UA-36062800-1
Raul Meireles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Raul Meireles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2013 Cuma

Hafta Sonu Futbol Ekranı (5 Nisan-8 Nisan 2013)


5 Nisan Cuma
19:00 Kaiserslautern - Köln (FOG)
20:00 MP Antalyaspor - Kasımpaşa (Ligtv)
21:30 Hoffenheim - Fortuna Düsseldorf (TRT Haber)

6 Nisan Cumartesi
13:30 İstanbul BB - KDÇ Karabükspor (Ligtv)
14:00 Dynamo Dresden - St.Pauli (FOG)
14:00 Karşıyaka - Çaykur Rizespor (TRT 1)
14:00 MKE Ankaragücü - Göztepe (TRT Web)
14:45 Reading - Southampton (PL TV)
16:00 Kayserispor - SB Elazığspor (Ligtv)
16:30 Eintracht Frankfurt - Bayern Münih (Ligtv)
17:00 Real Sociedad - Malaga (NTV Spor)
19:00 Real Madrid - Levante (NTV Spor)
19:00 Galatasaray - Mersin İdman Yurdu (Ligtv)
19:00 Manisaspor - Boluspor (TRT Spor)
19:30 Hamburg - Freiburg (TRT Haber)
23:00 Barcelona - Mallorca (NTV Spor)

7 Nisan Pazar
13:30 Gençlerbirliği - Gaziantepspor (Ligtv)
              14:00 1461 Trabzon - Adana Demirspor (TRT Spor)
                  14:00 Bucaspor - TKİ Tavşanlı Linyitspor (TRT Web)
14:00 Kartalspor - Gaziantep BŞB (TRT Web)
14:30 1860 Münih - Energie Cottbus (FOG)
16:00 Akhisar Belediyespor - Trabzonspor (Ligtv)
16:00 Sampdoria - Palermo (TRT Spor)
16:00 Şanlıurfaspor - Samsunspor (TRT Web)
16:30 Nürnberg - Mainz 05 (TRT Haber)
18:30 Hannover 96 - Stuttgart (TRT Haber)
19:00 Orduspor - Fenerbahçe (Ligtv)
19:00 Eskişehirspor - Sivasspor (Ligtv 2)
19:00 Kayseri Erciyesspor - Torku Konyaspor (TRT Spor)
20:00 Getafe - Atletico Madrid (NTV Spor)

8 Nisan Pazartesi
20:00 Bursaspor - Beşiktaş (Ligtv)
20:00 Adanaspor - Denizlispor (TRT Spor)
22:00 Manchester United - Manchester City (Ligtv 3)

18 Mart 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Ligde de Uçmaya Devam Ediyor!


Galatasaray'ın kazandığı 26. haftada Fenerbahçe, maç öncesinde zorlu görünen Antalya deplasmanına çıktı. Tek farkla da olsa kazanmasını bildi. Haftalar ilerledikçe, hele ki maçları önce Galatasaray oynadıkça, Fenerbahçe maçlara kazanma stresiyle çıkacak. Bu artık son 8 maçın realitesi olacak.

38 günde 12. maçına çıkan takımın yıpranması doğaldır. Bu maça dengeli bir oyun anlayışıyla başlayan Fenerbahçe, 11. dakikada Plzen maçının golcüsü Salih'in harika şutuyla gelen golle öne geçti. Öne geçtikten sonra, Tita, Aissati, Diaarra üçlüsüyle defans arkasına çabuk sarkan oyunculara karşı “bekleme oyunu” oynamak mantıklı olacaktı. Ancak 15. Dakikada Emre'nin tekrar sakatlanması, kapılan topların etkili kullanılması anlamında zaaf yaratmaya başladı.


Emre çıkarken Selçuk’un girmesi doğaldı. Selçuk, Fenerbahçe'nin 2. Topal'ı olarak düşünülmeli. Savunma önünde dalgakıran olacak, önündeki adamlar ondan farklı tipte olduklarında, işini iyi yapan bir adam. Arkadan baskı yiyeceği pozisyonlarda top atmadığın sürece bir arızası olmaz, belli bir standartta oynar.
Salih'in Uefa Avrupa Ligi sonrasında, bugün onbirde başlaması, oynama iştahını artırmak ve iyi oynayana formayı verme anlamında değerlidir. Emre'nin döndüğü, Meireles'in bir iki maçtır toparlamaya başladığı ortamda, Cristian'ı kenara yollayarak formayı kapmak büyük iş.


