UA-36062800-1
Maç Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maç Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2013 Pazar

Mersin Deplasmanına Dair

            Aykut Hoca geçen haftaki gibi yeni transferleri ilk onbirde tercih etti. Emre ve oynadığı oyunla kendini gösteren Webo hakkındaki kararını normal bulmuş. Fit durumda olmadığı açık olan, aylardır maça çıkmayan Ziegler'i Hasan Ali'ye tercih etmesini ise burada eleştirmiştik.


            Geçen hafta eleştirilerimin bir diğer sebebi de transferler öncesinde, ilk onbirde oynayan Mehmet Topal ve Hasan Ali'nin 18'de daha olmamalarını anlamsız buluşumdu. Mehmet Topal bu hafta 18'de kendine yer bulurken Hasan Ali yine 18'de yoktu. Bunun bir açıklaması olmalı herhangi bir dsiplin sıkıntısı mı çıkardı, nedir yani mevzu? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Ziegler'in şu andaki form durumu, Hasan Ali'nin son dönem form durumunun katiyen üzerinde değil.. Yine de Fenerbahçe kulübesindeki fotoğraflara baktığımızda, kulübenin çok daha iyi göründüğünü söylemek gerek.


            Aynı şekilde haftalardır formsuzluklarıyla ön plana çıkan, Dirk Kuyt ve Cristian Baroni yine onbirdeydi.  Hocanın Kuyt'a olan güveni Rıdvan Dilmen'in anlattıklarıyla bildiğimiz bir durum  Ancak Baroni'nin kötü oynadığı maçlardan sonra da hep onbirde başlamasını kimse gibi ben de anlamlandıramıyorum.

            Bir ihtimal idmanlarda çok iyi çalışıyor olmaları. Bu konuda Kuyt güvenilir bir isim gibi görünürken, Cristian pek öyle durmuyor dışardan. Buna değinmemin sebebi de, hocanın antrenman performanslarına verdiği önemin bilinen bir şey olması.

Emre,Moussa Sow,Pierre Webo
            Maça Sow önceki maçtaki gibi solda başlarken, geçen haftanın etkilisi Webo yine ön alanda etkili oynadı. Fenerbahçe geçen haftaki gibi, maç başlangıcıyla beraber, oyunu büyük oranda rakip kaleye yığdı. Hem son paslardaki sorunlar, hem beceriksizlik, hem de rakip kalecinin başarısı erken bir golü önledi. Sow'un yüzde yüzlük pozisyonunu kurtaran kaleci, Emre'nin harika şutunu da iyi çıkardı. Diğer pek çok pozisyonda da doğru pozisyon alışıyla dikkat çekti.

            Gökhan ve Ziegler'in kanat etkinliklerindeki noksanlığın da, üretkenliğin çok büyük olmamasında ciddi etkisi olduğunu söylemek gerek. Gökhan'ın formsuzluğuna da iyice alışmaya başladım. Yine de eskisine oranla çok daha fazla pozisyona giriliyor. Webo sol tarafta oynatılması eleştirilen Sow'a iyi kulvar açıyor. Kendi de pozisyona girdiği gibi, iyi takiple attığı kafa golüyle, Fenerbahçe'nin soyunma odasına önde girmesini de sağlamış oldu.

Mert Nobre
          Mersin de Fenerbahçe'nin etkili oynadığı ilk yarıda iki ciddi pozisyona girerken, bilhassa Mert Nobre'nin rövaşatası fenaydı. Kaleyi sıyıran topun girmemesi, Fenerbahçe adına şans anıydı. Ayrıca  Nobre'nin de hiç değişmeyen mücadelesiyle, her zamanki gibi parmak ısırttığını söyleyeyim. Kendisi hiç şüphesiz bir 'Modern Çağ Gladyatörü' .

           Bulak'ın Mersin'i futbolu çirkinleştirmeden kendi futbolunu oynamaya çalışıyor. Ters ayaklı Culio'yu formsuz Ziegler'in karşına koyarak, Fenerbahçe'nin solundan etkili olmak istedi ama Culio bugün ruh gibiydi.




          Fenerbahçe ikinci yarıya tel tel dökülen Cristian'ı soyunma odasında bırakıp, saf kanat oyuncusu Caner'i oyuna alarak başladı. Bu değişiklik Emre ve Meireles'e dinamizm desteği anlamında ilaç olurken, Sow'u da forvet arkasına yerleştiriyordu. Sow'un o bölgede pas kalitesi katacağından şüpheliyim elbette. Ama Webo'nun açtığı kulvara harika koşular yapailir gibi göründü. Zaman zaman oyun içinde denenecek bir opsiyon olacak gibi sanki.

