UA-36062800-1
Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2013 Cuma

Aykut Kocaman: Ne Yaptınız Siz Böyle!


          Başarısını-mutluluğunu paylaşmakta bu kadar istekli ve başarılı bir adam ki Aykut Kocaman, bugün bizlerin yaşadığı en güzel geceyi yaşatmak da ona düştü! İnsanların faklı üslupları vardır ve bu yamyam olmadığından eleştirilen bu güzel adam bugün mutlu olmayı en çok hak eden adamdır. Anlamamak, tanımamak, kabullenmemek için direnenler de olsa durum budur.

          Bir gün eşofman giymesi eleştirilir, bir gün gülmemesi, bir gün oyuncu tercihleri, bir başka gün Fenerbahçe'de 10 yılda sayısız antrenörün elden çıkarmadığı, hep 20 maçın üzerinde oynayan Selçuk Şahin'i oynatması eleştirilir. 

          Geçen hafta misal ne hikmetse, Fatih Terim'in Mersin İdman Yurdu maçında herkese sövüp,önüne gelene tokat sallamasından ziyade, Sow 'un son dakikalarda gelen golünü Aykut Kocaman'ın kafasına vurarak kutlaması konuşuldu. Hiç şüphesiz Galatasaray'ın Real Madrid'e elenirken, turu geçmeyi garantilemiş rakibini yenmesi kadar itibar toplamayacak da..

         Stoch'u bitirdi deniyor ya bir de.. Oysa olan Stoch'un çözülmesi, oyununa extra şeyler katmak için çalışmak bir yana, sıklıkla ayakta duramayacak kadar güçsüz olması. Artık herkesin dilinde olan hafta içi geç yatıp, üstüne üstlük sıklıkla alkol alıyor olması da cabası. Sen bir futbolcu olsan iyi oynayıp oynayamadığını bilirsin ey okuyucu, ama Stoch sahada iyi oynamadığını bile göremiyor ki, üstüne üstlük bir de oyundan alındığında, ya da istenenleri yapamadığı antrenman sonrasında kadroya alınmayışına mızmızlanabiliyor!

          Bugün de Orduspor maçının yıldızı genç Salih Uçan, Roma deplasmanında ilk onbirde değil diye önden eleştirildi ve kafası kopartılmak üzere pusuya yatıldı. 

         "Geçen sezon, özellikle bizi Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyenlere de Yarı Final'den bir selam olsun demek lâzım herhalde." dedi Aykut Kocaman Maçtan sonra yukarıda gördüğünüz şekilde 'Siz ne yaptınız beyler!' der gibi sevincini paylaştığı oyuncuları için,  maçtan önce de 'Buraya geldiysek bu oyuncu kadrosunun başarısıdır, biz sadece onları doğru yönlendirmeye çalışıyoruz' minvalinde konuşmuştu.

          Maça değinirsek 2 takım da ilk maçtaki onbirlerinden ikişer oyuncuyu değiştirmişti .Fenerbahçe'de sakat Sow yerine Caner Erkin,  hasta olan Topal yerine de Selçuk Şahin forma şansı buldu. Lazio'da da ilk maçta atılan Onazi'nin yerine Ledesma,  Alvarez'in yerine de Biava forma giydi. Mauri de sarı kart cezası yüzünden kadroda değildi.

         Fenerbahçe ilk maçta elde edilen avantajdan faydalanmayı düşünürken, savunma tarafları zayıf  Lazio kanatları üzerinden kapılan toplarla gitmeyi planlamıştı. Meireles'in oyun aklını ortaya koyduğu bu bölümde, Cristian'ın gününde olmayışı ve Ziegler'in erken gördüğü kart sonrası ürkek oyunu dışında, Webo da gelen topları tutmakta zorlanıyordu. Topa dokunduğunda da, Sow kadar çabucak sektirdiği topa gidecek bir oyuncu bulunmamasının sıkıntısını yaşıyordu. Cristian'ın ne önü zorlama işini , ne de diğer görevlerini tam olarak ortaya getirmemesi de top dağılımının optimum düzeyde yapılamayışında etkendi.

        Hernanes'in hafif sakatlığı da düşünüldüğünde, en tehlikeli isim olması beklenen Candreva beklentileri boşa çıkarmadı. Sağda kart da gören Ziegler'i oldukça zorladı, ortalar yaptıysa da; tek ciddi pozisyon buldular ilk yarıda. Onu da atamadılar. 

       İlk yarının son bölümünde Lazio oyun sertliğini arttırdı ve bir miktar daha etkili oldu. İyi yardımlaşan takım çıkamadığı dönemde, Caner driplingler denedi. Bir iki de faul yaptı takımı kendine getirmek için. İlk yarıyı gol yemeden bitirmek ikinci yarıda oyuncu değişiklikleriyle hamle yapmak için daha fazla fırsat verecekti. Salih, Krasic, Topuz kenardaydı. Rakip açıldığında kontratak için hızlı Krasic, orta sahadaki aksaklık durumunda saf yetenek Salih Uçan, sağ bekte- orta sahada oyunun her alanında takıma mücadele gücü katacak bir Mehmet Topuz fena kozlar değildi. Duruma göre de Webo oyundan alınıp, Kuyt forvete kaydırılabilirdi.

      İkinci yarıda oyun sertliğine Klose'yi de alarak, hava topu üstünlüğü de kazandırmak istediğini belli eden Petkovic'in takımı, 60'ıncı dakikada günün başarılısı Candreva'nın ortasında Lulic'in kafasıyla 1-0 önde geçti. 

