UA-36062800-1
Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2013 Pazartesi

Formanın Hakkını Veren Moussa Sow

           Fenerbahçe formasıyla ilk kez 11 kişilik kadroda bir lig mücadelesine çıkan Salih, ligin ilk yarısında 9. haftada Medical Park Antalyaspor, 17. haftada da Kardemir Karabükspor maçlarında ikinci yarılarda oynama fırsatı bulmuştu. 

           Teknik direktör Aykut Kocaman, eksiklerin çokluğunda genç futbolculardan Beykan Şimşek'e de 18 kişilik kadroda yedekler arasında yer verdi. 

           Fenerbahçe'de cezalı Meireles ile sarı-kart cezalıları Bekir İrtegün ve Hasan Ali Kaldırım karşılaşmada forma giyemedi. 


          
    Ziraat Türkiye Kupası'nda 1461 Trabzon ve Bursaspor maçlarında ortaya koyduğu performansla beğeni toplayan Salih Uçan, Sanica Boru Elazığspor karşısında son iki kupa maçında olduğu gibi Aykut Kocaman'ın ilk 11'deki tercihlerinden birisi oldu. 


    Afrika Uluslar Kupası için Milli Takıma giden Yobo'nun yanı sıra, geçirdiği gribal enfeksiyonun ardından dün takımla çalışan Stoch, 18 kişilik kadroda yoktu,gözler de aramadı hani. 

    Aykut Kocaman, Meireles'in yokluğunu orta alanda Mehmet Topal'ın yanında Salih Uçan ile doldururken, sol bekte Hasan Ali'nin yerinde Caner Erkin görev yaptı. 

    Bekir ve Yobo'nun yokluğunda ise Fenerbahçe savunmasının ortasında Serdar Kesimal-Egemen Korkmaz ikilisi görev aldı. 

         Teknik direktör Kocaman, Krasic'i orta alanın sağında, Kuyt'ı ise solunda oynattı. Sakatlığı bulunan Sezer Öztürk de maç kadrosunda bulunmadı. Sezer bir kaç maç sonradan girdiği oyunda etkili olmuştu
. Ancak ligin ilk yarısının son maçında, Karabükspor karşısında rezalet oynayanlardan biriydi. O gün bugündür de sakat zaten..

         Hakem üçlüsü bilhassa ilk yarıda, takdir haklarını Elazığ lehine kullanırken, sarı kart vermesi gereken 3-4 pozisyonu atlıyor, sağdan bomboş giden Krasic'in kritik pozisyonu anlamsız bir şekilde taç kararıyla kesiyordu

         Maça tempodan yoksun başlayan, dahası birşey yapmak gibi bir derdi de olmayan Fenerbahçe'de, ilk yarıda sol bekte oynayan Caner'in taşıdığı toplar, Salih'in her pozisyonda sorumluluk alan oyuncu olarak ön plana çıkması dışında ilk yarıda tek olumlu şey yoktu..

    Volkan Demirel'in ikinci omuzu da çıktıktan sonra; ameliyat olmayıp, tedaviyle oynamaya devam etmesi doğru bir karar değil bu artık çok net.. Bildiğimiz-alışkın olduğumuz Volkan, dün kaleye gelen iki topta da topun kaleye girmesine engel olur, muhtemelen ikinci yarıya takımını beraberlikle başlatırdı.. Oysa kaleye gelen iki şutu da engelleyemedi. İlk golde topa kafayla çıkan Volkan, ikinci golde (her ne kadar boş pozisyonda vurulsa da ) yayın üzerinde havadaki topa yapılan ayak içi vuruşu çıkaramadı. Yumuşak gelen topu çıkaramadığına göre atlayamıyor, atlayamayan kaleci olur mu? Ben kendi adıma ameliyat için zorlanmasının, kalede Mert Günok'un forma giymesi gerektiğini düşünüyorum. Yedek kaleci olarak Serkan Kırıntılı son derece yeterli bir kaleci.. 
          
       Volkan Demirel bence ameliyat sonrası kaleye tekrar geçememekten korktuğu için oynuyor. Tıpkı Engin İpekoğlu'nun sakatlığıyla kaleyi Rüştü'nün kapışı, Rüştü'nün sakatlığıyla da kaleyi kendisinin kapışı bir an olsun aklından çıkmıyor. Ve Mert Günok, Volkan da dahil belki de bu kaleciler içerisindeki en potansiyellisi..

