UA-36062800-1
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2013 Salı

Garip Garip İşler

       
          Bursaspor A2 oyuncusu Osman Talha Kotaran; Bursaspor'un Beşiktaş'la oynayacağı maç öncesinde twitterdan 'Beşiktaşlı büyük üstat Fernandes'i izlemeye gidiyorum. Gol atarsa Vip'te bağırmam inşallah' diye yazınca kulübüyle ilişiği kesilmiş. 

          Bursaspor'un oyuncuyla yollarını ayırma kararı da, Bursaspor Teknik Menajeri Süha Sidal tarafından yine twitterdan duyurulmuş.Süha Sidal daha sonra NTVSpor'a yaptığı açıklamada 'Toplum psikolojini düşünerek bu kararı aldık. Sözleşmesi iki ay sonra bitecekti, A Takım'da düşünmediğimiz Osman'ı gelecek büyük tepkilerden korumayı amaçladık.' diye konuştu. 

          Korumaktan ziyade attığı tweetle tepki gören Osman üzerinden tribünlere oynamaya çalışmışlar bence. Osman TFF verilerine göre bu sezon Bursaspor A2 formasını sadece 6 kez giymiş. Yani zaten oynamıyor, ortalarda görünmeyen, iki ay sonra da sözleşmesi bitecek olan futbolcuyu dakikasında göndererek, Beşiktaş'la olan sorunları bilen Bursa seyircisine sevimli görünmek istemişler işte.

         Osman'ın yaptığı iş de tabii ayrıca anlamsız. Fernandes'e hayran olabilirsin, hatta Beşiktaş'a gönül vermiş de olabilirsin. Fernandes'e olan hayranlığını belirt, izlemeye gideceğini de söyle sorun yok! Ancak hangi kafayla gol attığında bağırabileceğini söylüyorsun anlamak mümkün değil? Bağıramazsın arkadaşım. Düşünsenize şimdilerde Galatasaraylı olduğu iddia edilen Salih Uçan buna benzer birşey yazıyormuş. Biz Salih Uçan'ın Galatasaraylı olduğu iddialarına, 'Olsun böyle oynasın da, gerçekte hangi takımı tutuyorsa tutsun' diye konuşmalar yapabiliyoruz. Şimdi Salih Galatasaray maçında kadroda olmasa da twitterdan 'Drogba hayranıyım,onu izlemeye gidiyorum. Gol atarsa sevinçten çıldırmam umarım.' diye yazsa böyle saygıyla karşılanır mı? Elbette ki söz konusu bile değil. Bu çocuk oynadığı maç sayısı, kolayca gözden çıkarılması ve tweetiyle gösterdiği şuursuz halleriyle belli ki kendi futbol geleceğinden umudu kesmiş. Başka bir açıklaması yok ben bulamadım. Durumunu takip edelim. Henüz 19 yaşındaki bu çocuk sezon sonunda bir takımla anlaşıp, kendini futbola verebilecek mi gerçekten merak ediyorum.


11 Mart 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Yola Devam Ediyor!



                 Fenerbahçe, Galatasaray'ın Gençlerbirliği'ne yenildiği,Beşiktaş'ın Trabzonla berabere kaldığı haftada, Kadıköyde maça sıkça olduğu gibi, yediği erken golle (1-0) geride başladıysa da, maç bittiğinde skorboard'da Fenerbahçe (4-1) Bursaspor yazıyordu.

                 Maç başlar başlamaz görüldüğü üzere, Aykut Kocaman eksiklerin yerine ve rotasyona gitmek istediği pozisyonlara farklı oyuncular yerleştirmiş, dizilişler ilgili herhangi bir değişiklik yapmaya ise gerek görmemişti.                 

                 Sağbekte sakat Gökhan'ın yerine; Fenerbahçe kariyeri çok büyük ihtimalle sona ermek üzere olan Orhan Şam'ı değil, umduğumuz gibi Mehmet Topuz'u yerleştirmişti. Topuz daha önce bu mevkide oynadığı az maçta, Orhan'a göre çok daha iyi performans göstermişti.

