UA-36062800-1
Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2012 Salı

Çubuklu Klasiği


       Arena deplasmanında Fenerbahçe için kazanmak dışında bir seçenek yoktu öyle de oldu..Aksi sonuçta  bu sezonun önceden karar verilmiş sonu hazır olacaktı. Fenerbahçe çıktı yazılmış senaryoyu kısa metrajlı çekmek düşüncesinde olanları hayal kırıklığına uğrattı.
       Galatasaray'lılar yukarıdaki çalışmayı yapmışlar.Aslan köprüden geçip kupayı Fenerbahçe Stadı'ndan almak için şahlanmış şekilde resmedilmişti.Ama söz konusu çubukluysa böyle afacanlıklar için acele etmemeleri gerektiğini bilmelerini gerektirirdi makus tarihleri..

      Maçtan önce çoğunluk Galatasaray’ın kazanacağını düşünüyordu.Haksız da sayılmazlardı. Öncelikle Galatasaray’ın  kadrosu Fenerbahçe’ye göre bariz üstün.Hani ilk onbiri dengeli kabul etsek ki değil,kulübelere baktığımızda hamle alternatifi açısından ne denli büyük bir fark olduğu aşikar.Fakat Aykut Kocaman tü kaka,Fatih Terim İmparatore!..Bunun dışında mevcut form durumları da,’Trabzonspor maçını saymazsak’ Galatasaray’ı işaret ediyordu.Maç öncesi seremonide de Fenerbahçe'li oyuncuların bir kısmının inançlı görünmediğini fark etmiştim.
   
     Aykut Kocaman'ın takımı sakin,ayağa pas oynayacaktı elbette ki.Ligin en iyi pas oyunu oynayan takımı olan Fenerbahçe ile ön alanda baskılı oynayan Terim'in öğrencileri bildikleri gibi başladılar.Galatasaray ligin bu alanda en önemli oyuncusu defansif santraforu Elmander'in önderliğinde baskılı başlarken,Fenerbahçe sakindi.Yapması gereken göbeği kalabalık tutarak savunmak,topu kaptığında kenarlara aktarmaktı.Çünkü Galatasaray'ın kenarları yumuşak karnıydı.Hücumda da sağ ve sol açıkları içeri katederek oynayan oyunculardı.Böyle de yaptı.Sol tarafı ilk dakikada Caner'in rakipleri geçerek yaptığı orta dışında kullanmayı denememeleri en büyük hatalarıydı..
    
    17.dakikada Alex buluştuğu topu,Sow'un çapraz koşusuyla yerini kaybettirdiği Semih'in boşalttığı kulvarı farkedip,koşusunu yapan Ziegler'in önüne yuvarladı.Fenerbahçe golü sol bekinin ayağından bulurken,bunda yukarıda belirttiğimiz kanat oynamayı bilmeyen oyunculardan Emre Çolak'ın Ziegler'i takip etmemesinin rolü de büyüktü.(0-1)


     İlk olgun atağında golü bulan Fenerbahçe'nin golden hemen sonra Cristian'ın şutunu Alex tamamlamak üzereyken son anda  Semih ayağını sokmasa 0-2 olacak,belki de ilk yarıdan maçı koparacaktı.
       
    Golden sonra Galatasaray ön alanda baskıya devam ederken,Fenerbahçe de göbeği kapatarak, çizgiden oyunu karşıya taşıma denemelerini sürdürdü.Fırat Aydınus gereksiz bir kartla Caner'i oyundan düşürürken,Galatasaray'ın baskı yaptığı bölümlerde,olası bütün Fenerbahçe kontralarını da,Galatasaray savunmasından daha etkili bir biçimde kesiyordu.Ters faul kararlarıyla kaptıkları topu ileri taşımaya çalışan Fenerbahçeli'leri yıldırırken,ön alanda oynayan Galatasaray'lıları da çıkamayan Fenerbahçe'nin üzerine gitmekte cesaretlendiriyordu.
    
   Fırat Aydınus hakemliğinden sıkılmaya başladım.Ne yapıp edip,''denge oyunu kurayım,hatta maçı beraberliğe bağlayayım'' çabası her derbide ön plana çıkıyor.Böylece büyük tepkiler almayacak,kendisine ve MHK'ye bir nevi kalkan sağlayacak bir yönetim anlayışı var.Tek iyi tarafı hatalı penaltı kararı vermiyor kolay kolay..Ama Melo'ya 2.dakikada arkadan yaptığı faulde sarı kart vermemesinin,Caner'e de yalandan kart vermesinin tek sebebi yukarıda anlattıklarım..Kendisinin artık beraberlik sonucunun onun karar verebileceği bir sonuç değil de, kendiliğinden olacaksa olacak bir sonuç olduğunu kavraması gerekiyor!.40.dakikada Sow'a arkadan yapılan ve sakatlanıp çıkmasına neden olan pozisyonda faul bile çalmadığını da belirtelim.İlk yarı 0-1 Fenerbahçe üstünlüğü ile sona erdi.