     
      Hasan Ali'nin yokluğunda, sol bekte oynayan Caner, o bölgede pozisyon almayı bilmediği için başarılı olamadığını defalarca göstermişti. Üstelik Caner sol bek oynadığında; ön taraftaki istekli, rakibi zorlayan futbolundan da mahrum kalıyor Fenerbahçe.. Dün önünde oynayan Kuyt, ona ne savunma ne hücum anlamında, destek veremedi.. Kuyt'ta da ağır bir form düşüşü var zaten. Sanki Hasan Ali alternatifi olarak takımda bulunan Özgür  Çek gönderilmeyebilirdi. Evet o da sol bek oynama alışkanlığı çok yüksek bir oyuncu değil, ama Caner önde Kuyt'tan çok daha iyi oynuyor. Bundan sonra böyle bir eksiklik durumunda,  bir çok maçta sol bek oynamışlığı da olan Egemen Korkmaz, orada değerlendirilmeli bence! 

        İlk yarıda bu denli kötü oynayan Fenerbahçe,buna rağmen Sow'un kontrol edemediği iki pozisyonda goller bulabilir, soyunma odasına bu oyunla bile farklı bir skorla gidebilirdi. Cristian Baroni de ilk yarıda yine sıkça yaptığı gibi Maldonado görünümlü haliyle(Mehmet Demirkol'un benzetmesi) sahadaydı..
       İkinci yarısına Fenerbahçe hızlı başladı ancak karşılaşmanın 55. dakikasında Gökhan Gönül ile Marvin'in ikili mücadelesinde Gökhan yerde kaldı. Yerden kalkan Gökhan ile Marvin arasında itişmeler oldu. Bu itişmelerden sonra araya diğer oyuncular girerek iki oyuncuyu ayırdı.  Hakem İlker Meral iki oyuncuyu yanına çağırdı ve her ikisine birden kırmızı kart göstererek oyun dışına attı.
     Kırmızı kartlar Fenerbahçe'den çok Sanica Boru Elazığspor'u etkiledi  diyebilirim rahatlıkla.. Uzun zamandır bizi yaptığı driplinglerinden, rakip kanadı çıkarmayan baskılı koşularından mahrum bırakan Gökhan Gönül, Bursaspor maçında eski günlerinden esintiler sunarak Fenerbahçelileri umutlandırmıştı.. Ancak dün onunla birlikte atılan Zeegelar karşısında oldukça zorlanıyordu.. Hatta Zeegelar'ın bariz üstünlüğü vardı Gökhan Gönül karşısında.. Asıl mevkisi neresi emin değilim ancak, sene başında Zeegelaar sol bek oynuyordu. Yılmaz Vural ise onu sol öne koyarak, arkasına yetenek fakiri ancak mücadeleci bir oyuncu olan Orhan Ok'ı koymuş. İyi de sonuç aldığını söylemek mümkün!
       Sanica Boru Elazığspor kalecisi İvesa, ikinci yarının başından itibaren, hiç bir topu gereken zamanda oyuna sokmazken, İlker Meral kart vermek için onlarca kez bekledi önce.. Sarı kartını vermek için bu kadar sabreden İlker Meral, sarı kartı verdikten sonra da bu tavrını sürdüren İvesa'yı elbette ki atmadı. Kuralları uygulamayan hakemler yüzünden, kalecilerin topu oyuna sokmamakta direnmesi geleneksel bir hal aldı. Bu kural ya kaldırılmalı ya da uygulanmalı! Tribünleri gereksiz yere germenin ne anlamı var? İlk sarı kartı zamanında verirsen, hem tribünler gerilmez, hem de kaleciler bunu bütün maç sürdüremezler!
     Son birkaç maçta kıpırdanmaya başlayan Semih Şentürk, ikinci yarı girdiği oyuna zeka ve skora itiraz eden bir görüntü kattı. Hala çok iyi durumda olduğunu söylemek zor da olsa; orta sahaya yaklaşarak, top alış verişi ve oyunu açışıyla maç ivmesinin Fenerbahçe lehine dönmesinde en etkili oyunculardan biriydi. Semih'in dahil olmadığı pozisyonlar ise hep doldur boşalta dönüşüyordu.  
    İkinci yarıda ilk yarıdaki Maldonado görüntüsünden biraz sıyrılan Cristian Baroni, sahada her şeyi yapmaya çalışan tek adam olan Moussa Sow, oyuna ciddi dinamizm kazandıran Mehmet Topuz ve kendini aşan Mehmet Topal Fenerbahçe adına önemli isimlerdi.. Sow'un ilk fırsatını bulduğu anda denediği rövaşata vuruşu, bu gollerine alışan Fenerbahçelileri heyecanlandırırken, kalenin hemen yanından dışarı gitmesi talihsizlikti. 
    Orhan Ak ve kaleci İvesa'nın bir anlık şaşkınlığından faydalandığında, topu ağlara yollayan Sow, tribünlerden '' Formanın Hakkını Veren Moussa Sow'' tezahüratıyla da haklı desteğini aldı. Bu tepki de son dönemde kötü oyunları karşısında, yönetime - hocaya yönlenen baskının doğru istikamete yönlenmesi bakımından ciddi ciddi önemliydi.. Mehmet Topal'ın kafa vuruşuyla son bölümde eşitliği yakalayan Fenerbahçe, yine aynı futbolcunun bir ciddi kafa vuruşundan da sonuç çıkaramazken, maçı kazanmak için birçok daha ciddi pozisyon yakalasa da, galibiyet golünü bulamadı. Fenerbahçe adına bir diğer ciddi sorun da duran topların etkin kullanılamaması olarak görünüyor. Onlarca korner kullanan, 2-3 tane cepheden frikik kazanan Fenerbahçe; duran top kullanan oyuncu eksikliğini de bir şekilde gidermeli. Sağ taraftan kullanılacak korner için, hemen her seferinde sol bek oynayan Caner 75 metre koşup korner atmaya gitmek zorunda kalıyor tam komedi!
        