Erken gelen gol ve Emre'nin çıkışı sonrası, Fenerbahçe topu rakibe bırakıp kendi sahasında bekleme oyunu oynamaya başladı. Kapılan topları Caner, Sow ya da Kuyt'a oynayarak hızlı çıkmaya çalışan takımın işleyişinde bazı bozukluklar olduğunu gördük.
Bence Fenerbahçe'nin geriye yaslanmak zorunda kalmasında, hızlı futbolcuları olan rakibe alan bırakmama isteği kadar, kullanılamayan Webo ve Emre'nin yokluğunun, Egemen'in de sırtını kendi kalecisine bitiştirip oynama alışkanlığının etkisi var.


Gökhan ilk yarı iki kere soldan gelen Tita'yı kaçırdıysa da, sonuç çıkmadı. Fakat aynı Tita, İsaac'in iki Fenerbahçeli'den sıyrıldığı pozisyonda önünde kalan serseri topu, Salih'in golündekine benzer bir vuruşla ağlara yolladı.
Meireles, Tita'nın golünde ortalarda olmaması dışında iyi bir performans çıkardı. Birkaç maçtır vites yükselten Meireles, genel olarak hatları kapatmada ve bir iki kez, 4-5 dakikalık periyotlarda rakibe baskı yapan Fenerbahçe'nin oluşmasında etkin rol oynadı. Yine de topa sertliği yeterli düzeyde değil, ayakları da yere sağlam basmıyor bana göre.


Zinde bir takım, ön tarafı hızlı Antalyaspor'un zayıf arka tarafına, bilhassa beklerine baskı yapabilir, hataya zorlayabilirdi. Webo'nun yokluğunda son dönemdekinin aksine solda değil de, ön alanda oynatılan Moussa Sow, bu mevkide topu tutamıyor. Yollanan topları aldığında da, arkadaşlarının gelip hücumda çoğalmayı sağlamak yerine, direkt rakip kaleye gitmeye çalışıyor. Çoğu zaman rakibini geçemediğinde de, ileri atılan topların duvara çarpmışçasına geri dönmesine sebep olmuş oluyor.


Plzen maçının yıldızı Caner, bilhassa maçın ilk yarısında, yine içeri girerek hücum organizasyona katkı vermeye çalıştı. Ancak 42. dakikada kullandığı kornerde, Gökhan'ın aşırtıp, Sow'un kafayla dokunarak ağlara yolladığı pozisyon dışında ayakları, düşündüklerini yapmaktan uzaktı. İlk yarı sonunda gelen bu gol Fenerbahçe'nin soyunma odasına, üzerine gelen rakibe rağmen önde girmesini sağlayınca, takıma güven vermesi bakımından çok değerliydi.


İkinci yarı Kuyt-Salih-Meireles üçlüsünün gayretiyle, zaten skor avantajına sahip olan Fenerbahçe dengeli bir oyun ortaya koymayı başardı. Salih'in Oğuz Çetin'i hatırlatan ara pasında golü yapamayan Sow, bir ciddi pozisyona daha girdi onu da değerlendiremedi.


Günün, temposu düşük oyuncularından Gökhan'ın ortasına Kuyt, sahalarda sık görmediğimiz harika bir kafa vurdu; bu akıl dolu kafa vuruşunun gol olmaması gerçekten çok yazık. Hem iyi bir orta çok iyi değerlendirilmiş olacaktı, hem Kuyt gol yapma konusunda belli bir istikrara doğru yürüyecekti hem de çok güzel bir gol izleyecektik.Yine Dirk Kuyt'a gözünün önünde dirsek atan İsaac'i atması için hakemi uyarmayan yan hakemin dayaklık olduğunu da belirtelim.


