UA-36062800-1
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Baroni'nin Trabzon Sevgisi

        Maç müthiş tempolu başladı İlk dakikada Sow'la Fenerbahçe, İkinci dakikada da Adrian'la Trabzon mutlak gollük pozisyonları değerlendiremediler!

         7. dakikada Bekir'in kısa düşen geri pasına kayarak yerden vuran Volkan, kaleden oldukça uzakta kalmıştı, top solak Adrian'a düştüğünde gol olacağını düşündüm. Neyse ki kaleye giden topu Egemen çizgiden çıkararak, hem Volkan'ı hem de Bekir'i kurtarmış oldu.


        Adrian Mjerzejevski dar alandaki yetenekleriyle, başa bela olacak gibi görünüyordu ki; Fenerbahçe'nin golü geldi. Sağdan Kuyt'ın ortasına ayağını sokacakken, kalecinin de müdahale etmesiyle topa istediği gibi vuramayan Sol Bamba, topu kendi ağlarına yolladı.

        Kaleye giren topta Sol Bamba'nın 'Ben seni görmedim, neden konuşmuyorsun?' dediği vücut dilinden anlaşılan Sol Bamba değil, golün hatalısı kaleci Onur Kıvrak idi. Üstüne bir de elini uzatan Sol Bamba'ya elini uzatmaması, hem saçma hem de çirkindi. Yakışmadı. Bu pozisyondan sonra, bana göre Onur'un da tepkisiyle iyice oyundan düştü.

        İlk golden sonra Fenerbahçe oyunu tamamen devraldı. Özellikle Trabzon'un çizgiden çıkan pozisyonundaki başrol oyuncularından Bekir, çok moralli ve olgun bir oyun sergiledi. Fenerbahçe'de sürekli oyununu geliştiren tek adam Bekir olabilir.


        Trabzonspor takımı plansız bir araya getirilmiş futbolcular grubu Bilhassa orta sahada oyun sertliği getirecek oyuncu sıkıntısı var. Tolunay Kafkas da bunu gördüğü için Serkan Balcı'yı oyun sertliği ve mücadele gücü katması için orta sahada kullandı. Hatırlanacaktır ErsunYanal Serkan Balcı'yı Gençlerbirliği'nde böyle oynatırdı. Açık oynayan takımı topu kaptırdığında, Serkan Balcı kapan oyuncuyu yakalar, ya topu alır ya da faul yapardı. Bugün oyunun ilk bölümünde; Serkan Balcı başta olmak üzere, diğer oyuncular da ilk golü yiyene kadar Tolunay Kafkas'ın dediği gibi sert ve dirençli oynadılar.


        Emre'nin olgun oyunu, Mehmet Topal'ın iyi duvar olduğu takımı, hem paslarıyla hem de zaman zaman driplingle öne çıkaran Bekir, Afrika tatili uzayan Yobo'nun falan önünde.

        Emre'nin oyun kalitesi anlamında vereceklerinden bugüne kadar bolca bahsettim. Ancak geri dönüşünden sonra, 'futbol topuna daha fazla odaklanmış' görüntüsü beni mest etmeye başladı. Bugün savunmada hücumda etkin rol oynarken, ne hakemle ne de rakip oyuncuyla da ilgilenmedi. Bu şekilde devam ederse, dönerken söylediği gibi gitmesi de şimdi dönmesi de doğru olmuş olacak! Şampiyonluğun anahtarı saha içinde arkadaşlarını yönlendirmesiyle, kazanma isteğiyle, pas kalitesi ve dinamizmi ile Emre'den geçiyor gibi.

        Bekir'in dışında 2 hafta sonra dönen Hasan Ali, hep canı isteyince oynadığı, istemeyince oynamadığı için eleştirdiğimiz Cristian çok iyi top oynadılar. Trabzon deplasmanlarının gerginliği, hatta belki de Emre'nin yenilmekten hoşlanmadığını ona hissettirmesi etkiliyor! Bugün de sıkça rakip ceza alanına giren, arkadaşlarıyla yardımlaşan arzulu bir oyun oynadı. 27. dakikada uzaktan vurup ağlara gidince, Trabzon'da bir maçı daha golle geçmiş oldu.

        Baroni'nin Spor Toto Süper Lig'de , 114 maçta 14 golü var. Bunların 3'ünü geçen yıl ve bu yıl Trabzon deplasmanın da kaydetti.

        Kuyt'a da yenilgi sonrası selamladığı tribünlerden gelen protesto iyi gelmiş. Bate maçı ve bu maçta hem fiziksel olarak daha iyi göründü, hem de zaman zaman çıldırtan pas hatalarından arınmıştı. Hafta içi yaptığı açıklamada ''Taraftar tepkisine kızmıyorum, sadece onlar da ben de aynı şeyi, kazanmayı istiyoruz. Bunu bilmeliler.'' demişti! ''Performansımın biraz düştüğünü biliyorum, ama düşüşler olabilir, yapmam gerekenin daha fazla çalışmak olduğunu biliyorum.'' da diyerek önemli bir profesyonellik anlayışı olduğunu ortaya koymuştu.

            2-0 biten ilk yarının ardından Tolunay Kafkas Yasin'i ve günün şanssızı Sol Bamba'yı soyunma odasında bırakırken, yerlerine Soner ve Alanzinho'yu aldı. Bu değişiklikler sonrası Serkan da önceki maçlardaki gibi sağbeke döndü.

            Oyun ve skor olarak rahat olan Fenerbahçe'de önce Sow-Caner ile 65'inci dakikada da , hafta içi yorgunlarından bir diğeri Webo Semih'le değişti. 

             Fenerbahçe'de günün en iyilerinden Cristian Baroni 52'de, sol tarafta aldığı topta arkadan koşu yapan Gökhan'ı görüp ortaladı. Gökhan Gönül de ayak içini iyi koyarak topu filelere yolladı. Bursa'da eski günlerden esintiler sunan Gökhan'a dün twitterdan o performansını özlediğimi yazmıştım. Okumuştur okumamıştır bilmiyorum ama beklediğim Gökhan sahadaydı. Bol bol ön alana baskı yaptı, gol attı, geri koşup kademeye girmeyi de ihmal etmedi. Bu performanstaki Gökhan büyük silah oluyor! 
(0-3) 

            
           3. golden sonra Trabzon oyundan tamamen düşerken, Fenerbahçe oyunu tutmaya istediği gibi çevirmeye devam etti. Son bölümde Emre de Salih ile değişirken, Trabzonspor da Janko'nun yerine Emre Güral'ı soktu.