       Defansının üç oyuncusu Orhan Ak-Sedat-Bilica olan bir takımı yenemiyorsan, dahası el bombası gibi olan bu futbolcuların, hiç birinin zorlanmadan maçı tamamlaması, hiçbirinin oyundan atılmaması futbol falan oynanmadığının ispatı niteliğinde. 

24 Kasım 2012 Cumartesi

Gökhan Gönül & Dirk Kuyt'la Gangnam Style

              Dünyayı sarsan Gangnam Style manyaklığı Fenerbahçe'ye de sıçramış. Marsilya maçından sonra, takım otobüsünden çekilmiş görüntülerde, Gökhan Gönül ve Dirk Kuyt bu dansı yapıp oldukça eğleniyorlar. Diğerlerinin de ağzı kulaklarında..Bu tip birlikte eğlenceler takım için olumlu işaretlerdir, sonrası için de pozitif etkiler yapacaktır. Ben bu şarkının müziğini de dansını da pek sevmedim ama biraz daha maruz kalırsam, yapmaya da başlayabilirim, O derece tuhaf bir şekilde takılıyor insanın ağzına! 

             Gökhan Gönül ve Dirk Kuyt ile Gangnam Style'ı aşağıda izleyebilirsiniz


8 Ekim 2012 Pazartesi

Fenerbahçe İyi Gidiyor


     
     Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren golleri 13. dakikada Moussa Sow, 40 ve 59. dakikada Gökhan Gönül kaydetti. Mönchengladbach maçının 11'inden tek oyuncu farklıydı, o da dizindeki şişlik nedeniyle o maçta forma giyen Bekir'den formasını alan Yobo'ydu.
     Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba, Fenerbahçe derbisinde, geçen haftaki Sivasspor maçının kadrosundan 1 değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü. Sivasspor maçında oynayan Holosko'nun yerine Tomas Sivok'u oynattı.
     
