Cristian Baroni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cristian Baroni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ağustos 2014 Cumartesi
Hafta Sonu Futbol Ekranı (30 Ağustos-1 Eylül 2014)
30 Ağustos 2014 Cumartesi
14:45 Burnley - Manchester United @LigTV3
16:30 Leverkusen - Hertha Berlin @TRT Spor
17:00 Samsunspor - Giresunspor @TRT 1
17:00 Manchester City - Stoke City @LigTV3
18:00 Monaco - Lille @Tivibu
18:30 Eskişehirspor - Torku Konyaspor @LigTV2
19:00 Bursaspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Chievo - Juventus @Tivibu
19:30 Schalke 04 - Bayern München @TRT Haber
19:30 Everton - Chelsea @LigTV3
20:00 Adana Demirspor - Tekden Denizlispor @TRT Spor
20:00 Şanlıurfaspor - Adanaspor @TRT Spor Web
20:00 Athletic Bilbao - Levante @NTVSpor Smart HD
20:00 Cordoba - Celta Vigo @NTVSpor Smart HD
21:00 İstanbul Başakşehir - Kasımpaşa @LigTV2
21:45 Mersin İdmanyurdu - Beşiktaş @LigTV
21:45 Roma - Fiorentina @Tivibu
22:00 Atletico Madrid - Eibar @NTVSpor Smart HD
31 Ağustos 2014 Pazar
00:00 Espanyol - Sevilla @NTVSpor Smart HD
00:00 Toronto FC - New England Revolution @Sports TV
00:30 Palmeiras - Internacional @LigTV3
15:00 Bordeaux - Bastia @Tivibu
15:30 Tottenham - Liverpool @LigTV3
15:30 Aston Villa - Hull City @LigTV2
16:30 Gölbaşıspor - Göztepe @Kanal 35
16:30 Mainz 05 - Hannover 96 @TRT HD
17:00 Orduspor - Kayserispor @TRT Spor
18:00 Leicester City - Arsenal @LigTV3
18:30 Kayseri Erciyesspor - Trabzonspor @LigTV
18:30 Sivasspor - Gaziantepspor @LigTV2
18:30 Freiburg - Mönchengladbach @TRT Haber
19:00 Milan - Lazio @Tivibu
19:15 Krasnodar - Dinamo Moscow @LigTV3
20:00 Karşıyaka - Antalyaspor @TRT Spor
20:00 Villarreal - Barcelona @NTVSpor Smart HD
21:00 Fenerbahçe - Karabükspor @LigTV
21:00 Benfica - Sporting Lisbon @Tivibu
21:45 Genoa - Napoli @Tivibu
22:00 Paris SG - Saint-Etienne @Tivibu
22:00 Real Sociedad - Real Madrid @NTVSpor Smart HD
22:00 Deportivo La Coruna - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
22:00 Corinthians - Fluminense @LigTV3
01 Eylül 2014 Pazartesi
00:00 Elche - Granada @NTVSpor Smart HD
03:00 Chivas USA - Los Angeles Galaxy @Sports TV
22:00 Rio Ave - Boavista @Tivibu
16 Nisan 2013 Salı
Zor Dönemeç Dönülüyor!
3 kulvarda devam eden Fenerbahçe, hafta içi Roma'da Lazio karşısında müthiş yıpratıcı bir maç oynadı. Uefa Kupası'nda yarı finale gelmek kabul edelim ki, geçen sezon başlangıcından sonra hele hele, hiç de beklediğimiz bir iş değildi.
Takımın Roma'da oynadığı maç kora kor bir mücadeleydi, Herkesin bildiği gibi İtalyan takımları Türk takımlarını fiziksel üstünlükleriyle her daim ezerler. Fenerbahçe bu ekibe pek fazla pozisyon vermedi, oyun olarak ezildiğini de, bilhassa son yarım saat için söylemek mümkün değil. Ancak büyük bir fiziksel yıpranma yaşadıkları muhakkak. Maçtan sonra da Roma'dan döndükten sonra sadece 1 gün dinlenebildiler Taktik çalışma yapıp Eskişehir gibi sert bir rakip karşısına çıktılar.
Lazio maçından sadece iki oyuncu değiştirildi. Maç öncesi sürekli maç oynamaktan yorgun olmaları normal olan Webo ve Kuyt'ı dinlendirme opsiyonu olsaydı harika olurdu elbette. Ama böyle bir opsiyon yoktu.( Caner cezalı, Emre ve Sow ise sakattı ,Salih'in de sonradan öğrendiğimize göre arka adelesinde sıkıntı vardı.)
Burada Salih'in sakatlığını dostu Aykut Kocaman'dan öğrendiğini söyleyen Rıdvan Dilmen'den öğreniyor olmamız da saçma sapan bir şey. Fırat Aktav'ın twitter'dan söylediği gibi herkesin, her an bilgiye ulaşmaya alışık olduğu bu dönemde, hele hele de taşmaya hazır bekleyen bir de taraftarın varsa daha bilgilendirici yöntemler belirlemek gerek. Çok da haklı bunları söylemekte. Bunu kulüp kanalında antrenman programlarında, belki resmi sitende notlar olarak belirtebilirsin. Hangi futbolcunun sakatlığı var? Hangi futbolcu Milli takımda bulunuyor? Hangi futbolcu kart cezalısı? Hangi futbolcu yabancı kontenjanı sebebiyle kadro harici kalmış? Hangi futbolcu hafif sakatlığına rağmen kadroya alınmış?
Fenerbahçe Eskişehir gibi sert rakip karşısında, yorgun takımıyla topun arkasına geçip, üzerine gelecek olan rakibi pas oyunuyla açmayı deneyebilirdi. Ancak kadroda Gökhan dışında topla dripling yapabilen oyuncusu olmayan Fenerbahçe, öne baskı yapmak konusunda iyi olan Caner'i, Emre'yi Sow'u oynatabilseydi, çok büyük olasılıkla farklı bir oyun düşüncesinde olabilirdi. Ama olanlarla bu olurdu ancak. Bu oldu. Bir de geldiğinden beri kendine gelip, oynayamayan Krasic vardı. O da kulübede son bölümde bir umut özelliklerinden yararlanabilmek umuduyla kulübede yerini almıştı.
Eskişehir gibi topu kaptırdığında taktik fauller yapan bir takım karşısında, sürpriz koşular yapan bir oyuncu ritimlerini bozabilirdi. Yine de Hürriyet, Alper Potuk, Causic, Veysel gibi oyuncularıyla çok dirençli olan, orta sahaya entegre oynayan Necati'li Eskişehir'i gafil avlamak pek kolay görünmüyordu.