           Sahada tipinden bile kafacı olduğu anlaşılan Mark Janko'ya serbest atışlarda bile yüksek top atılmaması, hala Burak Yılmaz varmış gibi defans arkasına pas denemeleri de bir hayli ilginç. Janko'ya doğru dikilen tek top da Fenerbahçe kalesine ciddi tehlike olarak geldi oysa ki. 

            Galatasaray ile olan 6 puanlık fark korunurken, bunun deplasmanda Trabzon galibiyeti ile elde edilmesi daha da önemli.



          Trabzonspor taraftarı da Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu'na isabet eden birkaç yabancı maddeyi attıysa da, agresiflikleri son dönemde alıştırdıklarına nazaran çok azdı. Demek ki insanları galeyana getiren açıklamalar yerine sağ duyu çağrısı yapılınca etkili oluyormuş.

          Asıl maça damga vuran olay karşılaşmanın hakemi Bülent Yıldırım'ın, kendisine çarpan top sonucunda oyunu durdurarak hakem atışı yapmasıydı. Ne yapmak istediğini ne futbolcular ne de biz izleyenler anlayamadık.







                                       Trabzonspor Fenerbahçe Maçı Fotoğraf Galerisi


16 Ocak 2013 Çarşamba

Trabzonda Olanlar ve Göksu Alhas Olayı Üzerine!


      Trabzon her zamanki Trabzon, her ne kadar Galatasaray maçındaki dengesizlikleri de akıllarda kalmışsa da, Fenerbahçe olunca hepsi birer canavara dönüşüyorlar!

      Herşeyin böyle olacağını tahmin etmek için kahin olmak gerekmiyordu elbette.. Stadyumda Volkan Demirel'e bıçak atıldığında ,''Ne bilelim evden getirmediğini..'' diyebilen birinin yönetici olduğu bir kulüpten söz ediyorum, ilginç hiç bir şey yok elbette! Ogün Samast için bereyle maça gelenler, her maçta tribünlerde akla hayale sığmaz pankartlar asanlar, (sahaya attıklarından bahsetmeye bile değmez) soyunma koridorlarında rakip futbolculara, stad güvenlik elemanlarıyla birlikte saldırmış yöneticiler, zamanında Fenerbahçe'ye imza atan Gökdeniz'e ''Gidersen sıkarız dizine, bir daha futbol oynayamazsın.'' diyenler derken saymakla bitmez vahşet detaylarından söz edilebilir.

          6222 çıktı, ama ne kanundan önce ne de kanun çıktıktan sonra, organize bir şekilde bu futbol oynanamaz hale getirilen, kulüp ve şehir için yaptırım uygulanmıyor, haliyle gram ilerleme de olmuyor.. 

       Her fırsatta halkı kışkırtan yöneticiler, durumu normalmiş gibi lanse etmeye çalışan 'gazeteciler' için her hangi bir sorun çıkmadığı gibi, bu insanlar aranan çalışanlar durumundalar.


    Maç başladığı andan itibaren, yine sokulması uygun olmayan pankartlar stadyumdaydı. Küfür kıyamet ve bitmeyen yabancı madde yağmuru da, her zamanki kıvamındaydı. Fenerbahçe de maç boyu durumu idare eder şekilde oynamaya niyetli gibiydi. Ta ki iyice kontrolden çıkana kadar, Fenerbahçe idare etti durumu. Son bölümde biraz seyircinin hareketlendirmesiyle canlanan Fenerbahçe sahadan Smih Şentürk ve Kuyt'ın golleriyle 2-0 galip ayrıldı.



-F.BAHÇE’nin attığı gol sonrası Aykut Kocaman’ın başına bir taş atıldı… Fenerbahçe Teknik Direktörü bir an panikle elini kafasına götürüp kan olup olmadığına baktı. Ve ellerini iki yana açarak sordu: “Neden yapıyorsunuz?” Bir süre tribünlere baktı. Ardından tepkiler yükselince geri döndü…
  


   Aykut Hoca gibi bir adama bile böyle şeyler yapılması cidden inanılmaz!






  Hatırlanacaktır, bırakın taş yemeği tepki aldığı Beşiktaş tribünlerine, Fatih Terim böyle cevap vermişti.. İki resim arasındaki farklar saymakla bitmiyor yani!
      Fenerbahçe'nin en dikkat çekici oyuncusu Salih Uçan idi. 19 yaşındaki genç oyuncu, bu sene kupada bolca şans buluyor, giderek de daha iyi oynuyor.
     
        Box to box nasıl olur herkese gösteren Salih, dikine oynuyor, ikili mücadele kazanıyor. Kaybettiği topu kovalayıp doğru pozisyon almayı da başarıyor. Dün sahada uzun süre uyuklayan abilerine nazire yapar bir performans sergiledi.Yakında formayı bileğinin hakkıyla alır böyle giderse. Fenerbahçe gibi bir kulüpte genç futbolculara sıkça şans vermek elbette zor, ama bir de Salih gibi zorla şans alanlar var, doğru yol da bu olsa gerek!

        Bir not da Semih Şentürk'e düşelim. Bir miktar güçlendiği görülüyor, yeterli değil ama aşama yapmış. Kısa süre içerisinde kendi performansını yakalamazsa hiç şansı kalmayacak, hatta belki önümüzdeki günlerde gönderilmesi bile söz konusu olabilir!
         
        Kupada F.Bahçe ile eşleştiklerinde,twittera “Biz onlarla PTT 1. Lig’de oynamayı bekliyorduk” diye yazan 1461 Trabzonlu Göksu’ya sarı lacivertli futbolcular, elini sıkmayarak tepki göstermişler. Göksu bu tweeti , Fenerbahçe ile 1461 Trabzon takımı aynı gruba düşünce söylemişti. Doğal olarak da bu Fenerbahçelilerin büyük tepkisini çekmişti, anlaşılan Fenerbahçeli futbolcular da bilip-bilmeden ezbere konuşarak, sahada kendisiyle aynı işi yapan insanların emeğine saygı duymadığını ortaya koyan, Göksu Alhas'a tepki vermişler.

        Göksu, maçın devre arasında olayı arkadaşlarına anlatırken, çok üzüldüğünü, şaşırdığını ve seremoninin sonuna doğru kendisinin de elini indirdiğini söylemiş. Ben kendi adıma hiç de kolay kazanılmayan bir şampiyonluk hakkında ileri-geri konuşan Göksu Alhas'a tepki olmasına, neden şaşırdığını, neden üzüldüğünü anlayamadım ,gerçekçi ve samimi de bulmadım. 