                 Stoperde formunu yükseltmeye başlayan Egemen'i değil, favori oyuncularından Yobo'yu sahaya sürdü. Hoca Yobo'nun tecrübesine ve oyun bilgisine çok güveniyor. Ben formsuz bir sezon geçirdiğini düşünsem de, yoğun eleştiri yapılabilecek bir durum da değil.   

                 Forvette yine sakat olan Webo yerine Semih Şentürk'ü sahaya süren Aykut Kocaman, elbette solda Caner'i oynatıp Sow'u da en öne atabilirdi. Ancak önde Sow'un top tutma özelliği, Fenerbahçe'ye çoğalmak için yeterli süreyi sağlayamayabiliyor. Evet Sow gezgin oynamadığında, bulduğu pozisyonları gole çevirme ortalaması daha yukarılarda oluyor. Ama hocanın takım oyunu anlamında ne yapmak istediğini anlamak gayet kolay geliyor bana..  

                 Solbekte bugünün tercihi, son maçta kadroda dahi olmayan Hasan Ali Kaldırım'dı. Hasan Ali'nin bu akşamki temposuna bakılırsa dinlenmek iyi gelmiş. Ben dinlendirilerek oynatılmasına, maça göre Ziegler'le çıkılmasına karşı değilim. Benim anlamakta zorlanıp itiraz ettiğim, Ziegler oynadığında Hasan Ali'nin maç kadrosunda da olmuyor olması.    

                Batalla'nın Fenerbahçe savunmasını uyutan şık pasını, Sestak Volkan'ın yanından ağlara yollayınca, herkeste doğal olarak 'Yine mi yahu?' tepkisi oluştu. (0-1) 

                Bu erken gelen golün havasından tribünler de takım da çabucak arınırken, bu havanın dağılmasında Emre Belözoğlu'nun rolü büyüktü.    
                              

                 Dk 12'de topu alan Emre yakaladığı şut pozisyonunda önce şut atmadı, çekip düzelttiği topta hem karşısındaki oyuncuyu ekarte etti. Hem de çalım sonrası harika bir ayak içi vuruşla ağlara yolladı. (1-1)
               
                 Golden sonra Fenerbahçe belirgin bir baskı kurmakta zorlandı. Bunun başlıca nedeni Semih'e yollanan topların duvara çarpmış gibi geri gelmesiydi. Ligin ilk devresinin sonlarında toparlanma emareleri veriyordu. Anlaşılan Webo transfer edilip, onbire yerleştirilince oynayacağına olan inancını yeniden yitirmiş, bırakmış kendini. Ne top tutabildi, ne de yavaş bile olsa koşması gerektiği kadar koşabildi.

                 Emre'nin sahanın her yerindeki oyun keyif veriyordu ki sakatlandı. Oyundan çıkmak istediğini söyledikten sonra, bir duran topu zekice hızlı kullandı. Kaleciyle karşı karşıya kalan Kuyt'ın sağ dış vuruşu yan direkten geri geldi. Kaçan bu gol Emre için 23 dk içinde bir gol, bir asistlik muazzam istatistik olacaktı. Dahası oyunuyla herkesi ateşleyip, öne doğru baskıda öncü oluyordu. Sorunlarından arınıp takıma dönen Emre, Fenerbahçe için 'çöldeki vaha' gibi oldu hakikaten!

                Bu pozisyon sonrasında, sağ çaprazdan Cristian'la ve kaleye dönerek yaptığı vuruş Scott Carson'da kalan Sow ile 2 ciddi pozisyon yakalandıysa da gol olmadı.

                Emre'nin yerine giren Mehmet Topal, Meireles'i biraz öne atıp savunmanın önüne yerleşti. Burada Bursaspor'un sihirbazı Batalla'yı kontrol eden Mehmet, doğal olarak hücuma Emre gibi katkı veremedi. Cristian uykudaydı, Meireles de kendini ön alanda sorumluluk almakta pek zorlamıyordu.


                Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki temposu, yoğun maç trafiği akıllara gelince düşecek diye düşündüm. Bu nedenle yüksek tempo anlarında goller gelmemesi, Kuyt'la direğe takılan pozisyonun gol olmaması, ilerleyen anlarda tempo yapan takım düşeceği için, maçı çevirmeyi zorlaştıracaktı.