Milli takım arası öncesinde, Fenerbahçe'nin sakatlarının dönmesi için zaman kazanması açısından bu maç daha da değerliydi. Dahası Real Madrid eşleşmesi döneminde puan kaybetmesi muhtemel olan Galatasaray ile puan farkı korunmuş oldu. Şampiyonluk düğümü sondan bir önceki hafta oynanacak derbiye kadar çözülmeyecek gibi görünüyor. Webo ve Emre'nin olabilecek en kısa zamanda sahalara geri dönmesi Fenerbahçe'nin yarışı son ana kadar kovalama şansını bir o kadar artıracaktır.


https://twitter.com/Oguzarpsatknsn
            
            

             
           

12 Mart 2013 Salı

Hafta İçi Futbol Ekranı(12 Mart-14 Mart 2013)



                                                               12 Mart Salı
                                          21:45 Schalke 04 - Galatasaray (Star)
                                          21:45 Barcelona - Milan (Smart Spor)

                                                           13 Mart Çarşamba
                                          21:45 Malaga - Porto (Smart Spor)
                                          21:45 Bayern Münih - Arsenal (Smart Spor 2 / ZDF)

                                                           14 Mart Perşembe
                                          19:00 Rubin Kazan - Levante (Smart Spor)
                                          20:00 Inter - Tottenham (Smart Spor 2)
                                          22:05 Chelsea - Steaua Bükreş (Smart Spor)
                                          22:05 Fenerbahçe - Viktoria Plzen (Star)
          Kaynak: Tribündergi

19 Şubat 2013 Salı

İnanalım mı Meireles?


            Abuk subuk kartlarla takımı sıkça yalnız bırakan Meireles'i burada ağır eleştirmiştik, ancak kendisi de bunu kabul edecektir ki haklıydık!

            Şu anda günlerdir beklenen kulüp futbolcuya ceza verecek mi, vermeyecek mi diye merak edilen konu cevap bulmuş gibi görünüyor. Kulüp ceza falan vermeyecek! 

            Meireles'e ceza verilip verilmeyeceği sorulan Aykut Kocaman "Cezalandırmak çok kolay, önemli olan oyuncuyu kazanmak. Ayrıca 3 kulvarda mücadele ediyoruz ve Raul Meireles'e ihtiyacımız var"  diye konuşmuştu

            Konuyla ilgili Lig Radyo'ya konuşan Yönetici Yalçın Haker; Raul Meireles'in kırmızı kart pozisyonundaki hareketini isteyerek yapmadığını düşündüklerini ve bir daha böyle bir durumun tekrar etmeyeceğini düşündüklerini söyledi. 

            Meireles'in de  "Ben onurlu bir futbolcuyum. Bu kulübün futbolcusuyum, bu kulup bana guvenip beni buraya getirdi. Ben bunu hic bir zaman unutmam.  Takima katkida bulunmak icin, hocamiza verdigimiz sozu tutmak icin elimden geleni yapmaya devam devam edecegim. Aykut hoca bana en zor gunlerimde inandı sahip cikti, onu yari yolda birakmam. Sonuna kadar varim. Bu takim icin sonuna kadar calisacagim, savasacagim. Ben FB armasini laf olsun diye opmedim" gibisinden konuştuğu söyleniyor. 

            Ben konuşmalarında popülizm hissediyorum. Ligde seni cezalı duruma düşüren sarı kartı alırken de, Bate maçında atılırken yaptığın hareketleri de 8 yaş zekasına sahip bir çocuk bile yapmaz! Yine de extra ceza verilmezken , en azından son atıldığı maçın, maç başı ücreti verilmemeli yani..

                         Fenerbahçeliler Merieles'ten Neler Bekliyor?

             Fenerbahçeliler ilk geldiğin zamandaki gibi fark yarat istiyor. Dinamizminle enerjinle Emre'nin yükünü azalt, alan daralt, terse oyna , yine öyle sürekli boşa çıkıp pas alternatifleri yarat istiyor! Arada ikiye bir oyna, uzaktan şut at istiyor.

             Raul Meireles'in daha önce futbol oynadığı hiç bir platformda, burada görmüş olduğu ilgi-sevgi-destek vb bulmuş olması mümkün değil! Eğer arma öptüğünde üzerine sorumluluk yüklendiğini anladıysa bu kez, tribündeki televizyon başındaki Fenerbahçeli , sahada olup yapmak istediği onlarca şeyi, kendilerinden biri gibi yapmaya çalışan adamlar izlemek istiyor.

