Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Temmuz 2015 Salı
Nani Gelmiş Hoşgelmiş!
Bloga yazmayalı o kadar uzun zaman oldu ki.. Çeşitli sebeplerden fırsat bulup ara verdiğim yazma faaliyetine, alışkanlığımı da yitirmenin de etkisiyle bir türlü dönemedim. Maçları tribünden seyretmek bu sebeplerimin en önde geleniydi. Bunu söylüyorum çünkü statta maç izlemek ekstra bir yorgunluk. Hele hele de evimi karşıya taşımışken.
Geçen sezon yine tribünde keyifli geçecek bir sezon beklerken, hepinizin bildiği gibi şampiyon hoca kovuldu. Takımın eksiklerine transferler yapılmadı. Hatta bir ara kombinemizle tribüne giremedik. Sonra maçları statta takip etmeye devam ettik. Pek parlak geçirmesek de, yine de şampiyon olabileceğimiz bir sezonu abuk subuk kaybettik.
Başkan geçen sezonki hezimetten ders almış olacak ki, iddialı bir takım kurmak için kolları sıvadı. Takımın başına profesyonel getirdi. İdari menajer Terraneo ile anlaşıldı. Terraneo da önce hoca tercihini yaptı, sonra da transfer hamleleri birbirini izledi.
Geçen sezon herşeye rağmen ceza sahasındaki oyunculara gol ama fırsatı geliyordu. Fakat mevcut golcüler bir türlü topu rakip kaleye yuvarlayamıyordu. Bu bölgeye herkesin iyi tanıdığı ve başarılı olacağına inandığı Fernandao transfer edildi. İstikrarsız Gökhan Gönül,'ün bölgesine Şener Özbayraklı ile alternatif yaratıldı. Stoper mevkisindeki eksilme Simon Kjaer,ve Ba ile takviye edildi.
Her bölgede alternatifli bir kadro oluşturulmaya çalışan Fenerbahçe, ciddi etki yaratacak bir tranfere imza attı bugün Luis Nani! Nani hiç şüphesiz taraflı tarafsız herkesi heyecanlandırdı. 10 gündür geldi-gelecek derken geldi ve bugün statta imzayı attı.
Son yıllarda heyecan verici transferlere imza atmayan Fenerbahçe , Nani'yi de alınca kararsız olduğum kombine alma olayında karar vermem kolaylaştı. Gittim aldım gördüğüm kadarıyla herkes yeniliyor :)
Nani hiç şüphesiz ki bir dripling ustası. Kıvrak, hızlı, zeki, iki ayağını da kullanabiliyor ve o ayaklar fazlasıyla teknik ayaklar! Tribün ve ekran başındaki Fenerbahçelileri hop oturup hop kaldırmaya aday maçlar vaat ediyor bu sezon. Hele hele de Robin Van Persie'nin de geleceği iddiaları açıktan konuşulmaya başlanmışken.
Fotoğraflar Şükrü Saraçoğlu'nda yapılan imza töreninde Tolga Ferhatoğlu tarafından çekilmiş.
30 Mayıs 2013 Perşembe
3 Mart 2013 Pazar
Zekeriya Alp Delirmiş Olmalı!
Maça beklendiği gibi Beşiktaş arzulu ve önde basarak başladı, yine beklendiği gibi top yapabilen Fenerbahçe orta sahası, top Beşiktaştayken Fernandes'e yakın oynayan Meireles'in de etkisiyle oyun etkinliğini rakibinden aldı
Dakika 17 falanken kaleciyle karşı karşıya bomboş kalmışken, kendini yere atan Ersan'ın pozisyonuna faul çalarak %100 gollük pozisyonu kesen hakem, bu pozisyonun hemen ardından da Fenerbahçe'nin golünü vermeyerek maçın içine etti!
22'de kullanılan kornerde arkaya aşırtılan topu tamamlayan Sow , 3-0 olması engellenen maçı 1-0'a taşıdı. Fenerbahçe ilk yarıda sağdan Kuyt ve Gökhan Gönül'le Gökhan Süzen'in başını döndürmeyi başardıysa da , Gökhan ve Kuyt'tan tek bir düzgün orta gelmemesi nedeniyle sağdan golü bulamadı.
40'a kadar Fenerbahçe rahat oyununu sürdürürken, günün koşu mesafesi fena olmayanlarından Cristian, markajcısı Veli Kavlak'tan kurtulamıyordu. Veli Kavlak Cristian'ı kaçırmazken, ilk yarının son bölümlerinde Meireles'ten kurtulmak için geriye gelip top almaya çalışan Fernandes, etkili oynamaya, topu kanatlara yaymaya başladı.