        Dahası takım arkadaşlarından da bu ilginç tavra destek gelmesi olmuş. Sercan Kaya ve Abdullah Halman, “Göksu kardeşimizin elini sıkmayanlar ikinci maçta bize el uzatmasınlar” derken, Barış Memiş, “Sen onlardan yüreklisin. Biz de onların elini sıkmayız kardeşim” diye yazdı. Sıddık İstemi ise, “Göksu bana devre arasında olayı anlattığında inanmak istemedim. Şimdi TV’den izledim. Yaptıkları çok ayıp” gibi ilginç  ifadeler kullanmışlar. Bu adamların hepsi profesyonel futbolcu mesela. Ya savundukları tavrın ne kadar çiğ ve sağlıksız olduğunu, idrak edebilecek kapasitede değiller, ya da birileri onlara bu tavrı göstermeleri için görev veriyor ciddi ciddi. Sercan Kaya'yı da hatırlarsınız. Şu şike iddiası olan sezonda  durduk yere kendini yere atıp, Trabzonspora golü attıran, ödül olarak Trabzonspor'a transfer edilen genç çocuk vardı ya o işte. Şimdi de kirada ya, Trabzonspor'u ne kadar sahiplendiğini göstermek istiyor belki de! Oysa yetenekli biri, bilekleri çok iyi mesela.

        Bu davranışlar bu sözler, hiç şüphesiz Dünya'da empati yeteneğinden bu kadar yoksun insanların ,bu kadar özenle bir araya getirilmesi bakımından çarpıcı bir örneklerdir.

        Trabzon’daki internet forumları ve haber sitelerinde de olay geniş yer buldu. Bazı taraftarların forumda, “Bu ülkede adalet işlemediği sürece bu olayları daha çok yaşarız” ve “Göksu’nun elleri kirlenecekti. Yazık çocuğa” demeleri de ilginç mesela. Varsayalım ki onlar haklılar, Fenerbahçe gerçekten şike yapmış, hakları yenmiş diyelim. O durumda da maçı satın alan orada Göksu'nun elini sıkmayan futbolcu muydu ki , o suçlu ve kirlenmiş mi oluyor hiç bir şey yapmadan?

        Dahası basın tribününde bile ilginç olaylar olmuş 

İLK yarının sonunda 1461 Trabzon kalecisi Fatih ile Stoch arasındaki ikili mücadelenin ardından büyük bir gazetenin Trabzon muhabiri çıldırdı ve küfürler savurmaya başladı… Kimse onu teskin etmeye çalışmıyor ve aksine küfürlere çevresindekiler de katılıyordu. Küfürlerden hakem Suat Arslanboğa, Aykut Kocaman, Stoch nasibini aldı… Bu gazetecinin küfürleri maç sonuna kadar sürdü…

- Maçın sonlarında Fenerbahçe 1-0 öne geçince arka taraftan bir ses yükseldi: “Cristian’ın ayağını kırın. Salih’e vurmayın. O daha küçük…” Bu sözleri duyunca şaşkınlık içinde geriye döndüm. Kim diye bakmak istedim. Bu sırada tepki bana yöneldi: “Rahatsız mı oldun? Şikeden rahatsız olmuyorsunuz ama...”

- Maçın sonlarında Fenerbahçe 1-0 öne geçince arka taraftan bir ses yükseldi: “Cristian’ın ayağını kırın. Salih’e vurmayın. O daha küçük…” Bu sözleri duyunca şaşkınlık içinde geriye döndüm. Kim diye bakmak istedim. Bu sırada tepki bana yöneldi: “Rahatsız mı oldun? Şikeden rahatsız olmuyorsunuz ama...”

-Devre arasında FBTV çalışanlarını dövmek amacıyla arayan 'gazeteci' ler varmış!

Basın Tribününde olanlar Ahmet Ercanlar'ın kaleminden

        Toplum algısı yönetenler, adaleti sağlamaktan sorumlu kişi-kurum ve kuruluşlar, topluma ne kadar sağlıksız şeyler yüklemişler, yukarıdaki bakış açısında bunu buram buram koklamak mümkün!

        Maç sonrası doğal olarak Fenerbahçe cephesinden gelen eleştiriler karşısında da, 12 Mayıs 2012'de devletin polisine saldıran, arabaları ters çeviren Fenerbahçelilerden söz etmişler! Beyler gerçekten hala 12 Mayıs 2012'de olanların bir polis terörü olduğunu fark etmemiş, kavramamış olan var mı yahu? Bu utanç verici olayları bir de , mağdura yükleyerek daha kötü kendilerini rezil ediyorlar onu da ekleyelim.
       

30 Aralık 2012 Pazar

Raul Meireles Kararı Adilleşti


       Galatasaray ile oynanan maçta 2 sarı karttan atılan Raul Meireles için, hakem Halis Özkahya'nın raporunda, ''kendisine tükürdüğünü ve hakaretler ettiğini'' yazması üzerine 12 maç ceza uygun görülmüştü!

      Biz karşılaşmayı izlerken de sonrasında çıkan detaylı görüntülerde de, tükürdüğüne dair birşey göremedik. Hakemin Raul Meireles ile hararetli bir şekilde tartıştıkları sırada, ağzından saçılan salyaları da tükürdü olarak algılamış olması da bir ihtimal, ancak kıllanmayacak gibi de değil!

      Spor kamuoyunda günlerce tartışılan Meireles konusunda, hemen herkes tükürmediği konusunda hem fikirdi. Ve tahkim kurulu cezayı 4 maça indirerek bence doğru olanı yaptı! Raul Meireles'in gördüğü sarı kartların ikisinin de doğru olduğunu da belirtelim ama 2. sarı kartın hemen öncesinde, Raul'ü çeken biri vardı, oyun durdurulup sarı verilseydi, Meireles'in pozisyonu olmayabilirdi bile, unutmayalım!

       Raul Meireles sezon başı kampı sonrası katıldığı Fenerbahçe'de, fizik güç,oyun aklı, sakinlik anlamında ciddi bir etki yaptı kısa sürede! Daha dikkatli olması ve derbilerin önemini de daha iyi kavraması gerekiyor bu açık!