      Yediği gol Fenerbahçe'nin üzerine gelen rakip karşısında, top yaparak çıkma gerekliliğini doğurdu. Bu da hücumda doğru zamanda doğru yerde olmayı çok iyi beceren Salih'in girme zamanını işaret ediyordu. Salih de oyuna girdikten kısa süre sonra katıldığı atakta topa dokunarak, Webo'nun pasıyla topla buluşan Caner Erkin'in golünde etkin bir rol oynayarak, yine doğru zamanda doğru yerde oldu. Caner''in gol anında topu çekişi de vuruşu da muazzamdı. Topuz oyunda olduğu bölümde takıma direnç kattı. Krasic ise pek topa dokunacak kadar süre alamadı. Kuyt da bütün maç vazgeçmeden topun peşinden koştu, her zamanki gibi.

       Golden sonra Lazio'nun azalan umutlarıyla beraber, mücadele güçleri düşerken, Fenerbahçe de topu daha rahat dolaştırdı. Maç 1-1 sona erince, ilk maçı 2-0 kazanan Fenerbahçe turu geçerek, tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası yarı finaline çıkmış oldu. Hatırlanacağı üzere daha önce Zico döneminde, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkma başarısı kazanılmıştı.

       Çok güzel bir gece! Son dört takım arasına kalan Fenerbahçe'nin artık karşısına hangi takım çıkarsa çıksın, şansı bir hayli fazla. İçeride dışarıda takım belli bir taktik dsiplin içerisinde oynuyor. Bu sonraki turun hatta kupanın kazanılmasında Fenerbahçe'nin en büyük kozu gibi görünüyor. Neden olmasın?
         
       Kuralar bugün yani Cuma Günü çekiliyor Bu noktadan sonra size göre kimin geldiği fark eder mi? Ciddi ciddi Chelsea gelmesin diyebilir misiniz mesela? Üstelik onlarla eskiden kalma bir hesap da varken? Bu seviyeden sonra rakip seçmenin manası yok.


                                               İŞTE MUHTEMEL RAKİPLER
                                                         Chelsea (İngiltere)
                                                         Benfica (Portekiz)
                                                         Basel (İsviçre)

    Lazio-Fenerbahçe maçından fotoğraflar



7 Nisan 2013 Pazar

Caner ve Salih'le Uçtu Fenerbahçe!


          Ordu maça topa sert olmaktan çok daha fazlasıyla, topla karışık rakibin diz altlarına tekmelerle başladı. Ordu'nun oyun sertliğine herhangi bir şekilde cevap verememesi, özellikle ilk 15 dakikada bariz bir Orduspor baskısı izlememizi beraberinde getirdi. Sağdan Barral, soldan Stancu, ortadan da Hasan Kabze ile rakip defansın top çıkarmasına engel oldular. Bunun yanında Gökhan ve Hasan Alinin kulvarlarını da iyi kapattılar.

         Defansın önüne yerleştirdikleri Ali Çamdalı defansın önünü hemen hiç terk etmezken, Salih Uçan'a da bir hayli yakın oynadı. Geriden düzgün top çıkaramayan Fenerbahçe'de Salih'i arkası dönükken karşılayan Ali, kendisinin ve takım arkadaşlarının da katkılarıyla, Salih'i sertlikle yıldırmaya çalıştılar, büyük ölçüde de başardılar. 18 yaşında böyle sıkıntılı bir deplasmanda, kendisine sık sık kasti fauller yapılan bir futbolcunun ayakta kalması, oldukça zor iş. Salih'in zorlandığı bu anlarda Aykut Kocaman'ın kenardan, 'Haydi Salih devam et' diye onu uyarıp maçta tuttuğunu televizyonda net bir şekilde gördüm.

         Ordu'nun net sarılık sayısız pozisyonunun pek çoğunda faul bile çalmayan İlker Meral'e şaşırmıyorum. Bu haftalarda zor durumdaki şehir takımları, özel atmosferler oluştururlar. Hakeme de bir validen, bir milletvekilinden, bir ilçe başkanından filan selam gider 'İşte bizim takım kora kor mücadele edecek, 'Feneri kayırma sakın, gözüm üzerinde' gibi mesajlar iletilir. Hakem de oyunun büyük bölümünde yapacakları her şeye göz yumması gerektiğini anlar, rakip gol atana kadar orta çaplı katliama izin verir, olur bunlar.

          Geriden top çıkaramayan Fenerbahçe'de Sow'un yokluğunda ileride yalnız kalan Webo, pek gününde değildi. Top tutamayınca tekme-tokat oynayan rakip karşısında kalabalık ataklar gerçekleştirmek pek kolay olmuyordu. Webo 33 yaşında ve sürekli perşembe-pazar oynayamıyor. Bunu sakatlanmadan önce fark ettiysek de, başarılı oyunuyla kendini oynatmak zorunda bıraktı hocayı ve sakatlandı. Sakatlık sonrası üst üste Akhisar ve Lazio maçlarında oynayan Webo yine yorulmuş görünüyor, umarım yeni bir sakatlık yaşamaz.

         İlk yarım saatten sonra rakibin sertliğine cevap vermeyen Fenerbahçe'de, Caner birinin çıkıp sahada ayağını sağlam basması gerektiğini fark edip duruma el koydu. Sahanın her tarafında rakibi sıkıştırması yanında, 37'de attığı çalımlarla Salih'i kaçırdı, harika bir koşu sonrası muazzam bir vuruş yapan Salih Uçan, Fenerbahçe'yi öne geçiren golü attı.

