bir açıklaması olmalı herhangi bir dsiplin sıkıntısı mı çıkardı, nedir yani mevzu? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Ziegler'in şu andaki form durumu, Hasan Ali'nin son dönem form durumunun katiyen üzerinde değil.. Yine de Fenerbahçe kulübesindeki fotoğraflara baktığımızda, kulübenin çok daha iyi göründüğünü söylemek gerek.


            Aynı şekilde haftalardır formsuzluklarıyla ön plana çıkan, Dirk Kuyt ve Cristian Baroni yine onbirdeydi.  Hocanın Kuyt'a olan güveni Rıdvan Dilmen'in anlattıklarıyla bildiğimiz bir durum  Ancak Baroni'nin kötü oynadığı maçlardan sonra da hep onbirde başlamasını kimse gibi ben de anlamlandıramıyorum.

            Bir ihtimal idmanlarda çok iyi çalışıyor olmaları. Bu konuda Kuyt güvenilir bir isim gibi görünürken, Cristian pek öyle durmuyor dışardan. Buna değinmemin sebebi de, hocanın antrenman performanslarına verdiği önemin bilinen bir şey olması.

Emre,Moussa Sow,Pierre Webo
            Maça Sow önceki maçtaki gibi solda başlarken, geçen haftanın etkilisi Webo yine ön alanda etkili oynadı. Fenerbahçe geçen haftaki gibi, maç başlangıcıyla beraber, oyunu büyük oranda rakip kaleye yığdı. Hem son paslardaki sorunlar, hem beceriksizlik, hem de rakip kalecinin başarısı erken bir golü önledi. Sow'un yüzde yüzlük pozisyonunu kurtaran kaleci, Emre'nin harika şutunu da iyi çıkardı. Diğer pek çok pozisyonda da doğru pozisyon alışıyla dikkat çekti.

            Gökhan ve Ziegler'in kanat etkinliklerindeki noksanlığın da, üretkenliğin çok büyük olmamasında ciddi etkisi olduğunu söylemek gerek. Gökhan'ın formsuzluğuna da iyice alışmaya başladım. Yine de eskisine oranla çok daha fazla pozisyona giriliyor. Webo sol tarafta oynatılması eleştirilen Sow'a iyi kulvar açıyor. Kendi de pozisyona girdiği gibi, iyi takiple attığı kafa golüyle, Fenerbahçe'nin soyunma odasına önde girmesini de sağlamış oldu.

Mert Nobre
          Mersin de Fenerbahçe'nin etkili oynadığı ilk yarıda iki ciddi pozisyona girerken, bilhassa Mert Nobre'nin rövaşatası fenaydı. Kaleyi sıyıran topun girmemesi, Fenerbahçe adına şans anıydı. Ayrıca  Nobre'nin de hiç değişmeyen mücadelesiyle, her zamanki gibi parmak ısırttığını söyleyeyim. Kendisi hiç şüphesiz bir 'Modern Çağ Gladyatörü' .

           Bulak'ın Mersin'i futbolu çirkinleştirmeden kendi futbolunu oynamaya çalışıyor. Ters ayaklı Culio'yu formsuz Ziegler'in karşına koyarak, Fenerbahçe'nin solundan etkili olmak istedi ama Culio bugün ruh gibiydi.




          Fenerbahçe ikinci yarıya tel tel dökülen Cristian'ı soyunma odasında bırakıp, saf kanat oyuncusu Caner'i oyuna alarak başladı. Bu değişiklik Emre ve Meireles'e dinamizm desteği anlamında ilaç olurken, Sow'u da forvet arkasına yerleştiriyordu. Sow'un o bölgede pas kalitesi katacağından şüpheliyim elbette. Ama Webo'nun açtığı kulvara harika koşular yapailir gibi göründü. Zaman zaman oyun içinde denenecek bir opsiyon olacak gibi sanki.