               Bursa Musa Çağıran'la uzaktan etkili bir şut çıkardıysa da, son dönemin güven aralığı düşük seyredeni Volkan Demirel, topun ağlara gitmesine izin vermedi. Devre arasına (1-1) lik eşitlikle gidildi.
                
               
               İkinci yarıya beraberlikle giren Fenerbahçe, devre arasında uyarıldığını sandığım Meireles başta olmak üzere daha derli toplu oynayarak başladı. Meireles geldiği zaman sergilediği, boşa çıkıp top isteyen, yardımlaşan anlayışına geri döndü. Ödülünü de Scott Carson'la beraber Sow'un yükseldiği top sekip önüne düşünce, kaleye yolladığı topun gole dönüşmesiyle aldı. (2-1) Golde Scott Carson'a faul yapıldığı yönünde itirazlar olduysa da hikaye. Ancak top Carson'dan değil de, yükselen Sow'dan sektiyse pozisyon ofsayt. Ben tam olarak seçemedim.

             Caner'in günün kötüsü Semih'in yerine girmesi, solda hırpalanan Sow'un Semih'in boşalttığı alana geçişi maçta bir diğer dönüm noktası oldu. Yediği 2'inci golle birlikte defans güvenliğini azaltan Bursaspor karşısında, Caner sorumluluk aldı. Oyuna girer girmez gamsız Cristian'a alan kapatması için uyarılar yaptığı gibi, doğru alanlara iyi gitti, takımı da gol pozisyonuna sokan organizasyonları hazırladı. 

              3-4 maçtır Duracell kimliğini tekrar kazanan Dirk Kuyt, Caner'in soldan ortasını iyi takip ederek, arka direkte zor açıdan topu ağlara yuvarladı. (3-1) Kuyt bugün sahanın her yerinde diri, yardımsever ve hırslıydı. Ben basit pas hatalarından dolayı sıkça kızsam da, bugünkü haliyle her takımın arayıp bulamadığı bir futbolcu. Çıktığı hava toplarında dengeli kalıp, sıkça da mücadeleyi kazanan oluyor. Birebir oyunu da pas kalitesi gibi çok üst düzeyde olmasa da, yüksek oyun bilgisi takıma pozisyonlar hazırlamasına yetiyor da arıyor bile. Dahası yaydığı enerji takıma Emre'ninkine benzer bir etki de yapıyor. Ben sahada olsam Kuyt'tan utanır, bir an olsun duramazdım.

              İlk yarım saat hariç, maçın 3'te 2'sini idare ederek geçiren Cristian Baroni, bir daha maça döndükten sonra kalitesini gösterdi. Son dakikalarda Sow'a attığı ara pası Moussa Sow ağlara yollayınca, günü asistle tamamlamış oldu. Ben sürekli istikrarsızlığından şikayet ettiğim Baroni'den yine memnun değilim. Bu şekilde onbirde oynamayı hak etmiyor. Ben olsam bu Baroni'yi 'Genç Semih' rolüyle 60-70'ten sonra oynatırım. Bugüne kadar izlediğim 'Genç Baroni' bu şekilde hep daha fazla verim ve arzuyla oynadı.

              Bu arada ilk yarım saatte müthiş tempo yapan takımın, oyunun ilerleyen bölümünde yukarıda bahsettiğim gibi temposunun düşeceğine inanmıştım. Ancak takım beni net bir şekilde yanılttı. Haftada 3 maç yapan bir takımın, şu anda gösterdiği fizik kalitesi muazzam. Bunlar için Aykut Hoca'yı ciddi ciddi tebrik etmek gerek. Rotasyon uyguladığı takımda bir çok oyuncunun hazır olmasını sağladı. Takım hala 3 kupada da hedefi kovalamaya devam ediyor. Belki Krasic ve Stoch üzerinden eleştirenler olabilir yine de. Ama Krasic bugün maç kadrosundaydı. Stoch'un ise sağa çekerek attığı şutlarla, yiyecek ekmeği kalmadı buralarda. Sezon sonunda Abbas Passenger denilir.