      Öte yandan Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba, bu sezon tüm lig maçlarında savunmanın solunda görev verdiği Uğur Boral'ı solaçıkta oynatırken, sol beke  de daha önce stoper oynayan Julien Escude'yi koydu. Bu da sezon başından beri dikkat çeken sol kanat sorununa, bir türlü çözüm bulamayan Samet Aybaba'nın Gökhan Gönül'ün kanadını tıkamak istediğini gösteriyordu. Uğur Boral'ı da Fenerbahçe karşısında Beşiktaş formasıyla Kadıköyde görmek içimde burukluk yarattı. Hep sevmişimdir Uğur'u..
     Maçtan önce sosyal medyada, Alex bahane edilerek Aykut Hoca ve Aziz Yıldırım'a karşı tepki oluşturma çabaları vardı. Hatta organize olan bu gruplardan biri maçtan önce Alex maskeleri dağıtmışlar, fakat maskeler içeri sokulmamış. Medya zaten Fenerbahçe'nin kaoslarından beslendiği, kaos olmadığında da kendi kendilerine Fenerbahçe'de kaos yaratmaya çalışmaktan başka bir şey yapılmayan, futbolun hemen hemen konuşulmadığı bir platform halini aldığından, Fenerbahçe'nin bugün de kazanması çok önemliydi. Futbolcuların bir önceki maçta ortaya koydukları mücadele azmi ve yardımlaşmalı oyunun sürüp sürmeyeceği büyük bir soru işaretiydi. Bu süreçte sırf yönetime karşı olduğundan, Alex krizinde, tepki koymaları muhtemeldi. Bu da hem Aykut Hoca'nın moralini bozacak, hem de futbolcuların arkasına saklanabilecekleri bir kriz ortamını diri tutacaktı.
       Bunu maç sonrası açıklamasında: ''Galatasaray'ın mağlubiyetleri gündeme gelmezken,biz yenildiğimizde olay oluyor. Bu da büyüklüğümüzü gösterir.'' diyen Kuyt'ın söylediklerinde de açıkça görebiliriz.
       Maça Fenerbahçe Mönchengladbach maçında olduğu gibi önde basmaya çalışarak başladı. Bu baskıda da elbette baskı yapabilen Sow, Cristian,Meireles,Caner ve Kuyt  5'lisi kritik önem taşıyordu. Top Beşiktaş'tayken genel olarak Mehmet Topal ile zaman zaman da  değişerek Cristian ve Meireles ile Fernandes'e yakın oynadı Fenerbahçe. Bu da Beşiktaş'ın tek yaratıcı oyuncusunu kitlemenin yeteceğini bilen Aykut Hoca'nın kritik hamlesiydi.
      Beşiktaş da Fenerbahçeliler'e yakın oynayarak etkinliklerini azaltmak, kazandıkları topları uzun oynayarak Almeida'yı topla buluşturmayı amaçlıyordu. Beşiktaş'ta Necip ve Veli önde basan Fenerbahçe'nin baskısını kırmak için büyük çaba sarf ediyorlardı.

      Fenerbahçe 13. dakikada Gökhan'ın güzel ortasını harika indiren Caner'in topunu , hepsinden güzel bir rövaşatayla ağlara yollayan Moussa Sow'un golüyle (1-0) öne geçti. Günlerdir Moussa Sow'un sahadaki yanlızlığı yüzünden etkisizliğini, oyuncuların yaklaşmasıyla çözmemiz gerektiğini düşünüyordum. Bu gol beni oldukça sevindirdi.Golden önce topu kapan Meireles'in,topu kaptıktan sonra attığı vücut çalımı da nefisti. Meireles buram buram kalite kokuyor.
    


  Bu golle Beşiktaş adına herşey çok daha zorlaşacaktı, çünkü geriden gelen takım olmak genellikle daha fazla yetenekli oyuncu gerektiren bir şeydir.Golden sonra  19'da sol çaprazdan Uğur'la pozisyon yakaladı Beşiktaş ama Uğur yakın mesafeden topu dışarı yolladı. Uğur hücum anlamında pek iyi bir performans koyamazken, soldan sürekli bindiren Gökhan Gönül'ün kulvarını kapatmak konusunda da oldukça başarısızdı. Gereksiz itirazdan bir de sarı kart görünce, rakip formayla görmekten dolayı yaşadığım üzüntüden tamamen sıyrıldım.

   Beşiktaş ilk yarıda bunun dışında ciddi bir pozisyon bulamazken, Fenerbahçe'de Kuyt'ın da sürekli baskısıyla bunalttığı Beşiktaş'ın sol kanadını koridor eden Gökhan Gönül, 40. dakikada Kuyt'la yaptığı ver-kaç sonrası topa iyi vurarak filelere yolladı. (2-0)İlk yarı bu şekilde sona erdi.
    İlk yarı adına Caner'in takıma dinamizm katmaya devam ettiğini, Cristian'ın temposunun Almanya deplasmanının altında göründüğünü, Kuyt'ın baskısıyla müthiş katkı yaparken, pas trafiğine iyi katkı veremediğini önemli notlar olarak düşebilirim.