       Asıl ilginci düşmesi gerektiği bal gibi açık olan konuda, Galatasaray ve Trabzonspor Kulüpleri'nin yaptığı saçma sapan içerikli zehir zemberek açıklamalar..

       Hadi Trabzonspor'dan alışkınız. Siyahi oyuncularına Yamyam diyerek ülkeyi terk ettiren de, Günahların Takımı Fenerbahçe diye pankart açan/açtıran da , soyunma odası koridorlarında başkanlarının futbolculara saldırdığı yer de, Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast'ı giydikleri beyaz berelerle sahiplenen de hep onlardı! Şimdi Sadri Şener Meireles'e ''Tinerci demişse ne olmuş değil mi? bkz

       Peki Galatasaray'ın derdi ne? Ne diye coşuyorlar? Fenerbahçe'ye delil olmadan bir sürü ceza verildiği, karşılarındaki en önemli rakiplerinin pasifize edildiği gerçeğiyle, hala neden yetinmiyorlar? Çünkü korumak istedikleri ''Şikeci Fener'' algısı var, bunu konuşulur kılmaya devam etmek istiyorlar, Fenerbahçe Kulübü ve Aziz Yıldırım da mahkeme süreci sürdüğü için pasif kaldı ve Fenerbahçe'nin haklarını savunmak da uzun zamandır Aykut Kocaman'ın sırtındaki bir diğer kambur durumunda! 

26 Aralık 2012 Çarşamba

Sadri Şener Yine Dellenmiş

       Sadri Şener'den Meireles'e yeni lakap..!G.Saray- F.Bahçe maçında Portekizli oyuncunun maçın hakemi Halis Özkahya'ya yönelik hareketleri için "Saç stiline ve dövmelerine bakınca hakeme o hareketleri yapması doğal.Trabzonspor'a böyle saç stili ve dövmesi olan futbolcuyu almam" şeklinde sansasyonel ifadelere imza atan Şener, Kadırga TV'de katıldığı programda ise "Söylediklerimde hiç ters bir durum yok. Oyuncunun kendisine bakın her şey ortada. Siz jiletçiye nasıl hitap edersiniz!" dedi.

Kaynak Mynet Spor 

27 Kasım 2012 Salı

Servet Çetin'den Kariyer Golü


     
          Trabzon'u Trabzon'da 3-0 yenen Eskişehirspor'un stoperi Servet Çetin, orta sahadan aldığı topu slalom çalımlarla getirip, kaleye vuruyor gol oluyor

    Aşağıda golün videosu yer alıyor


        Mexes,Bekir şimdi de Servet! Bu defans oyuncularına ne oldu bu aralar beyler?

26 Eylül 2012 Çarşamba

Fenerbahçe-Trabzonspor

     
    Trabzonspor karşısında Marsilya maçı onbirinden tek fark Caner yerine Stoch tercihiydi. Aslına bakarsanız da bu tercih de benim  itirazımın başlıca sebebini oluşturuyor. Stoch'dan ciddi anlamda sıkıldım. Daha önce de defalarca söylediğim gibi; yine korkak, defansif katkı yapmayan, takımdan kopuk görüntüsüyle yer aldı sahada..


    Trabzonspor Mayıs 2011'de ligi zirve ortağı olarak bitiren kadrosundan (Tolga-Serkan, Glowacki, Egemen, Cale-Selçuk, Colman-Burak, Jaja, Engin-Umut) Tolga'nın da sakatlığı ile sebebiyle tek bir kişi bile barındırmayan, yepyeni bir onbirle çıktı sahaya. Artık herkesçe kabul edilmesi gereken de o takımın bu takım olmadığı. 4-1-4-1 şeklinde dizilen takımda, Zokora ön liberoda tek başına yer alırken, önündeki dörtlü (Yasin, Sapara, Alanzinho, Olcan) aynı hizada dizilmişler. Sapara ve Alanzinho ayakları düzgün olan adamlar ve pas trafiğini oldukça olumlu etkiliyorlar. Kanatlardaki Olcan ve Yasin de hem seri hem de topla ilişkileri iyi oyuncular. Ben kendi adıma, gününde olmayan Olcan'a rağmen iyi oynayan yeni solbek Emerson'u beğendim.
Ama Trabzonspor adına en çok beğendiğim oyuncu, geçen yıl doğru dürüst oynatmadan neden kiraya verdiklerini anlayamadığım Marek Sapara idi. Sapara oyun aklı ve yeteneği üst düzey bir oyuncu ve belki de Colman arıza yapmış olmasaydı yine şans bulamayacaktı.

      Fenerbahçe adına da olumlu birşeyler söylemek oldukça zor. Son dönemde alıştığımız gibi oyuncular sorumluluktan kaçmaya, pas almak için çaba sarf etmemeye devam ediyorlar. Bu oyuncuların da en başında her zamanki gibi Cristian-Stoch ikilisi geliyor. Son maçta Mehmet Topuz da bunlara eklenmiş gibi göründü. İleride Sow güçsüz görünürken, takımın kondüsyon sıkıntısı olduğu konusundaki yaygın fikire ben de katılıyorum.

      Az önce de belirttiğim gibi oyuncuların sorumluluktan kaçması, kenarlardaki Topuz ve Stoch'un etkisizliği, bir de bozuk zeminle birleşince hızlı pas trafiği hiç bir şekilde sağlanamadı. Bu da doğal olarak rakip defans dengesini bozamamak ve pozisyon kısırlığı olarak karşılık buldu. Gökhan ve Hasan Ali topsuz koşular yapsalar da önlerindeki oyuncuların destek olmamaları, çabalarının sonuçsuz kalmasına neden oldu. Kuyt ve Krasic'in dönmeleri mutlaka ki, topu ileriye taşımak konusunda zorlanan takıma ciddi anlamda katkı yapacaktır. Fakat yine de umarsız oynayan oyuncuların dinlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Öyle ki top almak için en istekli oyuncu, 85'te giren Recep Niyaz'dı. Belki de gerçekten gençler daha fazla süre almalılar bu takımda. Dünya umurunda olmayan Cris, korkak Stoch ve Aykut Kocaman üzerinden takımı yıpratma sürecinde saklanmaya başlayan Mehmet Topuz onbir dışında kalmalılar.