İlk yarının son böümünde, Beşiktaş'ın ceza sahasında yakın mesafeden ele çarpan pozisyonu penaltıyla değerlendiremeyen hakem, Beşiktaş'a sol tarafta aynı durumda bir duran top hediye etti. Fernandes'in kullandığı serbest vuruş Kuyt'a çarpıp ağlara giderken Fenerbahçelilerin hayal kırıklığı doğal olarak zirvelere çıktı. İlk yarı (1-1) sona ererken, herkes son beş dakikası hariç oyunu domine eden Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyordu...
İlk yarı için söylemeyi unutmamamız gereken şeyler, Fenerbahçe orta sahasının hücuma destek verme anlamında, Emre'nin 25'te rakip kaleye yolladığı şut dışında hiç bir şey yapmadıkları, ön alanda Kuyt ve Webo'nun yaptıkları presle Beşiktaş'ı defanstan rahat çıkartmadıklarıydı.
Geçtiğimiz haftalarda her fırsatta Fırat Aydınus, Halis Özkahya başta olmak üzere , Fenerbahçe'yi doğrayan hakemleri savunmak için basının kapısını çalan Zekeriya Alp televizyona çıkacak mı? Geçtiğimiz haftalarda yine basına 'Hakem hatalarının Beşiktaş maçlarında daha fazla olduğunu söylememiş, maça hiç derbi yönetmemiş hakemi yollamamış gibi, ortaya çıkarak fütursuzca açıklamalar yapacak mı?' En çok merak ettiğim şeyler bunlar..
Ben bu satırları henüz yazmışken Zekeriya Alp Beyaz Tv'ye bağlanıp ''Mutluyuz, hakem Mete Kalkavan'ın performansı çok iyiydi'' diyerek pes artık dedirtti. Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan beklenen, yarın gidip bu hadsiz adamı o koltuktan kaldırmalarıdır.
İkinci yarıda da Fenerbahçe daha üstün oynuyor, pozisyonlara giriyor pozisyon da vermiyordu. İlk bölümde Webo'yla mutlak bir pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe'nin bir mutlak golünü de Olcay Şahan çizgiden çıkarttı.
66'da hiç istemediğim bir şey oldu. Çok sevdiğim Niang Holosko'nun kafayla indirdiği topu ağlara yollayınca duyduğum üzüntü, geriye düşmekten duyduğum üzüntüden fazladır. Niang da gol sevincini gösteriye çevirmedi neyse ki!
Hemen golün peşinden maçtaki tek iyi ortasını yapan Dirk Kuyt, topu Sow'un kafasına yolladı, Sow da filelere.. Daha maç uzundu ve kazanılacak gibi de görünüyordu.(2-2)
Oyundan düşen Meireles ve Cristian'ın yerine oyuna giren Caner, Topal ikilisinin orta sahayı takıma geri kazandırdıklarını söylemek zor. Caner sol çaprazdan bir de vuruş fırsatı bulduysa da, topu ağlara yollayamadı.
Oyundan yürüyerek çıkan Cristian Baroni'nin neden trip attığını anlamak mümkün değil. Birşey oynamamışsın, çıkarken neye tepki veriyorsun? Takım geride zaman mühim sen yürüyerek çıkıyorsun sahadan! Olacak iş değil..
Samet Aybaba'nın Baroni'yi tutma görevi, Baroni'nin çıkmasıyla sona eren Veli Kavlak'ı , Oğuzhan'la değiştirme hamlesini beğendim. Bu değişiklik ;büyük oranda orta sahası düşen Fenerbahçe karşısında, günün yıldızı Fernandes ve Oğuzhan ikilisiyle top yapma imkanı verdi.
Fenerbahçe beraberliği kurtardıktan sonra, yeniden galibiyet getirecek pozisyonlar bulduysa da atamadı. Beşiktaş ise son dakikada iki korner kullanan rakibini, kontratakla avlayarak son anda galibiyete uzandı. Galibiyet golü Olcay'dan gelirken, golün pası da yine eski dost Mamadou Niang'tan geldi. Yenilen gol inanılmaz amatörce, son dakika yükleniyorsun doğal da, önlem almamak ne demek anlamıyorum.
Maçı 3-2 kazanan Beşiktaş'ın gücü de, kalan zorlu fikstürü de Galatasaray'ı yakalamak için yeterli değil! Galatasaray büyük oranda işi bitirdi bu akşam.
![]() |
| Moussa Sow vs Ersan Gülüm |
Dakika 17 falanken kaleciyle karşı karşıya bomboş kalmışken, kendini yere atan Ersan'ın pozisyonuna faul çalarak %100 gollük pozisyonu kesen hakem, bu pozisyonun hemen ardından da Fenerbahçe'nin golünü vermeyerek maçın içine etti!