Maç başlarında orta sahayı alan Eskişehir iyi top yapıp, fırsatlar da yakaladı. Hızlı kenar adamları Erkan Zengin ve Kamara'yla buldukları etkili pozisyonları gole dönüştüremediler. Kale direğini ve Volkan'ı aşamadılar. Bu arada ilk yarıda topu Volkan'ın yatamadığı söylenen sağına vurmaya çalıştıkları izlenimine kapıldım.
Defansta Servet'in yerine oynayan Akaminko atletizmiyle Webo'yu bir hayli zorladı. Webo genelde mücadele azmi ve gücüyle rakibini alt ediyor. Ancak bu sefer sert kayaya çarpmıştı. Sow da yokken odaklanılan tek hedef olması da, marke edilebilmesini kolaylaştırdı elbette.
Meireles-Cristian-Mehmet Topal, Eskişehir'in 3 dinamik merkez oyuncusu karşısında oldukça zorlandılar. Bilhassa Alper'in enerjisi, gücü ve topla katetme özelliği karşısında, yorgun Fenerbahçe merkezi neredeyse hiç top yapamadı. Cristian'ın oyun temposunun düşük olduğu bölümde, hasta Mehmet Topal iyi bir duvar oluyor. Meireles de zaman zaman oyunun yönünü muazzam değiştiriyorsa da, pozisyon bulmak hiç de kolay olmuyordu. İlk yarı başladığı gibi golsüz bitti.
İkinci yarıya iki takım da sayılmayan goller bularak başladı Önce Webo ofsayt pozisyonda golü buldu. Hemen ardından da Eskişehirspor'da Alper Potuk topu koluyla ağlara yolladı. İki pozisyonda da doğru karar veren hakem üçlüsünü, son dönem hakem performansı da düşünülerek tebrik etmeli.
![]() |
Devre arasında maç başında da asılan pankartla tribünlere çağrılan Salih Uçan için çok güzel bir şey olsa gerek. Bir süre görmemiş gibi davranan Salih, sonrasında sanırım birlikte ısındığı Semih Şentürk'ün telkiniyle gelip, pankartı açan tribünü selamladı.
Olası Salih değişikliğinin uğraması gereken ilk adres Cristian, ikinci devreye de onbirde başladı, ama başka türlü başladı Topla kateden, pas alternatifi yaratmaya çalışan Cristian Baroni , top oynayan olsa da katılsam diye bekleyen Meireles'i de oyuna soktu
Aynı Baroni , Mehmet Topal'ın kafayla indirdiği topta, günün kendisiyle birlikte en kötüsü Mehmet Topuz'la paslaşma sonrası fileleri buldu. Gol sonrası sevinçlerindeki samimiyeti, kendisinden istikrarlı oyun anlamında da bekliyoruz, ancak kabullendiremedik.
Gol sonrası Eskişehirspor'un baskısı maç başındaki kadar büyük olmadı. Necati'nin sakatlanıp çıktığı oyunda, Alper'in baskısı ve sonradan giren Özgür Çek'in, Nuhiu'nun oyuna ciddi bir etki koyduklarını söyleyemem.
Son bölümde Krasic ve Semih'i oyuna alıp, Topuz ve Webo'nun kenara geldiği Fenerbahçe'de, Krasic yine fark yaratmadı. Ne kendisi bildiğimiz kadar iyi dikine oyun oynayabiliyor, ne de takımla pas dilleri uyuşuyor. Krasic arkadaşlarının önüne pas atarken, takım arkadaşları onun ayağına atıyorlar paslarını. Oysa iki taraf da bunun tam tersini istiyor, Top almak için istekli oluşu dışında, pozitif bir işaret göremediğim Krasic'in sezon başı kampını harika geçirmesi, takım ve onun birbirine alışmasını hızlandırmak şart gibi görünüyor.
Son olarak adı Galatasaray'la anılan Alper Potuk'u yine alıcı gözle izledim. Şu ana kadar olan kanaatim, çok yetenekli herşeyi yapabilen, ama son kararı doğru vermekte zorlanan bir oyuncu olduğu şeklinde. Bakalım zaman yanıldığımızı mı gösterecek?
https://twitter.com/Oguzarpsatknsn
22 Mart 2013 Cuma
Hiphopçı Stoch
Miroslav Stoch Fenerbahçe'de oynayamayacağı iyice görüldükçe farklı işlere de girmeye başlamış. Sezona fiziksel olarak oldukça güçsüz giren Miro, çözülen sağa çekip vurma olayından ve oynayamadığında çalışmak yerine mızmızlanmayı seçtiğinden 18'e dahi giremez oldu.
İstanbul'a klip çekmeye gelen Kajo isimli hiphopçı arkadaşı ile kamera karşına geçmiş. Klip saçma sapan, Stoch'un hareketleri saçma sapan, şarkı saçma sapan. Arada Şükrü Saracoğlu'ndan çektikleri bazı kareleri de klibe koyan ikili net bir şekilde overrated. Klipte tuhaf mimikleriyle dikkat çeken bıyıklı abi tek yıldız durumunda. Klibi izleyin de sesi pek açmanızı önermiyorum.
Bu arada hiphopçı futbolcu denince aklıma gelen ilk isim Colin Kazım oldu. Colin Kazım da Stoch gibi vurduymaz-sorumsuz oyuncu sınıfındaydı. Cristian Baroni de hiphop dinleyicisi midir acaba, bilen var mı?
3 Mart 2013 Pazar
Zekeriya Alp Delirmiş Olmalı!
Maça beklendiği gibi Beşiktaş arzulu ve önde basarak başladı, yine beklendiği gibi top yapabilen Fenerbahçe orta sahası, top Beşiktaştayken Fernandes'e yakın oynayan Meireles'in de etkisiyle oyun etkinliğini rakibinden aldı
Dakika 17 falanken kaleciyle karşı karşıya bomboş kalmışken, kendini yere atan Ersan'ın pozisyonuna faul çalarak %100 gollük pozisyonu kesen hakem, bu pozisyonun hemen ardından da Fenerbahçe'nin golünü vermeyerek maçın içine etti!
22'de kullanılan kornerde arkaya aşırtılan topu tamamlayan Sow , 3-0 olması engellenen maçı 1-0'a taşıdı. Fenerbahçe ilk yarıda sağdan Kuyt ve Gökhan Gönül'le Gökhan Süzen'in başını döndürmeyi başardıysa da , Gökhan ve Kuyt'tan tek bir düzgün orta gelmemesi nedeniyle sağdan golü bulamadı.
40'a kadar Fenerbahçe rahat oyununu sürdürürken, günün koşu mesafesi fena olmayanlarından Cristian, markajcısı Veli Kavlak'tan kurtulamıyordu. Veli Kavlak Cristian'ı kaçırmazken, ilk yarının son bölümlerinde Meireles'ten kurtulmak için geriye gelip top almaya çalışan Fernandes, etkili oynamaya, topu kanatlara yaymaya başladı.