  
  İlk yarıda  organize bir görüntü çizmese de birkaç pozisyon buldu Fenerbahçe. Sow, Mehmet Topuz ve Alex'le yakaladıkları fırsatı değerlendiremeyen takımda, Alex'in girdiği pozisyonları değerlendirememesine de alışmaya başlamanın şaşkınlığını yaşıyorum.Bir topu direkten dönen Alex, bildiğimiz Alex iken bu pozisyonların en az birini filelerle buluşturuyordu. Yine de kanatları iyi kapatıp, Fenerbahçe'yi göbekten oynamaya mecbur bırakan Trabzon karşısında yakalanan kısıtlı gol pozisyonlarında başrol oyuncusu olduğunu söylemeliyim. Trabzonspor da ilk yarıda  Sapara'nın direkte başlayan füzesi ve Olcan'la değerlendiremedikleri bir pozisyonla birlikte,  iki  ciddi gol fırsatını değerlendiremedi.

   
    Fenerbahçe 2. yarıya da tutuk başlarken Trabzonspor da daha etkili başladığı ikinci yarının başlarında girdiği pozisyonları değerlendiremedi. 
59. dakikada günün başarılı ismi Sol Bamba'nın Sow'a arkadan yaptığı faul kesinlikle penaltı gerektiriyordu. Fakat Fırat Aydınus umursamadı. 60. dakikadan sonra Fenerbahçe biraz toparlansa da etkili olamazken,maçın son anlarında, ani ataklarla önemli pozisyonlar yakalayan Trabzon'da Olcan iki yüzde yüzlük pozisyonu değerlendiremeyerek, takımını mutlak galibiyetten etti. Maç başladığı gibi bitti.(0-0)

      Maç sonu ''Aykut İstifa'' diye bağıran bir grup bayan taraftar, Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım'ı yıpratmak için, medya kullanılarak yapılan sistematik çalışmaların ne denli etkili olduğunu gözler önüne seriyordu. Elbette takım iyi durumda değil, ama bu tip yersiz-zamansız tepkilerin de Fenerbahçe'ye daha da fazla zarar vereceğini unutmamak gerekiyor.


    
    
 

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bu Kez Direkler Kurtaramadı!

    Dün,yine 3 Temmuzdan bu yana süren haksızlıkları protesto etmek için Bağdat Caddesi'ndeydik.Ortalama 20.000 kişi gelmişti.Pencerelerden el sallayan,sarı lacivert kırlentlerini sallayan,alkışlayan yüzler teyzeler,amcalar,babaanneler de cabası..Güzel bir birliktelik oluşturuldu,olgun bir şekilde hukuksuzluk,hükümet,savcı ve fırsat avcıları protesto edildi.Sonra hep birlikte stada ilerledik..
   
   Maça gelirsek,Fenerbahçe ve Trabzonspor maça klasik dizilişleriyle çıktılar.Fenerbahçe adına süpriz gibi görünen Stoch'un kadroda olmaması,Trabzonspor adına da Volkan Şen yerine Halil Altıntop'un şans bulması ve daha önceki Fenerbahçe maçlarında cezalı olan Zokora'nın sahadaki yerini almasıydı.
  
   Fenerbahçe'nin planı, oyunu iki yönlü oynayabilen,pas oyununa yatkın orta saha oyuncuları(Emre-Cristian) ile pasa dayalı sabırlı bir oyundu.Bunun yanında Caner tercihi ile Ziegler'in Stoch'la oynarkenki yanlızlığını,sol kanattaki kırılganlığını ortadan kaldırmak hedeflenmişti.Bunun yanı sıra rakibin pas yapabilen tek oyuncusu olan Colman'a değişken olarak yakın oynamak suretiyle Burak'ın etkinliğini azaltmak istemişti Aykut Hoca..

   Trabzonspor ise her zamanki gibi ,ilk planı Burak'ı stoperlerin arkasına kaçırmak,ikincil olarak da Olcan ve Halil'den oluşan winger'larının içeriye katederek pozisyon yaratma olasılıklarını düşünmüştü.Zokora'yı Alex'e yakın oynatarak etkinliğini azaltmak da Şenol Güneş'in bir diğer planıydı.Zokora bunda başarılı da oldu..Fakat bu durum Zokora'yı sahanın her yerine gezdiren Alex'in,Fenerbahçe'nin orta sahayı ele geçirmesi sonucunu doğurdu.

   İlk dakikalarda Trabzonspor,uzaktan etkili birkaç şut attı.Sonrasında Fenerbahçe sahadaki üstünlüğü kesin olarak ele aldı.Sow'un karşı karşıya pozisyondaki vuruşunu,Tolga harika bir refleksle önledi.18'de Gökhan Gönül'ün ceza sahası içinde,soluna çekerek yaptığı vuruş doksandan döndü.Gökhan ve Mehmet'li Fenerbahçe sağ tarafı,geçen seneki kadar tempolu oynayarak,Trabzonspor sol kanadını felç ettiler.Trabzonspor sol kanadında Olcan'ın sakatlık sonrası hala formunu  bulamadığı gözlenirken,Şenol Güneş'in iyi bir sol bek olan Marek Cech yerine Celutska'yı sol bek olarak oynatmasına anlam veremedim.
  
   Fenerbahçe'de Emre savunmaya yaklaşarak defanstan çıkışta önemli katkı yaparken,iyi bir oyuncu olduğunu,ama maç konsantrasyonu her zaman üst düzeyde olmadığını söylediğim Cristian Baroni,oldukça motive ve iyi bir günündeydi.

   İlk yarının ortalarında,hızlı çıkan Trabzonspor,Halil'in müsait durumdaki Burak'a vermeyi tercih etmeyerek uzaktan vurmayı seçmesiyle mutlak bir gol poziyonundan oldu.Belki de maçın kırılma anı bu pozisyondu.

   İlk yarının bu şekilde biteceği düşünülürken,Cristian uzaktan harika bir şut çıkardı.Tolga golü önleyemedi.(1-0)Bu adamın maçlara motive edilmesi için özel birşeyler yapmak gerek.İstediğinde hem top taşıyor,hem de etkili paslar ve şutlar çıkarabiliyor.Bazen ise maçın başında o maçta oynayacağını net bir şekilde gösteriyor,o anlarda Baroni oynamayacak çıkarsın Aykut Hoca tepkisi veriyorum ben de..

    Gol sonrası sevinç yaşanırken,Aykut Kocaman ''pas,pas,devam böyle!'' şeklinde uyarılar yapıyordu oyuncularına.Bu uyarısı devre arasında da sürmüş olacak ki,Fenerbahçe ikinci yarıya da topu ayağında tutmak adına ,geri ve yan pas yaparak başladı.Bu da bir süre yine geriye yaslanmış görüntü çizmelerine sebep oldu.
   