         Bu golle hakemi bir miktar rahatlatmış oldu Fenerbahçe   Faullerin bir kısmını çalmaya başlayan İlker Meral, daha ilk yarıda bile ikinci sarıları görmesi gereken stoper Yusuf ve David Barral'ı atmadan ilk yarıyı bitiren düdüğü çalmayı başardı. İlk yarı Fenerbahçe adına Mehmet Topal'a da bir parantez açmak şart. Çıkamayan-baskı yiyen Fenerbahçe savunmasını, pek çok pozisyonda rahatlatan hamleler yaptı. Caner'in de 5604 metre ile takımın en çok koşan oyuncusu olduğunu, Kuyt'ın ise ilk kez en çok koşan 5 oyuncu arasına giremediğini belirtelim.

        İkinci yarıda ayağa pas oynayan takım, geriye düşen, temposu da düşmeye başlayan Orduspor maçında dakikaları eritmeyi iyi beceriyordu 57'de topsuz alanı iyi kateden Salih, bir kez daha topla buluştu ve önde olan kalecinin üzerinden çok şık bir gol attı Vuruş kalitesi kadar orada kalecinin önde olduğunu hemen farketmesi, vurmayı denemesi falan komple harikaydı.

        2-0 'dan sonra pas oyununu sürdüren Fenerbahçe'de, sol taç çizgisi kenarında top kapmaya çalışan Caner'in kafasını yaran birşeyler atan Ordulular, adam kafasından kanlar fışkırarak kendini yere bırakırken, yabancı madde yağmuruna devam ederek 'büyük iş' başardılar. Tebrik etmek gerek! Kafası yarıldıktan sonra bandajla bir süre daha oynayan Caner, bir golü de çizgiden çıkararak güne imzasını attı.

        Kalan bölümde sarısı olan Caner, yorulan Webo ve günün yıldızı Salih Uçan dışarı alındı. Mehmet Topuz, Genç Baroni ve Beykan Şimşek oyuna dahil oldu. Beykan'ın kumaşını belli ettiğini, Mehmet Topuz'un da takıma direnç kattığını söylemeliyiz. 

       Orduspor sahada her çeşit çamuru denedi ama olmadı, bu zorlu fikstürde ligde kalmaları çok zor. Akhisar Belediyespor'un hangi bütçelerle neler yaptığını, oynadıkları takım oyununu gördükten sonra düşsünler diyorum. Harika giden takımın antrenörü Metin Diyadin'i gönderdiklerinden beri sempatim yok, kulüp başkanları da fazlasıyla karikatür bir tip.

STAD : 19 Eylül
HAKEMLER : İlker Meral (6), Mehmet Cem Hanoğlu (6), Hakan Yemişken (6)
ORDUSPOR : Fevzi (5) - Miguel Garcia (5), Ayila Yussuf (6), Agustin Garcia (5), Ferhat Öztorun (5), Nizamettin (4) DK.81 Anıl), Ali (5), Hasan (5), Umbides (5) (Dk.58 Romero 3), Barral (5), Stancu (5).
FENERBAHÇE : Volkan (7) - Gökhan (6), Bekir (6), Yobo (6), Hasan Ali (6), Kuyt (7), Mehmet Topal (6), Meireles (6), Salih (7) (Dk.72 Cristian 4), Caner (6) (Dk.72 Mehmet Topuz 3), Webo (6) (Dk.85 Beykan)
GOLLER : DK.38, 57 Salih (Fenerbahçe)
SARI KART : DK.32 Ayila Yussuf. Dk.68 Barral (Orduspor), Dk.60 Caner (Fenerbahçe)



8 Mart 2013 Cuma

Plzen Zaferi Teknik Ekip Başarısı

         
             Karşılaşmaya Volkan-Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler-Kuyt-Cristian-Selçuk Şahin- Mehmet Topal-Sow-Webo onbiriyle başlayan Fenerbahçe'de maç başlarken konu doğal olarak 'Selçuk-Mehmet Topal ikilisi aynı anda sahada olmalı mı, yoksa ikisinden biri yerine Meireles'in de yokluğunda Salih mi oynamalı?' idi.

             Maç başlar başlamaz Fenerbahçe Teknik Heyeti'nin , rakibin teknik heyetinden daha başarılı bir ön çalışma yaptıkları görülmeye başladı.

             Rakip muhtemelen Fenerbahçe'nin Webo ve Emre geldikten sonra daha önde basan, zaman zaman risk alan oyununu izlemiş, planını da bekleyip hızlı çıkarak Fenerbahçe'yi avlamak üzerine kurmuştu. Sow ve Webo'yu marke edip, kendi sahalarında beklerken de, Fenerbahçe'nin uzaktan şutlarına izin vereceklerdi. Uzaktan şutlarına izin vermeleri akıllıcaymış buna yazının devamında değineceğim.

              Fenerbahçe teknik heyeti de Plzen analizinde, rakibin başka mevkiden devşirilmiş solbekle oynadığı, kendi sağ tarafından yoğun bir şekilde yüklendi. Bu yüklenmelerin pek çoğu etkili ataklara da dönüştü. Bu tip takımlara karşı açık alan bırakıp, hunharca saldırmanın hüsran olabileceğini gözlemlemişler.Viktoria Plzen, Napoli turunu geçerken, sürekli pozisyonlara girenin saldıran Napoli olduğunu, golleri tek tük gelen Plzen takımının attığını hep birlikte görmüştük. 