            Olumsuz görüntü çizip millete sakız olacağına, takımın en önemli dişlilerinden oluşunla hayranlık uyandır istiyor! Sende olmayan bir şey istemiyor yani..

            Sadri Şener kafasının aksine ben senin farklı tipini, dövmelerini falan seviyorum. Hani en azından bu tip ilginç adamlara 'tinerci' vb benzetmeler yaptırmak için malzeme olma.

            Çok şey mi istiyoruz?

15 Şubat 2013 Cuma

Meireles Ne Demek İstiyor?


                    Fenerbahçe Uefa Avrupa Ligi son 32'de karşılaştığı, Bate Barisov ile zor bir sahada, zor bir havada (0-0) berabere kalarak, tur için avantajlı bir skorla dönmeyi başardı. 

        Maç öncesinde saha ve hava koşullarına alışmak için bir antrenman yapması bile mümkün olmayan takımı, teknik taktikten konuşmak pek mümkün değil.. Çünkü Raul Meireles daha 4. dakikada durup dururken Hleb'e attığı tekmeyle kırmızı kart görüp, arkadaşlarını 85 dakika eksik oynamak zorunda bıraktı. 

         Meireles'in gördüğü kart, daha ziyade oyuncuların fiziksel ve mental yorgunluklarının görüldüğü son dakikalarda ya da uzatmalara giden bir maçta, beyne oksijenin daha az gittiği dakikalarda atılmış olsa, konuşacak şey çok daha az olurdu. Karşılaşma daha yeni başlamışken bu tekmeyi atmak ya Hleb'e olan eski bir düşmalıktan, ya da 'Fenerbahçe'de oynamak istemiyorum' demek isteyip, bunu sözlere dökmeden hareketleriyle ortaya koymaya çalışmaktan geliyor olmalı. Başka bir şey gelmiyor aklıma!

         Üstelik Mersin deplasmanında da alakasız bir pozisyonda maçın son bölümünde sarı kart görüp, Trabzon deplasmanı öncesinde cezalı duruma düşmüşsün. Günlerdir bunu eleştiriyoruz. Sen kalkıp takımın kucağına, yeni bir bomba bırakıyorsun anlamak mümkün değil!..
        
         Geldiği dönem sorumluluk anlayışıyla, gelişmiş futbol aklıyla dikkat çeken Meireles, bağ sakatlığı nedeniyle 3 hafta sahalardan uzak kaldığında hep birlikte dönüşünü beklemiştik. Döndüğünde fiziksel olarak geri düşmüşse de, takımın oyun olgunluğuna hemen katkı vermişti. Fiziğini tekrar üst düzeye çekmesini beklerken, her ne kadar haksız da olsa Galatasaray deplasmanında atılarak, takımı dört maç daha yanlız bırakmıştı.

         Zekası oyununda defalarca görünen bir adamdan, hele hele de arma öpmek gibi popülist davranışlar sergilemiş bir adamdan döndüğünde, sorumluluk ve özveri anlamında gelişim bekliyorsun ister istemez! Emre'nin de dönüşüyle, orta saha kalitesinde güvenebilecek adam sayısı artacak diye seviniyorsun, hevesi kursakta bırakıyor. Aynı anda hem ligde hem de kupada cezalı olan kaç futbolcu olmuştur merak ettim ciddi ciddi!

         Aklıma İsmet İnönü'nün, Adnan Menderes'e söylediği rivayet edilen bir söz geldi. ''Artık seni ben bile kurtaramam!''

24 Ocak 2013 Perşembe

Bursa Maçına ve Fenerbahçe'nin Gençlerine Dair

           Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda oynadığı ilk 3 maçı kazanarak lider olan Fenerbahçe, 4. maçında Bursaspor'u sahasında konuk etti. 3-0 Fenerbahçe galibiyetiyle sonuçlanan maçta, cezasını tamamlayan Raul Meireles formasına kavuşurken, altyapıdan gelen Beykan Şimşek, ilk resmi maçında gol atarak, Fenerbahçelileri ümitlendirdi. Fenerbahçe'nin diğer iki golü Semih Şentürk'ten geldi.
 



           
           Maçtan önce Migros Tribünü'nde, grup Cadde'nin açtığı pankart tam da Fenerbahçeliler'in duygularına tercüman oluyordu.