İlk yarının son böümünde, Beşiktaş'ın ceza sahasında yakın mesafeden ele çarpan pozisyonu penaltıyla değerlendiremeyen hakem, Beşiktaş'a sol tarafta aynı durumda bir duran top hediye etti. Fernandes'in kullandığı serbest vuruş Kuyt'a çarpıp ağlara giderken Fenerbahçelilerin hayal kırıklığı doğal olarak zirvelere çıktı. İlk yarı (1-1) sona ererken, herkes son beş dakikası hariç oyunu domine eden Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyordu...
İlk yarı için söylemeyi unutmamamız gereken şeyler, Fenerbahçe orta sahasının hücuma destek verme anlamında, Emre'nin 25'te rakip kaleye yolladığı şut dışında hiç bir şey yapmadıkları, ön alanda Kuyt ve Webo'nun yaptıkları presle Beşiktaş'ı defanstan rahat çıkartmadıklarıydı.
Geçtiğimiz haftalarda her fırsatta Fırat Aydınus, Halis Özkahya başta olmak üzere , Fenerbahçe'yi doğrayan hakemleri savunmak için basının kapısını çalan Zekeriya Alp televizyona çıkacak mı? Geçtiğimiz haftalarda yine basına 'Hakem hatalarının Beşiktaş maçlarında daha fazla olduğunu söylememiş, maça hiç derbi yönetmemiş hakemi yollamamış gibi, ortaya çıkarak fütursuzca açıklamalar yapacak mı?' En çok merak ettiğim şeyler bunlar..
Ben bu satırları henüz yazmışken Zekeriya Alp Beyaz Tv'ye bağlanıp ''Mutluyuz, hakem Mete Kalkavan'ın performansı çok iyiydi'' diyerek pes artık dedirtti. Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan beklenen, yarın gidip bu hadsiz adamı o koltuktan kaldırmalarıdır.
İkinci yarıda da Fenerbahçe daha üstün oynuyor, pozisyonlara giriyor pozisyon da vermiyordu. İlk bölümde Webo'yla mutlak bir pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe'nin bir mutlak golünü de Olcay Şahan çizgiden çıkarttı.
66'da hiç istemediğim bir şey oldu. Çok sevdiğim Niang Holosko'nun kafayla indirdiği topu ağlara yollayınca duyduğum üzüntü, geriye düşmekten duyduğum üzüntüden fazladır. Niang da gol sevincini gösteriye çevirmedi neyse ki!
Hemen golün peşinden maçtaki tek iyi ortasını yapan Dirk Kuyt, topu Sow'un kafasına yolladı, Sow da filelere.. Daha maç uzundu ve kazanılacak gibi de görünüyordu.(2-2)
Oyundan düşen Meireles ve Cristian'ın yerine oyuna giren Caner, Topal ikilisinin orta sahayı takıma geri kazandırdıklarını söylemek zor. Caner sol çaprazdan bir de vuruş fırsatı bulduysa da, topu ağlara yollayamadı.
Oyundan yürüyerek çıkan Cristian Baroni'nin neden trip attığını anlamak mümkün değil. Birşey oynamamışsın, çıkarken neye tepki veriyorsun? Takım geride zaman mühim sen yürüyerek çıkıyorsun sahadan! Olacak iş değil..
Samet Aybaba'nın Baroni'yi tutma görevi, Baroni'nin çıkmasıyla sona eren Veli Kavlak'ı , Oğuzhan'la değiştirme hamlesini beğendim. Bu değişiklik ;büyük oranda orta sahası düşen Fenerbahçe karşısında, günün yıldızı Fernandes ve Oğuzhan ikilisiyle top yapma imkanı verdi.
Fenerbahçe beraberliği kurtardıktan sonra, yeniden galibiyet getirecek pozisyonlar bulduysa da atamadı. Beşiktaş ise son dakikada iki korner kullanan rakibini, kontratakla avlayarak son anda galibiyete uzandı. Galibiyet golü Olcay'dan gelirken, golün pası da yine eski dost Mamadou Niang'tan geldi. Yenilen gol inanılmaz amatörce, son dakika yükleniyorsun doğal da, önlem almamak ne demek anlamıyorum.
Maçı 3-2 kazanan Beşiktaş'ın gücü de, kalan zorlu fikstürü de Galatasaray'ı yakalamak için yeterli değil! Galatasaray büyük oranda işi bitirdi bu akşam.
![]() |
| Moussa Sow vs Ersan Gülüm |
Dakika 17 falanken kaleciyle karşı karşıya bomboş kalmışken, kendini yere atan Ersan'ın pozisyonuna faul çalarak %100 gollük pozisyonu kesen hakem, bu pozisyonun hemen ardından da Fenerbahçe'nin golünü vermeyerek maçın içine etti!
![]() |
| Sow&Webo (Verilmeyen gol sonrası) |
22'de kullanılan kornerde arkaya aşırtılan topu tamamlayan Sow , 3-0 olması engellenen maçı 1-0'a taşıdı. Fenerbahçe ilk yarıda sağdan Kuyt ve Gökhan Gönül'le Gökhan Süzen'in başını döndürmeyi başardıysa da , Gökhan ve Kuyt'tan tek bir düzgün orta gelmemesi nedeniyle sağdan golü bulamadı.
![]() |
| Moussa Sow |
40'a kadar Fenerbahçe rahat oyununu sürdürürken, günün koşu mesafesi fena olmayanlarından Cristian, markajcısı Veli Kavlak'tan kurtulamıyordu. Veli Kavlak Cristian'ı kaçırmazken, ilk yarının son bölümlerinde Meireles'ten kurtulmak için geriye gelip top almaya çalışan Fernandes, etkili oynamaya, topu kanatlara yaymaya başladı.
![]() |
| Manuel Fernandes |
İlk yarının son böümünde, Beşiktaş'ın ceza sahasında yakın mesafeden ele çarpan pozisyonu penaltıyla değerlendiremeyen hakem, Beşiktaş'a sol tarafta aynı durumda bir duran top hediye etti. Fernandes'in kullandığı serbest vuruş Kuyt'a çarpıp ağlara giderken Fenerbahçelilerin hayal kırıklığı doğal olarak zirvelere çıktı. İlk yarı (1-1) sona ererken, herkes son beş dakikası hariç oyunu domine eden Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyordu...
![]() |
| Meireles'in eline çarpan top |
![]() |
| Moussa Sow&Dirk Kuyt |
İlk yarı için söylemeyi unutmamamız gereken şeyler, Fenerbahçe orta sahasının hücuma destek verme anlamında, Emre'nin 25'te rakip kaleye yolladığı şut dışında hiç bir şey yapmadıkları, ön alanda Kuyt ve Webo'nun yaptıkları presle Beşiktaş'ı defanstan rahat çıkartmadıklarıydı.