               Kötü olan 28'de cepheden kazanılan frikikte, kimsenin heyecanlanmaması Topun başına geçen Cristian rakibi bozan baraja hakemin müdahalesini beklemeyip vurmayı tercih etti top barajdan döndü! Gerçi barajdan dönmeseydi de gol olurdu diyemiyoruz. Pierre Van Hoijdonk ve Alex'in daha ziyade ilk döneminde duran toplardan bilhassa direk vuruşlardan atılan gol ortalaması, şu andakinin çok daha üzerindeydi. Geçen seneden beri duran toplardan bulunan gol sayısı , defans oyuncularının tamamladığı toplar anlamında da düşüşte. Şu anda ise bu adam duran topu harika kullanıyor dediğimiz bir adam da yok, içeriye iyi orta kesilirse bitirir diyebileceğimiz stoper de.. Şu el hareketleriyle topun nereye doğru atılacağını gösterme olayına da bir yenilik şart! Zira herkes ezberledi artık. Mesela korneri atan elini havaya kaldırdığında topu önceki gibi kullanmasa da, ceza sahası dışında bekleyen birine ortalasa mesela. Yani ne olduğu çok kritik değil değiştirilsin sadece işte! Önümüzdeki yıl takım plamasında da, hem duran top kullanımı konusunda etkili olan birilerine, hem de gol atma özelliği de olan (Högh- Fabio Luciano-Lugano) bir savunmacı takıma kazandırılmalı. Savunma anlamında tartışılabilir elbette, ancak geçen yıl Lugano'nun duran toplarda takıma kazandırması muhtemel 6-7 gol Fenerbahçe'yi şampiyon yapardı mesela.

             Selçuk Şahin, Sow'un boşalttığı sol kanadı rakip hücumlarında, Zieler ile beraber kapatmaya çalışıyor. Bunda da gayet başarılı oluyordu. Aynı zamanda oyunun yönünü değiştiren paslardan da 3-4 tane kullanıyordu. Şimdi kesin iyi oyununa rağmen, onu ezbere eleştirmeye alışmışlarca eleştirilecektir. Bu adam 10 yıldır bu takımda oynuyor, her hoca senede ortalama 20 maç kullandı. Ve takım iyiymiş kötüymüş fark etmeden, hep belli bir mücadele düzeyinde, belli bir sorumluluk anlayışında, belli bir profesyonellik anlayışında oldu. Top almamak için saklananların olduğu birçok maçta, saklanmayan tek adamdı. Pas almak için kıpırdayan oyuncu olmadığından zorlama dikine paslar kullandığında yuhalandı. Yuhalanmamak için geri oynadığında yuhalandı. Geri oynamayıp dripling denediğinde 'Ronaldinho musun Selçuk ver yanındakine' denildi. Burada da gayet belli olduğu şekilde ne yapsa yaranamadı futbol emekçisi.. Fenerbahçe'de hep bir günah keçisi olur zaten. Benim ilk aklıma gelenler Hakan Tecimer, Ümit Özat,Deniz Barış ve şu andaki kadroda bulunanlardan Bekir ve Selçuk. Bekir de yılda 25-30 maç iyi oynasa da hep eleştirilenlerdir. Derbi stresi kaldıramaması Bekir için gözüken tek dezavantaj gibi. Selçuk'un bu maçtaki pas ortalamasının da %92 olduğunu belirterek, saygı duyulması gerektiğini söylüyorum.

            Volkan Demirel'in 38'inci dakikadaki abuk subuk vuruşu sonrası, kaleye ciddi bir atak gerçekleştirip direğe takılan Viktoria Plzen takımı, Fenerbahçe kalesinde başka ciddi bir pozisyon yakalayamadı. Volkan güven vermemeye devam ediyor kısacası..

            Fenerbahçe ise Kuyt ile yakaladığı net pozisyonu değerlendiremezken, uzaktan Topal, Ziegler, Sow, Cristian ve Mehmet Topal'la atılan uzaktan şutlar Plzen'in harika kalecisi Kozacik'in ellerinde eridi. Ziegler'in Sampdoria döneminden beri uzak şutlar attığını pek görmüyorduk. Maç boyu yan topların hepsini toplayan Kozacik'i çok beğendim. Özellikle Sow'un şutunda öne çıkmasa kesinlikle kurtarılamayacak bir pozisyonu çıkardı. Pozisyon alışı mükemmel olan 29 yaşındaki Kozacik, kaleci arayanların dikkatini çekmiş olsa gerek..

           Fenerbahçe ikinci yarıda ilk yarıdakinden de daha olgun bir oyun sergiledi. Uzaktan şutları biraz azaltan takım, daha çok topu çevirmeye başladı. 70'ten sonra Webo,Kuyt ve son dönemdekinin aksine diri görünen Yobo, başta olmak üzere takım yorulma belirtileri gösterdi. Webo mutlak dinlendirilmeli, geldiğinden beri sürekli oynayan Webo, maç sonlarını taşımakta zorlanmaya başladı.

           Yazıda hiç bulaşmadığım Cristian'ı da boş geçmeyeceğim elbette! Şu maçta onun yerine, iyi bir on numara Fenerbahçe'ye daha avantajlı bir skorla dönme imkanı verebilirdi. Topu verip, bekliyor, boşa çıkmıyor yine. Defansif sorumluluk anlayışı iyiydi ama es geçmeyelim.






           80'de Gökhan'ın ortasını Sow indirip, Webo her zamanki gibi kafayla boş kaleye yollayınca Fenerbahçe hak ettiği galibiyeti elde etmiş oldu. İki rauntlu mücadelelerde deplasmanda gol atmanın önemi hepimizin malumu. Çeyrek final hatta daha yukarısı yakın görünüyor artık..