         70'e kadar iyi kötü idare eden Fenerbahçe'de , üst üste yaptığı top kayıplarıyla Aykut Kocaman'ın da bir yere kadar dayanabildiği Kuyt, yerini Mehmet Topal'a bıraktı. Ben olsam Mehmet Topuz'u alırdım. Hoca Topal'ı alıp, Culio'nun yerine giren Lawal'ın enerjisi ve Meireles'in yorulmasıyla düşmeye başlayan orta sahayı geri almak istedi. Bu sırada Sow'u da maçtaki 3. yeri olan sağ tarafa yolladı. Sow'un diğer bölgelerde oynadığında daha fazla pozisyona girdiğini gözlemledim. Ancak çok gezdiği için gol bölgesinde yeterince güçlü olamıyor. Bir süre sonra enerjsini o bölgenin gereklerine uygun bir biçimde yayabileceğine inanıyorum.


         Mehmet Topal Fenerbahçe'ye orta sahayı geri kazandıran performansı sergileyemezken, Nobre'nin çıkışıyla Mersin de yakaladığı oyun üstünlüğünü pozisyona çeviremedi. Topal muhtemelen bu 2 haftalık yedeklik periyodundan olumsuz etkilenmiş ki, ikiye bir pozisyonda bomboş arkadaşına vermek yerine, normalde hiç yapmadığı şekilde çalımla kaleye gitmeyi denedi.
Raul Meireles

         Son dönemdeki düzenli puan kayıplarından sonra, bu galibiyet özellikle deplasmanda alınışıyla da çok değerli. Bu zamandan sonra, iç-dış her sahada kazanmayı sürdürmesi gereken Fenerbahçe, üst üste ciddi deplasman maçlarına çıkacak. Bu son iki maçtaki daha fazla ön alanda oynanan futbol, öncekinden çok daha umut verici. Futbolumuzun yumuşak karnı defanslarımız olduğuna göre, en mantıklısı maçı rakibin zayıf olduğu bölümde oynamak olacak!..

         Meireles'in 89uncu dakikada, alakasız bir pozisyonda yaptığı faulle aldığı sarı kart anlamsızdı. Sarı kart sonrası itiraz etmesi de öyle. Trabzon'da takımı yanlız bırakmasına neden olacak bu hareketi neden yapar anlamak mümkün değil!




         

         
Emre&Raul Meireles
Mehmet Topal
           


   Bu güzel fotoğrafları TRTSpor'dan aldım      

4 Şubat 2013 Pazartesi

Fenerbahçe'de Formsuz Futbolcular Kesik Yemeli



         Spor Toto Süper Lig'in 20. haftasında Fenerbahçe,  evinde Sivasspor'u konuk etti. Hem Beşiktaş'ın hem de Galatasaray'ın puan kaybettiği haftada, bu önemli maçı 2-1 kaybeden Fenerbahçe, beni de diğer taraftarları da büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. . Oysa maçtan önce Tribünlerde birleşme mesajları vardı. 
         Yeni transferlerle, bilhassa Emre transferinin herkese belli bir heyecan geldiği açıktı. 


         Aykut Hoca, maça yeni transferlerin tümünü kullanarak başladı. Bana göre geçen hafta Atletico Madrid'de ilk onbirde oynayan Emre'nin ve Webo'nun oynaması ilginç değildi. Ancak aylardır maça çıkmayan Ziegler'in ilk onbirde çıkması büyük sürprizdi. Ona dair ilk gözlemim kilo almış olduğu! Maçın ikinci yarısı oyundan düştü. İlk yarıda da sık sık koordinasyon sıkıntılarıyla sırıttı! Hızlı Grosicki karşısında, kilo fazlası olan, maç eksiği olan Zigler ile başlamak kumar gibi görünüyordu.

Yandaki dizilişle sahaya yayılmaya çalışan Fenerbahçe rakibi, fizikli Webo'dan başlayarak takım halinde rakibi presle bozmak ve ileride topu tutarak,forvet özellikli 3 futbolcusuyla vurmaktı. Arkadan gelecek Cristian ve Emre'nin de katılımıyla iyi bir fikire benziyordu. Rakip kaleye yakın oynamak, sonuç veriyordu. Bunu Gaziantep maçında gören ve kabul eden Aykut Kocaman şansını denemek istemişti. Tabii bu durumda daha önde yerleşmeleri gereken Egemen-Bekir ikilisinin performansları kritikti. 