Geçtiğimiz haftalarda her fırsatta Fırat Aydınus, Halis Özkahya başta olmak üzere , Fenerbahçe'yi doğrayan hakemleri savunmak için basının kapısını çalan Zekeriya Alp televizyona çıkacak mı? Geçtiğimiz haftalarda yine basına 'Hakem hatalarının Beşiktaş maçlarında daha fazla olduğunu söylememiş, maça hiç derbi yönetmemiş hakemi yollamamış gibi, ortaya çıkarak fütursuzca açıklamalar yapacak mı?' En çok merak ettiğim şeyler bunlar..
Ben bu satırları henüz yazmışken Zekeriya Alp Beyaz Tv'ye bağlanıp ''Mutluyuz, hakem Mete Kalkavan'ın performansı çok iyiydi'' diyerek pes artık dedirtti. Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan beklenen, yarın gidip bu hadsiz adamı o koltuktan kaldırmalarıdır.
İkinci yarıda da Fenerbahçe daha üstün oynuyor, pozisyonlara giriyor pozisyon da vermiyordu. İlk bölümde Webo'yla mutlak bir pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe'nin bir mutlak golünü de Olcay Şahan çizgiden çıkarttı.
66'da hiç istemediğim bir şey oldu. Çok sevdiğim Niang Holosko'nun kafayla indirdiği topu ağlara yollayınca duyduğum üzüntü, geriye düşmekten duyduğum üzüntüden fazladır. Niang da gol sevincini gösteriye çevirmedi neyse ki!
![]() |
| Mamadou Niang |
![]() |
| Volkan Demirel |
Oyundan düşen Meireles ve Cristian'ın yerine oyuna giren Caner, Topal ikilisinin orta sahayı takıma geri kazandırdıklarını söylemek zor. Caner sol çaprazdan bir de vuruş fırsatı bulduysa da, topu ağlara yollayamadı.
Oyundan yürüyerek çıkan Cristian Baroni'nin neden trip attığını anlamak mümkün değil. Birşey oynamamışsın, çıkarken neye tepki veriyorsun? Takım geride zaman mühim sen yürüyerek çıkıyorsun sahadan! Olacak iş değil..
Samet Aybaba'nın Baroni'yi tutma görevi, Baroni'nin çıkmasıyla sona eren Veli Kavlak'ı , Oğuzhan'la değiştirme hamlesini beğendim. Bu değişiklik ;büyük oranda orta sahası düşen Fenerbahçe karşısında, günün yıldızı Fernandes ve Oğuzhan ikilisiyle top yapma imkanı verdi.
Fenerbahçe beraberliği kurtardıktan sonra, yeniden galibiyet getirecek pozisyonlar bulduysa da atamadı. Beşiktaş ise son dakikada iki korner kullanan rakibini, kontratakla avlayarak son anda galibiyete uzandı. Galibiyet golü Olcay'dan gelirken, golün pası da yine eski dost Mamadou Niang'tan geldi. Yenilen gol inanılmaz amatörce, son dakika yükleniyorsun doğal da, önlem almamak ne demek anlamıyorum.
Maçı 3-2 kazanan Beşiktaş'ın gücü de, kalan zorlu fikstürü de Galatasaray'ı yakalamak için yeterli değil! Galatasaray büyük oranda işi bitirdi bu akşam.
14 Ocak 2013 Pazartesi
İssiar Dia Buraları Özlemiş!
Fenerbahçe'ye büyük umutlarla gelen ancak büyük bir hayal kırıklığı yaşatarak, bu sezon başında Katar'a gönderilen, İssiar Dia twitter'dan bu fotoğrafları paylaşmış!
Şampiyon olmak güzel, muhtemelen futbolcular için çok çok daha güzel! Gamsız, ruhsuz bir futbolcu olan Dia'nın hallerinden bile belli açıkça..
4 Kasım 2012 Pazar
Altın Değerinde Üç Puan
Fenerbahçe için maçın önemi büyüktü. Takımda başta Meireles olmak üzere Yobo, Egemen,Mehmet Topuz gibi eksikler göze çarparken, kulüpte estirilmeye çalışan kaos havası, son haftalarda takımın iyi oynamıyor olması ve süregelen deplasman fobisi düşündürüyordu.
Geçen hafta amatör oyuncular gibi oynayan Bekir-Serdar Kesimal tandemi de keza.. Mehmet Topal'ın Mascherano gibi stoperde denenebileceğini düşünüyorum,kesicilik ve fizik var, topla da haşır neşir. Savunmadan çıkarken yaşanan top kayıplarını minimize edebilir bu belki de..
Geçen haftaki onbirden Caner ve Krasic yerine, sakatlığında düzelme olan Mehmet Topal ve Stoch'u koyan Aykut Hoca, Stoch'u kazanmaya çalışmaktan hala vazgeçmemiş ki bence devre arası kesinlikle satılmalı, hele hele de konuşulan miktarları öneren kulüpler varsa cidden..
Ben bir de Mehmet Topal'ı tam iyileşmeden oynatmak yerine, geçen hafta haksız yere eleştirilen Salih ,Selçuk'un önünde oynar diye düşünüyordum, ama hoca üzerindeki baskıdan olduğundan olsa gerek, Topal'ı tercih etti. Cris-Selçuk-Topal'dan oluşan orta saha Cristian'ın istekli olduğu maçlar(bir elin parmağını geçmez) dışında, üretkenlik sıkıntısı hep çekmiştir, yine endişe uyandırıyordu. Kuyt ve Stoch da oyunu kenarlara açmayan, içeri doğru giyen oyunculardı ve bu da hücumda tıkanmaya hazırlanmamız gerektiği anlamına geliyordu.
Tempolu başlayan maçta kazandığı serbest vuruşta, ofsayttaki Çağdaş'ın vuruşuyla yediği golle Fenerbahçe geriye düştü. Golde Serdar ve Bekir'in izlemeleri şaşırtıcıydı. Serdar'a sakatlık çok şey kaybettirmiş, kendini toplaması için daha fazla oynaması gerekecek. Boş günlerde A2'de de oynasın diyeceğim, ama bizde bu uygulama yok, bunu sadece kadroda düşünülmeyen oyuncular olduğunda uyguluyoruz ülkemizde!
Yediği golden sonra daha istekli görünen Fenerbahçe de tıpkı Akhisar gibi golünü duran toptan kaydetti. Cristian'ın soldan ortaladığı serbest vuruşta, arka direkte kafayı vuran Kuyt, Fenerbahçe'yi 25. dakikada beraberliğe taşıdı.
Kuyt'ın golünden 4 dakika sonra, yine Kuyt'ın kafayla indirdiği topu ceza alanına koşu yapan Selçuk tamamladı. Bu gol kenar adamlarının ceza alanına girmeyi unuttuğu, Alex rolündeki Cristian'ın da bunu yapmadığı yerde, Sow'u ceza alanında yalnız bırakmayanın günah keçisi Selçuk olması bakımından daha da manidardı.