            Yine de iç sahada da bugünkü gibi, geride boş alan bırakamayarak oynamak gerekiyor. Viktoria Plzen takımı köy takımı falan değil, Galatasaray yendiğinde köy takımı olmayan Cluj'dan da kötü değiller.
https://twitter.com/Oguzarpsatknsn

            

1 Şubat 2013 Cuma

Emre'nin Dönüşü

       Fenerbahçe'nin Atletico Madrid'den sürpriz bir kararla geri aldığı Emre Belözoğlu, İstanbul'a geldi. Emre giderken, gitmesini savunanlardandım.  Bu süreçte bir kaç kez oyun anlamında,  'Gitmeseydi daha mı iyi olurdu?' diye düşünsem de döneceği aklıma gelmezdi.  Bu transfer için 350 bin Euro da bonservis ödenecek!


        Emre'nin olmadığı takım ciddi ciiddi skora isyan eden adamsız, reaksiyon vermeyen bir gruba dönüşmüştü.  Bu hususta geçenlerde Bursasporlular'ın protesto ettiği, aslında  'futbolunu hiç beğenmediğim Tuncay' geri alınabilir diye bile düşünmeye başlamıştım. Ne de olsa kimse Stoch'tan kötü oynayamazdı. .  Yine de Emre ırkçılık suçlaması üzerinden, rakibe 'boğazını keserim' hareketi yapması üzerinden, biraz da doğal olarak, daha gelmeden karalanacaktı.  Öyle de oldu!

        Gfb'nin Sabiha Gökçen Havaalanı'nda karşıladığı Emre, merak edilen bazı soruları cevaplamış. . Gfb bazı futbolcuları nedense ölümüne sever, bazılarını da Fenerbahçe'ye geldiğine ilk günden pişman eder.

"Çok mutluyum. Sanki hiç ayrılmamışım gibi hissediyorum. Ancak bu ayrılık hayırlı oldu. Transferimde emeği geçen herkese, basta Ali Yıldırım'a teşekkür ederim. Burada yaşanan duygular yüksek seviyede oluyor. ''

''Fenerbahçe 3 kulvarda da çok iyi gidiyor. Ben de elimden geleni yapacağım. Aykut Kocaman ile bir sıkıntımız yok. Zaman birbirimize sarılma zamanı. Yaşadıklarımızla başka kimse baş edemezdi. Çok zor şeyler atlattık.''

''Başkanımız ile yöneticilerimiz ile futbolcular ile her şey çok zordu. Pazar günü itibariyle taraftarımızın önüne çıkmak, o formayı giymek için sabırsızlanıyorum. Şimdi, takım taraftar olarak birbirimize sarılma zamanı! Sivasspor maçı ile başlayacağız. Buraya bu soğukta gelen taraftarlara çok teşekkür ediyorum."

        Aykut Kocaman transferine onay verdiğine göre, Emre'nin biraz olsun aklının başına geldiğine inanmış olmalı. Emre'nin gittikten sonra basına verdiği demeçler de; sivri dillilikten kaçınan, özenle seçilen kelimelerle bezeliydi. 


        Gönül istiyor ki; insanlara Fenerbahçe'ye ismi üzerinden yıpratma şansı vermesin. 

        Bir gerçek var o da şu, Fenerbahçe'nin öne doğru baskı yapıp, takımı öne doğru taşımaya çalışan sadece iki futbolcusu vardı..  Bu isimler de Caner ve henüz düzenli oynamayan Salih Uçan'dı.  Artık üç kişil olmaları, bu takımın kaleciye yapışık oynama durumunu biraz olsun düzeltecek. Futbol aklı anlamında da ciddi katkı sağlayacağı muhakkak. Son maçta Atletico Madrid ilk onbirindeydi, fit görünüyor. 

        Agresif oyuncular belki de takımların fitilleri
        Belki takımlar bu tip adamlar olmadan tutuşamıyorlar
        Ve biz bir avuç romantiğiz. . 

4 Kasım 2012 Pazar

Altın Değerinde Üç Puan


     Fenerbahçe için maçın önemi büyüktü. Takımda başta Meireles olmak üzere Yobo, Egemen,Mehmet Topuz gibi eksikler göze çarparken, kulüpte estirilmeye çalışan kaos havası, son haftalarda takımın iyi oynamıyor olması ve süregelen deplasman fobisi düşündürüyordu.



          Geçen hafta amatör oyuncular gibi oynayan Bekir-Serdar Kesimal tandemi de keza.. Mehmet Topal'ın Mascherano gibi stoperde denenebileceğini düşünüyorum,kesicilik ve fizik var, topla da haşır neşir. Savunmadan çıkarken yaşanan top kayıplarını minimize edebilir bu belki de..
        
        Geçen haftaki onbirden Caner ve Krasic yerine, sakatlığında düzelme olan Mehmet Topal ve Stoch'u koyan Aykut Hoca, Stoch'u kazanmaya çalışmaktan hala vazgeçmemiş ki bence devre arası kesinlikle satılmalı, hele hele de konuşulan miktarları öneren kulüpler varsa cidden..
       
        Ben bir de Mehmet Topal'ı tam iyileşmeden oynatmak yerine, geçen hafta haksız yere eleştirilen Salih ,Selçuk'un önünde oynar diye düşünüyordum, ama hoca üzerindeki baskıdan olduğundan olsa gerek, Topal'ı tercih etti. Cris-Selçuk-Topal'dan oluşan orta saha Cristian'ın istekli olduğu maçlar(bir elin parmağını geçmez) dışında, üretkenlik sıkıntısı hep çekmiştir, yine endişe uyandırıyordu. Kuyt ve Stoch da oyunu kenarlara açmayan, içeri doğru giyen oyunculardı ve bu da hücumda tıkanmaya hazırlanmamız gerektiği anlamına geliyordu.
   