   İkinci yarıya Şenol Güneş değişikliklerle başladı.Günün kötüsü Olcan'ı çıkarıp,Cech'i sol beke koyan Şenol Hoca,sol bekteki Celutska'yı sağ beke,sağ bekteki Serkan'ı sağ açığa,sağ açıktaki Halil'i de sol açığa çekerken,bununla olumlu bir değişim yaratabildiğini söyleyemeyeceğim.

   Oyunun devamında ''dakika 61'i gösterirken '' Emre'nin Colman'dan kaptığı topu Cristian'a aktarması,onun da iki savunmacı arasından,Alexvari bir şekilde Sow'a attığı müthiş pasla 61. dakika Sow'u geldi.(2-0)Gol sevincini de birlikte yaşadılar.


   
    Gol sonrasında Emre savunmada abuk subuk bir top kaptırınca,Trabzonspor Serkan'la maçtaki en ciddi pozisyonunu yakaladı.Serkan'ın vuruşunu kurtaran Volkan Demirel,skorun değişmesine izin vermedi.

    Kalan dakikalarda Fenerbahçe yaptığı değişiklikler ile Galatasaray maçını düşünmeye başladığını göstermişse de ,son dakikaya kadar rakip korner direğinin önünde yaptığı baskıyla hepimizi mutlu etti. Kupa maçından sonra,bu maçta da oyuna giren Semih,hırslı ve mücadeleci görüntü çizdi.Semih'in takıma dönüşü bir transfer kıvamında..Ve ben formu ne olursa olsun,bu kadar uzun kadro harici kalmaması gerektiğini düşünüyorum.Semih Fenerbahçe'dir!

25 Mart 2012 Pazar

Galatasaray:1-1:Trabzonspor


Trabzonspor önde basarak etkili başladı.Final paslarında bazen bencillikten, bazen ise doğru tercih yapamamaktan kaynaklanan fırsatlar kaçırdılar.Olcan son dönemlerde gösterdiği üretken oyuncu görüntüsünden oldukça uzaktı.Galatasaray ise gergindi,sıklıkla  sertliğe başvurdular.Yine Fatih Terim takımlarında alıştığımız üzere sık sık pozisyonlara itiraz ettiler,Baros sıkça kendini yere atıp;faul, penaltı beklentileri içerisine girerek tribündeki az sayıdaki Galatasaray taraftarını da gerdi.Galatasaray kanatları Engin ve Emre ile hiç kullanamadığı bu maçta,önde basan 'defansif santraforu' Elmander’i çok aradı.



         Bir faul kararı sonrasında oyunu hemen başlatıp topu Burak’ın önüne bırakan Colman ilk yarının en çarpıcı oyuncusuydu.Bu pasla topla buluşan Burak Yılmaz,yerden temiz bir vuruşla, topu Muslera’nın solundan ağlara yolladı.(Dk.24 Burak Yılmaz)Bu pozisyonda hızla oyuna başlayan rakibi izlemeyen 
Galatasaray tandemi , aynı hatayı geçen hafta da yapmış,fakat Fenerbahçe bu fırsatı değerlendirememişti.
  
       Bu ilk 30 dakikada Galatasaray anlaşılamayan bir panikle oynuyor.Topla oynama oranı da Trabzonspor lehine %60’a  % 40 görünüyordu.İlk yarının kalan 15 dakikasında bu biraz dengelenmişse de;Galatasaray’ın panik görüntüsünden kurtulduğunu söylemek zor.Bu da en çok Zokora-Colman ikilisinin Melo-Selçuk ikilisine karşı daha üstün oynamasından kaynaklandı.





    
   Hakem ilk yarıda kendisini alkışlayan ,pozisyon sonrası kolundan çeken Galatasaray’lı oyuncuları görmezden geldi.(Eboue-Melo)Trabzonspor golü öncesinde kendini yere bırakarak,Trabzonspor’lu futbolcuyu attırmaya çalışan Baros’a vermediği kartı da unutmayalım.İlk yarı Trabzon’un 1-0 üstünlüğü ile sona erdi.





       Galatasaray ikinci yarıya,ilk yarıya oranla daha iyi başladı.Takımının iyi oyunu skoru değiştirmeye yetmeyen Fatih Terim,müdahale ederek Necati ile Emre Çolak’ı çıkararak Sabri ve Yiğit’i oyuna soktu.Oysa Riera’yı sokarak işlemeyen kanatları hareketlendirebilir,Engin’in savruk oyunundan da kurtulabilirdi.
      
       Trabzonspor da günün verimsizleri Volkan Şen ve Olcan’ı oyundan çıkarabilirdi. Böylece yorulmaya başlayan takıma bir dirilik kazandırabilirdi.Ama oyuna,kadroya, oyun dizilişine müdahale etmek konusundaki muhafazakarlığına alıştığımız Şenol Güneş;yine hiçbir hamle yapmadı.Galatasaray’ın kendisinden daha etkin bir oyun sergilemesinde bir sakınca görmedi!Maçın en ilginç anı Fatih Terim’in kiraya gönderdiği,fakat kiralık gittiği takımda barınamayarak devre arasında takıma dönen, Mehmet Battal’ı oyuna sokması idi.



    
       Son 10 dakikaya kadar baskısını artırsa da kontrolü elden bırakmayan Galatasaray,takımı iyice ileriye yasladı.Bu önde oynama düşüncesi de 80.dakikada sonuç getirdi.Alanzinho’nun ayağından sekerek  eline çarpan top sonrası,günün formsuzu Cüneyt Çakır penaltı noktasını gösterdi.Atışı kullanan Felipe Melo topu ağlara yolladı.(1-1)


       Kalan dakikalarda Trabzonspor iki önemli hücumdan yararlanamazken;Galatasaray da günün sürprizi Mehmet Battal ile inanılmaz bir gol kaçırdı.Ve maç 1-1 beraberlikle sona erdi.

       Bu sonuçla Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki puan farkı 7’ye inmiş oldu ve kalan maçları kazanması halinde Fenerbahçe’nin şampiyonluk umutlarını oldukça yükseltecek bir sonuç çıktı.

