UA-36062800-1
Caner Erkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Caner Erkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2013 Cuma

Aykut Kocaman: Ne Yaptınız Siz Böyle!


          Başarısını-mutluluğunu paylaşmakta bu kadar istekli ve başarılı bir adam ki Aykut Kocaman, bugün bizlerin yaşadığı en güzel geceyi yaşatmak da ona düştü! İnsanların faklı üslupları vardır ve bu yamyam olmadığından eleştirilen bu güzel adam bugün mutlu olmayı en çok hak eden adamdır. Anlamamak, tanımamak, kabullenmemek için direnenler de olsa durum budur.

          Bir gün eşofman giymesi eleştirilir, bir gün gülmemesi, bir gün oyuncu tercihleri, bir başka gün Fenerbahçe'de 10 yılda sayısız antrenörün elden çıkarmadığı, hep 20 maçın üzerinde oynayan Selçuk Şahin'i oynatması eleştirilir. 

          Geçen hafta misal ne hikmetse, Fatih Terim'in Mersin İdman Yurdu maçında herkese sövüp,önüne gelene tokat sallamasından ziyade, Sow 'un son dakikalarda gelen golünü Aykut Kocaman'ın kafasına vurarak kutlaması konuşuldu. Hiç şüphesiz Galatasaray'ın Real Madrid'e elenirken, turu geçmeyi garantilemiş rakibini yenmesi kadar itibar toplamayacak da..

         Stoch'u bitirdi deniyor ya bir de.. Oysa olan Stoch'un çözülmesi, oyununa extra şeyler katmak için çalışmak bir yana, sıklıkla ayakta duramayacak kadar güçsüz olması. Artık herkesin dilinde olan hafta içi geç yatıp, üstüne üstlük sıklıkla alkol alıyor olması da cabası. Sen bir futbolcu olsan iyi oynayıp oynayamadığını bilirsin ey okuyucu, ama Stoch sahada iyi oynamadığını bile göremiyor ki, üstüne üstlük bir de oyundan alındığında, ya da istenenleri yapamadığı antrenman sonrasında kadroya alınmayışına mızmızlanabiliyor!

          Bugün de Orduspor maçının yıldızı genç Salih Uçan, Roma deplasmanında ilk onbirde değil diye önden eleştirildi ve kafası kopartılmak üzere pusuya yatıldı. 

         "Geçen sezon, özellikle bizi Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyenlere de Yarı Final'den bir selam olsun demek lâzım herhalde." dedi Aykut Kocaman Maçtan sonra yukarıda gördüğünüz şekilde 'Siz ne yaptınız beyler!' der gibi sevincini paylaştığı oyuncuları için,  maçtan önce de 'Buraya geldiysek bu oyuncu kadrosunun başarısıdır, biz sadece onları doğru yönlendirmeye çalışıyoruz' minvalinde konuşmuştu.

          Maça değinirsek 2 takım da ilk maçtaki onbirlerinden ikişer oyuncuyu değiştirmişti .Fenerbahçe'de sakat Sow yerine Caner Erkin,  hasta olan Topal yerine de Selçuk Şahin forma şansı buldu. Lazio'da da ilk maçta atılan Onazi'nin yerine Ledesma,  Alvarez'in yerine de Biava forma giydi. Mauri de sarı kart cezası yüzünden kadroda değildi.

         Fenerbahçe ilk maçta elde edilen avantajdan faydalanmayı düşünürken, savunma tarafları zayıf  Lazio kanatları üzerinden kapılan toplarla gitmeyi planlamıştı. Meireles'in oyun aklını ortaya koyduğu bu bölümde, Cristian'ın gününde olmayışı ve Ziegler'in erken gördüğü kart sonrası ürkek oyunu dışında, Webo da gelen topları tutmakta zorlanıyordu. Topa dokunduğunda da, Sow kadar çabucak sektirdiği topa gidecek bir oyuncu bulunmamasının sıkıntısını yaşıyordu. Cristian'ın ne önü zorlama işini , ne de diğer görevlerini tam olarak ortaya getirmemesi de top dağılımının optimum düzeyde yapılamayışında etkendi.

        Hernanes'in hafif sakatlığı da düşünüldüğünde, en tehlikeli isim olması beklenen Candreva beklentileri boşa çıkarmadı. Sağda kart da gören Ziegler'i oldukça zorladı, ortalar yaptıysa da; tek ciddi pozisyon buldular ilk yarıda. Onu da atamadılar. 

       İlk yarının son bölümünde Lazio oyun sertliğini arttırdı ve bir miktar daha etkili oldu. İyi yardımlaşan takım çıkamadığı dönemde, Caner driplingler denedi. Bir iki de faul yaptı takımı kendine getirmek için. İlk yarıyı gol yemeden bitirmek ikinci yarıda oyuncu değişiklikleriyle hamle yapmak için daha fazla fırsat verecekti. Salih, Krasic, Topuz kenardaydı. Rakip açıldığında kontratak için hızlı Krasic, orta sahadaki aksaklık durumunda saf yetenek Salih Uçan, sağ bekte- orta sahada oyunun her alanında takıma mücadele gücü katacak bir Mehmet Topuz fena kozlar değildi. Duruma göre de Webo oyundan alınıp, Kuyt forvete kaydırılabilirdi.

      İkinci yarıda oyun sertliğine Klose'yi de alarak, hava topu üstünlüğü de kazandırmak istediğini belli eden Petkovic'in takımı, 60'ıncı dakikada günün başarılısı Candreva'nın ortasında Lulic'in kafasıyla 1-0 önde geçti. 