İkinci golü de bulduktan sonra Fenerbahçe savunmaya çekildi. Kontratakla üçü bulma düşüncesinde oynayan takım bunu yapamayınca devre (1-2) Fenerbahçe üstünlüğüyle tamamlandı.
İkinci yarıda da rakibine pozisyon veren, yine kendine kapanan tutuk bir Fenerbahçe vardı sahada. Bu tertiple, takımda isteksiz oyuncu fazlalığıyla da tam da beklediğim gibi aslında..
Cris ve Stoch yine yokları oynuyor,takım kenarlardan hücum edemiyor, ön bölgede Sow yine yalnızları oynuyor. Sonrasında Caner ve uzun zaman sonra kısa sürelerle de olsa, forma şansı bulmaya başlayan Sezer giriyor, bu da takıma olumlu yansıyor. Sezer topla oldukça iyi, fizik durumu güçlendikçe daha da iyi olacak. Meireles-Topal ikilisinin önünde oynamaya da en uygun olan oyuncu o bence..
Son bölümde rakibe tehlikeli bir pozisyon vermedi ve (1-2) kazandı Fenerbahçe.. Geçen hafta Kadıköy'deki 47 maçlık yenilmezlik serisi sona ermişti, deplasmanda kazanılamıyordu, bu moral açısından çok değerli bir üç puan oldu. Perşembe günü Limassol maçında Kadıköy'de skor erken bulunmazsa, önce homurdanmaya sonra da protesto etmeye niyetli taraftarlar da var. Aykut Hoca'ya Fenerbahçe'ye bol şans diliyorum şimdiden..
8 Ekim 2012 Pazartesi
Mönchengladbach Zaferi-Alex'siz İlk Maç
Alex'in yokluğunda Aykut Kocaman sistemi de değiştirerek,ön bölgede Caner'i sola,Kuyt göbekte, Sow sağ çizgide başladı.
Caner çakılı oynarken Kuyt ile Sow sürekli yer değiştirdiler.
Yani F.Bahçe'de artık sistem 4-3-3 gibi gözüküyor,savunurken de 4-5-1 haline evriliyor.
Orta sahayı Meireles, Mehmet Topal ve Cristian üçlüsüne veren Aykut Kocaman,bu direnç gücü yüksek, uzaktan şutlar da atabilen adamların yanında, hırslı ve dinamik Caner ile Mr Duracell Dirk Kuyt'ın baskı yapmakta bu 3'lüye eklenmesiyle, Borussia Mönchengladbach'ı daraltıyordu ki, bir duran top sonrasında De Jong'un kafa vuruşuyla beklenmedik anda 1-0 geriye düştü.
İlk golden sonra Fenerbahçe oyunu bozulmadı, aksine daha da arzulu oynamaya başladı takım. 25. dakikada yayın az dışında kazanılan serbest vuruşta, topun başına geçen Cristian Baroni, hemen önüne pas atacakmış gibi yerleştirdiği Caner Erkin'e pası vermedi, harika vuruşunda top ağlara gitti..(1-1)
Fenerbahçe'de geriden top çıkaramama sorunu yine kritik ataklara dönüşürken,40. dakikada Meireles'in uzaktan mütiş vurarak ağlara yolladığı top Fenerbahçe'yi rahatlattı.(2-1)71'de Hasan Ali'nin soldan kaçan Caner'e attığı pas, Caner'in tek hamlede ceza alanına yolladığı top ve Kuyt'un bitirişi muazzamdı.(3-1)
75'te günün yıldızlarından Caner'le bir gol daha bulan Fenerbahçe,79. dakikada Arango'nun getirdiği topu, şık bir şekilde ağlara yollayan Camargo'nun golüne engel olamadı ve maç (4-2 )Fenerbahçe üstünlüğüyle sona erdi.
Fenerbahçe adına geriye düştüğünde bozulmamak bugüne dair önemli bir gelişmeydi.Caner 'i Meireles'i,Alex rolünde oynatılan ve geçmiş haftalardaki umarsızlığından sıyrılan Cristian'ı başta olmak üzere takımı beğendim. Tabii maçın kazanılması, başkanın ve hocanın üzerindeki baskıyı bir nebze adına hafifletecek.
Maça Mönchengladbach'ın genç kalecisi Ter-Stegen'i takip etmeye gelen,Barcelona scout'u Jordi Cruyf muhtemelen 59 ve 63. dakikalarda iki müthiş top çıkaran Volkan Demirel'i transfer listesine eklemiştir. Caner'i de takip etmeyi bir kenara not etmiştir.
16 Nisan 2012 Pazartesi
Bu Kez Direkler Kurtaramadı!
Dün,yine 3 Temmuzdan bu yana süren haksızlıkları protesto etmek için Bağdat Caddesi'ndeydik.Ortalama 20.000 kişi gelmişti.Pencerelerden el sallayan,sarı lacivert kırlentlerini sallayan,alkışlayan yüzler teyzeler,amcalar,babaanneler de cabası..Güzel bir birliktelik oluşturuldu,olgun bir şekilde hukuksuzluk,hükümet,savcı ve fırsat avcıları protesto edildi.Sonra hep birlikte stada ilerledik..
Maça gelirsek,Fenerbahçe ve Trabzonspor maça klasik dizilişleriyle çıktılar.Fenerbahçe adına süpriz gibi görünen Stoch'un kadroda olmaması,Trabzonspor adına da Volkan Şen yerine Halil Altıntop'un şans bulması ve daha önceki Fenerbahçe maçlarında cezalı olan Zokora'nın sahadaki yerini almasıydı.
Fenerbahçe'nin planı, oyunu iki yönlü oynayabilen,pas oyununa yatkın orta saha oyuncuları(Emre-Cristian) ile pasa dayalı sabırlı bir oyundu.Bunun yanında Caner tercihi ile Ziegler'in Stoch'la oynarkenki yanlızlığını,sol kanattaki kırılganlığını ortadan kaldırmak hedeflenmişti.Bunun yanı sıra rakibin pas yapabilen tek oyuncusu olan Colman'a değişken olarak yakın oynamak suretiyle Burak'ın etkinliğini azaltmak istemişti Aykut Hoca..
Trabzonspor ise her zamanki gibi ,ilk planı Burak'ı stoperlerin arkasına kaçırmak,ikincil olarak da Olcan ve Halil'den oluşan winger'larının içeriye katederek pozisyon yaratma olasılıklarını düşünmüştü.Zokora'yı Alex'e yakın oynatarak etkinliğini azaltmak da Şenol Güneş'in bir diğer planıydı.Zokora bunda başarılı da oldu..Fakat bu durum Zokora'yı sahanın her yerine gezdiren Alex'in,Fenerbahçe'nin orta sahayı ele geçirmesi sonucunu doğurdu.