    İkinci yarıya Samet Aybaba Escude ile Holosko'yu değiştirerek başladı. Bu değişiklikle sol beke bu kez Uğur Boral kaydırıldı. Beşiktaş'ta bu sezon planlamada bazı sıkıntılar olduğu açık. Televizyonda Julien Escude'nin sol bek oynayamayacağını söyleyen Samet Aybaba neden onu sol bek oynattı? İsmail Köybaşı sakatlandıktan sonra solaçık Uğur Boral'la da bu işin olmayacağı gayet açıkken neden bir sol bek transfer edilmedi,madem transfer olmayacak, o halde Tanju Kayhan neden kadroda düşünülmedi? Tanju Kayhan'ı beğenmiyor olabilirsiniz, o halde Emre Özkan'ı kadroda tutsaydınız. Her türlü sol bek oyuncusu olmayan Uğur ve Escude'den daha başarılı olurlardı. Bunları anlamak mümkün değil..
   
    Beşiktaş'ın orta sahasında koşan ve takıma dirilik anlamında büyük katkı yapan Veli, 52 ve 58. dakikalarda iki tane saçmasapan hareket yapıp,kendisini oyundan attırdı. 


   Atıldığı pozisyonun peşinden kullanılan serbest vuruşta, Cristian Caner'e çıkardı. Caner'in orta-şut karışımı vuruşuna son olarak, günün başarılı oyuncusu Gökhan Gönül vurdu ve skoru 3-0 a taşıdı.Bu arada 2. yarıda sol bekte bir kez daha değişiklik yapan Samet Aybaba bir diğer stoperi Ersan Gülüm'ü de denedi.
  
   
     Beşiktaş'ta yediği goller sonrası bir hayli sinirlenen kaleci Mcgregor'un gollerde yapabileceği bir şey yoktu. 


    Kalan bölümde Fenerbahçe rölantiye alıp, aktif dinlenme halinde oynadı. Son bölümde sakatlıktan çıkan Yobo'nun yerini Bekir, Mehmet Topal'ın yerini Selçuk alırken, Egemen'in bölgesine Mehmet Topal kaydırıldı.Böylece Mehmet Topal'ı mecbur kaldığında stoperde deneyeceğini de göstermiş oldu. Yine son bölümde oyuna giren Krasic'in uzaktan etkili şutu direkten geri geldi.
  Takımın mücadele azmi, bazı futbolcuların formunu yükseltmeye başlaması, Alex'in tatsız ayrılışı üzerine koparılan yaygaranın bir nebze olsun azalması, gelecek adına umut verici gelişmeler..
   Moussa Sow  maçtan sonra ,devre arasinda formasını neden verdiğini soran muhabire;  Attığım şut kafasına çarptı, ben de o kadına devre arasında formamı sana vereceğim dedim , sözümü tuttum'' diye konuştu ve kendisine olan sempatim daha da arttı.


Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Özgür Yankaya, Tarık Ongun, Volkan Narinç 
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Yobo (Dk. 69 Bekir İrtegün), Egemen Korkmaz (Dk. 83 Selçuk Şahin), Hasan Ali Kaldırım, Kuyt, Cristian, Meireles, Mehmet Topal, Caner Erkin, Sow (Dk. 70 Krasic)
Beşiktaş: McGregor, Hilbert, İbrahim Toraman, Sivok, Escude (Dk. 46 Holosko), Olcay Şahan, Necip Uysal (Dk. 65 Hasan Türk), Veli Kavlak, Fernandes, Uğur Boral (Dk. 56 Ersan Adem Gülüm), Almeida
Goller: Dk. 13 Sow, Dk. 40 ve Dk. 59 Gökhan Gönül (Fenerbahçe)
Kırmızı Kart: Dk. 58 Veli Kavlak (Beşiktaş)

Sarı Kartlar: Dk. 21 Uğur Boral, Dk. 58 İbrahim Toraman (Beşiktaş), Dk. 30 Hasan Ali Kaldırım, Dk. 44 Egemen Korkmaz, Dk. 61 Cristian, Dk. 85 Volkan Demirel, Dk. 90 Selçuk Şahin (Fenerbahçe)    
  

Mönchengladbach Zaferi-Alex'siz İlk Maç


   Almanya'ya sıkıntılarla boğuşarak giden,bir haftadır Alex dışında bir şey konuşulmazken, üstüne üstlük Alex üzerinden hem Aykut Kocaman hem de Aziz Yıldırım yoğun bir linç kampanyasına maruz bırakılıyordu.Bu sağlıksız koşullarda futbolcuların Alex sorununun arkasına saklanabileceğinden ve baskının oyuna olumsuz yansıyacağından endişeliydim.Ancak   Fenerbahçe oyuna çok istekli ve yardımlaşmalı başladı. Bu sene belki de ilk defa F.Bahçeli futbolcuları hem de deplasmanda olmalarına rağmen rakibe önde basarak ve istekli şekilde pres yaparak oynarken izledik.