      Yediği gol Fenerbahçe'nin üzerine gelen rakip karşısında, top yaparak çıkma gerekliliğini doğurdu. Bu da hücumda doğru zamanda doğru yerde olmayı çok iyi beceren Salih'in girme zamanını işaret ediyordu. Salih de oyuna girdikten kısa süre sonra katıldığı atakta topa dokunarak, Webo'nun pasıyla topla buluşan Caner Erkin'in golünde etkin bir rol oynayarak, yine doğru zamanda doğru yerde oldu. Caner''in gol anında topu çekişi de vuruşu da muazzamdı. Topuz oyunda olduğu bölümde takıma direnç kattı. Krasic ise pek topa dokunacak kadar süre alamadı. Kuyt da bütün maç vazgeçmeden topun peşinden koştu, her zamanki gibi.

       Golden sonra Lazio'nun azalan umutlarıyla beraber, mücadele güçleri düşerken, Fenerbahçe de topu daha rahat dolaştırdı. Maç 1-1 sona erince, ilk maçı 2-0 kazanan Fenerbahçe turu geçerek, tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası yarı finaline çıkmış oldu. Hatırlanacağı üzere daha önce Zico döneminde, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkma başarısı kazanılmıştı.

       Çok güzel bir gece! Son dört takım arasına kalan Fenerbahçe'nin artık karşısına hangi takım çıkarsa çıksın, şansı bir hayli fazla. İçeride dışarıda takım belli bir taktik dsiplin içerisinde oynuyor. Bu sonraki turun hatta kupanın kazanılmasında Fenerbahçe'nin en büyük kozu gibi görünüyor. Neden olmasın?
         
       Kuralar bugün yani Cuma Günü çekiliyor Bu noktadan sonra size göre kimin geldiği fark eder mi? Ciddi ciddi Chelsea gelmesin diyebilir misiniz mesela? Üstelik onlarla eskiden kalma bir hesap da varken? Bu seviyeden sonra rakip seçmenin manası yok.


                                               İŞTE MUHTEMEL RAKİPLER
                                                         Chelsea (İngiltere)
                                                         Benfica (Portekiz)
                                                         Basel (İsviçre)

    Lazio-Fenerbahçe maçından fotoğraflar



7 Nisan 2013 Pazar

Caner ve Salih'le Uçtu Fenerbahçe!


          Ordu maça topa sert olmaktan çok daha fazlasıyla, topla karışık rakibin diz altlarına tekmelerle başladı. Ordu'nun oyun sertliğine herhangi bir şekilde cevap verememesi, özellikle ilk 15 dakikada bariz bir Orduspor baskısı izlememizi beraberinde getirdi. Sağdan Barral, soldan Stancu, ortadan da Hasan Kabze ile rakip defansın top çıkarmasına engel oldular. Bunun yanında Gökhan ve Hasan Alinin kulvarlarını da iyi kapattılar.

         Defansın önüne yerleştirdikleri Ali Çamdalı defansın önünü hemen hiç terk etmezken, Salih Uçan'a da bir hayli yakın oynadı. Geriden düzgün top çıkaramayan Fenerbahçe'de Salih'i arkası dönükken karşılayan Ali, kendisinin ve takım arkadaşlarının da katkılarıyla, Salih'i sertlikle yıldırmaya çalıştılar, büyük ölçüde de başardılar. 18 yaşında böyle sıkıntılı bir deplasmanda, kendisine sık sık kasti fauller yapılan bir futbolcunun ayakta kalması, oldukça zor iş. Salih'in zorlandığı bu anlarda Aykut Kocaman'ın kenardan, 'Haydi Salih devam et' diye onu uyarıp maçta tuttuğunu televizyonda net bir şekilde gördüm.

         Ordu'nun net sarılık sayısız pozisyonunun pek çoğunda faul bile çalmayan İlker Meral'e şaşırmıyorum. Bu haftalarda zor durumdaki şehir takımları, özel atmosferler oluştururlar. Hakeme de bir validen, bir milletvekilinden, bir ilçe başkanından filan selam gider 'İşte bizim takım kora kor mücadele edecek, 'Feneri kayırma sakın, gözüm üzerinde' gibi mesajlar iletilir. Hakem de oyunun büyük bölümünde yapacakları her şeye göz yumması gerektiğini anlar, rakip gol atana kadar orta çaplı katliama izin verir, olur bunlar.

          Geriden top çıkaramayan Fenerbahçe'de Sow'un yokluğunda ileride yalnız kalan Webo, pek gününde değildi. Top tutamayınca tekme-tokat oynayan rakip karşısında kalabalık ataklar gerçekleştirmek pek kolay olmuyordu. Webo 33 yaşında ve sürekli perşembe-pazar oynayamıyor. Bunu sakatlanmadan önce fark ettiysek de, başarılı oyunuyla kendini oynatmak zorunda bıraktı hocayı ve sakatlandı. Sakatlık sonrası üst üste Akhisar ve Lazio maçlarında oynayan Webo yine yorulmuş görünüyor, umarım yeni bir sakatlık yaşamaz.

         İlk yarım saatten sonra rakibin sertliğine cevap vermeyen Fenerbahçe'de, Caner birinin çıkıp sahada ayağını sağlam basması gerektiğini fark edip duruma el koydu. Sahanın her tarafında rakibi sıkıştırması yanında, 37'de attığı çalımlarla Salih'i kaçırdı, harika bir koşu sonrası muazzam bir vuruş yapan Salih Uçan, Fenerbahçe'yi öne geçiren golü attı.

         Bu golle hakemi bir miktar rahatlatmış oldu Fenerbahçe   Faullerin bir kısmını çalmaya başlayan İlker Meral, daha ilk yarıda bile ikinci sarıları görmesi gereken stoper Yusuf ve David Barral'ı atmadan ilk yarıyı bitiren düdüğü çalmayı başardı. İlk yarı Fenerbahçe adına Mehmet Topal'a da bir parantez açmak şart. Çıkamayan-baskı yiyen Fenerbahçe savunmasını, pek çok pozisyonda rahatlatan hamleler yaptı. Caner'in de 5604 metre ile takımın en çok koşan oyuncusu olduğunu, Kuyt'ın ise ilk kez en çok koşan 5 oyuncu arasına giremediğini belirtelim.