İlk dakikalarda Trabzonspor,uzaktan etkili birkaç şut attı.Sonrasında Fenerbahçe sahadaki üstünlüğü kesin olarak ele aldı.Sow'un karşı karşıya pozisyondaki vuruşunu,Tolga harika bir refleksle önledi.18'de Gökhan Gönül'ün ceza sahası içinde,soluna çekerek yaptığı vuruş doksandan döndü.Gökhan ve Mehmet'li Fenerbahçe sağ tarafı,geçen seneki kadar tempolu oynayarak,Trabzonspor sol kanadını felç ettiler.Trabzonspor sol kanadında Olcan'ın sakatlık sonrası hala formunu bulamadığı gözlenirken,Şenol Güneş'in iyi bir sol bek olan Marek Cech yerine Celutska'yı sol bek olarak oynatmasına anlam veremedim.
Fenerbahçe'de Emre savunmaya yaklaşarak defanstan çıkışta önemli katkı yaparken,iyi bir oyuncu olduğunu,ama maç konsantrasyonu her zaman üst düzeyde olmadığını söylediğim Cristian Baroni,oldukça motive ve iyi bir günündeydi.
İlk yarının ortalarında,hızlı çıkan Trabzonspor,Halil'in müsait durumdaki Burak'a vermeyi tercih etmeyerek uzaktan vurmayı seçmesiyle mutlak bir gol poziyonundan oldu.Belki de maçın kırılma anı bu pozisyondu.
İlk yarının bu şekilde biteceği düşünülürken,Cristian uzaktan harika bir şut çıkardı.Tolga golü önleyemedi.(1-0)Bu adamın maçlara motive edilmesi için özel birşeyler yapmak gerek.İstediğinde hem top taşıyor,hem de etkili paslar ve şutlar çıkarabiliyor.Bazen ise maçın başında o maçta oynayacağını net bir şekilde gösteriyor,o anlarda Baroni oynamayacak çıkarsın Aykut Hoca tepkisi veriyorum ben de..
Gol sonrası sevinç yaşanırken,Aykut Kocaman ''pas,pas,devam böyle!'' şeklinde uyarılar yapıyordu oyuncularına.Bu uyarısı devre arasında da sürmüş olacak ki,Fenerbahçe ikinci yarıya da topu ayağında tutmak adına ,geri ve yan pas yaparak başladı.Bu da bir süre yine geriye yaslanmış görüntü çizmelerine sebep oldu.
İkinci yarıya Şenol Güneş değişikliklerle başladı.Günün kötüsü Olcan'ı çıkarıp,Cech'i sol beke koyan Şenol Hoca,sol bekteki Celutska'yı sağ beke,sağ bekteki Serkan'ı sağ açığa,sağ açıktaki Halil'i de sol açığa çekerken,bununla olumlu bir değişim yaratabildiğini söyleyemeyeceğim.
Oyunun devamında ''dakika 61'i gösterirken '' Emre'nin Colman'dan kaptığı topu Cristian'a aktarması,onun da iki savunmacı arasından,Alexvari bir şekilde Sow'a attığı müthiş pasla 61. dakika Sow'u geldi.(2-0)Gol sevincini de birlikte yaşadılar.
Gol sonrasında Emre savunmada abuk subuk bir top kaptırınca,Trabzonspor Serkan'la maçtaki en ciddi pozisyonunu yakaladı.Serkan'ın vuruşunu kurtaran Volkan Demirel,skorun değişmesine izin vermedi.
Kalan dakikalarda Fenerbahçe yaptığı değişiklikler ile Galatasaray maçını düşünmeye başladığını göstermişse de ,son dakikaya kadar rakip korner direğinin önünde yaptığı baskıyla hepimizi mutlu etti. Kupa maçından sonra,bu maçta da oyuna giren Semih,hırslı ve mücadeleci görüntü çizdi.Semih'in takıma dönüşü bir transfer kıvamında..Ve ben formu ne olursa olsun,bu kadar uzun kadro harici kalmaması gerektiğini düşünüyorum.Semih Fenerbahçe'dir!
Maça gelirsek,Fenerbahçe ve Trabzonspor maça klasik dizilişleriyle çıktılar.Fenerbahçe adına süpriz gibi görünen Stoch'un kadroda olmaması,Trabzonspor adına da Volkan Şen yerine Halil Altıntop'un şans bulması ve daha önceki Fenerbahçe maçlarında cezalı olan Zokora'nın sahadaki yerini almasıydı.
Fenerbahçe'nin planı, oyunu iki yönlü oynayabilen,pas oyununa yatkın orta saha oyuncuları(Emre-Cristian) ile pasa dayalı sabırlı bir oyundu.Bunun yanında Caner tercihi ile Ziegler'in Stoch'la oynarkenki yanlızlığını,sol kanattaki kırılganlığını ortadan kaldırmak hedeflenmişti.Bunun yanı sıra rakibin pas yapabilen tek oyuncusu olan Colman'a değişken olarak yakın oynamak suretiyle Burak'ın etkinliğini azaltmak istemişti Aykut Hoca..
Trabzonspor ise her zamanki gibi ,ilk planı Burak'ı stoperlerin arkasına kaçırmak,ikincil olarak da Olcan ve Halil'den oluşan winger'larının içeriye katederek pozisyon yaratma olasılıklarını düşünmüştü.Zokora'yı Alex'e yakın oynatarak etkinliğini azaltmak da Şenol Güneş'in bir diğer planıydı.Zokora bunda başarılı da oldu..Fakat bu durum Zokora'yı sahanın her yerine gezdiren Alex'in,Fenerbahçe'nin orta sahayı ele geçirmesi sonucunu doğurdu.
İlk dakikalarda Trabzonspor,uzaktan etkili birkaç şut attı.Sonrasında Fenerbahçe sahadaki üstünlüğü kesin olarak ele aldı.Sow'un karşı karşıya pozisyondaki vuruşunu,Tolga harika bir refleksle önledi.18'de Gökhan Gönül'ün ceza sahası içinde,soluna çekerek yaptığı vuruş doksandan döndü.Gökhan ve Mehmet'li Fenerbahçe sağ tarafı,geçen seneki kadar tempolu oynayarak,Trabzonspor sol kanadını felç ettiler.Trabzonspor sol kanadında Olcan'ın sakatlık sonrası hala formunu bulamadığı gözlenirken,Şenol Güneş'in iyi bir sol bek olan Marek Cech yerine Celutska'yı sol bek olarak oynatmasına anlam veremedim.
Fenerbahçe'de Emre savunmaya yaklaşarak defanstan çıkışta önemli katkı yaparken,iyi bir oyuncu olduğunu,ama maç konsantrasyonu her zaman üst düzeyde olmadığını söylediğim Cristian Baroni,oldukça motive ve iyi bir günündeydi.