![]() |
| Sow&Webo (Verilmeyen gol sonrası) |
22'de kullanılan kornerde arkaya aşırtılan topu tamamlayan Sow , 3-0 olması engellenen maçı 1-0'a taşıdı. Fenerbahçe ilk yarıda sağdan Kuyt ve Gökhan Gönül'le Gökhan Süzen'in başını döndürmeyi başardıysa da , Gökhan ve Kuyt'tan tek bir düzgün orta gelmemesi nedeniyle sağdan golü bulamadı.
![]() |
| Moussa Sow |
40'a kadar Fenerbahçe rahat oyununu sürdürürken, günün koşu mesafesi fena olmayanlarından Cristian, markajcısı Veli Kavlak'tan kurtulamıyordu. Veli Kavlak Cristian'ı kaçırmazken, ilk yarının son bölümlerinde Meireles'ten kurtulmak için geriye gelip top almaya çalışan Fernandes, etkili oynamaya, topu kanatlara yaymaya başladı.
![]() |
| Manuel Fernandes |
İlk yarının son böümünde, Beşiktaş'ın ceza sahasında yakın mesafeden ele çarpan pozisyonu penaltıyla değerlendiremeyen hakem, Beşiktaş'a sol tarafta aynı durumda bir duran top hediye etti. Fernandes'in kullandığı serbest vuruş Kuyt'a çarpıp ağlara giderken Fenerbahçelilerin hayal kırıklığı doğal olarak zirvelere çıktı. İlk yarı (1-1) sona ererken, herkes son beş dakikası hariç oyunu domine eden Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyordu...
![]() |
| Meireles'in eline çarpan top |
![]() |
| Moussa Sow&Dirk Kuyt |
İlk yarı için söylemeyi unutmamamız gereken şeyler, Fenerbahçe orta sahasının hücuma destek verme anlamında, Emre'nin 25'te rakip kaleye yolladığı şut dışında hiç bir şey yapmadıkları, ön alanda Kuyt ve Webo'nun yaptıkları presle Beşiktaş'ı defanstan rahat çıkartmadıklarıydı.
Geçtiğimiz haftalarda her fırsatta Fırat Aydınus, Halis Özkahya başta olmak üzere , Fenerbahçe'yi doğrayan hakemleri savunmak için basının kapısını çalan Zekeriya Alp televizyona çıkacak mı? Geçtiğimiz haftalarda yine basına 'Hakem hatalarının Beşiktaş maçlarında daha fazla olduğunu söylememiş, maça hiç derbi yönetmemiş hakemi yollamamış gibi, ortaya çıkarak fütursuzca açıklamalar yapacak mı?' En çok merak ettiğim şeyler bunlar..
Ben bu satırları henüz yazmışken Zekeriya Alp Beyaz Tv'ye bağlanıp ''Mutluyuz, hakem Mete Kalkavan'ın performansı çok iyiydi'' diyerek pes artık dedirtti. Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan beklenen, yarın gidip bu hadsiz adamı o koltuktan kaldırmalarıdır.
İkinci yarıda da Fenerbahçe daha üstün oynuyor, pozisyonlara giriyor pozisyon da vermiyordu. İlk bölümde Webo'yla mutlak bir pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe'nin bir mutlak golünü de Olcay Şahan çizgiden çıkarttı.
66'da hiç istemediğim bir şey oldu. Çok sevdiğim Niang Holosko'nun kafayla indirdiği topu ağlara yollayınca duyduğum üzüntü, geriye düşmekten duyduğum üzüntüden fazladır. Niang da gol sevincini gösteriye çevirmedi neyse ki!
![]() |
| Mamadou Niang |
![]() |
| Volkan Demirel |
Oyundan düşen Meireles ve Cristian'ın yerine oyuna giren Caner, Topal ikilisinin orta sahayı takıma geri kazandırdıklarını söylemek zor. Caner sol çaprazdan bir de vuruş fırsatı bulduysa da, topu ağlara yollayamadı.
Oyundan yürüyerek çıkan Cristian Baroni'nin neden trip attığını anlamak mümkün değil. Birşey oynamamışsın, çıkarken neye tepki veriyorsun? Takım geride zaman mühim sen yürüyerek çıkıyorsun sahadan! Olacak iş değil..
Samet Aybaba'nın Baroni'yi tutma görevi, Baroni'nin çıkmasıyla sona eren Veli Kavlak'ı , Oğuzhan'la değiştirme hamlesini beğendim. Bu değişiklik ;büyük oranda orta sahası düşen Fenerbahçe karşısında, günün yıldızı Fernandes ve Oğuzhan ikilisiyle top yapma imkanı verdi.
Fenerbahçe beraberliği kurtardıktan sonra, yeniden galibiyet getirecek pozisyonlar bulduysa da atamadı. Beşiktaş ise son dakikada iki korner kullanan rakibini, kontratakla avlayarak son anda galibiyete uzandı. Galibiyet golü Olcay'dan gelirken, golün pası da yine eski dost Mamadou Niang'tan geldi. Yenilen gol inanılmaz amatörce, son dakika yükleniyorsun doğal da, önlem almamak ne demek anlamıyorum.