        İkinci yarıda ayağa pas oynayan takım, geriye düşen, temposu da düşmeye başlayan Orduspor maçında dakikaları eritmeyi iyi beceriyordu 57'de topsuz alanı iyi kateden Salih, bir kez daha topla buluştu ve önde olan kalecinin üzerinden çok şık bir gol attı Vuruş kalitesi kadar orada kalecinin önde olduğunu hemen farketmesi, vurmayı denemesi falan komple harikaydı.

        2-0 'dan sonra pas oyununu sürdüren Fenerbahçe'de, sol taç çizgisi kenarında top kapmaya çalışan Caner'in kafasını yaran birşeyler atan Ordulular, adam kafasından kanlar fışkırarak kendini yere bırakırken, yabancı madde yağmuruna devam ederek 'büyük iş' başardılar. Tebrik etmek gerek! Kafası yarıldıktan sonra bandajla bir süre daha oynayan Caner, bir golü de çizgiden çıkararak güne imzasını attı.

        Kalan bölümde sarısı olan Caner, yorulan Webo ve günün yıldızı Salih Uçan dışarı alındı. Mehmet Topuz, Genç Baroni ve Beykan Şimşek oyuna dahil oldu. Beykan'ın kumaşını belli ettiğini, Mehmet Topuz'un da takıma direnç kattığını söylemeliyiz. 

       Orduspor sahada her çeşit çamuru denedi ama olmadı, bu zorlu fikstürde ligde kalmaları çok zor. Akhisar Belediyespor'un hangi bütçelerle neler yaptığını, oynadıkları takım oyununu gördükten sonra düşsünler diyorum. Harika giden takımın antrenörü Metin Diyadin'i gönderdiklerinden beri sempatim yok, kulüp başkanları da fazlasıyla karikatür bir tip.

STAD : 19 Eylül
HAKEMLER : İlker Meral (6), Mehmet Cem Hanoğlu (6), Hakan Yemişken (6)
ORDUSPOR : Fevzi (5) - Miguel Garcia (5), Ayila Yussuf (6), Agustin Garcia (5), Ferhat Öztorun (5), Nizamettin (4) DK.81 Anıl), Ali (5), Hasan (5), Umbides (5) (Dk.58 Romero 3), Barral (5), Stancu (5).
FENERBAHÇE : Volkan (7) - Gökhan (6), Bekir (6), Yobo (6), Hasan Ali (6), Kuyt (7), Mehmet Topal (6), Meireles (6), Salih (7) (Dk.72 Cristian 4), Caner (6) (Dk.72 Mehmet Topuz 3), Webo (6) (Dk.85 Beykan)
GOLLER : DK.38, 57 Salih (Fenerbahçe)
SARI KART : DK.32 Ayila Yussuf. Dk.68 Barral (Orduspor), Dk.60 Caner (Fenerbahçe)



6 Nisan 2013 Cumartesi

Caner'i Size Yedirmem Arkadaş!



             Maçtan sonra uzun uzun Caner'in oyundan çıkarken, tribünlerin tepkisine önce elini sallayarak 'Hastir Lan' manasında tepki vermesi, sonrasında da kulübenin orada yerde duran su şişesini tekmelemesi konuşuldu.  E tabi görüntü hoş değil, hatta ben bu tip davranışları sıkça eleştiririm de.. Fakat sen tribünde oyundan çıkan oyuncuyu ne diye ıslıklarsın? Caner öyle aman aman oynamadı evet de kesinlikle ıslıklanacak bir performans da ortaya koymadı. 

            Caner delici bir adam, dikine oynamaya-takımı ileriye taşımaya çalışan sıkça da bunu yapan bir adam. Akhisar maçının başında koşu temposu olarak alışageldiğimizin altında kaldıysa da biraz, maçın kalanında bu konuda gayet iyiydi. Sahanın herhangi bir yerinde rakibin Fenerbahçe'den daha fazla oyuncu bulunmasına engel olan, ikiye bir yapan, kat eden ve o hep istediğinizi söylediğiniz 'Sırılsıklam olsun o forma' tezahüratınızın beden bulmuş hali Caner Erkin evet.

           Sen yuhalayan güzel kardeşim 'Aykut İstifa' diye bağırdığın maçta sahada yürüyenlere tepki vermeyip, hocayı istifaya davet eden de sendin değil mi? Yan ve geri paslarda aynı anda homurdanıp, kendi futbolcunun performansını düşüren de sensin, hatta muhtemelen de Maraton Tribünü'nde oturuyorsun. Tuncay Şanlı'yı kırmızı yanaklı diye sevmedin, Ümit Özat'a- Selçuk Şahin'e şaşı dedin. Roberto Carlos'tan başka solbek sevmedin, oynadıklarında da rahat vermedin değil mi? Deniz Barış zaten Fenerbahçe'nin futbolcusu değildi elbette. Oysa sayısız maçta sayısız önemli işler yaptı bu adamlar, o nasıl olacak? 

           Caner Erkin'in tepkisinin doğru olduğunu söylemek de, bir fayda getireceğini söylemek de mümkün değil. Bir daha da bu tip davranış sergileyen bir oyuncuyu savunacağımdan hiç emin değilim. Ancak ben Caner olsam, her yere yardım ettiğim oyun sıkışınca sorumluluk aldığım, mücadeleden kaçmadığım bir maçta 3-5 topum yanlış yere gitti diye yuhalansam-ıslıklansam aynı tepkiyi veririm. Sen kim oluyorsun da; gladyatörü sahada yenilen Romalı zengin kafası yaşıyorsun, kafana göre kelle alıyorsun. Kimsin sen kardeşim?

https://twitter.com/Oguzarpsatknsn

18 Mart 2013 Pazartesi

Barcelona Sokakları

Resim yazısı ekle
             Dünya Kupası elemelerinde Andorra ile karşılaşmak üzere Barcelona'ya giden A Milli Takım'ın oyuncularından Burak Yılmaz bu fotoğrafı instagramdan paylaşmış. Selçuk, Caner ve Arda ile hazır gitmişken, Barcelona şehrini de gezmeden gelmek olmazdı elbette. Kılavuz da Arda Turan'dır sanırım.