                      

24 Ocak 2013 Perşembe

Bursa Maçına ve Fenerbahçe'nin Gençlerine Dair

           Ziraat Türkiye Kupası A Grubu'nda oynadığı ilk 3 maçı kazanarak lider olan Fenerbahçe, 4. maçında Bursaspor'u sahasında konuk etti. 3-0 Fenerbahçe galibiyetiyle sonuçlanan maçta, cezasını tamamlayan Raul Meireles formasına kavuşurken, altyapıdan gelen Beykan Şimşek, ilk resmi maçında gol atarak, Fenerbahçelileri ümitlendirdi. Fenerbahçe'nin diğer iki golü Semih Şentürk'ten geldi.
 



           
           Maçtan önce Migros Tribünü'nde, grup Cadde'nin açtığı pankart tam da Fenerbahçeliler'in duygularına tercüman oluyordu.

           Fenerbahçe'de  Yobo Afrika Uluslar Kupası için milli takımda olduğu için,Mehmet Topuz ve Gökhan Gönül'ün kırmızı kart cezalarından dolayı, Sezer Öztürk de sakat olduğu için bu maçta kadroda yer alamadılar.

           Rakibe nazaran daha iyi başlayan Fenerbahçe, daha 5. dakikada Salih Uçan'ın harika ara pası ile kaçan Semih'le gole yaklaştı, fakat Semih Şentürk topu Scott Carson'a nişanlayınca mutlak bir golden oldu.

           25'te bu kez seken topa ceza sahası dışından, sağ ayağının dışıyla harika bir şut atan Salih Uçan'ın şutu direkte patladı, girse harika bir gol olacaktı.

           İlk yarım saatte, Bursaspor Fenerbahçe'nin hızlı çıkmak istediği her pozisyonda, bazıları kartlık olan fauller yaptı. Kuddusi Müftüoğlu bunların hiçbirinde kartına başvurmamasının yanı sıra, bazılarına faul bile çalmayarak, Bursaspor'un sertliğine prim tanıdı. Kuddusi Müftüoğlu'nun her stadı Fenerbahçe için deplasmana çevirmek gibi bir yeteneği vardır! Raul Meireles'in sarı kartlık pozisyonunu ise atlamadı.

           Meireles'in dönüşü memnuniyet verici.. Futbol aklı üst düzey olan Raul, yine pas alışverişinde , rakibe baskıda , pozisyon almada farkını gösterdi.

           Egemen'in de Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra ortaya koyduğu, en iyi performans dün ortaya koyduğuydu, hatasız oynadı.

 
           Miroslav Stoch bildiğimiz gibi.. Hiç bir katkısı yok. Mücadele yok, yardımlaşma yok, zeka yok!
            Dün yine birşey vermezken, Ferenc Puskas Ödülü sonrası da, bir Rus kulübüne kakalanamaması büyük talihsizlik.
           Hani teklif edildiği ve Fenerbahçe'nin reddettiği söylenen 10 milyon eurolar falan değil, 5-6 milyon euroya hemen satılmalı! Yok yani bu adam bu kadar.. Geldiğinden beri bir arpa boyu yol almadı Stoch.


     
           Salih'in pasıyla topla buluşan Semih'in ortasını Bursaspor defansı elle kesince, Fenerbahçe penaltı kazandı. Fenerbahçe 1 yıl sonra ilk kez penaltı kazanmış oldu. Taraftar atışı günün başarılı ismi Salih kullansın diye tezahürat yapmasına rağmen Salih penaltı noktasına gitmedi. Atışı kullanan Semih topu ağlara yolladı. (1-0) İlk yarı bu şekilde sona ererken, Bursaspor adına dikkat çeken oyuncu, N'Diaye yerine alınan Edu idi.  
           İkinci devrenin başında Selçuk Şahin'in yerine giren Cristian Baroni, önceki maçlardakinin aksine , Salih ile alan paylaşımı konusunda daha iyiydi. Bu değişiklik takımın pas kalitesini de bir seviye daha arttırdı. Fenerbahçe savunmasının da orta sahaya ayağa çıkmaya çalışmaları; bu maçta dikkatimi çeken bir başka durumdu. 