    Galatasaray ikinci yarıya ilk yarıdakinden de daha büyük baskıyla başlarken,Fenerbahçe'de ilk yarıdaki ne yaptığını bilen görüntü kayboluverdi.Neyse ki ilk yarıda kurtardığı müthiş bir topta sakatlanan Volkan Demirel sahadaydı ve direniyordu!.Kendisine milli maçlarda bile organize bir şekilde küfreden taraftarların önünde bu müthiş performansı sergilerken,başka bir itici güce ihtiyacı yoktu elbette ki..
  
    Galatasaray baskısının 60.dakika civarında biteceğini,yorulacaklarını düşünüyordum,yanılmışım..Galatasaray atak üzerine atak yapmayı sürdürürken,Volkan'ı geçmeyi bir türlü başaramıyorlardı.69.dakikada Fırat Aydınus'un uydurduğu frikikte topun başına geçen,Türkiye'nin en iyi orta saha oyuncusu Selçuk, topu Fenerbahçe ağlarına yollarken,yine topa dokunan Volkan,kaleye gitmesini önleyemedi.(1-1)Golden sonra soldan bir ortaya dokunamayan Aydın'ın,hemen sonrasında arka direkte yaptığı vuruşu da Volkan inanılmaz bir refleksle çıkardı.


   Galatasaray golü ararken atılan uzun topa düşerken dokunup,Stoch'un önüne bırakan Bienvenu ve Muslera'nın solundan topu ağlara yollayan Stoch,Fenerbahçe'yi tekrar öne geçirdiler.(1-2)Sonradan giren bu iki oyuncu gibi,sakatlanan Alex'in yerine giren Özer de,beraberlik golünden sonra rakip alanda sorumluluk alan oyunculardandı.Mehmet Topuz yine vasattı.


   Kalan dakikalarda başka gol olmadı.Fenerbahçe bu maçı kazanarak,şampiyonluk şansını son ana kadar kovalayacağını ispatlamış oldu.
Maç sonundaki sevinç görülmeye değerdi.Özellikle de Cristian Baroni'nin Mehmet Topuz'u kuçu kuçu diye çağırmasına çok güldüm.


  Alt bölümdeki fotoğraflar tribunselsevda.tumblr.com dan alınmıştır.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bu Kez Direkler Kurtaramadı!

    Dün,yine 3 Temmuzdan bu yana süren haksızlıkları protesto etmek için Bağdat Caddesi'ndeydik.Ortalama 20.000 kişi gelmişti.Pencerelerden el sallayan,sarı lacivert kırlentlerini sallayan,alkışlayan yüzler teyzeler,amcalar,babaanneler de cabası..Güzel bir birliktelik oluşturuldu,olgun bir şekilde hukuksuzluk,hükümet,savcı ve fırsat avcıları protesto edildi.Sonra hep birlikte stada ilerledik..
   
   Maça gelirsek,Fenerbahçe ve Trabzonspor maça klasik dizilişleriyle çıktılar.Fenerbahçe adına süpriz gibi görünen Stoch'un kadroda olmaması,Trabzonspor adına da Volkan Şen yerine Halil Altıntop'un şans bulması ve daha önceki Fenerbahçe maçlarında cezalı olan Zokora'nın sahadaki yerini almasıydı.
  
   Fenerbahçe'nin planı, oyunu iki yönlü oynayabilen,pas oyununa yatkın orta saha oyuncuları(Emre-Cristian) ile pasa dayalı sabırlı bir oyundu.Bunun yanında Caner tercihi ile Ziegler'in Stoch'la oynarkenki yanlızlığını,sol kanattaki kırılganlığını ortadan kaldırmak hedeflenmişti.Bunun yanı sıra rakibin pas yapabilen tek oyuncusu olan Colman'a değişken olarak yakın oynamak suretiyle Burak'ın etkinliğini azaltmak istemişti Aykut Hoca..