20 Aralık 2011 Salı

Fenerbahçe-Trabzonspor


     Maç  öncesi  17.30 da Migros Tribünündeki yerimizi almak üzere stada doğru yürüdük.Geldiğimizde kapıların hala açılmadığını,binlerce kişinin sıra beklediğini;sıranın eski Salı Pazarı’nın çıkışına kadar uzadığını gördük ve çaresiz sıranın sonuna doğru ilerledik.Sırada sohbet ettiğimiz insanlarda galibiyete eminlerdi ve haftalardır Trabzonspor cephesinden gelen Fenerbahçe’ye sataşan açıklamalara karşı öfke görülmekteydi.Yine de herkes birbirini ‘’Aman Beyler sahaya bir şey atmayalım’’ vb şekilde uyarıyordu.
     Sırada bekleme süresi uzadıkça yorulmaya başladık.Arada ‘’ 5 TL verin sırada beklemeyin önden girin’’  gibi şeyler söyleyen tipler gelip gidiyordu,tek tük sıradan çıkanlar da oldu.Bu işlerin önü nedense kesilmez.
      1 saat kadar bekledikten sonra stad girişini görebildiğimiz yere kadar ilerleyebildik ve demir parmaklıkların üzerinden atlayanları gördük.Muhtemelen az önceki tiplere 5 TL ödeyenler bunlardı.Güvenlik görevlileri nerededir ne iş yaparlar diye birbirimize sorduk,tepki gösterdiysek de 1 saattir beklediğimiz sıramızı tamamen terk etmeyi göze alamadık.Sonunda stadın iç kısmına doğru uzadık.Bu kez merdivenleri aştıktan sonra binlerce kişi tıkış tıkış kaldık.Yağmur yağıyordu tepemizden,Fenerbahçe’ye canımız feda eyvallah da ,sıra ilerlemedikçe gerildik,bu saçmalığın binlerce kişinin sadece tek bir yerden sokulmasından kaynaklandığını gördüğümüzde daha da fazla öfkelendik.O itiş kakışta yağmur altında yüzlerce çocuk,kadın vs de vardı.Şu giriş kapıları maçlardan önce kontrol edilmeli,arızalıymış yaa bak sen şu işe!Maça birkaç dakika geç girdik..!Rakip olmayınca normalde deplasman taraftarının alındığı tribüne yerleştik.
     
    Okul açık tribününde hazırlanan koreografi çok güzel ve ciddi emek isteyen bir işti.Vamos Bien,Grup Ck ve Unifeb'e buradan ellerinize sağlık demek isterim.Bkz. aşağıda.

    Biraz da maça değinirsek Trabzonspor,Şenol Güneş;'in dediğinin aksine hücumu düşünmeyendi.Sahaya sürdüğü onbirde sol bek gibi oynayan Halil Altıntop,orta sahada Colman ve tek gol planı olan Burak'tan başka hücum edebilecek kimse yoktu.
    

   Fenerbahçe'de sol açıkta son haftalarının formda ismi Stoch vardı.Stoperde de Serdar Kesimal.. Serdar'ın topu oyuna sokuşunun diğer savunmacıların hepsinden daha iyi olduğu görüldü,genel olarak pozisyon alışları da iyiydi.Yobo ile de uyumlu göründü.Sakatlanmadığı sürece o formanın ilk seçeneği olduğunu gösterecek bir performans sergiledi.Burak karşısında etkiliydi.Burak Yılmaz iki defans arasına toplar istedi her zamanki gibi ama pek başarılı olamadılar.Bulduğu bir iki poziyonda da bencillik etti.İyi vuruşlar çıkaramadı.Sol tarafta Halil ,eski temposuna kavulmuş gibi görünen Gökhan Gönül'ün bindirmeleri karşısında solbek gibi oynamak zorunda kaldı.Trabzonspor'un topu ayağında tutmak gibi bir derdi yoktu.Her zamanki gibi kendi sahalarında kalıp defans arkasına Burak'ı kaçırmak tek gol planlarıydı.Bu kaptıkları anlarda da Fenerbahçe'nin ön liberoları ve savunma ikilisi açık vermediler.

   Trabzonspor savunması duran toplarda pozisyon hatası yapan bir takım.Hatta Giray'ın ilk Hırvatistan maçında arka direkte vurdurduğu kafa da kalemize gol olmuştu hatırlarsınız.İşte böyle bir kornerde Halil takip ettiği M.Topuz'u kaçırdı.Oda kafayla vurdu gol oldu.İlk yarı bu şekilde sona erdi.(1-0)




İkinci yarı 54. dakikada Gökhan Gönül'ün ayağına doğru kayan genç Aykut ikinci sarı karttan kırmızıyı gördü.G.Gönül Aykut'un kendisine darbesi olmadığını söylediyse de hakem ''dokunmasa da o girişe sarı kart verdim'' diyerek kararından dönmedi.







Trabzonspor 65. dakikada oyuna Colman'ın yerine Adrian'ı aldı.Bu dakikalarda Trabzonspor rakip kaleye de gelmeye başladıysa da golü bulamadı.
Fenerbahçe 65. dakikada maç kondüsyonu eksik Mehmet Topuz'u çıkararak,eksik kalan rakibin arkasına kaçırmayı umduğu Dia'yı oyuna aldı.Dia bir iki pozisyonda sarktıysa da etkili olamadı.Fenerbahçe Alex'le başta olmak üzere 3-4 yüzde yüzlük pozisyonu harcadı.Kalan dakikalarda Fenerbahçe'de hala fiziki gücü eski haline dönmemiş olan Semih çıktı ,oyunu sakinleştirmek adına Cristian girdi.Ve sonra da Emre'nin yerine Caner oyuna alındı.Trabzonspor da sağ açık için fazlaca defansif bir oyuncu olan Serkan Balcı'nın yerine Henriqu'yi sokararak etkili olmak istedi.Maçta başka gol olmadı.Dia satılsa hiç fena olmaz.

     Maç sonunda keyifle söyledik ''Hayde Gidelum Hayde''!!





18 Aralık 2011 Pazar

Fenerbahçe-Trabzonspor (Maça Doğru)

     Geçen seneden itibaren sürekli karşı karşıya geldiğimiz ve getirildiğimiz ''Günahsız''! lar Kadıköy'e geliyor. Bugün kimsenin alın terine bok atmanın bu kadar kolay olamayacağını göstermek için en önemli gün. Bu pankartı açanlara,asıl şampiyon biziz diyenlere,senin yerine Şampiyonlar Ligi'nde oynayıp, Elmander'in cezası indirilip Fenerbahçe maçına yetiştirildiğinde ağzını açmayıp, kendi futbolcusu ceza aldığında bile durup dururken bunu Fenerbahçe'yi bulaştırarak eleştirenlere, sahada bileğini bükemeyip her maç öncesi zehir zemberek açıklamalar yapanlara,  sözde asil ''Güneşlere'', sahada gerçekleri suratına tokat gibi çarparak göstermenin günü!