Maçı 3-2 kazanan Beşiktaş'ın gücü de, kalan zorlu fikstürü de Galatasaray'ı yakalamak için yeterli değil! Galatasaray büyük oranda işi bitirdi bu akşam.
14 Aralık 2012 Cuma
Fenerbahçe-Göztepe Maçına Dair
Maçtan saatler önce Kadıköy'deydim. Göztepeliler oldukça kalabalık gruplar halinde gelmişler, rıhtımda ve Barlar Sokağı civarında, marşlarını söylüyor biralarını içiyorlardı. Herhangi bir taşkınlıkları filan yok gibiydi, bir kaçıyla muhabbet ettik. Tek tük gaza gelen genç çocuklar onlara sataştılarsa da, onlar alttan alıyorlar, biz de gerginliğin büyümesine izin vermiyorduk. Nasıl olmuşsa; saatler sonra, stada gelen Fenerbahçe Otobüsü'nü taşlayanlar olmuş. Bizim genel olarak Göztepeliler ile bir husumetimiz yok, onlara ciddi bir müdahale de olmamışken böyle birşey yapmaları mantıklı değil! İster istemez Kayseri'de de Kayserisporlular'ın arasına karışıp Fenerbahçe otobüsünü taşlayan Trabzonsporlular geliyor ki , taş atanlara Göztepeliler'den tepki geldiğini de herkes görmüş.
Bu insanları aylarca doldurup, bir camianın üzerine salanların vebali boynunadır.
Maça dönersek Pendikspor ve Mönschengladbach maçlarında yaptığı gibi tüm takımı değiştirmek yerine, birkaç tecrübeli oyuncuyu oynatmayı seçen Kocaman'ın tercihleri; Hasan Ali,Kuyt,Raul Meireles oldu.
Fenerbahçe
Tribünleri'nde yer yer boşluklar da olsa Okul Açık ve Migros
Tribünleri, deplasmanda oldukça coşkulu olan Göztepeliler'in yanında
sönük kalmamak adına güzel şovlar gerçekleştirdi. Göztepeliler ise
deplasman tribünü nasıl olur herkese gösterirken, her fırsatta kontra
yaptılar.
Aziz Yıldırım'ın Mirsad'ın himayesine verdiği Milos Krasic, dün sahadaydı, oyuna sol tarafta başladı, istekliydi, zaman zaman yeteneklerinden esintiler de sundu. Ancak hala yeterince güçlü değil! Maçta bir de gol atan Krasic, Fenerbahçe formasıyla ilk golünü atmış oldu. Stoch girdikten sonra sağa geçen, Krasic'in takıma entegrasyonunun ne kadar önemli olduğunu herkes biliyor. Totem çalışmamızı da daha önce burada yayınlamıştık! tık
Pendikspor maçında bencil ve basitlikten uzak oyunuyla, eleştirdiğimiz Sezer Öztürk, basit oynayınca takıma çok katkı verdi, üzerine 2 de gol attı.
Hızı, topa olan hakimiyeti, çabukluğu ve oyun zekası daha şimdiden dikkat çeken Recep Niyaz, Fenerbahçeliler'in fiziksel eksikliklerini bir an önce giderip, takıma yerleşmesini 4 gözle bekledikleri bir oyuncu.
Bu sezon bu yaştaki bir oyuncuya verilebilecek maksimum süreyi almaya da başladı . Hiç şüphesiz ki özel güçlenme çalışmaları kadar, profesyonel oyuncularla daha fazla oynaması da , dayanıklılığını artırmasına büyük katkı sağlayacak!
Yetenekleri kadar efendiliği ile de dikkat çeken Recep Niyaz golü atar atmaz, kendisine güvenip sahaya süren Aykut Kocaman'a koşarak sarıldı! Hoca için de emek verdiği, şans verdiği oyuncunun gelişimini izlemek,eminim büyük zevk oluyordur.
Mehmet Topuz, Selçuk, Orhan Şam,Serdar Kesimal, Egemen,Salih Uçan gibi daha az oynayan oyuncuların da, maç ritmi yakalamaları açısından önemli olan maçı Fenerbahçe 4-0 kazanırken, artık gözler Arena'daki Galatasaray karşılaşmasına çevrildi.Tribünlerin de aklı büyük oranda derbideydi! Bkz aşağıda!
![]() |
| Şevket Çoruh-Göztepe Maçı-Derbi Mesajı |
Etiketler:
Aziz Yıldırım,
Fenerbahçe,
Göztepe,
Göztepe Tribünü,
Milos Krasic,
Miroslav Stoch,
Mirsad Türkcan,
Recep Niyaz,
Salih Uçan,
Şevket Çoruh,
Tribün,
Ziraat Türkiye Kupası
2 Ekim 2012 Salı
Buralar Gitsin, Sen Gitme!..
