UA-36062800-1
Medical park Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medical park Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Ligde de Uçmaya Devam Ediyor!


Galatasaray'ın kazandığı 26. haftada Fenerbahçe, maç öncesinde zorlu görünen Antalya deplasmanına çıktı. Tek farkla da olsa kazanmasını bildi. Haftalar ilerledikçe, hele ki maçları önce Galatasaray oynadıkça, Fenerbahçe maçlara kazanma stresiyle çıkacak. Bu artık son 8 maçın realitesi olacak.

38 günde 12. maçına çıkan takımın yıpranması doğaldır. Bu maça dengeli bir oyun anlayışıyla başlayan Fenerbahçe, 11. dakikada Plzen maçının golcüsü Salih'in harika şutuyla gelen golle öne geçti. Öne geçtikten sonra, Tita, Aissati, Diaarra üçlüsüyle defans arkasına çabuk sarkan oyunculara karşı “bekleme oyunu” oynamak mantıklı olacaktı. Ancak 15. Dakikada Emre'nin tekrar sakatlanması, kapılan topların etkili kullanılması anlamında zaaf yaratmaya başladı.


Emre çıkarken Selçuk’un girmesi doğaldı. Selçuk, Fenerbahçe'nin 2. Topal'ı olarak düşünülmeli. Savunma önünde dalgakıran olacak, önündeki adamlar ondan farklı tipte olduklarında, işini iyi yapan bir adam. Arkadan baskı yiyeceği pozisyonlarda top atmadığın sürece bir arızası olmaz, belli bir standartta oynar.
Salih'in Uefa Avrupa Ligi sonrasında, bugün onbirde başlaması, oynama iştahını artırmak ve iyi oynayana formayı verme anlamında değerlidir. Emre'nin döndüğü, Meireles'in bir iki maçtır toparlamaya başladığı ortamda, Cristian'ı kenara yollayarak formayı kapmak büyük iş.


Erken gelen gol ve Emre'nin çıkışı sonrası, Fenerbahçe topu rakibe bırakıp kendi sahasında bekleme oyunu oynamaya başladı. Kapılan topları Caner, Sow ya da Kuyt'a oynayarak hızlı çıkmaya çalışan takımın işleyişinde bazı bozukluklar olduğunu gördük.
Bence Fenerbahçe'nin geriye yaslanmak zorunda kalmasında, hızlı futbolcuları olan rakibe alan bırakmama isteği kadar, kullanılamayan Webo ve Emre'nin yokluğunun, Egemen'in de sırtını kendi kalecisine bitiştirip oynama alışkanlığının etkisi var.


Gökhan ilk yarı iki kere soldan gelen Tita'yı kaçırdıysa da, sonuç çıkmadı. Fakat aynı Tita, İsaac'in iki Fenerbahçeli'den sıyrıldığı pozisyonda önünde kalan serseri topu, Salih'in golündekine benzer bir vuruşla ağlara yolladı.
Meireles, Tita'nın golünde ortalarda olmaması dışında iyi bir performans çıkardı. Birkaç maçtır vites yükselten Meireles, genel olarak hatları kapatmada ve bir iki kez, 4-5 dakikalık periyotlarda rakibe baskı yapan Fenerbahçe'nin oluşmasında etkin rol oynadı. Yine de topa sertliği yeterli düzeyde değil, ayakları da yere sağlam basmıyor bana göre.


Zinde bir takım, ön tarafı hızlı Antalyaspor'un zayıf arka tarafına, bilhassa beklerine baskı yapabilir, hataya zorlayabilirdi. Webo'nun yokluğunda son dönemdekinin aksine solda değil de, ön alanda oynatılan Moussa Sow, bu mevkide topu tutamıyor. Yollanan topları aldığında da, arkadaşlarının gelip hücumda çoğalmayı sağlamak yerine, direkt rakip kaleye gitmeye çalışıyor. Çoğu zaman rakibini geçemediğinde de, ileri atılan topların duvara çarpmışçasına geri dönmesine sebep olmuş oluyor.