         Sivasspor ise, klasik 4-2-3-1 dizilişiyle sahadaydı.Sağdan Kamil Grosicki, soldan Aatif Chahechoue, ortadan Erman Kılıç ve en öndeki Michael Eneramo ile oyuna başladı. Seri kanat oyuncularıyla hızlı çıkmaya çalışacaklar,Eneramo da güçlü fiziğiyle top tutacaktı. 

         Ben 11'leri gördükten sonra, maçı Fenerbahçe'nin 3-0 ,3-1 gibi net bir skorla kazanacağını düşündüm. Düşüncemin sebebi de bu senenin en coşkulu tribünlerinin statta olması, Emre'nin katacağı dinamizm ve futbol aklı, Webo'nun büyük hücum sertliğini büyük ölçüde artıracak olmasıydı. Sivasspor'un da deplasman başarısızlığı söz konusuydu
. 
        
         Maç başlar başlamaz, Fenerbahçe tüm gücüyle Sivas'ın üzerine gitmeye başladı. Moussa Sow , sol açık gibi başlasa da fazlaca içeriye giriyor ve Ziegler'e sıkıntı yaratacak gibi görünüyordu.

         Fenerbahçe daha ziyade sağdan hücum ettiği ilk dakikalarda, topu ya içeriye aktaramadı, ya da Webo ve Sow iyi pozisyon alamadılar. İlk maçına çıkan Emre ve Meireles umulan dinamizmi kazandırmazken, baskı kurulan zamanlarda da ceza alanına koşu da yapmadılar.

         Sivasspor ilk 5 dakikada şuursuz Fenerbahçe baskısı varken, uzun oynadıkları topları Eneramo ile tehlikeli olmayı deniyordu. Bekir ve Egemen'i ilk dakikadan itibaren hırpalayan Eneramo, uzun topları tutacak gibi görünüyor, ama Fenerbahçe baskısıyla fazlasıyla geride kalan Sivasspor ileride çoğalamayacaktı..

         Fenerbahçe önde yaptığı güçlü baskının vermesini bekleneceği oranda, pozisyon fazlalığı yakalayamıyordu
.  Dirk Kuyt da haftalardır olduğu gibi etkisiz bir performans sergiliyordu.

         Sivasspor'un maçta kaleye gönderdiği ilk şut gol oldu. Sol çaprazda topla buluşan Eneramo'ya eskort eden Bekir topa vurdururken, Volkan yine yenmeyecek bir açıdan yenmeyecek bir gol yiyerek,formsuzluğunun sürdüğünü göstermiş oldu.(1+0)

         Aykut Hoca'nın maç sonu Türkiye'nin en iyi kalecisi olduğunu söylediği, Volkan konusunda hocayla hemfikirim. Ancak defalarca söylediğim gibi kötü durumda ve şu an oynadığı oyun, Fenerbahçe'deki diğer 2 kalecinin de verebileceğinin oldukça altında!

        Golden sonra Fenerbahçe, taraftarın da coşkuyla süren desteğiyle birlikte, baskıya devam etti. Sow'un düşürülmesi sonrası kazanılan penaltıda, Kuyt üst direğe nişanladı. Ben Kuyt topun başına geçince şaşırdım, atamaz dedim atamadı.  'Takımdaki penaltıcı Kuyt olarak mı belirlenmiş?' 'Yoksa Alex sonrası yeni penaltıcı belirlenmedi ve Kuyt kendi kendine mi topun başına geçti?' diye merak içerisindeyim. Ben kendi adıma Kuyt'ın Fenerbahçe'nin ilk beş penaltcısından biri olamayacağını düşünüyorum. Her ne kadar Liverpool'da Steven Gerrard olmadığında penaltıları Kuyt atıyordu dense de.

        Genel olarak Fenerbahçe'nin duran toplarda sorun yaşayacağı apaçık ortadaydı. 
Penaltıcı, frikikçi, korner atan etkili bir ayak yok Fenerbahçe'de! İlk yarı bir sürü korner kazanıldı, ama bu kornerleri kullanan Emre Belözoğlu'nun bunu pek de iyi yaptığı söyleyemeyiz. 