         70'e kadar iyi kötü idare eden Fenerbahçe'de , üst üste yaptığı top kayıplarıyla Aykut Kocaman'ın da bir yere kadar dayanabildiği Kuyt, yerini Mehmet Topal'a bıraktı. Ben olsam Mehmet Topuz'u alırdım. Hoca Topal'ı alıp, Culio'nun yerine giren Lawal'ın enerjisi ve Meireles'in yorulmasıyla düşmeye başlayan orta sahayı geri almak istedi. Bu sırada Sow'u da maçtaki 3. yeri olan sağ tarafa yolladı. Sow'un diğer bölgelerde oynadığında daha fazla pozisyona girdiğini gözlemledim. Ancak çok gezdiği için gol bölgesinde yeterince güçlü olamıyor. Bir süre sonra enerjsini o bölgenin gereklerine uygun bir biçimde yayabileceğine inanıyorum.


         Mehmet Topal Fenerbahçe'ye orta sahayı geri kazandıran performansı sergileyemezken, Nobre'nin çıkışıyla Mersin de yakaladığı oyun üstünlüğünü pozisyona çeviremedi. Topal muhtemelen bu 2 haftalık yedeklik periyodundan olumsuz etkilenmiş ki, ikiye bir pozisyonda bomboş arkadaşına vermek yerine, normalde hiç yapmadığı şekilde çalımla kaleye gitmeyi denedi.
Raul Meireles

         Son dönemdeki düzenli puan kayıplarından sonra, bu galibiyet özellikle deplasmanda alınışıyla da çok değerli. Bu zamandan sonra, iç-dış her sahada kazanmayı sürdürmesi gereken Fenerbahçe, üst üste ciddi deplasman maçlarına çıkacak. Bu son iki maçtaki daha fazla ön alanda oynanan futbol, öncekinden çok daha umut verici. Futbolumuzun yumuşak karnı defanslarımız olduğuna göre, en mantıklısı maçı rakibin zayıf olduğu bölümde oynamak olacak!..

         Meireles'in 89uncu dakikada, alakasız bir pozisyonda yaptığı faulle aldığı sarı kart anlamsızdı. Sarı kart sonrası itiraz etmesi de öyle. Trabzon'da takımı yanlız bırakmasına neden olacak bu hareketi neden yapar anlamak mümkün değil!




         

         
Emre&Raul Meireles
Mehmet Topal
           


   Bu güzel fotoğrafları TRTSpor'dan aldım      

21 Ocak 2013 Pazartesi

Formanın Hakkını Veren Moussa Sow

           Fenerbahçe formasıyla ilk kez 11 kişilik kadroda bir lig mücadelesine çıkan Salih, ligin ilk yarısında 9. haftada Medical Park Antalyaspor, 17. haftada da Kardemir Karabükspor maçlarında ikinci yarılarda oynama fırsatı bulmuştu. 

           Teknik direktör Aykut Kocaman, eksiklerin çokluğunda genç futbolculardan Beykan Şimşek'e de 18 kişilik kadroda yedekler arasında yer verdi. 

           Fenerbahçe'de cezalı Meireles ile sarı-kart cezalıları Bekir İrtegün ve Hasan Ali Kaldırım karşılaşmada forma giyemedi. 


          
    Ziraat Türkiye Kupası'nda 1461 Trabzon ve Bursaspor maçlarında ortaya koyduğu performansla beğeni toplayan Salih Uçan, Sanica Boru Elazığspor karşısında son iki kupa maçında olduğu gibi Aykut Kocaman'ın ilk 11'deki tercihlerinden birisi oldu. 


    Afrika Uluslar Kupası için Milli Takıma giden Yobo'nun yanı sıra, geçirdiği gribal enfeksiyonun ardından dün takımla çalışan Stoch, 18 kişilik kadroda yoktu,gözler de aramadı hani. 

    Aykut Kocaman, Meireles'in yokluğunu orta alanda Mehmet Topal'ın yanında Salih Uçan ile doldururken, sol bekte Hasan Ali'nin yerinde Caner Erkin görev yaptı. 

    Bekir ve Yobo'nun yokluğunda ise Fenerbahçe savunmasının ortasında Serdar Kesimal-Egemen Korkmaz ikilisi görev aldı. 