Plzen maçının yıldızı Caner, bilhassa maçın ilk yarısında, yine içeri girerek hücum organizasyona katkı vermeye çalıştı. Ancak 42. dakikada kullandığı kornerde, Gökhan'ın aşırtıp, Sow'un kafayla dokunarak ağlara yolladığı pozisyon dışında ayakları, düşündüklerini yapmaktan uzaktı. İlk yarı sonunda gelen bu gol Fenerbahçe'nin soyunma odasına, üzerine gelen rakibe rağmen önde girmesini sağlayınca, takıma güven vermesi bakımından çok değerliydi.


İkinci yarı Kuyt-Salih-Meireles üçlüsünün gayretiyle, zaten skor avantajına sahip olan Fenerbahçe dengeli bir oyun ortaya koymayı başardı. Salih'in Oğuz Çetin'i hatırlatan ara pasında golü yapamayan Sow, bir ciddi pozisyona daha girdi onu da değerlendiremedi.


Günün, temposu düşük oyuncularından Gökhan'ın ortasına Kuyt, sahalarda sık görmediğimiz harika bir kafa vurdu; bu akıl dolu kafa vuruşunun gol olmaması gerçekten çok yazık. Hem iyi bir orta çok iyi değerlendirilmiş olacaktı, hem Kuyt gol yapma konusunda belli bir istikrara doğru yürüyecekti hem de çok güzel bir gol izleyecektik.Yine Dirk Kuyt'a gözünün önünde dirsek atan İsaac'i atması için hakemi uyarmayan yan hakemin dayaklık olduğunu da belirtelim.


Milli takım arası öncesinde, Fenerbahçe'nin sakatlarının dönmesi için zaman kazanması açısından bu maç daha da değerliydi. Dahası Real Madrid eşleşmesi döneminde puan kaybetmesi muhtemel olan Galatasaray ile puan farkı korunmuş oldu. Şampiyonluk düğümü sondan bir önceki hafta oynanacak derbiye kadar çözülmeyecek gibi görünüyor. Webo ve Emre'nin olabilecek en kısa zamanda sahalara geri dönmesi Fenerbahçe'nin yarışı son ana kadar kovalama şansını bir o kadar artıracaktır.


https://twitter.com/Oguzarpsatknsn
            
            

             
           

16 Şubat 2013 Cumartesi

Cumartesi Kuponları 1

Daha önce bakan varsa görmüştür Bir hafta Ronaldo'nun kendi kalesine gol atarak yatırdığı kuponum, bir diğeri Barcelona'nın ,Real Sociedad'a 2-0'dan 3-2 yenilmesiyle yatmıştı. Bu hafta stil değiştirerek, süpriz oranı da olan bomba maçlar seçtim.

 Bu kupona 3 maç ekledim. Maçların tamamı tutabilir, tamamı da yatabilir taşlama olmasın! 3 maç ile 41,59 oran veren başka birisi varsa beri gelsin.  Kuponda yer verdiğim maçlara gelirsek;

Antalyaspor-Kardemir Karabükspor Antalyaspor'un ligin bu yıl süpriz çıkış yapan takımı olduğunu biliyoruz. Kardemir Karabükspor'un da 3 büyüklere deplasmanda neler yaptığı ortada.  Antalya'nın bozmaya yönelik değil de, oynamaya yönelik oyun anlayışı, Karabükspor'un kazanma şansını artırıyor.

Antalyaspor'da Tita ve sonradan girerek attığı gollerle dikkat çeken Ömer Şişmanoğlu yok.

Karabükspor'da , hızlı futboluyla milli takıma da seçilen Ahmet İlhan, Yiğit İncedemir ve Uğur Uçar kayda değer eksikler. Yine de ben Shelton&Lua Lua ikilisine güveniyorum.

Mainz-Schalke 04 

Schalke 04 Galatasaray karşısına çıkacak biliyorsunuz. Uchida,Papadopoulos,Marica,Huntelaar,Obasi,Afellay,Farfan da çılgın bir eksik listesi adeta!

Mainz'da önemli bir eksik yok. Ligde 6. sıradalar ve doğal olarak üst gruba tutunmak isteyeceklerdir. İç saha performansları da revire dönmüş rakip karşısında tatminkar bence.