İlk yarının ortalarında,hızlı çıkan Trabzonspor,Halil'in müsait durumdaki Burak'a vermeyi tercih etmeyerek uzaktan vurmayı seçmesiyle mutlak bir gol poziyonundan oldu.Belki de maçın kırılma anı bu pozisyondu.
İlk yarının bu şekilde biteceği düşünülürken,Cristian uzaktan harika bir şut çıkardı.Tolga golü önleyemedi.(1-0)Bu adamın maçlara motive edilmesi için özel birşeyler yapmak gerek.İstediğinde hem top taşıyor,hem de etkili paslar ve şutlar çıkarabiliyor.Bazen ise maçın başında o maçta oynayacağını net bir şekilde gösteriyor,o anlarda Baroni oynamayacak çıkarsın Aykut Hoca tepkisi veriyorum ben de..
Gol sonrası sevinç yaşanırken,Aykut Kocaman ''pas,pas,devam böyle!'' şeklinde uyarılar yapıyordu oyuncularına.Bu uyarısı devre arasında da sürmüş olacak ki,Fenerbahçe ikinci yarıya da topu ayağında tutmak adına ,geri ve yan pas yaparak başladı.Bu da bir süre yine geriye yaslanmış görüntü çizmelerine sebep oldu.
İkinci yarıya Şenol Güneş değişikliklerle başladı.Günün kötüsü Olcan'ı çıkarıp,Cech'i sol beke koyan Şenol Hoca,sol bekteki Celutska'yı sağ beke,sağ bekteki Serkan'ı sağ açığa,sağ açıktaki Halil'i de sol açığa çekerken,bununla olumlu bir değişim yaratabildiğini söyleyemeyeceğim.
Oyunun devamında ''dakika 61'i gösterirken '' Emre'nin Colman'dan kaptığı topu Cristian'a aktarması,onun da iki savunmacı arasından,Alexvari bir şekilde Sow'a attığı müthiş pasla 61. dakika Sow'u geldi.(2-0)Gol sevincini de birlikte yaşadılar.
Gol sonrasında Emre savunmada abuk subuk bir top kaptırınca,Trabzonspor Serkan'la maçtaki en ciddi pozisyonunu yakaladı.Serkan'ın vuruşunu kurtaran Volkan Demirel,skorun değişmesine izin vermedi.
Kalan dakikalarda Fenerbahçe yaptığı değişiklikler ile Galatasaray maçını düşünmeye başladığını göstermişse de ,son dakikaya kadar rakip korner direğinin önünde yaptığı baskıyla hepimizi mutlu etti. Kupa maçından sonra,bu maçta da oyuna giren Semih,hırslı ve mücadeleci görüntü çizdi.Semih'in takıma dönüşü bir transfer kıvamında..Ve ben formu ne olursa olsun,bu kadar uzun kadro harici kalmaması gerektiğini düşünüyorum.Semih Fenerbahçe'dir!
4 Aralık 2011 Pazar
Fenerbahçe 4-2 Ankaragücü
Aykut Kocaman Emre'nin yerine Selçuk'u,son haftalarda formda görünen Bilica'nın yerine de Bekir'i almıştı ilk onbire.Sağ önde son haftaların eleştirilen ismi Özer,solda da bu yıl pek ilk onbirde forma bulamayan Stoch forma buldu.Maçtan önce yapılan atkı şov görülmeye değerdi. Maçtan önce gerek statta gerekse Kadıköy'de atmosfer müthişti.Her taştan Fenerbahçeliler formalarıyla dolaşıyordu sokaklarda.Bu linç ortamında Fenerbahçelilerin taraftarlık bilincini çok yükselttiğini söyleyebilirim.Müthiş koro söylüyordu;
Sevdamıza kimse engel olamaz
Bazen hüzün bazen mutluluk
Fener sevgisinin adı konamaz
Ne kupa büyüklüğü,ne şampiyonluk!
Maça gelirsek bu yıl hep Fenerbahçe defansif olarak kusursuz oynuyordu,Fakat ofansif üretkenlikten yoksun bir görüntü çiziyordu.Bu maç ise herşey tam tersi bir görüntüdeydi.
Fenerbahçe kanatları, özellikle de Ziegler ve Stoch'un bulunduğu sol kanatı çok iyi kullandı.Bunda en büyük pay fırtına gibi başlayan Stoch'undu.Ama arkadan iyi destekleyen Ziegler'in de ,Ziya Doğan'ın sağ kanatta savunma yönü iyi olmayan Serdar Özkan'ı ve devşirme sağ bek Güven'i kullanmasının rolü de büyüktü.
İlk beş dakika karşılıklı bol pas hatalarıyla geçti.Ankaragücü Ziya Doğan'ın çalıştırdığı her takım gibi sert oynayayım rakibi yıldırayım,kapacağım toplarla orta sahada oyalanmadan defans arkasına sarkayım düşüncesindeydi.Ankara takımlarının gediklisi Hürriyet de her zamanki gibi Alex'in başına dikilmiş,sahadaki tek işi Alex'i tekmelemek,tutmak,itmek,çekmek her yolu kullanarak,onu yıldırmaktı.Ankaragücü defansın arkasına sarkma düşüncesinde oldukça başarılı da oldu.Maçın ilk ciddi poziyonu da 13.dakikada Doğan Şahin'in defans arkasına sarktığı pozisyondu,Volkan'la karşı karşıya kaldığı pozisyonu dışarı vurdu.Bu dakikalarda da Alex'in sağ çizgideki yerini kaybeden Özer'i uyardığını farkettim.Fenerbahçe baskılı ama temposuz oynuyordu.15. dakikada Stoch'un soldan ortasına hareketlenen Alex ceza sahası içerisinde çekilip düşürüldü ama hakem umursamadı.18. dakikada ceza sahası dışında sol çaprazda topla buluşan Stoch Ankaragücü kalesine füzeyi yolladı.(1-0)Özer'le Stoch'un golden sonra gol sevinçleri çok güzeldi.
Fenerbahçe golden sonra oyunu ,bu yıl hep yaptığı gibi rölantiye almaya çalışıyordu ama sağa sola deplase olan Doğan Şahin ve Aybars savunmanın dengesini bozuyordu.Yobo'yu uzun zamandır bu kadar dağınık görmemiştim.Bir çok pozisyonda Fener savunmasının arkasına sarktı Ankaragücü ama son hareketlerde hep beceriksizce davrandılar.42. dakikada Özer-Gökhan paslaşmasında araya giren Ankaragücü organize bir atakla geldi.Sağdan bindiren Doğan Şahin'in kestiği ortada Murat arka direkte kolayca bitirdi.(1-1)İlk yarı böyle sona erdi.