16 Aralık 2012 Pazar

Fenerbahçe Arena'da Nasıl Kazanır?

     Fenerbahçe ve Galatasaray'ın muhtemel kadrolarının soldaki gibi olmasını bekliyorum.

     Öncelikle Fenerbahçe ve Galatasaray'ın artılarınını ve eksilerini ele alalım.

Fenerbahçe'nin Artıları

-Takım savunması Meireles'in de takıma katılmasından sonra iyice oturdu.

-Orta saha dirençli, Sow,Caner ve Kuyt'ın da desteğiyle, istediklerinde topa çok iyi baskı uyguluyorlar.

-Sow bulunca affetmiyor, üstelik sinir bozucu goller atıp, rakibin sinirini bozabilir!

-Kalede Volkan inanılmaz güven veriyor, bu yıl Avrupa Ligi'ndeki maçlarda harika performans verdi,morali yerinde,derbilerde genelde iyi motive oluyor.

-Cristian gününde olursa ceza alanına iyi koşular yapıyor,araya iyi oynuyor,gol de atıyor.


Fenerbahçe'nin Eksileri 
-Hasan Ali her ne kadar gelişim kaydetse de, pozisyon alma konusunda eksikleri var,arkasına adam kaçırabiliyor.

-Cristian oynadığı her 10 maçın 6'sına demotive biçimde çıkıyor,o haliyle de takımı ciddi ciddi eksik oynatıyor!
-Duran topları savunmakta hatalar yapılabiliyor
-Üretkenlik sorunu yaşanabiliyor, dikine oynayan ve süpriz koşu yapan oyuncu sayısı az!
-Geçen yıl oynanan maçlarda, Galatasaray'ın oyun üstünlüğü kurmuş olması psikoloik sıkıntı yaratabilir!
 
Galatasaray'ın Artıları

-Her ne kadar Elmander yerine Burak tercihiyle azalsa da ön alan baskısı yapabiliyorlar

-Orta saha oyuncuları topla iyiler, Selçuk başta olmak üzere,Hamit,Melo,Amrabat ve bekler Riera-Eboue iyi top kullanıyorlar!

-Stadın akustiği harika! Bir derbi için başka ne istenebilir ki?

-Duran topları Selçuk çok etkili kullanıyor,hamle yapan oyuncu sayısı da bir hayli fazla,

-Top rakip kalede oynanırken,Amrabat dar alanda çok etkili olabiliyor!

-Burak Yılmaz'ın durmadan denediği defans arkası koşuları ve Selçuk'un oralara pas atabilmesi!

-Fatih Terim'in motivasyon kabiliyeti ve rakip kaleye baskı hedefleyen tarzı!


Galatasaray'ın Eksileri

-Kart görmeye müsait oyuncu fazlalığı Eboue,Burak Yılmaz,Semih Kaya ve elbette Felipe Melo

-Defansta sık verilen açıklar ! Semih Kaya ve Dani hamleli ancak bol hata yapan oyuncular, Riera mevkisinde oynamıyor, Eboue de bu yıl çok formsuz,bekler üzerine gidilince hata yapabiliyorlar!

-Melo bu yıl çok kötü, kondüsyonu yerinde değil, Selçuk İnan da kendisine baskı yapıldığında yıldırılabiliyor!

-Kanat oyuncuları çizgileri kullanamıyor,çok fazla içeri girip oyunun sıkışmasına neden olabiliyorlar, bu da üretkenliği kısıtlıyor!

-Galatasaray seyircisinin , Fenerbahçe'yi sıkça yenemedikleri için sabırsızlık göstermeleri, sahaya yabancı maddeler atma alışkanlıkları!


                                            Fenerbahçe Nasıl Kazanır

Fenerbahçe elbette ki topu daha almadan önce Selçuk'a baskı yapmalı,

Kanatları zayıf olan Galatasaray üzerine kanatlardan gitmeli

Defanstan çıkarken top kaptırıp ani atak yememeli

Rakibe duran top şansı vermemeli

Top kaptırıldığında hızla baskı yapmalı

Semih ve Melo arasında Sow'a doğru ısrarla oynamalı

19 Kasım 2012 Pazartesi

Eskişehir'de Kıyım

FIRAT AYDINUS,CEM SATMAN,ALEKS TAŞÇIĞLU

      İki gündür sinirim geçmediğinden, ne maç yorumu ne de yan tarafta gördüğünüz Fırat Aydınus'a dair, bir şeyler yazmaktan uzak duruyorum.

      Maç öncesinde Fair Play yazılı T-Shirt'leriyle  önlerinde duran çocuklar, hakem triosunun yanında ne kadar da masum görünüyorlar

   


Sonrası Malum...


       Fenerbahçe'nin sol taraftan attığı taç sonrasında, havaya yükselen Veysel'in dirseği Caner Erkin'in kafasına geliyor, sendeleyen Caner doğrulup önüne bakarak ilerliyor.

      Evet buraya kadar herşey normalken, birden Fırat Aydınus orta sahadan Caner'e doğru koşup Caner'e kırmızı kart gösteriyor. Caner de gördüğünüz gibi ''Ben mi?'' diyerek şaşkınlığını gösteriyor.

       Hemen arkasından Fenerbahçe'li futbolculardan ve beyefendi kişiliği herkesin malumu olan, Aykut Kocaman'dan büyük tepki geliyor.