         Teknik direktör Kocaman, Krasic'i orta alanın sağında, Kuyt'ı ise solunda oynattı. Sakatlığı bulunan Sezer Öztürk de maç kadrosunda bulunmadı. Sezer bir kaç maç sonradan girdiği oyunda etkili olmuştu
. Ancak ligin ilk yarısının son maçında, Karabükspor karşısında rezalet oynayanlardan biriydi. O gün bugündür de sakat zaten..

         Hakem üçlüsü bilhassa ilk yarıda, takdir haklarını Elazığ lehine kullanırken, sarı kart vermesi gereken 3-4 pozisyonu atlıyor, sağdan bomboş giden Krasic'in kritik pozisyonu anlamsız bir şekilde taç kararıyla kesiyordu

         Maça tempodan yoksun başlayan, dahası birşey yapmak gibi bir derdi de olmayan Fenerbahçe'de, ilk yarıda sol bekte oynayan Caner'in taşıdığı toplar, Salih'in her pozisyonda sorumluluk alan oyuncu olarak ön plana çıkması dışında ilk yarıda tek olumlu şey yoktu..

    Volkan Demirel'in ikinci omuzu da çıktıktan sonra; ameliyat olmayıp, tedaviyle oynamaya devam etmesi doğru bir karar değil bu artık çok net.. Bildiğimiz-alışkın olduğumuz Volkan, dün kaleye gelen iki topta da topun kaleye girmesine engel olur, muhtemelen ikinci yarıya takımını beraberlikle başlatırdı.. Oysa kaleye gelen iki şutu da engelleyemedi. İlk golde topa kafayla çıkan Volkan, ikinci golde (her ne kadar boş pozisyonda vurulsa da ) yayın üzerinde havadaki topa yapılan ayak içi vuruşu çıkaramadı. Yumuşak gelen topu çıkaramadığına göre atlayamıyor, atlayamayan kaleci olur mu? Ben kendi adıma ameliyat için zorlanmasının, kalede Mert Günok'un forma giymesi gerektiğini düşünüyorum. Yedek kaleci olarak Serkan Kırıntılı son derece yeterli bir kaleci.. 
          
       Volkan Demirel bence ameliyat sonrası kaleye tekrar geçememekten korktuğu için oynuyor. Tıpkı Engin İpekoğlu'nun sakatlığıyla kaleyi Rüştü'nün kapışı, Rüştü'nün sakatlığıyla da kaleyi kendisinin kapışı bir an olsun aklından çıkmıyor. Ve Mert Günok, Volkan da dahil belki de bu kaleciler içerisindeki en potansiyellisi..

     
      Hasan Ali'nin yokluğunda, sol bekte oynayan Caner, o bölgede pozisyon almayı bilmediği için başarılı olamadığını defalarca göstermişti. Üstelik Caner sol bek oynadığında; ön taraftaki istekli, rakibi zorlayan futbolundan da mahrum kalıyor Fenerbahçe.. Dün önünde oynayan Kuyt, ona ne savunma ne hücum anlamında, destek veremedi.. Kuyt'ta da ağır bir form düşüşü var zaten. Sanki Hasan Ali alternatifi olarak takımda bulunan Özgür  Çek gönderilmeyebilirdi. Evet o da sol bek oynama alışkanlığı çok yüksek bir oyuncu değil, ama Caner önde Kuyt'tan çok daha iyi oynuyor. Bundan sonra böyle bir eksiklik durumunda,  bir çok maçta sol bek oynamışlığı da olan Egemen Korkmaz, orada değerlendirilmeli bence! 