           Fenerbahçe'de  Yobo Afrika Uluslar Kupası için milli takımda olduğu için,Mehmet Topuz ve Gökhan Gönül'ün kırmızı kart cezalarından dolayı, Sezer Öztürk de sakat olduğu için bu maçta kadroda yer alamadılar.

           Rakibe nazaran daha iyi başlayan Fenerbahçe, daha 5. dakikada Salih Uçan'ın harika ara pası ile kaçan Semih'le gole yaklaştı, fakat Semih Şentürk topu Scott Carson'a nişanlayınca mutlak bir golden oldu.

           25'te bu kez seken topa ceza sahası dışından, sağ ayağının dışıyla harika bir şut atan Salih Uçan'ın şutu direkte patladı, girse harika bir gol olacaktı.

           İlk yarım saatte, Bursaspor Fenerbahçe'nin hızlı çıkmak istediği her pozisyonda, bazıları kartlık olan fauller yaptı. Kuddusi Müftüoğlu bunların hiçbirinde kartına başvurmamasının yanı sıra, bazılarına faul bile çalmayarak, Bursaspor'un sertliğine prim tanıdı. Kuddusi Müftüoğlu'nun her stadı Fenerbahçe için deplasmana çevirmek gibi bir yeteneği vardır! Raul Meireles'in sarı kartlık pozisyonunu ise atlamadı.

           Meireles'in dönüşü memnuniyet verici.. Futbol aklı üst düzey olan Raul, yine pas alışverişinde , rakibe baskıda , pozisyon almada farkını gösterdi.

           Egemen'in de Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra ortaya koyduğu, en iyi performans dün ortaya koyduğuydu, hatasız oynadı.

 
           Miroslav Stoch bildiğimiz gibi.. Hiç bir katkısı yok. Mücadele yok, yardımlaşma yok, zeka yok!
            Dün yine birşey vermezken, Ferenc Puskas Ödülü sonrası da, bir Rus kulübüne kakalanamaması büyük talihsizlik.
           Hani teklif edildiği ve Fenerbahçe'nin reddettiği söylenen 10 milyon eurolar falan değil, 5-6 milyon euroya hemen satılmalı! Yok yani bu adam bu kadar.. Geldiğinden beri bir arpa boyu yol almadı Stoch.


     
           Salih'in pasıyla topla buluşan Semih'in ortasını Bursaspor defansı elle kesince, Fenerbahçe penaltı kazandı. Fenerbahçe 1 yıl sonra ilk kez penaltı kazanmış oldu. Taraftar atışı günün başarılı ismi Salih kullansın diye tezahürat yapmasına rağmen Salih penaltı noktasına gitmedi. Atışı kullanan Semih topu ağlara yolladı. (1-0) İlk yarı bu şekilde sona ererken, Bursaspor adına dikkat çeken oyuncu, N'Diaye yerine alınan Edu idi.  
           İkinci devrenin başında Selçuk Şahin'in yerine giren Cristian Baroni, önceki maçlardakinin aksine , Salih ile alan paylaşımı konusunda daha iyiydi. Bu değişiklik takımın pas kalitesini de bir seviye daha arttırdı. Fenerbahçe savunmasının da orta sahaya ayağa çıkmaya çalışmaları; bu maçta dikkatimi çeken bir başka durumdu. 


           
           Semih Şentürk fizik olarak hala gereken düzeyde değilse de, Fenerbahçe'nin oyununa zeka ve mücadele hırsı katıyor. Moussa Sow'un alternatifi ya da başka bir gol silahına sahip olmak bakımından, Semih'in daha fazla süre almayı sürdürmesi gerekiyor. Biraz morallenmiş, maç sonundaki açıklamaları da bunu destekler nitelikteydi.





           61'inci dakikada Bursasporluların uzaklaştırmaya çalıştığı top, baskı yapan Semih Şentürk'ün  ayağına çarpıp, yaklaşık 30 metreden ağlara gitti (2-0) Golden sonra kusura bakma bilerek atmadım der gibi, mahcup bir halde yanına gittiği Scott Carson'ın trip atması tribünleri kahkahaya boğdu.
           Dakika 62'de Sow'un yerine Kuyt, 73'te de  taze kan olarak , Stoch'un yerine genç Beykan Şimşek oyuna girdi..