Böyle gelmişti Alex..
Kendisinin transferini Brezilya'da bizzat sonuçlandıran ve Alex'i de beraberindeki uçakla Türkiye'ye ilk kez getiren ,Hakan Bilal Kutlualp'in de dikkatini çekmişti elbette üzerindeki kırmızı T-Shirt'ü. Herkesin malumu Fenerbahçeliler'in pek çoğu kırmızıyı sevmezdi pek..
Ben de Hakan Bilal Kutlualp'i sevmem pek.
Hakan Bilal Kutlualp'in T'Shirt'üne takıldığı Alex, gülümsedi. Hava Alanı'na iner inmez takıyı boynuna ,şapkasını da başına taktı ve çok azlarına yakıştığı kadar yakıştı Kaptan'a..
Günler günleri yıllar yılları kovaladı. Alex başlar başlamaz kadife ayaklarını konuşturmaya başladı, birkaç pozisyon sonrası görebildiği her halinden belli olan bu adam, goller atmayı, attırmayı hep sürdürdü. Önce Fenerbahçeli'lerin, sonra da ilk başlarda kendisine kızan rakip takım taraftarlarının da hayranlığını kazandı. Saha içinde ve dışında hep örnek tavırlar sergilemesi de en az futbolculuğu kadar takdir edildi.
* Korner atacağında hepimiz gol olacak diyeheyecanlandık yıllarca!
* Ağırlıklı olarak penaltı noktasına kestiği korner atışları, Selçuk İnan dahil pek çok oyuncuya örnek teşkil etti.
* Sonraki zamanlarda idmanda birlikte çalışmalar yaptığı oyuncularla ön direk pozisyonları da yarattı.(Öncelerde Selçuk-Luciano,şimdilerde Gökhan Gönül'le yaptığı ön direk-aşırtma vuruşlar)
* Frikik atarken hem biz Fenerbahçeli'lerin hem de rakiplerin duyduğu heyecan, başka hangi anlarda bu denli büyük olmuştur ki?
Aile babası..
Çocuklarını da sevdik..

Rakiplerine Saygılı..
Gol attığında Galatasaraylısı Beşiktaşlısı küfredemezdi duyduğu saygıdan.Üzüntüyle karışık ''Adam Atıyor Abi'' denir kabullenilirdi.
Semih'le bir dönem yakaladığı muhteşem uyumuyla başkaydı!..
Mükemmel Tekniğiyle Başkaydı!..
Takımı Kucaklamasıyla Başkaydı!..
O sevinirken gol sevincimiz bile katlanıyordu!..
Hırsıyla
Efsanemiz Lefter'i Ziyaretiyle!..
Çubukluyu çubuklu yapanlardan oldu!..
Gol kralı tacı da giydi. Gerçi giymeseydi de kraldı ya!..
Biz de ona hakettiği ilgiyi, sevgiyi fazlasıyla verdik. Hayatımda yeri büyük.
Aykutlu,Oğuzlu,Rıdvanlı muhteşem takıma da yetişmiş olan ben onlarla aynı seviyeye koyabileceğim biri olacağını asla düşünmezdim..
* Yaklaşık iki hafta önce, Şükrü Saracoğlu Stadı'nın yan tarafında bulunan Yoğurtçu Parkı'ındaki, Lefter Heykel Alanı'na muhteşem bir de heykelini diktik.
*Yaşarken pek az kişiye nasip olacak bir durum olsa gerek.
*Törende göz yaşlarına boğulan Alex'in duygulanması son derece normaldi. Ben hayatımda böyle bir sevgi görmedim.
Herşeyin bu denli sarpa sarması Aykut Hoca'nın deplasmana Alex'i götürmeyip, daha dirençli bir takımla mücadele etmek istediği Spartak Moskova maçından sonra,Alex'in neden oynamadığını soran bir vatandaşına ''Hocanın kendisini kıskandığını'' söyleyerek bana saçmasapan ve akıl dışı gelen, ''Aykut Hoca'nın gol rekorunu kırmasını istemiyor olduğu''safsatalarına inandığını ortaya koymasıydı. Bence oyun planı ve maç taktiği oldukça akıllıcaydı ve yine bence iyi bir oyun koyduk o gün sahaya.
Aykut Hoca, daha ziyade geçen yıldan itibaren , Alex'in de yaşının ilerlemesiyle temposunun düşmeye başlaması nedeniyle,Alex'iz bir takım nasıl olabilir diye kafa yormaya başlamış, fakat aldığı futbolcularla oluşturmaya çalıştığı dinamik takım düşüncesi gerçekleşmedikçe yine Alex'e sarılmıştı. Alex de kimi zaman düşse de temposu Fenerbahçe'nin en önemli oyuncusu,oyuna zeka katan parçası olmuştu.