        Fenerbahçe'nin yine bu duran toplarda etkili olacak bir de savunma oyuncusuna ihtiyacı olduğu açık. Lugano sonrası duran toplarda rakip kalede etkili bir defans oyuncusu takıma kazandırılmadı. Egemen zaman zaman topa vursa da , genelde topu havaya dikiyor. Aslına bakarsanız sadece gol anlamında da değil, Fenerbahçe'nin her hangi bir özelliğinin fazla öne çıkmasıyla, fark yaratan tek bir stoperi yok.
    
        İkinci yarıya Fenerbahçe ilk yarıda başladığı gibi başladı, Meireles biraz daha geride bırakıp, kalanlarla yükleniyor ve ortalar, taçlar, uzun paslar ile rakibini sarsıyordu. Yine kenardan gelen Ziegler ortasına kafayı vuran Webo durumu eşitledi. Golde, rakip ceza alanında 3 Fenerbahçeli vardı: Kuyt, Sow ve Webo. Bu üçlünün dışında, kaleye en yakın adam 30 metre civarından ortayı yapan Ziegler idi. Yani seken topu yine bir Sivasspor oyuncusu olacaktı. Bu orta sahanın pozisyon alma sıkıntıları net gösteriyordu . Sayısız kornerden hiç bir sonuç çıkmaması alarm niteliğinde. 

         Maçın devamında müthiş eforlu oynayan Webo yoruldu ve çıktı. Yerine giren Semih, son maçlardaki oyuna etki eden performansını sergileyemedi. Evet Webo forma buldukça, ciddi katkı verecek bu belli! Ama Semih'in yükselen performansını da durduracağı da kesin gibi..

        Kalan sürede Fenerbahçe baskısı skoru getirmezken, sakatlandığı gerekçesiyle çıkmak isteyen, ama Sercan Yıldırım çıkınca oyunda kalan Eneramo kafayla topu Fenerbahçe ağlarına yolladı. Aynı Eneramo bütün maç Egemen'i ve Bekir'i fiziğiyle ezip geçti. Biraz daha yetenekli ayakları olsa bambaşka bir seviyenin oyuncusu olabilirdi bence.

       Sow'un da henüz sol açıkta Niang performansı sergileyemediğini söylemeliyim. Ceza sahasında buluştuğu hemen her topu kaleye yollayan bu futbolcuyu, yandan forvet olacağı sola atmak da ne kadar mantıklı bilemiyorum.

          Sivasspor'da kaleci Borjan, topu oyuna sokma kabiliyetiyle dikkat çekti! Bir de topu oyuna sokmamak için yaptığı numaralarla. Kadıköy'de kalecilerin topu oyuna sokmamasına sürekli olarak, kart vermeyerek müsaade ediliyor. Sivasspor'un tüm futbolcuları da, alakasız alakasız pozisyonlarda kendilerini yere bırakarak zaman çaldılar. Fifa ve Uefa'nın kesinlikle bu eylemler karşısında bir plan yapması gerekiyor.

         Mehmet Topal ve Hasan Ali'nin maç kadrosunda bile olmamaları bir başka şaşkınlık sebebi. Bugüne kadar genel performansları kesinlikle 18 dışında kalacak düzeyde kötü değildi! Ayrıca sol bek çıktığında, oyuna Caner girmez bunu defalarca söyledik. Sırf bu yüzden bile Hasan Ali kadroda olmalı. Caner bu bölgede, belki paf takımın sol bekinden önce tercih edilebilir, o da belki. 

        Topal'a gelince yine daha önce söylediğimiz gibi, artık stoper rotasyonunda da düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Cristian'dan ziyade Salih, Egemen yerine de Serdar tercih edilmeli. Ziegler de hazır değil, ikinci yarılarda , kupada forma vererek maç temposu kazandırılana kadar, forma Hasan Ali'nin olmalı!
     
       Maç sonu Sefa Kalya'nın grubu ''Çıkmıyoruz'' sloganı sonrasında statta kalarak, Aziz Yıldırım'ı istifaya çağırdı, başka gruplardan da kalanlar oldu. İstenen sonuçlar gelmedikçe, büyüyecek tepkiler bunlar. Bir an önce seri galibiyetler gelmeli, yoksa Fenerbahçe'yi hiç iyi günler beklemiyor gibi!