        Tempolu başlayan maçta kazandığı serbest vuruşta, ofsayttaki Çağdaş'ın vuruşuyla yediği golle Fenerbahçe geriye düştü. Golde Serdar ve Bekir'in izlemeleri şaşırtıcıydı. Serdar'a sakatlık çok şey kaybettirmiş, kendini toplaması için daha fazla oynaması gerekecek. Boş günlerde A2'de de oynasın diyeceğim, ama bizde bu uygulama yok, bunu sadece kadroda düşünülmeyen oyuncular olduğunda uyguluyoruz ülkemizde!

       Yediği golden sonra daha istekli görünen Fenerbahçe de tıpkı Akhisar gibi golünü duran toptan kaydetti. Cristian'ın soldan ortaladığı serbest vuruşta, arka direkte kafayı vuran Kuyt, Fenerbahçe'yi 25. dakikada beraberliğe taşıdı.

       Kuyt'ın golünden 4 dakika sonra, yine Kuyt'ın kafayla indirdiği topu ceza alanına koşu yapan Selçuk tamamladı. Bu gol kenar adamlarının ceza alanına girmeyi unuttuğu, Alex rolündeki Cristian'ın da bunu yapmadığı yerde, Sow'u ceza alanında yalnız bırakmayanın günah keçisi Selçuk olması bakımından daha da manidardı. 
     
     


         İkinci golü de bulduktan sonra Fenerbahçe savunmaya çekildi. Kontratakla üçü bulma düşüncesinde oynayan takım bunu yapamayınca devre (1-2) Fenerbahçe üstünlüğüyle tamamlandı.
       
       



        İkinci yarıda da rakibine pozisyon veren, yine kendine kapanan tutuk bir Fenerbahçe vardı sahada. Bu tertiple, takımda isteksiz oyuncu fazlalığıyla da tam da beklediğim gibi aslında..

        Cris ve Stoch yine yokları oynuyor,takım kenarlardan hücum edemiyor, ön bölgede Sow yine yalnızları oynuyor. Sonrasında Caner ve uzun zaman sonra kısa sürelerle de olsa, forma şansı bulmaya başlayan Sezer giriyor, bu da takıma olumlu yansıyor. Sezer topla oldukça iyi, fizik durumu güçlendikçe daha da iyi olacak. Meireles-Topal ikilisinin önünde oynamaya da en uygun olan oyuncu o bence..

     

    
      Son bölümde rakibe tehlikeli bir pozisyon vermedi ve (1-2) kazandı Fenerbahçe.. Geçen hafta Kadıköy'deki 47 maçlık yenilmezlik serisi sona ermişti, deplasmanda kazanılamıyordu, bu moral açısından çok değerli bir üç puan oldu. Perşembe günü Limassol maçında Kadıköy'de skor erken bulunmazsa, önce homurdanmaya sonra da protesto etmeye niyetli taraftarlar da var. Aykut Hoca'ya Fenerbahçe'ye bol şans diliyorum şimdiden..

 

26 Ekim 2012 Cuma

Kıbrıs'a Beraberliğe Gidilmez



Evet bir maça soldaki 11'le başlıyorsanız, beraberliğe razıyım, şansım elverir de duran toptan, karambolden, uzaktan şutla filan bir gol atarsam kazanayım demek istiyorsunuz demektir.

İlginçtir Bursa deplasmanında tercih edilen takım, uygulanmaya çalışan oyun anlayışı, Limassol deplasmanınkinden çok daha kazanmaya dönüktü.



        Limassol'un Bursa'da daha zor bir deplasman olup olmadığının takdirini sizlere bırakıyorum.

        Maça bu oyuncularla çıkan Fenerbahçe, topu ilk 15 dakika kendisinde tutmayı başardıysa da, Fenerbahçe'nin üzerine gelmeye niyeti olmadığını gören Rum ekibi, Fenerbahçe'nin herkesçe malum olan yumuşak karnından faydalanmaya karar verdi. Neden bu kadar rölanti oynarız, neye tedbir aldık anlamak mümkün değil.

        İlk 15 dakika sonrasında, defanstan çıkarken baskı yapan, kaptıkları toplarla kaleye hızlı inmeyi düşünen rakip,  Fenerbahçe kalesine gelmeye başladı. Son vuruşlardaki beceriksizlikleri ve gününde Volkan'ın da çabasıyla, ilk yarıda Fenerbahçe hemen hemen hiç bir işi doğru yapmamış olarak, soyunma odasına gitti.

       Fenerbahçe'de bilhassa orta alanı beğenmedim. Cris, Mehmet Topal ve Selçuk ne defanstan top alıp üçüncü bölgeye aktarmakta, ne de ileride ve geride dönen topları toplamakta iyi değildiler.Kuyt geldiği zamanki gücünde değil, o gücünde olmadığında da sahada olması değerli de değil.

      Meireles şu an bu takım için çok kritik bir oyuncu haline geldi, bunu onsuz çıktığımız son maçların hemen hepsinde rahatlıkla gözlemledik. Orta sahadaki diğer oyuncular atletizm konusunda fazlasıyla eksikler.. Takımın bu alanda etkili olan isimleri Caner ve Sow yetmiyor, daha hızlı ve akışkan bir oyun için Meireles şart.. Krasic de bu anlamda fayda sağlayabilir ancak hala hazırlanamadı.

     İkinci yarıya da ilk yarıdaki anlayışla başlayan Fenerbahçe, berabere kalsam da olur zihniyetini 60. dakikaya kadar devam ettirdi.