2. yarıya cesur hamlelerle başladı Ziya Doğan.Önde basmaya başladılar.Ankaragücü bastırırken solda topla buluşan Bienvenu'nun pasında topla buluşan Cristian da Stoch gibi bir füze gönderdi.Kalecinin yapabileceği birşey yoktu.(2-1)
57. dakikada 2. yarıda oyuna giren Semih presle topu kaptı ve güzel bir topuk pasıyla topu ceza sahası dışındaki Stoch'a bıraktı.Gecenin yıldızı Stoch yine müthiş vurdu.(3-1)
61. dakikada Alex'in müthiş pasında topla buluşan Bienvenu kötü vurdu.Bu adam Fenerbahçe'de ancak yedek olabilir o da Semih sakat değilse 2.yedek olarak.
Cristian Selçuk'la oynadığı zamanlarda hep yaptığı gibi daha fazla öne çıkarak oynadı.Bu şekilde daha iyi oynadığını söyleyebilirim.
Bu dakikalarda tribünlerden şu beste duyuldu.
Bu dünya hep yalan dolan
Senin sevgindir aslolan
Sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz ulan!
68. dakikada Aykut Kocaman sakatlığı geçen Dia'yı ilk yarıda gözüne bir darbe alan ve Hürriyet'in sert markajında kalan Alex'in yerine oyuna aldı.
Maçın kalanı bir kör döğüşü gibi gidiyorken 83.dakikada soldan yapılan bir ortada yerleşik Fenerbahçe savunmasının arasında sıçrayan Ergin Keleş kafayı vurdu.Fenerbahçe savunması izledi ve gol oldu.(3-2)
88'de Gökhanın pasında kanat değiştiren Dia sol taraftan kaleye yuvarladı.(4-2)Maç bu şekilde sona erdi.
Maç sonunda küfürden ceza sınırında olan Fenerbahçe seyircisinin bilindik tezahüratını yaratıcı bir şekilde revize ettiğini işittik.
Anlarsın ya GALATASARAY!
Maçın kısa bir özetini izleyebilirsiniz.
Sevdamıza kimse engel olamaz
Bazen hüzün bazen mutluluk
Fener sevgisinin adı konamaz
Ne kupa büyüklüğü,ne şampiyonluk!
Maça gelirsek bu yıl hep Fenerbahçe defansif olarak kusursuz oynuyordu,Fakat ofansif üretkenlikten yoksun bir görüntü çiziyordu.Bu maç ise herşey tam tersi bir görüntüdeydi.
Fenerbahçe kanatları, özellikle de Ziegler ve Stoch'un bulunduğu sol kanatı çok iyi kullandı.Bunda en büyük pay fırtına gibi başlayan Stoch'undu.Ama arkadan iyi destekleyen Ziegler'in de ,Ziya Doğan'ın sağ kanatta savunma yönü iyi olmayan Serdar Özkan'ı ve devşirme sağ bek Güven'i kullanmasının rolü de büyüktü.
İlk beş dakika karşılıklı bol pas hatalarıyla geçti.Ankaragücü Ziya Doğan'ın çalıştırdığı her takım gibi sert oynayayım rakibi yıldırayım,kapacağım toplarla orta sahada oyalanmadan defans arkasına sarkayım düşüncesindeydi.Ankara takımlarının gediklisi Hürriyet de her zamanki gibi Alex'in başına dikilmiş,sahadaki tek işi Alex'i tekmelemek,tutmak,itmek,çekmek her yolu kullanarak,onu yıldırmaktı.Ankaragücü defansın arkasına sarkma düşüncesinde oldukça başarılı da oldu.Maçın ilk ciddi poziyonu da 13.dakikada Doğan Şahin'in defans arkasına sarktığı pozisyondu,Volkan'la karşı karşıya kaldığı pozisyonu dışarı vurdu.Bu dakikalarda da Alex'in sağ çizgideki yerini kaybeden Özer'i uyardığını farkettim.Fenerbahçe baskılı ama temposuz oynuyordu.15. dakikada Stoch'un soldan ortasına hareketlenen Alex ceza sahası içerisinde çekilip düşürüldü ama hakem umursamadı.18. dakikada ceza sahası dışında sol çaprazda topla buluşan Stoch Ankaragücü kalesine füzeyi yolladı.(1-0)Özer'le Stoch'un golden sonra gol sevinçleri çok güzeldi.
Fenerbahçe golden sonra oyunu ,bu yıl hep yaptığı gibi rölantiye almaya çalışıyordu ama sağa sola deplase olan Doğan Şahin ve Aybars savunmanın dengesini bozuyordu.Yobo'yu uzun zamandır bu kadar dağınık görmemiştim.Bir çok pozisyonda Fener savunmasının arkasına sarktı Ankaragücü ama son hareketlerde hep beceriksizce davrandılar.42. dakikada Özer-Gökhan paslaşmasında araya giren Ankaragücü organize bir atakla geldi.Sağdan bindiren Doğan Şahin'in kestiği ortada Murat arka direkte kolayca bitirdi.(1-1)İlk yarı böyle sona erdi.
2. yarıya cesur hamlelerle başladı Ziya Doğan.Önde basmaya başladılar.Ankaragücü bastırırken solda topla buluşan Bienvenu'nun pasında topla buluşan Cristian da Stoch gibi bir füze gönderdi.Kalecinin yapabileceği birşey yoktu.(2-1)
57. dakikada 2. yarıda oyuna giren Semih presle topu kaptı ve güzel bir topuk pasıyla topu ceza sahası dışındaki Stoch'a bıraktı.Gecenin yıldızı Stoch yine müthiş vurdu.(3-1)
61. dakikada Alex'in müthiş pasında topla buluşan Bienvenu kötü vurdu.Bu adam Fenerbahçe'de ancak yedek olabilir o da Semih sakat değilse 2.yedek olarak.
Cristian Selçuk'la oynadığı zamanlarda hep yaptığı gibi daha fazla öne çıkarak oynadı.Bu şekilde daha iyi oynadığını söyleyebilirim.
Bu dakikalarda tribünlerden şu beste duyuldu.
Bu dünya hep yalan dolan
Senin sevgindir aslolan
Sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz ulan!
68. dakikada Aykut Kocaman sakatlığı geçen Dia'yı ilk yarıda gözüne bir darbe alan ve Hürriyet'in sert markajında kalan Alex'in yerine oyuna aldı.
Maçın kalanı bir kör döğüşü gibi gidiyorken 83.dakikada soldan yapılan bir ortada yerleşik Fenerbahçe savunmasının arasında sıçrayan Ergin Keleş kafayı vurdu.Fenerbahçe savunması izledi ve gol oldu.(3-2)
88'de Gökhanın pasında kanat değiştiren Dia sol taraftan kaleye yuvarladı.(4-2)Maç bu şekilde sona erdi.
Maç sonunda küfürden ceza sınırında olan Fenerbahçe seyircisinin bilindik tezahüratını yaratıcı bir şekilde revize ettiğini işittik.
Anlarsın ya GALATASARAY!
Maçın kısa bir özetini izleyebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