        İlk yarıda bu denli kötü oynayan Fenerbahçe,buna rağmen Sow'un kontrol edemediği iki pozisyonda goller bulabilir, soyunma odasına bu oyunla bile farklı bir skorla gidebilirdi. Cristian Baroni de ilk yarıda yine sıkça yaptığı gibi Maldonado görünümlü haliyle(Mehmet Demirkol'un benzetmesi) sahadaydı..
       İkinci yarısına Fenerbahçe hızlı başladı ancak karşılaşmanın 55. dakikasında Gökhan Gönül ile Marvin'in ikili mücadelesinde Gökhan yerde kaldı. Yerden kalkan Gökhan ile Marvin arasında itişmeler oldu. Bu itişmelerden sonra araya diğer oyuncular girerek iki oyuncuyu ayırdı.  Hakem İlker Meral iki oyuncuyu yanına çağırdı ve her ikisine birden kırmızı kart göstererek oyun dışına attı.
     Kırmızı kartlar Fenerbahçe'den çok Sanica Boru Elazığspor'u etkiledi  diyebilirim rahatlıkla.. Uzun zamandır bizi yaptığı driplinglerinden, rakip kanadı çıkarmayan baskılı koşularından mahrum bırakan Gökhan Gönül, Bursaspor maçında eski günlerinden esintiler sunarak Fenerbahçelileri umutlandırmıştı.. Ancak dün onunla birlikte atılan Zeegelar karşısında oldukça zorlanıyordu.. Hatta Zeegelar'ın bariz üstünlüğü vardı Gökhan Gönül karşısında.. Asıl mevkisi neresi emin değilim ancak, sene başında Zeegelaar sol bek oynuyordu. Yılmaz Vural ise onu sol öne koyarak, arkasına yetenek fakiri ancak mücadeleci bir oyuncu olan Orhan Ok'ı koymuş. İyi de sonuç aldığını söylemek mümkün!
       Sanica Boru Elazığspor kalecisi İvesa, ikinci yarının başından itibaren, hiç bir topu gereken zamanda oyuna sokmazken, İlker Meral kart vermek için onlarca kez bekledi önce.. Sarı kartını vermek için bu kadar sabreden İlker Meral, sarı kartı verdikten sonra da bu tavrını sürdüren İvesa'yı elbette ki atmadı. Kuralları uygulamayan hakemler yüzünden, kalecilerin topu oyuna sokmamakta direnmesi geleneksel bir hal aldı. Bu kural ya kaldırılmalı ya da uygulanmalı! Tribünleri gereksiz yere germenin ne anlamı var? İlk sarı kartı zamanında verirsen, hem tribünler gerilmez, hem de kaleciler bunu bütün maç sürdüremezler!
     Son birkaç maçta kıpırdanmaya başlayan Semih Şentürk, ikinci yarı girdiği oyuna zeka ve skora itiraz eden bir görüntü kattı. Hala çok iyi durumda olduğunu söylemek zor da olsa; orta sahaya yaklaşarak, top alış verişi ve oyunu açışıyla maç ivmesinin Fenerbahçe lehine dönmesinde en etkili oyunculardan biriydi. Semih'in dahil olmadığı pozisyonlar ise hep doldur boşalta dönüşüyordu.  
    İkinci yarıda ilk yarıdaki Maldonado görüntüsünden biraz sıyrılan Cristian Baroni, sahada her şeyi yapmaya çalışan tek adam olan Moussa Sow, oyuna ciddi dinamizm kazandıran Mehmet Topuz ve kendini aşan Mehmet Topal Fenerbahçe adına önemli isimlerdi.. Sow'un ilk fırsatını bulduğu anda denediği rövaşata vuruşu, bu gollerine alışan Fenerbahçelileri heyecanlandırırken, kalenin hemen yanından dışarı gitmesi talihsizlikti. 
    Orhan Ak ve kaleci İvesa'nın bir anlık şaşkınlığından faydalandığında, topu ağlara yollayan Sow, tribünlerden '' Formanın Hakkını Veren Moussa Sow'' tezahüratıyla da haklı desteğini aldı. Bu tepki de son dönemde kötü oyunları karşısında, yönetime - hocaya yönlenen baskının doğru istikamete yönlenmesi bakımından ciddi ciddi önemliydi.. Mehmet Topal'ın kafa vuruşuyla son bölümde eşitliği yakalayan Fenerbahçe, yine aynı futbolcunun bir ciddi kafa vuruşundan da sonuç çıkaramazken, maçı kazanmak için birçok daha ciddi pozisyon yakalasa da, galibiyet golünü bulamadı. Fenerbahçe adına bir diğer ciddi sorun da duran topların etkin kullanılamaması olarak görünüyor. Onlarca korner kullanan, 2-3 tane cepheden frikik kazanan Fenerbahçe; duran top kullanan oyuncu eksikliğini de bir şekilde gidermeli. Sağ taraftan kullanılacak korner için, hemen her seferinde sol bek oynayan Caner 75 metre koşup korner atmaya gitmek zorunda kalıyor tam komedi!
        
       Defansının üç oyuncusu Orhan Ak-Sedat-Bilica olan bir takımı yenemiyorsan, dahası el bombası gibi olan bu futbolcuların, hiç birinin zorlanmadan maçı tamamlaması, hiçbirinin oyundan atılmaması futbol falan oynanmadığının ispatı niteliğinde.