       Aykut Hoca'yı da Caner Erkin'i de ,sakinleştirmek oldukça zor oluyor. 26. dakikada Eskişehir gibi zor bir deplasmanda, durduk yere 10 kişi kalmanın, ne kadar zor olduğu öngörülebilir bir şey nasıl olsa!
     
           Yetmiyor bir de ilk yarı bitmeden bir de alakasız penaltı kararı veriyorlar.

         Kamara idi sanırım Hasan Ali Kaldırım'ın ayağına kendini takarak, yere bıraktı.

         Pozisyonu Necati Ateş gole çevirdi ve ilk yarı 1-0 Eskişehirspor üstünlüğüyle sona erdi.

         İkinci yarının hemen başında Bekir-Yobo ikilisinin hatalarından 2 adet net gol pozisyonu yakalayan Eskişehirspor, Volkan'ı geçemedi.

         57. dakikada Kuyt'ın söküp ortaladığı topu, müthiş bir koordinasyonla filelere yollayan Sow eşitliği sağladı.

           Golden sonra oyun temposu biraz düştü, ama hakem saçmalıkları henüz bitmemişti..

         Maçın son bölümünde Sezer Öztürk'e taç çizgisi kenarında üst üste 2 dirsek atarak kaşını açan Tello atılmadı mesela. Atılmak bir yana sarı bile görmedi, sarı görmek bir yana faul bile verilmedi. Hadi bunu da geçtim sahada kanaması olan oyuncu varken, oyun durdurulmadı, Fenerbahçe iki pozisyon yedi o anlarda. Yahu Hürriyet Güçer'in sarı kart bile görmediği bir Fenerbahçe maçı, ne kadar sağlıklı yönetilmiş olabilir allasen!

      MAÇ SONRASI AÇIKLAMALAR

           Caner vallahi küfür etmedim,hatta ağzımı bile açmadım diyor, aslında tv'de de bir şey söylemiş gibi görünmüyor zaten

         Veysel Sarı Ben küfür etmedim Caner’in de küfür ettiğini duymadım diyor.


         Ama pozisyona 20 metre uzakta olan 'elit' hakemimiz Fırat Aydınus, Caner bana küfür etti diyerek kırmızıyı yapıştırıyor.


         Aykut Hoca da maç sonrası haklı olarak isyan ediyor. “Kim verdi bilmiyorum ancak F.Bahçe’nin bir cezası var, o ceza bitmedi. 3 Temmuz’dan beri yapılmayan kalmadı. Bu kırmızı da son damlasıydı. Hep eziliyoruz. Futbolu terketmek istiyor insan. Fırat Aydınus önyargılı.”

        “Değerlendirme yapmayacağım. Bu maçın değerlendirmesini Merkez Hakem Kurulu ve Fırat Aydınus yapsın.''

        ''BİR ceza verildi F.Bahçe’ye ve bu ceza bitmedi. 3 Temmuz’dan bu yana bize yapılmayan kalmadı. Bu yıl da devam ediyor. Bazıları da bunu görev addediyor. Bu da son damlası oldu. Kim verdiyse bu cezayı bitsin artık. Bir büyük kulübün kaderiyle kimse böyle oynayamaz. 100 yıllık kulübü bir hakem gelip de böyle kolay bir şekilde kendisini tatmin etmek ister gibi algılayamaz. Bütün F.Bahçeliler bunu duysun artık. Hep eziliyoruz.''

       ''BİZ her şeyi içimize atıyoruz. Bir sürü sıkıntılarla uğraşıyoruz, bir de üzerine böyle şeyler geliyor. Resmen skandal. Artık üzerimize gelmesinler” dedi.


       “Fırat Aydınus önyargılı. İyi bir hakem olabilir. Fakat iyi bir hakemlik ve önyargı bir arada olamaz. Benim fikrime göre Fırat Aydınus bu maça kesinlikle bize karşı önyargılı olarak çıktı. Yoksa bu kadar kötü ve taraflı kararların başka bir açıklaması olamaz.''

       ''CANER’İN kırmızı kart gördüğü pozisyonun ardından maçı bırakıp gitmeyi düşündüm. Hatta sadece maçı değil, futbolu tamamen bırakıp gitmek istiyor insan. İşkence ediyorlar bize” ifadelerini kullandı.

        KOCAMAN’IN basın çıkışında ise “Yazıklar olsun, terbiyesiz adamlar” diye bağırdığı duyuldu.
 

        Maç biter hakemin raporu ortaya çıktı. Ve Sonuç Caner hakeme “bunu vermeyeceksin hangisini vereceksin lan” demiş.

         Rapordan sonra Veysel Sarı bir tv kanalına bağlanıp o lafı Caner söylemedi ben söyledim diyor.


         Bu açıklamadan iki saat sonra MHK başkanı Caner hakeme lan demiş hakem de atmış diyor. Lan demek küfür mü yani? Üstelik Veysel Sarı  bu cümleyi kendisinin söylediğini
itiraf etmişti.Ne diye takip etmediğin bir olay sonrasında çıkıp, televizyonda boş boş konuşursun sevgili Özerten? Efendim Fırat Aydınus üzgünmüş, Caner ve Veysel doğruları söylemediği için! Asıl üzgün ve sinirli olan, olması gereken Fenerbahçelilerdir, sevgili Aydınus ve Özerten!

  
 

21 Ekim 2012 Pazar

Eksik Fenerbahçe Beraberlikle Döndü

      Bursaspor iyi hazırlanmış coşkulu seyircisiyle, önde baskı yaparak başladı. Zaten Fenerbahçe karşısında pek çok rakip bunu yapıyor,çünkü Fenerbahçe ne olursa olsun geriden pas yaparak çıkmaya çalışıyor. Bu dakikalarda Bursaspor başta Krasic'i olmak üzere, kanatları iyi kapatırken, Fenerbahçe ortada oynayan Cristian, Selçuk, Caner 3'lüsüyle, kapanan kanatlara bir alternatif yaratacak, hiç bir ofansif hareket yapamıyordu. Yine aynı bölgede Belluschi,Batalla ve N'Diaye ile oynayan Bursaspor'un, orta alanda hücum etmek konusundaki etkinliklerini de engelleyemediler.