Kimin neyin gazına geldi de bu kadar zeki bir adam böyle abuk subuk bir şeye inanabildi
anlayamıyorum. Sebebi yukarıda gayet açık belli olan şeyler karşısında bu şekilde tepkiler verebildi. Dahası böyle bile düşünsen hem takım kaptanı da olma özelliğinle, bunca zamandır verdiğin saygıdeğer kişiliğini zedeleyecek birşey değil miydi Aykut Kocaman'ı alenen suçlaman?
Sonrasında da basının üzerine atlayıp, üzerine saatlerce süren tartışma programları yaptıkları bu krizi söndürmek için hiç birşey yapmaması da beni hayal kırıklığına uğrattı.
Alex oynamaya devam etti, ama yangına körükle gitmekten de vazgeçmedi.
Kötü oynadığında kendisini oyundan alırken alkışlayan Aykut Kocaman'ın, yüzüne bile bakmayarak sorunları büyüttü,büyüttüğünü de herkesin gözünün içine soktu.
Takım olarak felaket oynadığımız son Kasımpaşa maçında oyundan alınan Alex, yedek kulübesi yerine gidip tribüne oturunca her şey yeniden berbat oldu.
Bugün kendisine kadro dışı bırakıldığı bildirildi. Hemen sonrasından kulübe gelen Alex, kontratını feshederek takımdan ayrıldı.
Her şey o kadar hızlı oldu ki, haftalardır gösterdiği tavırlardan dolayı Alex'i eleştirip, gitmesinin daha hayırlı olacağını düşünmeye başladığım 'kaptanın gidişi' bana çok hızlı geldi.
Keşke kaptan olarak kişiliğinle örnek olmaya, ihtiyaç duyulduğunda çıkıp oynamaya razı olsaydın. Keşke 36 yaşında olduğunun biraz daha farkında olsaydın.
* Bizlere dahi anlamında -de ayrı yazılır dedirten Alex de Souza şimdi sen gidiyorsun ha?
çok su verince ölür ya çiçekler.
çok ağlarım, çürür gözlerim gidersen eğer...
buralardan gitme.
buralar gitsin, sen gitme.
gitmek çözecekse...
ve biri gidecekse...
buralar gitsin, sen gitme...
sen gitme!
Recep Niyaz'ın yazdığı tweet hangi birimize dokunmadı ki? Yıllardır Alex de Souza gittiğinde ne yaparız diye düşünmekten hep kaçtık biz Fenerbahçeliler.. Bugün hiç olmayacakmış gibi yaşadığımız şey oldu. Alex artık bir Fenerbahçe futbolcusu değil..
Maçtan sonra binlerce taraftar sosyal medya üzerinden organize olarak Alex'in evine gittiler. Meşaleler yakıp Alex de Souza lehine tezahüratlar yapan kimi taraftarlar, Aykut Kocaman'a, Aziz Yıldırım'a falan da küfür edip, Telegol gibi Fenerbahçe düşmanlığı program formatı olarak ekranlarda bir akım başlatanlara da eğlenecek malzeme verdiler gece gece..
Alex'in gitmesine üzülmeyecek bir Fenerbahçeli olmaz, olamaz. Ancak Alex gönderiliyor diye Aykut Kocaman'a ,Aziz Yıldırım'a küfretmek ne kadar anlaşılmazsa, Alex gitti diye takımın kaybetmesini istemek de o kadar anlaşılmaz..
Önümüzdeki haftalar çok kritik. İlk maçtan itibaren protesto edenler olacak.. Bunu yanlış bulanlar da olacak. Ve bu iki karşıt görüşe sahip olan bizler şimdiden cephelere bölündük adeta.. Sonuçlar başarılı olmazsa Aykut Hoca'ya olan baskılar daha fazla artabilir.
18 Eylül 2012 Salı
Alex Efsanedir
Geçtiğimiz günlerde Aziz Yıldırım , NtvSpor'da katıldığı programda ''Alex efsane midir?'' sorusuna cevaben ''Alex efsane değil''dedi ve ''Efsane ,Bomba Transfer'' vb ifadelerin çok yaygın kullanılmasını doğru bulmadığını, bu sözlerin ucuzlatıldığını'' da ekledi. Ve bu cevabı da Fenerbahçe ile ilgili her konu gibi fazlaca speküle edildi.
Alex basbayağı efsanedir.Sayın Başkan'ın da son olaylardan sonra , Alex'e olan kırgınlığının ve ''Alex Efsanedir'' gibi bir açıklama yaparak, Aykut Kocaman'a bir mesaj veriyormuş gibi görünmemek adına bu şekilde konuştuğunu düşünüyorum.