           Fenerbahçe kontratağında topla buluşan Semih, bekletmeden topu solundaki Beykan'a aktardı. Beykan bekletmeden, harika vurdu. Beykan Şimşek uzun zamandır dikkat çeken bir isimdi. Devre arasında Antalya kampına katıldı, geçen hafta Elazığspor maçında da kadrodaydı ancak oyuna dahil edilmemişti.Dün ilk resmi maçında muazzam bir gol atan Beykan Şimşek'in sevinci görülmeye değerdi. Baroni'nin omuzlayarak tribünlere götürerek alkışlattığı Beykan Şimşek, şüphesiz ki günün en mutlu ismiydi.. Golden sonra da hem pası verdiği için, hem de kendi gibi altyapıdan gelen oyunculara verdiği destekten dolayı Semih Şentürk'ü aramış, heyecandan bulamamış bir an!

           
           
           Fenerbahçe'nin Bursaspor'u 3-0 mağlup ettiği karşılaşmanın son golünü kaydeden genç futbolcu Beykan Şimşek, maçın ardından açıklamalarda bulundu:       
           "Gerçekten şu anda anlatılamayacak kadar mutluyum. Böyle güzel bir gol atmak, böyle bir statta özellikle mükemmel oldu benim için."
           Fenerbahçe formasıyla adını duyuran Beykan, gelecek hedefleri olduğunu belirterek, "Genç bir oyuncu için ilk hedef çıktığı takımda kalıcı olabilmektir. Ben de ilk etapta Fenerbahçe'de kalıcı olarak forma bulmak istiyorum uzun vadede. Sonrasında da tabii ki benim de büyük hedeflerim var." diyerek sözlerini noktaladı.

           Bunlar gayet olgun açıklamalar. Ben alt yaş takımlarından Beykan Şimşek'i tanıyorum. Beykan alt yapılarda yaşça kendisinden büyüklerin arasında oynuyordu. Yeteneğini biliyordum, ama bana hınzırlığı pek seven bir çocuk gibi görünüyordu. Futbolunda belirgin eksiği normal olarak fiziksel özellikleri.. Ama iki yıl önce yaptığı şu röportajı okuduktan sonra fikrim değişti benim.. Aklı başında bir çocuk olduğuna, adam olacağına daha bir inandım.   bkz. Beykan Şimşek Röportajı



 

           Salih çok özel bir çocuk, bugün attığı direkten dönen şuttan okumak mümkün. Geçtiğimiz maçlarda Salih'in pas hataları konuşulduğunu duydum. Oysa Salih Uçan'ı etkin pas denemesi %'sine bakarak değerlendirmek lazım. Recep Niyaz kadar yetenekli değil belki ama daha hazır. O mesela bugünkü şutu atabiliyor, ama Recep Niyaz Trabzon maçında daha müsait pozisyonda, şut atmak yerine pas vermişti.  Oysa vursa gol olacaktı! Bir yandan da Recep Niyaz'ın henüz 17 yaşında olduğunu unutmamak gerek! Salih TFF 1 ligde edindiği deneyimle, oyun sertliğine Recep'ten çok daha alışkın. Türkiye'de oyun hızı, atletizm ve kalite manasında değil, ama oyun sertliği anlamında; lig küçüldükçe zorluk büyür. Amatör liglerde kasti tekme de, tükürme de küfür de vardır mesela.. Her durumda farklı olan Salih'in durumu. Doğal olan ise, 17-19 yaşlarındaki futbolcuların özgüven açısından Salih seviyesinde olmamaları..
                
           Recep Niyaz bir yıllığına ya da bir buçuk yıllığına , TFF 1'inci ligde bir takıma kiraya verilerek profesyonel futbol sertliğine alışması sağlanmalı. Ayrıca bu maç sayısını arttırarak özgüven konusunda aşama kaydetmesini de sağlar.. Kiraya verilecek takımı bilemiyorum, ama kendisini tanıyıp isteyen, eğitmen yönü ağır basan bir antrenöre teslim edilmeli. Manisaspor'a kiraya giden, orada Ersun Yanal ile çalıştıktan sonra, Galatasaray'a dönüp ilk 11 oyuncusu olan Arda Turan örneğindeki gibi..