Hami Mandıralı-Schalke 04
Osasuna-Zaragoza

Bu maça dair çok net bu kazanır diyecek bir veri yok elimizde. Osasuna da Real Zaragoza da küme düşme hattının hemen üzerinde. Devre arasında Henri Bienvenu transferiyle dikkatleri üzerine çeken Real Zaragoza kazanır diyoruz.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Japon Askeri Necati

     Medical Park Antalyaspor, Necati Ateş transferine karşılık,Galatasaray’dan 250 bin Euro ve sezon sonunda Aydın Yılmaz veya muadili bir oyuncuyu bedelsiz alacağını da duyurdu.Artık muadili ne demekse!
   
     Sezon başından itibaren Diego Forlan,Didier Drogba,Podolski,Jose Antonio Reyes,Xerdan Shaqiri,Ronaldinho gibi oyuncularla ilgilenmişler,bir kısmını borsaya görüşüyoruz diye bildirmişler,bir kısmını resmi ağızdan aldık diye açıklamışlar,ama gerçekleşmemişti.Hatta geçtiğimiz günlerde Ronaldinho’yu alacaktık ama yaşlı bir oyuncu demişlerdi.Fatih Terim kendisini istemiyormuş,onun favorisi ‘’Japon Askeri Necati’’ imiş.Necati Ateş’in 33 yaşında olduğunu yazan kimliği aslında gerçek değilmiş.Akranlarından zeki olan Necati Ateş 3 yaşındayken sıkılmasın diye okula erken gönderebilmek için yaşı 4 yaş büyütülmüş 7 yaşında yapılmıştır.Dolayısıyla kendisi henüz 30 yaşında bile değildir,üstüne üstlük ligimizi ve Galatasaray’ı çok iyi tanımaktadır.Asıl gözlerden kaçırılmaması gereken önemli bir detay da Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra denk geldikçe Galatasaray’a goller atan Necati Antalyaspor maçından hemen önce transfer edilip,olası bir yenecek golden de kurtulunmuştur.Bu da açıkça Galatasaray yönetiminin vizyonunu gösterir.Açıkçası borsaya bildirilen bu transferin son dakikada yatıp,bu hafta Galatasaray maçı kadrosundan çıkarılan Necati’nin haftaya Trabzonspor maçında oynaması halinde hiç şaşırmayacağımı belirtmek isterim. Bir de aklıma Ünal Aysal’ın geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklama aklıma geldi. Lig TV'deki ‘’Futbol Gündemi’’ programına konuk alan Aysal, ocak ayında getirmek istedikleri yıldız için, "ingiltere'de oynayan bir oyuncu belki de. iri yapılı, beyaz tenli, güçlü diyebilirim. 6 yaşında bir kızı olduğunu da söylemeliyim." diyerek, elbette ki Necati Ateş’i kastetmişti.İngiltere diye bahsettiği de İngiliz vatandaşlarının yoğun bir şekilde yaşadığı Antalya’nın Kaş ilçesiymiş..

     Şimdi bu yazıyı niye yazdığımdan bahsedeyim biraz da.Necati Ateş’in kişiliğini beğenmemem bu yazıyı yazmamda büyük rol oynadı.(Tıpkı;’’2000 Ruhu!’’nun diğer önemli aktörleri;Hagi,Bülent Korkmaz,Hasan Şaş,Fatih Akyel ve bugünlerde Fenerbahçe’de oynayan Emre Belözoğlu gibi)Bu oyuncuların hepsinin ortak özellikleri;hakeme,rakibe,seyirciye,takım arkadaşlarına, kısaca futbolun tüm unsurlarına karşı saldırgan ve çirkin tavırlar sergilemeyi,gereksiz yere insanları gerecek açıklamalar yapmaktan hoşlanmaları,sahada rakibi germek için her şeyi yapmaları,iç sahada oynanan maçlarda, kendi seyircilerini diğer takım oyuncularına karşı kışkırtmalarıdır.