      Caner'in iç bölgede kullanılmasında bir yanlışlık olduğu fikirlerine katılmıyorum, hatta ben de zaman zaman öneriyorum. Dinamizm ve ileri doğru oynama becerisi Caner'i iç bölgede de değerli bir oyuncu yapıyor. Selçuk driblingli bir oyuncu değil, Cristian da istekli olmayıp öne doğru oynamak için zorlamayınca, sıkıntı daha da büyüdü. Kanatlardan oynayamıyorsun, içeriden kat etmen şart..
   
      Hasan Ali ilk bölümde, önündeki Sow ile uyumsuz bir görüntü sergilerken, pozisyon alma konusunda bazı aksaklıklara yol açtı. Bursaspor'un maestrosu Batalla'nın sağ tarafa attığı topu alan Murat'ın arka direğe yerden kestiği topu engeleyemedi. Murat'ın ortasında ters kademeye giren Serdar Kesimal'in ters vuruşunda, top Fenerbahçe ağlarına gitti. (1-0) Sağdan gelen topa sol ayağıyla vurmalıydı, ama topla arası en iyi olan defans oyuncularından biri olan Serdar bile, bu pozisyonda hangi ayağıyla müdahale edeceğini bilmiyormuş.

      Serdar Kesimal  gol olan ters vuruşuna rağmen iyi bir oyun çıkardı. 5 aydır oynamayan oyuncuyu, kendi kalesine attığı golden sonra, tüm takım teselli edince oyundan düşmedi. Geriden top çıkarma konusunda en etkili Fenerbahçe'li olurken, kenarda da Vederson'a kulvar bırakmadı, zaman zaman kritik kademelere de başarıyla girdi.

     Golden sonra hücum etmeyi sürdüren Bursaspor'da Belluschi takıma cuk oturmuş, uzaktan attığı şutlarla, pas alışverişine olan katkısıyla, oldukça etkili oynadı. Bir pozisyonda Batalla'nın müthiş dönüşü sonrası verdiği enfes arapas sonrası,çaprazdan yapılan vuruşu kurtaran Volkan, maç boyu önemli kurtarışlar yaptı.

        
      20. dakikadan itibaren baskıyı kıran Fenerbahçe'de, Sow-Kuyt-Krasic 3'lüsü çok fazla dönerek oynamaya başlayınca, Bursaspor defansının dengesini de bozmaya başladı. Arkaya doğru yaslanmaktan biraz olsun kurtulan Cristian ve Selçuk biraz daha olumlu toplar kullanmaya başladı.

      23. dakikada korneri kullanan Caner, Krasic'e pas attı, Krasic'in kısa ortasında, defanstan sıyrılarak ön direk koşusunu iyi yapan Sow, yakın mesafeden kafa vuruşuyla skoru eşitledi. (1-1)

     Golden sonra etkinliğini sürdüren Fenerbahçe, bir iki pozisyon daha bulduysa da golü bulamadı. Özellikle 37. dakikada iyi bir frikik kullanan Caner ve karşı karşıya kaldığı pozisyonda Krasic, Scott Carson'ı geçemediler. İlk yarı böylece beraberlikle sona erdi.

     İkinci yarıya Aykut Kocaman Krasic-Stoch değişikliği yaparak başladı. Krasic'in iyi performansının yanında, Stoch'un genel verimsizliği düşünülürse neden yapıldığını anlayamadığım bir değişiklikti. Belki Krasic'in ufak bir sakatlığı oldu, ya da kondüsyon açığını düşünerek yaptı bu değişikliği..

     İlk yarıda olduğu gibi başlangıçta Bursaspor baskındı ve önde oynuyordu. Batalla'nın müthiş paslarıyla ve Belluschi'nin uzaktan şutlarıyla bir çok kez kaleye geldiler,ancak Volkan Demirel'i geçemediler. Orta sahada Cristian ve Baroni'nin önüne yerleşen Stoch'un pas hatalarının, anlamsız hareketlerinin de payı büyüktü alışageldiğimiz gibi.

     Son 20 dakikalık bölümde Stoch-Caner yer değiştirdiler. Stoch iyi bir performans sergilemese de daha az zarar vermeye başladı. Caner'in getirdiği toplar dışında, bütün hafta müzmin sakat olduğuna dair dedikodular kaynatılan Sow'un, karşısına gelen her rakibi ekarte etmesi, atletik özelliklerini en etkin biçimde kullanıyor olması gözlerden kaçmadı.

     Scott Carson da günündeydi, Stoch'un bir, Caner'in iki pozisyonunu kurtararak, takımının hak ettiği puanı kazanmasında önemli işler yapmış oldu. Caner'in bu pozisyonların birinde, içeride bomboş olan Bekir'e vermek yerine, kaleye vurması puanını kırmama neden oldu. Bekir de bu pozisyonda isyan etti.

     Sadece 5 dakika Bursaspor yedek kulübesinin itirazlarıyla uğraşan hakemin, karşılaşmayı sadece 2 dakika uzatması komikti, komikten öte çirkindi.

     Son bölümde üst üste kornerler atan Fenerbahçe, hakkı beraberlik olan maçı az kalsın kazanıyordu. Bu bölümde oyuna giren Semih ve Sezer Öztürk neredeyse topa bile dokunamadan maçı tamamladılar.

    Bu pankartı açan taraftara da, bu pankartın içeri sokulmasına izin verenlere de lanet olsun!!.