           Sahada ne zaman ne yapacağını bilen ve bunu sakinlikle yerine getiren bir futbolcu Salih Uçan.. Saha görüşü, pas şiddetini ayarlayışı enfes. Sık sık Oğuz Çetin gibi, top sıkıştığı anlarda tüm takımın sorumluluğunu almaya kalkıyor , 5 dakikada Semih'e attığı ara pası da Semih Carson'a nişanlayınca mutlak bir asist istatistiğini ıskalamış oldu bunun yanında fizik kalitesi Oğuz'un onun şimdiki yaşından 6-7 yıl sonra yakaladığı seviyede şimdiden gelmiş durumda! Oğuz Çetin'in Osieck gelene kadar defansif anlamda da sorumluluk aldığını görmemiştik, Salih ise sık sık pas arası yapıyor, sık sık arada kalan topları söküyor ve topu kazandığında ne yapacağına dair bir fikri oluyor! Salih, eleştiriye de, ıslıklanmaya da, herşeyden önemlisi, övülmeye de hazırlamış gibi kendini. Allah sakatlıklardan korusun...



Beykan Şimşek, Aykut Kocaman Posteriyle



Beykan Şimşek




Semih Şentürk&Raul Meireles

31 Aralık 2012 Pazartesi

Ruud Gullit & Rudi Völler-Tükürme Konusu Üzerine


   

1990 Dünya Kupası'nda Almanya Hollanda maçı oldukça sert geçmişti, bu rekabetin geleneğinde de hep olan bu maç sertliği, bu karedeki ikiliden Ruud Gullit'in sadece bir an sonra ,Rudi Völler'e okkalı bir tükürük sallayarak , Lama lakabını almasının sebebi olmuştu! Altta




        Bu olay üzerinden inceleyen herkes bunun ne tip bir angutluk olduğunu kavrayabilir, o yüzden şu da bilinsin ki, Raul Meireles bu hareketi yapmış olsaydı ben Fenerbahçe'den gönderilmesini isterdim

        Günümüzde zaten yukarıdaki gibi şeyler pek olmuyor, amatör futbolu dışında tutmak gerek elbette(oralar değişik beyler) ! Akıllarda bir bu yukarıda izlediğimiz sahne kaldı, bir de Hagi'nin önce futbolcuyken Erol Ersoy'a , sonra teknik direktörken Kuddusi Müftüoğlu'na tükürmeleri.. Sanki Fatih Terim de futbolcuyken yan hakemi hem dövmüş , hem de suratına tükürmüştü, yanılıyor muyum yoksa?

30 Aralık 2012 Pazar

Raul Meireles Kararı Adilleşti


       Galatasaray ile oynanan maçta 2 sarı karttan atılan Raul Meireles için, hakem Halis Özkahya'nın raporunda, ''kendisine tükürdüğünü ve hakaretler ettiğini'' yazması üzerine 12 maç ceza uygun görülmüştü!

      Biz karşılaşmayı izlerken de sonrasında çıkan detaylı görüntülerde de, tükürdüğüne dair birşey göremedik. Hakemin Raul Meireles ile hararetli bir şekilde tartıştıkları sırada, ağzından saçılan salyaları da tükürdü olarak algılamış olması da bir ihtimal, ancak kıllanmayacak gibi de değil!

      Spor kamuoyunda günlerce tartışılan Meireles konusunda, hemen herkes tükürmediği konusunda hem fikirdi. Ve tahkim kurulu cezayı 4 maça indirerek bence doğru olanı yaptı! Raul Meireles'in gördüğü sarı kartların ikisinin de doğru olduğunu da belirtelim ama 2. sarı kartın hemen öncesinde, Raul'ü çeken biri vardı, oyun durdurulup sarı verilseydi, Meireles'in pozisyonu olmayabilirdi bile, unutmayalım!

       Raul Meireles sezon başı kampı sonrası katıldığı Fenerbahçe'de, fizik güç,oyun aklı, sakinlik anlamında ciddi bir etki yaptı kısa sürede! Daha dikkatli olması ve derbilerin önemini de daha iyi kavraması gerekiyor bu açık!