           
           Semih Şentürk fizik olarak hala gereken düzeyde değilse de, Fenerbahçe'nin oyununa zeka ve mücadele hırsı katıyor. Moussa Sow'un alternatifi ya da başka bir gol silahına sahip olmak bakımından, Semih'in daha fazla süre almayı sürdürmesi gerekiyor. Biraz morallenmiş, maç sonundaki açıklamaları da bunu destekler nitelikteydi.





           61'inci dakikada Bursasporluların uzaklaştırmaya çalıştığı top, baskı yapan Semih Şentürk'ün  ayağına çarpıp, yaklaşık 30 metreden ağlara gitti (2-0) Golden sonra kusura bakma bilerek atmadım der gibi, mahcup bir halde yanına gittiği Scott Carson'ın trip atması tribünleri kahkahaya boğdu.
           Dakika 62'de Sow'un yerine Kuyt, 73'te de  taze kan olarak , Stoch'un yerine genç Beykan Şimşek oyuna girdi..


           Fenerbahçe kontratağında topla buluşan Semih, bekletmeden topu solundaki Beykan'a aktardı. Beykan bekletmeden, harika vurdu. Beykan Şimşek uzun zamandır dikkat çeken bir isimdi. Devre arasında Antalya kampına katıldı, geçen hafta Elazığspor maçında da kadrodaydı ancak oyuna dahil edilmemişti.Dün ilk resmi maçında muazzam bir gol atan Beykan Şimşek'in sevinci görülmeye değerdi. Baroni'nin omuzlayarak tribünlere götürerek alkışlattığı Beykan Şimşek, şüphesiz ki günün en mutlu ismiydi.. Golden sonra da hem pası verdiği için, hem de kendi gibi altyapıdan gelen oyunculara verdiği destekten dolayı Semih Şentürk'ü aramış, heyecandan bulamamış bir an!

           
           
           Fenerbahçe'nin Bursaspor'u 3-0 mağlup ettiği karşılaşmanın son golünü kaydeden genç futbolcu Beykan Şimşek, maçın ardından açıklamalarda bulundu:       
           "Gerçekten şu anda anlatılamayacak kadar mutluyum. Böyle güzel bir gol atmak, böyle bir statta özellikle mükemmel oldu benim için."
           Fenerbahçe formasıyla adını duyuran Beykan, gelecek hedefleri olduğunu belirterek, "Genç bir oyuncu için ilk hedef çıktığı takımda kalıcı olabilmektir. Ben de ilk etapta Fenerbahçe'de kalıcı olarak forma bulmak istiyorum uzun vadede. Sonrasında da tabii ki benim de büyük hedeflerim var." diyerek sözlerini noktaladı.

           Bunlar gayet olgun açıklamalar. Ben alt yaş takımlarından Beykan Şimşek'i tanıyorum. Beykan alt yapılarda yaşça kendisinden büyüklerin arasında oynuyordu. Yeteneğini biliyordum, ama bana hınzırlığı pek seven bir çocuk gibi görünüyordu. Futbolunda belirgin eksiği normal olarak fiziksel özellikleri.. Ama iki yıl önce yaptığı şu röportajı okuduktan sonra fikrim değişti benim.. Aklı başında bir çocuk olduğuna, adam olacağına daha bir inandım.   bkz. Beykan Şimşek Röportajı



 

           Salih çok özel bir çocuk, bugün attığı direkten dönen şuttan okumak mümkün. Geçtiğimiz maçlarda Salih'in pas hataları konuşulduğunu duydum. Oysa Salih Uçan'ı etkin pas denemesi %'sine bakarak değerlendirmek lazım. Recep Niyaz kadar yetenekli değil belki ama daha hazır. O mesela bugünkü şutu atabiliyor, ama Recep Niyaz Trabzon maçında daha müsait pozisyonda, şut atmak yerine pas vermişti.  Oysa vursa gol olacaktı! Bir yandan da Recep Niyaz'ın henüz 17 yaşında olduğunu unutmamak gerek! Salih TFF 1 ligde edindiği deneyimle, oyun sertliğine Recep'ten çok daha alışkın. Türkiye'de oyun hızı, atletizm ve kalite manasında değil, ama oyun sertliği anlamında; lig küçüldükçe zorluk büyür. Amatör liglerde kasti tekme de, tükürme de küfür de vardır mesela.. Her durumda farklı olan Salih'in durumu. Doğal olan ise, 17-19 yaşlarındaki futbolcuların özgüven açısından Salih seviyesinde olmamaları..
                