   Trabzonspor ise her zamanki gibi ,ilk planı Burak'ı stoperlerin arkasına kaçırmak,ikincil olarak da Olcan ve Halil'den oluşan winger'larının içeriye katederek pozisyon yaratma olasılıklarını düşünmüştü.Zokora'yı Alex'e yakın oynatarak etkinliğini azaltmak da Şenol Güneş'in bir diğer planıydı.Zokora bunda başarılı da oldu..Fakat bu durum Zokora'yı sahanın her yerine gezdiren Alex'in,Fenerbahçe'nin orta sahayı ele geçirmesi sonucunu doğurdu.

   İlk dakikalarda Trabzonspor,uzaktan etkili birkaç şut attı.Sonrasında Fenerbahçe sahadaki üstünlüğü kesin olarak ele aldı.Sow'un karşı karşıya pozisyondaki vuruşunu,Tolga harika bir refleksle önledi.18'de Gökhan Gönül'ün ceza sahası içinde,soluna çekerek yaptığı vuruş doksandan döndü.Gökhan ve Mehmet'li Fenerbahçe sağ tarafı,geçen seneki kadar tempolu oynayarak,Trabzonspor sol kanadını felç ettiler.Trabzonspor sol kanadında Olcan'ın sakatlık sonrası hala formunu  bulamadığı gözlenirken,Şenol Güneş'in iyi bir sol bek olan Marek Cech yerine Celutska'yı sol bek olarak oynatmasına anlam veremedim.
  
   Fenerbahçe'de Emre savunmaya yaklaşarak defanstan çıkışta önemli katkı yaparken,iyi bir oyuncu olduğunu,ama maç konsantrasyonu her zaman üst düzeyde olmadığını söylediğim Cristian Baroni,oldukça motive ve iyi bir günündeydi.

   İlk yarının ortalarında,hızlı çıkan Trabzonspor,Halil'in müsait durumdaki Burak'a vermeyi tercih etmeyerek uzaktan vurmayı seçmesiyle mutlak bir gol poziyonundan oldu.Belki de maçın kırılma anı bu pozisyondu.

   İlk yarının bu şekilde biteceği düşünülürken,Cristian uzaktan harika bir şut çıkardı.Tolga golü önleyemedi.(1-0)Bu adamın maçlara motive edilmesi için özel birşeyler yapmak gerek.İstediğinde hem top taşıyor,hem de etkili paslar ve şutlar çıkarabiliyor.Bazen ise maçın başında o maçta oynayacağını net bir şekilde gösteriyor,o anlarda Baroni oynamayacak çıkarsın Aykut Hoca tepkisi veriyorum ben de..

    Gol sonrası sevinç yaşanırken,Aykut Kocaman ''pas,pas,devam böyle!'' şeklinde uyarılar yapıyordu oyuncularına.Bu uyarısı devre arasında da sürmüş olacak ki,Fenerbahçe ikinci yarıya da topu ayağında tutmak adına ,geri ve yan pas yaparak başladı.Bu da bir süre yine geriye yaslanmış görüntü çizmelerine sebep oldu.
   
   İkinci yarıya Şenol Güneş değişikliklerle başladı.Günün kötüsü Olcan'ı çıkarıp,Cech'i sol beke koyan Şenol Hoca,sol bekteki Celutska'yı sağ beke,sağ bekteki Serkan'ı sağ açığa,sağ açıktaki Halil'i de sol açığa çekerken,bununla olumlu bir değişim yaratabildiğini söyleyemeyeceğim.

   Oyunun devamında ''dakika 61'i gösterirken '' Emre'nin Colman'dan kaptığı topu Cristian'a aktarması,onun da iki savunmacı arasından,Alexvari bir şekilde Sow'a attığı müthiş pasla 61. dakika Sow'u geldi.(2-0)Gol sevincini de birlikte yaşadılar.


   
    Gol sonrasında Emre savunmada abuk subuk bir top kaptırınca,Trabzonspor Serkan'la maçtaki en ciddi pozisyonunu yakaladı.Serkan'ın vuruşunu kurtaran Volkan Demirel,skorun değişmesine izin vermedi.

    Kalan dakikalarda Fenerbahçe yaptığı değişiklikler ile Galatasaray maçını düşünmeye başladığını göstermişse de ,son dakikaya kadar rakip korner direğinin önünde yaptığı baskıyla hepimizi mutlu etti. Kupa maçından sonra,bu maçta da oyuna giren Semih,hırslı ve mücadeleci görüntü çizdi.Semih'in takıma dönüşü bir transfer kıvamında..Ve ben formu ne olursa olsun,bu kadar uzun kadro harici kalmaması gerektiğini düşünüyorum.Semih Fenerbahçe'dir!