  Alex'in yokluğunda Aykut Kocaman sistemi de değiştirerek,ön bölgede Caner'i sola,Kuyt göbekte, Sow sağ çizgide başladı.
Caner çakılı oynarken Kuyt ile Sow sürekli yer değiştirdiler.
Yani F.Bahçe'de artık sistem 4-3-3 gibi gözüküyor,savunurken de 4-5-1 haline evriliyor.


   Orta sahayı Meireles, Mehmet Topal ve Cristian üçlüsüne veren Aykut Kocaman,bu direnç gücü yüksek, uzaktan şutlar da atabilen adamların yanında, hırslı ve dinamik Caner ile Mr Duracell Dirk Kuyt'ın baskı yapmakta bu 3'lüye eklenmesiyle, Borussia Mönchengladbach'ı daraltıyordu ki, bir duran top sonrasında De Jong'un kafa vuruşuyla beklenmedik anda 1-0 geriye düştü.

  
  İlk golden sonra Fenerbahçe oyunu bozulmadı, aksine daha da arzulu oynamaya başladı takım. 25. dakikada yayın az dışında kazanılan serbest vuruşta, topun başına geçen Cristian Baroni, hemen önüne pas atacakmış gibi yerleştirdiği Caner Erkin'e pası vermedi, harika vuruşunda top ağlara gitti..(1-1)

  Fenerbahçe'de geriden top çıkaramama sorunu yine kritik ataklara dönüşürken,40. dakikada Meireles'in uzaktan mütiş vurarak ağlara yolladığı top Fenerbahçe'yi rahatlattı.(2-1)
  
 71'de Hasan Ali'nin soldan kaçan Caner'e attığı pas, Caner'in tek hamlede ceza alanına yolladığı top ve Kuyt'un bitirişi muazzamdı.(3-1)    
 75'te günün yıldızlarından Caner'le bir gol daha bulan Fenerbahçe,79. dakikada Arango'nun getirdiği topu, şık bir şekilde ağlara yollayan Camargo'nun golüne engel olamadı ve maç (4-2 )Fenerbahçe üstünlüğüyle sona erdi.

  Fenerbahçe adına geriye düştüğünde bozulmamak bugüne dair önemli bir gelişmeydi.Caner 'i Meireles'i,Alex rolünde oynatılan ve geçmiş haftalardaki umarsızlığından sıyrılan Cristian'ı başta olmak üzere takımı beğendim. Tabii maçın kazanılması, başkanın ve hocanın üzerindeki baskıyı bir nebze adına hafifletecek.
   Maça Mönchengladbach'ın genç kalecisi Ter-Stegen'i takip etmeye gelen,Barcelona scout'u  Jordi Cruyf muhtemelen 59 ve 63. dakikalarda iki müthiş top çıkaran Volkan Demirel'i transfer listesine eklemiştir. Caner'i de takip etmeyi bir kenara not etmiştir.

4 Haziran 2012 Pazartesi

Kuyt Gelmiş Hoşgelmiş


  Açıkçası hepimiz için sürpriz sayılabilecek bir gelişme yaşandı.Dirk Kuyt, transferi için Liverpool'a 1 milyon euro ödenerek alındı.Bu denli kariyerli ve kişilikli bir oyuncu için oldukça düşük bir maliyeti olacak.Kendi maaşı düşük olmasa da (yıllık garanti para 2 milyon 850 bin euro, maç başı 17500 euro) vermesi muhtemel katkı için mühim bir maliyet olduğunu söyleyemem.

     Geçen yıl Galatasaray'da olan Elmander etkisinin bir benzerini izleyeceğimiz muhakkak. Elmander ileride öylesine baskı yapıyor ki bana göre birçok arızası bulunan Galatasaray savunmasını, performans olarak oldukça yukarıya taşıyor.Kuyt da inanılmaz yıpratıcı, özverili, en önemlisi de Aykut Kocaman'ın çok önem verdiği taktik dsiplin yönünden çok kuvvetli bir oyuncu.
   