   Bu dakikadan sonra bir miktar Cristian'ın hareketlenmesi ön tarafa doğru çıkmaya başlaması, rakibin de yorulmaya başlaması, Fenerbahçe'nin rakip alana yerleşmesini beraberinde getirdi.

   Karşı kaleye gitmeye başlayan Fenerbahçe, kontrataklardan ciddi pozisyonlar da verdi, Volkan sağolsun izin vermedi. Hasan Ali'nin pozisyon almak konudunda ciddi hataları oldu. Neyse ki kazanılan kornerde geriden gelip iyi bir kafa vuran Egemen, Fenerbahçe'yi öne geçirdi. (1-0 Bu gol Egemen'in Fenerbahçe'deki ilk golü oldu.


     Golden sonra Krasic gibi bir oyuncu alınırsa, üzerine gelmek zorunda olan rakibe karşı daha rahat pozisyon bulunabilir diye düşünüyordum. Krasic oyuna girdi girmesine ama hala gücünü kazanamamış, ne adam geçebildi, ne de ver-kaç yapabildi. Kısa süre içinde sarışını hazırlamak gerekiyor.


   Tribünlerde de güzel görüntüler olurken, Fenerbahçe Uefa sıralamasındaki 12. yerini korumaya çalışan Türkiye için önemli bir galibiyet aldı.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Fenerbahçe İyi Gidiyor


     
     Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren golleri 13. dakikada Moussa Sow, 40 ve 59. dakikada Gökhan Gönül kaydetti. Mönchengladbach maçının 11'inden tek oyuncu farklıydı, o da dizindeki şişlik nedeniyle o maçta forma giyen Bekir'den formasını alan Yobo'ydu.
     Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba, Fenerbahçe derbisinde, geçen haftaki Sivasspor maçının kadrosundan 1 değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü. Sivasspor maçında oynayan Holosko'nun yerine Tomas Sivok'u oynattı.
     
      Öte yandan Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba, bu sezon tüm lig maçlarında savunmanın solunda görev verdiği Uğur Boral'ı solaçıkta oynatırken, sol beke  de daha önce stoper oynayan Julien Escude'yi koydu. Bu da sezon başından beri dikkat çeken sol kanat sorununa, bir türlü çözüm bulamayan Samet Aybaba'nın Gökhan Gönül'ün kanadını tıkamak istediğini gösteriyordu. Uğur Boral'ı da Fenerbahçe karşısında Beşiktaş formasıyla Kadıköyde görmek içimde burukluk yarattı. Hep sevmişimdir Uğur'u..
     Maçtan önce sosyal medyada, Alex bahane edilerek Aykut Hoca ve Aziz Yıldırım'a karşı tepki oluşturma çabaları vardı. Hatta organize olan bu gruplardan biri maçtan önce Alex maskeleri dağıtmışlar, fakat maskeler içeri sokulmamış. Medya zaten Fenerbahçe'nin kaoslarından beslendiği, kaos olmadığında da kendi kendilerine Fenerbahçe'de kaos yaratmaya çalışmaktan başka bir şey yapılmayan, futbolun hemen hemen konuşulmadığı bir platform halini aldığından, Fenerbahçe'nin bugün de kazanması çok önemliydi. Futbolcuların bir önceki maçta ortaya koydukları mücadele azmi ve yardımlaşmalı oyunun sürüp sürmeyeceği büyük bir soru işaretiydi. Bu süreçte sırf yönetime karşı olduğundan, Alex krizinde, tepki koymaları muhtemeldi. Bu da hem Aykut Hoca'nın moralini bozacak, hem de futbolcuların arkasına saklanabilecekleri bir kriz ortamını diri tutacaktı.
       Bunu maç sonrası açıklamasında: ''Galatasaray'ın mağlubiyetleri gündeme gelmezken,biz yenildiğimizde olay oluyor. Bu da büyüklüğümüzü gösterir.'' diyen Kuyt'ın söylediklerinde de açıkça görebiliriz.
       Maça Fenerbahçe Mönchengladbach maçında olduğu gibi önde basmaya çalışarak başladı. Bu baskıda da elbette baskı yapabilen Sow, Cristian,Meireles,Caner ve Kuyt  5'lisi kritik önem taşıyordu. Top Beşiktaş'tayken genel olarak Mehmet Topal ile zaman zaman da  değişerek Cristian ve Meireles ile Fernandes'e yakın oynadı Fenerbahçe. Bu da Beşiktaş'ın tek yaratıcı oyuncusunu kitlemenin yeteceğini bilen Aykut Hoca'nın kritik hamlesiydi.
      Beşiktaş da Fenerbahçeliler'e yakın oynayarak etkinliklerini azaltmak, kazandıkları topları uzun oynayarak Almeida'yı topla buluşturmayı amaçlıyordu. Beşiktaş'ta Necip ve Veli önde basan Fenerbahçe'nin baskısını kırmak için büyük çaba sarf ediyorlardı.

      Fenerbahçe 13. dakikada Gökhan'ın güzel ortasını harika indiren Caner'in topunu , hepsinden güzel bir rövaşatayla ağlara yollayan Moussa Sow'un golüyle (1-0) öne geçti. Günlerdir Moussa Sow'un sahadaki yanlızlığı yüzünden etkisizliğini, oyuncuların yaklaşmasıyla çözmemiz gerektiğini düşünüyordum. Bu gol beni oldukça sevindirdi.Golden önce topu kapan Meireles'in,topu kaptıktan sonra attığı vücut çalımı da nefisti. Meireles buram buram kalite kokuyor.
    