       Asıl ilginci düşmesi gerektiği bal gibi açık olan konuda, Galatasaray ve Trabzonspor Kulüpleri'nin yaptığı saçma sapan içerikli zehir zemberek açıklamalar..

       Hadi Trabzonspor'dan alışkınız. Siyahi oyuncularına Yamyam diyerek ülkeyi terk ettiren de, Günahların Takımı Fenerbahçe diye pankart açan/açtıran da , soyunma odası koridorlarında başkanlarının futbolculara saldırdığı yer de, Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast'ı giydikleri beyaz berelerle sahiplenen de hep onlardı! Şimdi Sadri Şener Meireles'e ''Tinerci demişse ne olmuş değil mi? bkz

       Peki Galatasaray'ın derdi ne? Ne diye coşuyorlar? Fenerbahçe'ye delil olmadan bir sürü ceza verildiği, karşılarındaki en önemli rakiplerinin pasifize edildiği gerçeğiyle, hala neden yetinmiyorlar? Çünkü korumak istedikleri ''Şikeci Fener'' algısı var, bunu konuşulur kılmaya devam etmek istiyorlar, Fenerbahçe Kulübü ve Aziz Yıldırım da mahkeme süreci sürdüğü için pasif kaldı ve Fenerbahçe'nin haklarını savunmak da uzun zamandır Aykut Kocaman'ın sırtındaki bir diğer kambur durumunda! 

26 Aralık 2012 Çarşamba

Sadri Şener Yine Dellenmiş

       Sadri Şener'den Meireles'e yeni lakap..!G.Saray- F.Bahçe maçında Portekizli oyuncunun maçın hakemi Halis Özkahya'ya yönelik hareketleri için "Saç stiline ve dövmelerine bakınca hakeme o hareketleri yapması doğal.Trabzonspor'a böyle saç stili ve dövmesi olan futbolcuyu almam" şeklinde sansasyonel ifadelere imza atan Şener, Kadırga TV'de katıldığı programda ise "Söylediklerimde hiç ters bir durum yok. Oyuncunun kendisine bakın her şey ortada. Siz jiletçiye nasıl hitap edersiniz!" dedi.

Kaynak Mynet Spor 

21 Aralık 2012 Cuma

Hafta Sonu Futbol Ekranı

                                              
                                        21 Aralık, Cuma
                                        20:00 Beşiktaş – Kayserispor (Lig TV)
                                        20:00 Akhisar  - Orduspor (Lig TV 2)
                                        21:00 Valencia – Getafe (NTV Spor)
                                        23:00 Atletico Madrid – Celta Vigo (NTV Spor)
                                              
                                        22 Aralık, Cumartesi
                                        14:00 Şanlıurfaspor – Kayseri Erciyesspor (TRT 1)
                                        14:45 Wigan Athletic – Arsenal (Lig TV 3)
                                        15:00 Kasımpaşa – İstanbul B.B. (Lig TV)
                                        16:00 Sampdoria – Lazio (TRT Spor)
                                        17:00 Manchester City – Reading (Lig TV 3)
                                        19:00 Fenerbahçe – Karabükspor (Lig TV)
                                        
19:00 Valladolid – Barcelona (NTV Spor)
                                        19:00 Manisaspor – Adanaspor (TRT Spor)
                                        19:30 Liverpool – Fulham (Lig TV 3)
                                        21:00 Malaga – Real Madrid (NTV Spor)
                                        21:45 Roma – Milan (Tivibu)

                                        23 Aralık Pazar
                                        13:00 Sivasspor – Elazığspor (Lig TV)
                                        13:00 1461 Trabzon – Çaykur Rizespor (TRT Haber)
                                        14:00 Adana Demirspor – Samsunspor (TRT Spor)
                                        15:30 Swansea City – Manchester United (Lig TV 3)
                                        16:00 Bursaspor – Gençlerbirliği (Lig TV)
                                        16:00 Gaziantepspor – Mersin İy (Lig TV 2)
                                        18:00 Chelsea – Aston Villa (Lig TV 3)
                                        19:00 Trabzonspor – Galatasaray (Lig TV)
                                        19:00 Antalyaspor – Eskişehirspor (Lig TV 2)
                                        19:00 Karşıyaka – Kartalspor (TRT Spor