     Muhtemelen yaşlı olduğu iddiasıyla sıkça eleştirilecek Kuyt'un, yılmadan savaşmasını sağlayan o yorulmaz halinden birşey kaybettiğini söylemek oldukça zor.Hollanda'da merkez forvet oynarken, Benitez'in sağ kanat oyuncusuna devşirdiği Kuyt, sağ kanatta da oldukça iyi oynadı ve hala merkez forvet için de oldukça iyi bir alternatif. Bu sezon Fenerbahçe'nin rakiplerinin, sol bek oyuncularının ileriye pek çıkamayacağını söylemek için kahin olmak gerekmiyor.Çıkarmadığı beklerin kanadından da Gökhan Gönül'ün performansı da oldukça artacaktır.Çünkü Kuyt çizgiye inmekten ziyade aldığı topla içeriye giren bir oyuncu ve bu da karşısındaki bekin kanadını bolca boşaltması anlamına gelecek.Boş kalan kulvar da geriden bindirmeye bayılan Gökhan için biçilmiş kaftan olacak.

     Benitez'in Kuyt için söylediklerine bakın. ''Kuyt hem gol atabilen, hem de asist yapabilen ama bundan önemlisi çok çalışan ve bunu sadece takım için yapan bir oyuncu. O, diğer oyuncuların daha iyi oynamasını sağlıyor. Onunla oynayan oyuncular sadece hücumu ve golü düşünebiliyor. Bir takım için bundan güzel bir fedakarlık yolu olamaz.''
     
     Şimdi biz bunları konuşurken elbette ki Aykut Hoca'nın Alex'li sistemle devam edeceğini varsayıyoruz.4-4-1-1 şeklindeki Alex'li dizilişte sağ taraftaki Topuz,daha ziyade ortadaki ikiliyi destekleyerek Alex'li sistemdeki dirençliliği arttırma rolündeydi. Kuyt önde baskı yaparak savunmayı uçtan başlamak anlamında müthiş elbette, ama elbette ki merkez orta saha oyuncusu rolü Mehmet Topuz'un daha iyi yapabileceği birşey. Yeni sezonda Topuz orta ikiliye ve sık sakatlanan Gökhan'a sağ bekte iyi bir alternatif olma rolünde olacaktır.

      Tabii bir de yıllardır süregelen Aykut Kocaman'ın Alex'siz 4-3-3 oynamak isteği var.Kuyt bu durumda da, ileri üçlünün sağ tarafında belki de bulunabilecek en iyi alternatif. Sırtı dönük top alabilmesi rakip defansı çok zorlayacak bir özellik ve bu onu merkez forvet olarak da harika bir alternatif yapıyor.Bana kalırsa 4-3-3'lü oyun denenmesi durumunda, 3'lünün solunda Stoch düşünülüyordur.Ama Stoch gerek hücum pres anlamında, gerek ise kendisinden sıkça şikayet ettiğim özelliği olan, karşısında ayak gördüğünde kaçınma halinde oluşuyla, eksik bir oyuncu.Dia'yı ise bu anlamda alternatif olarak zerre kadar ciddiye almıyorum. Her paraya satılabilir. Kazım kadar gamsız, bitiricilik anlamında da Ekigho kadar beceriksiz.

   
     

12 Aralık 2011 Pazartesi

Bursaspor: 0-2 :Fenerbahçe(Fenerbahçe Reaksiyon Gösterdi)


        Hafta içi kaybedilen maçtan sonra soyunma odasında oyuncuların biraraya gelerek kötü oyunları hakkında konuşmalarını olumlu bir işaret olarak gördüğümü söylemiştim.Bu maçta da geçen maç sonundaki bu biraraya gelişin olumlu bir reaksiyon göstermelerinde çok etkili olduğunu gördük.