Son şampiyonluktaki büyük katkısından da sonra , taraftarlarca bir Alex Heykeli yapılması kararlaştırılmış , sonrasında da heykel; taraftarların kendi aralarında topladıkları 32.000 TL ile yaptırılmıştı. Ne yazık ki 3 Temmuz sonrası , bir nevi kutlama olarak görünecek bu heykel açılışı belirsiz bir zamana ertelenmişti.
Nihayet geçtiğimiz Pazar Günü; heykelin Yoğurtçu Parkı'nda bulunan Lefter heykel alanındaki yerine yerleştirilmesi kararlaştırıldı.Bu karar alınırken, Aykut Hoca-Alex spekülasyonlarının önüne geçmek, başkanın bu heykelin açılmasını istemediği dedikodularını susturmak ve olası sıcak ortamı tekrar yakalamak gibi şeyler amaçlanıyordu. Ben de doğal olarak kalktım, Alex'in bu mutlu gününde yanında olmak için Yoğurtçu Parkı'na gittim.
Törene Fenerbahçe Futbol Takımı Teknik Direktörü Aykut Kocaman, bazı yöneticiler ve Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay da katıldı.
Açılış öncesi bir konuşma yapan Alex de Souza
konuşma sırasında gözyaşlarını tutamadı.Kim olsa tutamazdı.Yaşarken heykeli dikilmiş kaç tane insan vardır ki?Hele hele de yabancı bir ülkede ve Fenerbahçe gibi büyük bir camiada?
Alex konuşmasında "Her şeyden önce burada benim bu ülkeye gelmemde, burada olmamda pay sahibi olanlara teşekkür ediyorum. Hayat arkadaşım, eşime teşekkür ediyorum. O olmasaydı kendi ülkemizin dışında bu kadar baskı altındayken dayanamazdım. Şuanda Yönetim Kurulu'nda olmayan ama benim buraya gelmemde büyük pay sahibi olan, beni buraya gelmemde yardımcı olan Hakan Bilal Kutlualp'e de teşekkür ediyorum. Ayrı bir şekilde de Başkanımız Aziz Yıldırım’a çok teşekkür ediyorum. İnsanlığıyla, kişiliğiyle bana göre çok doğru bir kişidir. Sıkıntımız olduğunda odasına çağırıp her zaman yardımcı olmuştur. Tüm takım arkadaşlarıma teşekkürler. Aynı zamanda beraber çalıştığımız hocalarımıza da teşekkürler. Daum’a ayrı bir parantez açıyorum. Bana yol gösteren bir kişi oldu. Her zaman Zico gibi olmak istedim Aragones de saygı duyduğum kişilerden biri. Aykut Kocaman’a da ayrıca teşekkürler. Bu zor dönemde Aykut hoca olmasaydı olmazdı. Buraya gelmem için benimle konuşanlar bana hep yardımcı oldular. Taffarel ve Luciano bana hep Fenerbahçe’yi güzel anlattılar. İlk anlattıklarında inanmadım ama gelince gördüm. Bu taraftarların takımlarına böyle ölürcesine nasıl aşık olduklarını gördüm. Oynadığım sürece bu forma için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Burada aynı yine aynı yerde Lefter’in de heykeli var. Onunla tanıştığım gün hayatımın en önemli ve en güzel günlerinden biriydi. En büyük minneti de siz taraftarlara borçluyum. Fenerbahçe’ye bana sizlerinden önünde oynama fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. Hala ‘bu heykel için ne yaptım’ diye soruyorum kendime. Ben bu büyük kulübün küçük bir parçasıyım. Kendimi kimseden büyük görmüyorum. Bütün emeği geçen herkese, sevgiden saygıdan dolayı kalbimin en uç köşesinden teşekkür ediyorum." dedi.Açılışı Divan Başkanı Yüksel Günay ile beraber gerçekleştiren Alex de Souza; yaptığı konuşmayla neden heykeli yapıldığını anlamadığını söyleyen kendisine cevap verir gibiydi adeta.
Her ne kadar geçtiğimiz günlerde birçok yanlış harekete imza atmışsa da , bu olay öncesi gerek sahada, gerekse saha dışında her şekilde, herkese örnek tavırlar sergilemişti.
Aykut Hoca ve İsmail Kartal da kendisini kutlamaya gelmişlerdi. Yandaki özlenen tablo hepimizin beklediği andı.Keşke tüm bunlar yaşanmamış olsaydı.Umarım Alex de bazı şeylerin farkına varmıştır. Ve ilerleyen dönemde Fenerbahçe'nin Kaptan'ına ve bugüne kadar gösterdiği üstün kişilik özelliklerine uygun tavırlar sergilemeye başlar yeniden. Biz Aykut Hoca'yı da Alex de Souza'yı da seviyoruz. Olası bir krizde taraf olmaya kalkanlar olduysa da Hoca haklıydı. Alex'i herhangi bir şekilde dolduruşa falan getiren olmuşsa ki öyle görünüyor; ''Lanet Olsun'' o kişi ya da kişilere!