      Bu yıl da başarının sırrını bu tip oyuncularda bulan Terim;kadrosuna Engin Baytar,Colin Kazım,şu ana kadar pek parlak görünmeyen Yiğit’i ve son olarak Necati’yi ekleyerek;hali-hazırda kadrosunda bulunan Sabri’yi,Ayhan Akman’ı,fake penaltı uzmanı Baros’u 2000 Ruhu için yeterli görmediğini ortaya koymuş,bence bu oyunculara oldukça da haksızlık etmiştir!.Ayrıca bu sezon oynayacakları her rakibin bir oyuncusuna maçtan önce transfer teklifi yapmaları da bu yıl sıkça savunduklarını iddia ettikleri ‘’Etik Değerler’’ ile pek uyuşmuyor olsa gerek!

     Gelelim Necati Ateş’in futbolculuğuna.Necati’nin M.Park Antalyaspor formasıyla son 2 yılda gol ortalaması 11 miş.Galatasaray’da da bu sezon sonuna kadar 5-10 gol atabileceğini düşünmekle beraber;genç futbolculara yöneleceklerini açıklamalarından bu kadar kısa süre sonra,neden böyle bir transfer yaptıklarını anlayamadım.Sercan Yıldırım’ı büyük umutlarla! Aldılar 20 yaşındaki bu oyuncuyu neredeyse hiç oynatmadan onun pozisyonuna Necati’yi aldılar.Dahası gelecek sezon hem yaşı ilerlemiş,hem de istikrarsız olan Baros’la,Necati’yle mi Şampiyonlar Ligi başarıları gelecek anlayamıyorum.

21 Ocak 2012 Cumartesi

Halis Özkahya'dan Beşiktaş'a Kıyak

Antalyaspor ile Beşiktaş arasında oynanan maçın 36. dakikasında Ali Tandoğan'ın sağdan yaptığı ortayı kaleye gönderen Necati'nin vuruşu,kalenin en az yarım metre içinden çıkarıldı.Hakem Halis Özkahya golü göremedi!Fotoğrafta gayet uygun bir yerde olduğu görülen yan hakemin(Asım Yusuf Öz) de golü vermesi için hakem Halis Özkahya'yı uyarmadığını da belirtelim.

22 Aralık 2011 Perşembe

Medical Park Antalyaspor :0-0: Fenerbahçe

    İdeal onbiriyle sahaya çıkan Fenerbahçe , oldukça defansif bir anlayışla sahaya çıkan Mehmet Özdilek'in Antalya'sını geçemeyerek,ligin ilk yarısını Manisaspor'u yenen Galatasaray'ın 2 puan gerisinde, 35 puanla ikinci sırada kapattı.Böylece ''bir an önce bitse de Fenerbahçe bir forvet alsa'' diye haftalardır beklediğimiz gün geldi ve bu süreci puan anlamında minimum kayıpa atlattık.

    İlk yarı sakatlanan Alex'in yerine oyuna giren Bienvenu ile iki adet yüzde yüz pozisyona giren Fenerbahçe , Bienvenu'nun bu pozisyonlardaki beceriksizliği sonucu mutlak galibiyeti kaçırdı.Bu pozisyonların birinde Semih'e verse yüzde yüz gol olacaktı, diğerinde ise kabus gibi bir vuruş yaptı.

   Fenerbahçe'de son haftaların formda ismi Stoch çok etkisizdi,Serdar iyice parlamaya başladı.Stoper aramaya gerek yok diye düşünüyorum.Yobo ve Emre başta olmak üzere iyi oynadı Fenerbahçe.Gol yollarına kadar topu iyi taşıdı.Fakat 3. bölgede yine çok etkili olamadı.Bunda ''Tecrübeli Futbolcular Cemiyeti'' niteliğindeki Antalyaspor'un iyi alan paylaşımı da etkili oldu.

   Artık transfer döneminde bu takıma , yükü kaldırabilecek bir golcü alınacak.Ligin ikinci yarısında zirveyi kovalamaya devam edilecek.Daha önce de söylediğim gibi Dia da satılıp yerine bir sağ kanat oyuncusu alınabilir.