 
BURSASPOR: 1 - FENERBAHÇE: 1
Stat: Atatürk
Hakemler: Yunus Yıldırım, Adil Sinem, İsmail Şencan
Bursaspor: Carson, Basser, İbrahim, Ömer, Hakan, Murat (Dk.62 Okan), N'Diaye, Belluschi, Vederson (Dk.82 Ferhat), Batalla, Pinto (Dk.90 1 Sestak)
Fenerbahçe: Volkan, Egemen, Serdar, Bekir, Hasan Ali, Baroni, Kuyt, Krasic (Dk.46 Stoch), Selçuk, Caner (Dk.89 Sezer), Sow (Dk.89 Semih)
Goller: Dk. 12 Serdar Kesimal (Kendi kalesine)(Bursaspor), Dk. 23 Musa Sow (Fenerbahçe)
Sarı Kart: 90 artı 1 Serdar (Fenerbahçe)






8 Ekim 2012 Pazartesi

Mönchengladbach Zaferi-Alex'siz İlk Maç


   Almanya'ya sıkıntılarla boğuşarak giden,bir haftadır Alex dışında bir şey konuşulmazken, üstüne üstlük Alex üzerinden hem Aykut Kocaman hem de Aziz Yıldırım yoğun bir linç kampanyasına maruz bırakılıyordu.Bu sağlıksız koşullarda futbolcuların Alex sorununun arkasına saklanabileceğinden ve baskının oyuna olumsuz yansıyacağından endişeliydim.Ancak   Fenerbahçe oyuna çok istekli ve yardımlaşmalı başladı. Bu sene belki de ilk defa F.Bahçeli futbolcuları hem de deplasmanda olmalarına rağmen rakibe önde basarak ve istekli şekilde pres yaparak oynarken izledik.

  Alex'in yokluğunda Aykut Kocaman sistemi de değiştirerek,ön bölgede Caner'i sola,Kuyt göbekte, Sow sağ çizgide başladı.
Caner çakılı oynarken Kuyt ile Sow sürekli yer değiştirdiler.
Yani F.Bahçe'de artık sistem 4-3-3 gibi gözüküyor,savunurken de 4-5-1 haline evriliyor.


   Orta sahayı Meireles, Mehmet Topal ve Cristian üçlüsüne veren Aykut Kocaman,bu direnç gücü yüksek, uzaktan şutlar da atabilen adamların yanında, hırslı ve dinamik Caner ile Mr Duracell Dirk Kuyt'ın baskı yapmakta bu 3'lüye eklenmesiyle, Borussia Mönchengladbach'ı daraltıyordu ki, bir duran top sonrasında De Jong'un kafa vuruşuyla beklenmedik anda 1-0 geriye düştü.

  
  İlk golden sonra Fenerbahçe oyunu bozulmadı, aksine daha da arzulu oynamaya başladı takım. 25. dakikada yayın az dışında kazanılan serbest vuruşta, topun başına geçen Cristian Baroni, hemen önüne pas atacakmış gibi yerleştirdiği Caner Erkin'e pası vermedi, harika vuruşunda top ağlara gitti..(1-1)

  Fenerbahçe'de geriden top çıkaramama sorunu yine kritik ataklara dönüşürken,40. dakikada Meireles'in uzaktan mütiş vurarak ağlara yolladığı top Fenerbahçe'yi rahatlattı.(2-1)
  
 71'de Hasan Ali'nin soldan kaçan Caner'e attığı pas, Caner'in tek hamlede ceza alanına yolladığı top ve Kuyt'un bitirişi muazzamdı.(3-1)    
 75'te günün yıldızlarından Caner'le bir gol daha bulan Fenerbahçe,79. dakikada Arango'nun getirdiği topu, şık bir şekilde ağlara yollayan Camargo'nun golüne engel olamadı ve maç (4-2 )Fenerbahçe üstünlüğüyle sona erdi.

  Fenerbahçe adına geriye düştüğünde bozulmamak bugüne dair önemli bir gelişmeydi.Caner 'i Meireles'i,Alex rolünde oynatılan ve geçmiş haftalardaki umarsızlığından sıyrılan Cristian'ı başta olmak üzere takımı beğendim. Tabii maçın kazanılması, başkanın ve hocanın üzerindeki baskıyı bir nebze adına hafifletecek.
   Maça Mönchengladbach'ın genç kalecisi Ter-Stegen'i takip etmeye gelen,Barcelona scout'u  Jordi Cruyf muhtemelen 59 ve 63. dakikalarda iki müthiş top çıkaran Volkan Demirel'i transfer listesine eklemiştir. Caner'i de takip etmeyi bir kenara not etmiştir.

24 Nisan 2012 Salı

Çubuklu Klasiği


       Arena deplasmanında Fenerbahçe için kazanmak dışında bir seçenek yoktu öyle de oldu..Aksi sonuçta  bu sezonun önceden karar verilmiş sonu hazır olacaktı. Fenerbahçe çıktı yazılmış senaryoyu kısa metrajlı çekmek düşüncesinde olanları hayal kırıklığına uğrattı.
       Galatasaray'lılar yukarıdaki çalışmayı yapmışlar.Aslan köprüden geçip kupayı Fenerbahçe Stadı'ndan almak için şahlanmış şekilde resmedilmişti.Ama söz konusu çubukluysa böyle afacanlıklar için acele etmemeleri gerektiğini bilmelerini gerektirirdi makus tarihleri..

      Maçtan önce çoğunluk Galatasaray’ın kazanacağını düşünüyordu.Haksız da sayılmazlardı. Öncelikle Galatasaray’ın  kadrosu Fenerbahçe’ye göre bariz üstün.Hani ilk onbiri dengeli kabul etsek ki değil,kulübelere baktığımızda hamle alternatifi açısından ne denli büyük bir fark olduğu aşikar.Fakat Aykut Kocaman tü kaka,Fatih Terim İmparatore!..Bunun dışında mevcut form durumları da,’Trabzonspor maçını saymazsak’ Galatasaray’ı işaret ediyordu.Maç öncesi seremonide de Fenerbahçe'li oyuncuların bir kısmının inançlı görünmediğini fark etmiştim.
   