Gelelim heykele.. Heykel umduğumdan çok daha iyi olmuş. Emeği geçen ve maddi destekte bulunan tüm taraftarlarımıza teşekkürler.
Bir süre sonra heykelin arkasında taşın üzerine heykel yapımında maddi katkıda bulunan taraftarların isimleri yazılacak.
Alex Efsanedir derken bazı rakamlara da göz atmadan olmaz diyerek aşağıda bazı detayları da vermeden edemeyeceğim.
şu anda 242 maçla Fenerbahçe formasıyla ligde en çok maça çıkan yabancı futbolcu durumunda.
Brezilyalı, geçen sezon ligin 13. haftasında Fenerbahçe'nin Bucaspor'u 5-2 yendiği maçta 1. dakikada attığı golle, sarı-lacivertli ekibin lig tarihindeki 3000. golüne imzasını koydu.
Alex, Spor Toto Süper Lig'in 2010-2011 sezonunun 12. haftasında Gaziantepspor deplasmanında kaydettiği golle ligde 100. golünü atarak “100'ler Kulübü”nün üyesi oldu.
2006-2007 sezonunda attığı 19 golle “Gol Kralı” olan Alex, Fenerbahçe'nin lig tarihinde ilk yabancı kralı olma unvanını elde etti. Alex2010-2011 sezonunda 28 golle Türkiye'de ikinci kez krallık tacını taktı.
Brezilyalı futbolcu Fenerbahçe'nin Avrupa kupaları mücadelesinde en golcü futbolcusu olma unvanını da elinde bulunduruyor. Sarı-lacivertli formayla Avrupa kupalarında 60 maça çıkan Alex'in toplam 14 golü var. Alex aynı zamanda Türk takımlarının Avrupa kupalarında en çok gol atan ve en çok oynayan yabancı futbolcusu durumunda.
Fenerbahçe formasıyla Türkiye Kupası'nda 35 maçta 18 gol atan Alex, takımının bu kupada en çok oynayan ve en çok golü bulunan yabancı futbolcusu unvanına da sahip.
Fenerbahçe'nin lig tarihinde en çok gol atan yabancı futbolcusu olan Alex, şu an teknik direktörü olan Aykut Kocaman'dan sonra (140) bu kulvarda en çok gol atan futbolcu durumunda.
Brezilyalı oyuncu aynı zamanda, Fenerbahçe'de 1993-1994 ile 2001-2002 sezonları arasında 9 sezon forma giyen Uche'den sonra sarı-lacivertli formayı sezon olarak en uzun süre giyen yabancı futbolcu.
*Fenerbahçe İstatistikleri [değiştir]
| Kulüp | Sezon | Süper Lig | Kupa[13] | Avrupa[14] | Toplam | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Mac | Gol | Asist | Mac | Gol | Asist | Mac | Gol | Asist | Mac | Gol | Asist | ||
| Fenerbahçe SK | 2004-051 | 31 | 24 | 16 | 5 | 4 | 2 | 8 | 1 | 2 | 44 | 29 | 20 |
| 2005-061 | 31 | 15 | 24 | 8 | 2 | 1 | 4 | 3 | 2 | 43 | 20 | 27 | |
| 2006-072 | 32 | 19 | 12 | 3 | 0 | 2 | 12 | 1 | 7 | 47 | 20 | 21 | |
| 2007-081 | 28 | 14 | 12 | 3 | 0 | 1 | 12 | 4 | 6 | 43 | 18 | 19 | |
| 2008-09 | 26 | 11 | 12 | 5 | 4 | 0 | 9 | 2 | 0 | 40 | 17 | 12 | |
| 2009-10 | 26 | 11 | 11 | 9 | 7 | 1 | 8 | 3 | 2 | 43 | 21 | 14 | |
| 2010-111,2 | 33 | 28 | 13 | 1 | 0 | 0 | 4 | 0 | 0 | 38 | 28 | 13 | |
| 2011-12 | 33 | 14 | 7 | 3 | 3 | 4 | 0 | 0 | 0 | 36 | 17 | 11 | |
| 2012-13 | 3 | 0 | 0 | 1 | 1 | 0 | 3 | 0 | 2 | 7 | 1 | 2 | |
| Toplam | 243 | 136 | 107 | 38 | 21 | 11 | 60 | 14 | 21 | 341 | 171 | 139 | |
| Türkiye Toplam | 243 | 136 | 107 | 38 | 21 | 11 | 60 | 14 | 21 | 341 | 171 | 139 | |
1 Asist Kralı, 2 Gol Kralı
Üst kısımdaki rakamsal detaylar Hürriyet'ten, istatistik tablo da http://tr.wikipedia.org/wiki/Alex_De_Souza adresinden alınmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

