      Maça klasik şablonuyla başladı Fenerbahçe.Hep söylediğimiz gibi şuanda takımdaki tek gerçek forvet oyuncusu olan Semih en uçta başladı.Ve top alış verişlerindeki başarısıyla indirdiği toplarla,başarılı duvar oluşlarıyla Fenerbahçe'nin oyunu ileride tutabilmesinde büyük payı vardı.Aklın yolu bir..Stoperde de Serdar Kesimal ilk kez ligde Fenerbahçe forması giydi.Bilica'dan çok daha iyi bir oyuncu olduğu açıkça görüldü.Zaman zaman orta sahaya yaklaşarak pas alış verişine de katkıda bulundu

     Stoch solda Özer sağda başladı.Semih'in doğru pozisyon alışlarıyla Fenerbahçe'nin öndeki beşlisiyle saysız pozisyon buluşuyla özetlenebilirdi ilk yarı.Bursaspor ilk yarıda tek ciddi pozisyona girdi.Bu pozisyonda kaleye yuvarladıkları topu Gökhan çizgiden çıkardı.Gökhan'ın da bu kaleciyi geçen toplarda sık sık kalenin içinde doğru yer tutarak toplar çıkardığını hatırlıyorum.Gökhan biraz kendini toparlamış temposunda gözle görülür ilerleme vardı.

     İlk yarı Selçuk Fenerbahçe baskısından seken topları toplamakta başarılıydı.Emre daha fazla oyuna girdi etkili paslar da attı.Ve bunların birinde defansın arkasına attığı pasta,kısa bir koşuyla Semih topu çok klas bir vuruşla ağlara yolladı.Dakika 39'u gösteriyordu.Bu gol Semih'in moralini oldukça yükseltecek çünkü haftalardır gol atamamasının da sahadaki kötü görüntüsünde etkisi olduğunu düşünüyordum.(1-0)




Fenerbahçe golden sonra da Alex'le,Stochla'Özerle pozisyonlar bulmaya devam etti.Yine Emre'nin bir pasında sağ çaprazda topla buluşan Özer defansı harika ekarte edip sol ayağıyla güzel bir vuruş yaptı.Fakat top direkten döndü.Özer son haftalardaki oyunlarından çok daha iyiydi.Deplasmanda daha rahat oluyor sanırım.Saraçoğlu'nda son dönemde taraftarın da tepkisiyle  oynamak onun için zor oluyordu.Fenerbahçe taraftarının ondan beklentisi büyüktü ve bunu karşılayamadığı için büyük hayalkırıklığı yaşadıkları için onları anlıyorum.Gerçekten uzun zamandır hepimiz ne zaman iyi oynayacağını sabırla ve merakla bekledik.Artık formanın hakkını vermeli kesinlikle doğru.Fakat tepki vererek daha iyi oynamasını sağlamak mümkün değil bu açıkça görülüyor.Ve o asla vurdumduymaz biri olmadı mücadele ediyor,biraz daha destek olunmalı.Sonuçta Fenerbahçe'de Özer'in alternatifi Mesut Özil değil..İlk yarı Fenerbahçe'nin etkili oyunuyla bu şekilde sona erdi.


2. yarı Fenerbahçe yine oyunu yavaşlattı.Bursaspor'un bir 20 -25 dakika baskılı ama üretkenlikten uzak oyunu vardı.Fakat bu takım sadece Ozan İpek'in ayağına bakan bir takım hüviyetine girmiş.Ozan iyi oyuncu ama bu takımı tep başına taşıyamaz.Sestak'ın da inatla kanatta oynatılıyor olmasını hatalı buluyorum.Fenerbahçe zaman zaman kontra pozisyonlar buldu.Özellikle Gökhan'ın etkili kanat bindirmeleri vardı.

Aykut Hoca,Daha sonra önce Özer'le Selçuk'u çıkartarak Bienvenu ve Cristian'ı oyuna aldı.Böylece takım geçen haftaki şablonuna döndü.Bu ''Hata yapan ben değildim'' gösterme çabası gibi görünen değişiklikler takımın aynen geçen haftaki gibi geriye yaslanmasına neden oldu.55. dakikada Bursaspor'un ciddi bir atağında Ömer'in  uçarak yaptığı kafa vuruşunu Volkan önledi.Yine de bir ani atakta sağdan bindiren Gökhan Gönül,güzel bir koşu yapan Stoch'a harika bir pas attı.Stoch da 67.dakikadaki bu pasa ,en az pas kadar güzel vurarak topu ağlara yolladı.(2-0)Maçın son bölümünde Fenerbahçe Alexle pozisyonlar bulsa da bunlardan yararlanamadı.Maç bu şekilde sona erdi.

Maçın Adamı:Gökhan Gönül