     Aykut Kocaman'ın takımı sakin,ayağa pas oynayacaktı elbette ki.Ligin en iyi pas oyunu oynayan takımı olan Fenerbahçe ile ön alanda baskılı oynayan Terim'in öğrencileri bildikleri gibi başladılar.Galatasaray ligin bu alanda en önemli oyuncusu defansif santraforu Elmander'in önderliğinde baskılı başlarken,Fenerbahçe sakindi.Yapması gereken göbeği kalabalık tutarak savunmak,topu kaptığında kenarlara aktarmaktı.Çünkü Galatasaray'ın kenarları yumuşak karnıydı.Hücumda da sağ ve sol açıkları içeri katederek oynayan oyunculardı.Böyle de yaptı.Sol tarafı ilk dakikada Caner'in rakipleri geçerek yaptığı orta dışında kullanmayı denememeleri en büyük hatalarıydı..
    
    17.dakikada Alex buluştuğu topu,Sow'un çapraz koşusuyla yerini kaybettirdiği Semih'in boşalttığı kulvarı farkedip,koşusunu yapan Ziegler'in önüne yuvarladı.Fenerbahçe golü sol bekinin ayağından bulurken,bunda yukarıda belirttiğimiz kanat oynamayı bilmeyen oyunculardan Emre Çolak'ın Ziegler'i takip etmemesinin rolü de büyüktü.(0-1)


     İlk olgun atağında golü bulan Fenerbahçe'nin golden hemen sonra Cristian'ın şutunu Alex tamamlamak üzereyken son anda  Semih ayağını sokmasa 0-2 olacak,belki de ilk yarıdan maçı koparacaktı.
       
    Golden sonra Galatasaray ön alanda baskıya devam ederken,Fenerbahçe de göbeği kapatarak, çizgiden oyunu karşıya taşıma denemelerini sürdürdü.Fırat Aydınus gereksiz bir kartla Caner'i oyundan düşürürken,Galatasaray'ın baskı yaptığı bölümlerde,olası bütün Fenerbahçe kontralarını da,Galatasaray savunmasından daha etkili bir biçimde kesiyordu.Ters faul kararlarıyla kaptıkları topu ileri taşımaya çalışan Fenerbahçeli'leri yıldırırken,ön alanda oynayan Galatasaray'lıları da çıkamayan Fenerbahçe'nin üzerine gitmekte cesaretlendiriyordu.
    
   Fırat Aydınus hakemliğinden sıkılmaya başladım.Ne yapıp edip,''denge oyunu kurayım,hatta maçı beraberliğe bağlayayım'' çabası her derbide ön plana çıkıyor.Böylece büyük tepkiler almayacak,kendisine ve MHK'ye bir nevi kalkan sağlayacak bir yönetim anlayışı var.Tek iyi tarafı hatalı penaltı kararı vermiyor kolay kolay..Ama Melo'ya 2.dakikada arkadan yaptığı faulde sarı kart vermemesinin,Caner'e de yalandan kart vermesinin tek sebebi yukarıda anlattıklarım..Kendisinin artık beraberlik sonucunun onun karar verebileceği bir sonuç değil de, kendiliğinden olacaksa olacak bir sonuç olduğunu kavraması gerekiyor!.40.dakikada Sow'a arkadan yapılan ve sakatlanıp çıkmasına neden olan pozisyonda faul bile çalmadığını da belirtelim.İlk yarı 0-1 Fenerbahçe üstünlüğü ile sona erdi.


    Galatasaray ikinci yarıya ilk yarıdakinden de daha büyük baskıyla başlarken,Fenerbahçe'de ilk yarıdaki ne yaptığını bilen görüntü kayboluverdi.Neyse ki ilk yarıda kurtardığı müthiş bir topta sakatlanan Volkan Demirel sahadaydı ve direniyordu!.Kendisine milli maçlarda bile organize bir şekilde küfreden taraftarların önünde bu müthiş performansı sergilerken,başka bir itici güce ihtiyacı yoktu elbette ki..
  
    Galatasaray baskısının 60.dakika civarında biteceğini,yorulacaklarını düşünüyordum,yanılmışım..Galatasaray atak üzerine atak yapmayı sürdürürken,Volkan'ı geçmeyi bir türlü başaramıyorlardı.69.dakikada Fırat Aydınus'un uydurduğu frikikte topun başına geçen,Türkiye'nin en iyi orta saha oyuncusu Selçuk, topu Fenerbahçe ağlarına yollarken,yine topa dokunan Volkan,kaleye gitmesini önleyemedi.(1-1)Golden sonra soldan bir ortaya dokunamayan Aydın'ın,hemen sonrasında arka direkte yaptığı vuruşu da Volkan inanılmaz bir refleksle çıkardı.


   Galatasaray golü ararken atılan uzun topa düşerken dokunup,Stoch'un önüne bırakan Bienvenu ve Muslera'nın solundan topu ağlara yollayan Stoch,Fenerbahçe'yi tekrar öne geçirdiler.(1-2)Sonradan giren bu iki oyuncu gibi,sakatlanan Alex'in yerine giren Özer de,beraberlik golünden sonra rakip alanda sorumluluk alan oyunculardandı.Mehmet Topuz yine vasattı.


   Kalan dakikalarda başka gol olmadı.Fenerbahçe bu maçı kazanarak,şampiyonluk şansını son ana kadar kovalayacağını ispatlamış oldu.
Maç sonundaki sevinç görülmeye değerdi.Özellikle de Cristian Baroni'nin Mehmet Topuz'u kuçu kuçu diye çağırmasına çok güldüm.


  Alt bölümdeki fotoğraflar tribunselsevda.tumblr.com dan alınmıştır.