  Bu golle Beşiktaş adına herşey çok daha zorlaşacaktı, çünkü geriden gelen takım olmak genellikle daha fazla yetenekli oyuncu gerektiren bir şeydir.Golden sonra  19'da sol çaprazdan Uğur'la pozisyon yakaladı Beşiktaş ama Uğur yakın mesafeden topu dışarı yolladı. Uğur hücum anlamında pek iyi bir performans koyamazken, soldan sürekli bindiren Gökhan Gönül'ün kulvarını kapatmak konusunda da oldukça başarısızdı. Gereksiz itirazdan bir de sarı kart görünce, rakip formayla görmekten dolayı yaşadığım üzüntüden tamamen sıyrıldım.

   Beşiktaş ilk yarıda bunun dışında ciddi bir pozisyon bulamazken, Fenerbahçe'de Kuyt'ın da sürekli baskısıyla bunalttığı Beşiktaş'ın sol kanadını koridor eden Gökhan Gönül, 40. dakikada Kuyt'la yaptığı ver-kaç sonrası topa iyi vurarak filelere yolladı. (2-0)İlk yarı bu şekilde sona erdi.
    İlk yarı adına Caner'in takıma dinamizm katmaya devam ettiğini, Cristian'ın temposunun Almanya deplasmanının altında göründüğünü, Kuyt'ın baskısıyla müthiş katkı yaparken, pas trafiğine iyi katkı veremediğini önemli notlar olarak düşebilirim.

    İkinci yarıya Samet Aybaba Escude ile Holosko'yu değiştirerek başladı. Bu değişiklikle sol beke bu kez Uğur Boral kaydırıldı. Beşiktaş'ta bu sezon planlamada bazı sıkıntılar olduğu açık. Televizyonda Julien Escude'nin sol bek oynayamayacağını söyleyen Samet Aybaba neden onu sol bek oynattı? İsmail Köybaşı sakatlandıktan sonra solaçık Uğur Boral'la da bu işin olmayacağı gayet açıkken neden bir sol bek transfer edilmedi,madem transfer olmayacak, o halde Tanju Kayhan neden kadroda düşünülmedi? Tanju Kayhan'ı beğenmiyor olabilirsiniz, o halde Emre Özkan'ı kadroda tutsaydınız. Her türlü sol bek oyuncusu olmayan Uğur ve Escude'den daha başarılı olurlardı. Bunları anlamak mümkün değil..
   
    Beşiktaş'ın orta sahasında koşan ve takıma dirilik anlamında büyük katkı yapan Veli, 52 ve 58. dakikalarda iki tane saçmasapan hareket yapıp,kendisini oyundan attırdı. 


   Atıldığı pozisyonun peşinden kullanılan serbest vuruşta, Cristian Caner'e çıkardı. Caner'in orta-şut karışımı vuruşuna son olarak, günün başarılı oyuncusu Gökhan Gönül vurdu ve skoru 3-0 a taşıdı.Bu arada 2. yarıda sol bekte bir kez daha değişiklik yapan Samet Aybaba bir diğer stoperi Ersan Gülüm'ü de denedi.
  
   
     Beşiktaş'ta yediği goller sonrası bir hayli sinirlenen kaleci Mcgregor'un gollerde yapabileceği bir şey yoktu. 


    Kalan bölümde Fenerbahçe rölantiye alıp, aktif dinlenme halinde oynadı. Son bölümde sakatlıktan çıkan Yobo'nun yerini Bekir, Mehmet Topal'ın yerini Selçuk alırken, Egemen'in bölgesine Mehmet Topal kaydırıldı.Böylece Mehmet Topal'ı mecbur kaldığında stoperde deneyeceğini de göstermiş oldu. Yine son bölümde oyuna giren Krasic'in uzaktan etkili şutu direkten geri geldi.
  Takımın mücadele azmi, bazı futbolcuların formunu yükseltmeye başlaması, Alex'in tatsız ayrılışı üzerine koparılan yaygaranın bir nebze olsun azalması, gelecek adına umut verici gelişmeler..
   Moussa Sow  maçtan sonra ,devre arasinda formasını neden verdiğini soran muhabire;  Attığım şut kafasına çarptı, ben de o kadına devre arasında formamı sana vereceğim dedim , sözümü tuttum'' diye konuştu ve kendisine olan sempatim daha da arttı.


Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Özgür Yankaya, Tarık Ongun, Volkan Narinç 
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Yobo (Dk. 69 Bekir İrtegün), Egemen Korkmaz (Dk. 83 Selçuk Şahin), Hasan Ali Kaldırım, Kuyt, Cristian, Meireles, Mehmet Topal, Caner Erkin, Sow (Dk. 70 Krasic)
Beşiktaş: McGregor, Hilbert, İbrahim Toraman, Sivok, Escude (Dk. 46 Holosko), Olcay Şahan, Necip Uysal (Dk. 65 Hasan Türk), Veli Kavlak, Fernandes, Uğur Boral (Dk. 56 Ersan Adem Gülüm), Almeida
Goller: Dk. 13 Sow, Dk. 40 ve Dk. 59 Gökhan Gönül (Fenerbahçe)
Kırmızı Kart: Dk. 58 Veli Kavlak (Beşiktaş)

Sarı Kartlar: Dk. 21 Uğur Boral, Dk. 58 İbrahim Toraman (Beşiktaş), Dk. 30 Hasan Ali Kaldırım, Dk. 44 Egemen Korkmaz, Dk. 61 Cristian, Dk. 85 Volkan Demirel, Dk. 90 Selçuk Şahin (Fenerbahçe)