    Maç içerisinde de ortalığı gereceklerdir. Bütün bu koşullarda bile herkes daha duyarlı olmalı. Sahaya birşey atmayalım ki daha geçen hafta kendi kalecilerini yaralayanlarla bir olmayalım.

    Biz tribünde, emeği çalınmaya çalışılan futbolcular sahada bir olup, üzerlerine kabus gibi çökelim. 3 olsun 5 olsun 7 olsun.

MUHTEMEL 11
Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Serdar Kesimal, Yobo, Ziegler, Mehmet Topuz (Özer Hurmacı), Selçuk Şahin, Emre Belözoğlu, Stoch, Alex, Semih 

16 Aralık 2011 Cuma

Beşiktaş ve Trabzon'un rakipleri belli oldu

Trabzonspor Hollanda'nın PsV takımıyla eşleşti.Turu geçerse Stoke City-Valencia eşleşmesinin galibi ile oynayacak.Trabzonspor elenir diye düşünüyorum.

Beşiktaş Portekizli Braga ile eşleşti.Braga Uefa'da geçen sezonun finalistiydi.Beşiktaş turu geçerse Lazio-Atletico Madrid eşleşmesinin galibi ile oynayacak.Bence bizim portekizliler,portekizlilerin portekizlilerini yener.

Porto-Manchester City: Manchester City bence şanssız bir şekilde elenmişti.Porto'dan daha iyi olduklarını düşünüyorum.


Ajax-Man Untd:Manchester'ın daha önce tur atlayamadığını hiç hatırlamıyorum.Bu duruma düştükten sonra en azından Uefa'da tur atlarlar bence.

Lokomotiv Moskova-Atletic Bilbao:Basklar iyidir iyi.

Salzburg-Metalist: Her şey olabilir.

Stoke-Valencia:Valencia tur atlar. Soldado fena

Rubin Kazan-Olympiakos:Yunanlılar turu geçer bence.

AZ Alkmaar-Anderlecht:Anderlecht yıllardır çok sönük bir takım.Alkmaar'ın tur atlayacağını düşünüyorum.

Lazio-Atletico Madrid:Atletico Madrid sıkıntılar yaşıyorlar, hocasını kovmak üzere..Bence Lazio tur atlar.

Steaua-Twente:Cadı kazanı.

Plzen-Schalke:Raul kazanır.


Wisla-Standart Liege:Standart Liege kötünün iyisi.


Udinese-Paok:Udinese ligde harika gidiyor,Uefa maçlarını şampiyonluk için yarışırken umursarlar mı bilmiyorum.Bu ihtimalle bile Paok'u geçerler bence.


Hannover-Brugge:Ortada bir eşleşme.


Legia-Sporting Lisbon:Sporting turlar.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Galatasaray yine Kazandı ..


Galatasaray Fenerbahçe'yi domine ederek deviren ilk onbirini bozmadan başladı. Ve yine üstün bir oyunla kazanmayı bildi. 3-0

Maçın henüz 5. dakikasında Galatasaray, Trabzonspor karşısında 1-0 öne geçti. Sağ kanatta Cech'in topunu kapan Kazım, ceza sahasındaki Elmander'e pası verdi. Elmander topu kontrol ederek döner dönmez vurdu ve  kalecinin sağından topu ağlara gönderdi.(1-0)

Trabzon özellikle orta sahada Galatasaray'la baş edemedi.Bunda hafta içi oynadıkları zorlu Lille maçının da etkisi olduğunu düşünüyorum.Burak yine etkili olamadı.Hafta içinde yaptığı ben Trabzonsporlu Burak'ım,gidersem para kazandırırım vb açıklamalarından sözleşmesindeki 5 milyon Euroluk serbest kalma maddesinden faydalanarak Avrupaya transfer olacağını anladım.Performans kaybında da bunun payı olduğu düşüncesindeyim.

Trabzonspor 8. dakikada Halil'le ciddi bir poziyon yakaladı.Kafa vuruşu defanstan döndü sonra maçta tempo düştü.Korner kullanmaya giden Selçuk yabancı madde yağmuruna tutuldu.Bir sonraki kornerde yine aynısı olunca korneri atmaktan vazgeçmesi Fatih Terim'in Selçuk'a tepki göstermesine yol açtı. 44. dakikada frikik kazanılıp Selçuk topun başına geçtiğinde arkadaşlarıma bu adam iyi vuruyor gol olabilir dedim.Selçuk frikikten harika vurdu.Gol oldu! (2-0) İlk yarı bu şekilde sona erdi.

55. dakikasında bir hava topunda Felipe Melo'yla girdiği pozisyon sonrasında Didier Zokora'ya hakem Kuddusi Müftüoğlu kırmızı kart gösterdi. Bence kırmızı kart fazla ağırdı. Bu pozisyon sonrasında hakeme itiraz eden Burak Yılmaz da sarı kart görerek bir sonraki maçta cezalı duruma düştü.Elmander'in cezasını neden olduğu anlaşılmaz bir şekilde indiren Tahkim Kurulu bu ağır kırmızı kartın cezasını da tek maça indirir diye düşünüyorum.

On kişi kaldıktan sonra Trabzonspor oyundan iyice düştü.Son dakikalarda Fatih Terim oyuna Ceyhun Gülselam'ı da aldı.90+2 de Selçuk'un pasında soldan içeriye çıkardığı top Tolga'ya çarparak gol oldu.O da Selçuk'tan sonra bir gol bularak ,Trabzonspor'u yıkan bir diğer eski Trabzonspor'lu oldu.(3-0)Ve Engin,Selçuk,Ceyhun üçlüsü tribünlerin maç boyu ve sonrasında büyük tepkilerine maruz kaldılar .


Kafası rahat Galatasaray her maç üzerine koyuyor.Özellikle de Fatih Terim'in rölanti oynamaktan vazgeçip oyunu önde oynamaya karar vermesi bu takımı oldukça değiştirdi.2 haftadır oynadıkları oyunun ilerlemesi dışında Fenerbahçe'yi de Trabzonspor'u da düşüşte yakalamaları şanslarıydı.Trabzonspor'da Şenol Güneş Henrique ve Halil Altıntop'u artık kanatlarda oynatmaktan vazgeçmeli.


Maçın golleri