           Recep Niyaz bir yıllığına ya da bir buçuk yıllığına , TFF 1'inci ligde bir takıma kiraya verilerek profesyonel futbol sertliğine alışması sağlanmalı. Ayrıca bu maç sayısını arttırarak özgüven konusunda aşama kaydetmesini de sağlar.. Kiraya verilecek takımı bilemiyorum, ama kendisini tanıyıp isteyen, eğitmen yönü ağır basan bir antrenöre teslim edilmeli. Manisaspor'a kiraya giden, orada Ersun Yanal ile çalıştıktan sonra, Galatasaray'a dönüp ilk 11 oyuncusu olan Arda Turan örneğindeki gibi..

           Sahada ne zaman ne yapacağını bilen ve bunu sakinlikle yerine getiren bir futbolcu Salih Uçan.. Saha görüşü, pas şiddetini ayarlayışı enfes. Sık sık Oğuz Çetin gibi, top sıkıştığı anlarda tüm takımın sorumluluğunu almaya kalkıyor , 5 dakikada Semih'e attığı ara pası da Semih Carson'a nişanlayınca mutlak bir asist istatistiğini ıskalamış oldu bunun yanında fizik kalitesi Oğuz'un onun şimdiki yaşından 6-7 yıl sonra yakaladığı seviyede şimdiden gelmiş durumda! Oğuz Çetin'in Osieck gelene kadar defansif anlamda da sorumluluk aldığını görmemiştik, Salih ise sık sık pas arası yapıyor, sık sık arada kalan topları söküyor ve topu kazandığında ne yapacağına dair bir fikri oluyor! Salih, eleştiriye de, ıslıklanmaya da, herşeyden önemlisi, övülmeye de hazırlamış gibi kendini. Allah sakatlıklardan korusun...



Beykan Şimşek, Aykut Kocaman Posteriyle



Beykan Şimşek




Semih Şentürk&Raul Meireles

21 Ekim 2012 Pazar

Eksik Fenerbahçe Beraberlikle Döndü

      Bursaspor iyi hazırlanmış coşkulu seyircisiyle, önde baskı yaparak başladı. Zaten Fenerbahçe karşısında pek çok rakip bunu yapıyor,çünkü Fenerbahçe ne olursa olsun geriden pas yaparak çıkmaya çalışıyor. Bu dakikalarda Bursaspor başta Krasic'i olmak üzere, kanatları iyi kapatırken, Fenerbahçe ortada oynayan Cristian, Selçuk, Caner 3'lüsüyle, kapanan kanatlara bir alternatif yaratacak, hiç bir ofansif hareket yapamıyordu. Yine aynı bölgede Belluschi,Batalla ve N'Diaye ile oynayan Bursaspor'un, orta alanda hücum etmek konusundaki etkinliklerini de engelleyemediler.

      Caner'in iç bölgede kullanılmasında bir yanlışlık olduğu fikirlerine katılmıyorum, hatta ben de zaman zaman öneriyorum. Dinamizm ve ileri doğru oynama becerisi Caner'i iç bölgede de değerli bir oyuncu yapıyor. Selçuk driblingli bir oyuncu değil, Cristian da istekli olmayıp öne doğru oynamak için zorlamayınca, sıkıntı daha da büyüdü. Kanatlardan oynayamıyorsun, içeriden kat etmen şart..
   
      Hasan Ali ilk bölümde, önündeki Sow ile uyumsuz bir görüntü sergilerken, pozisyon alma konusunda bazı aksaklıklara yol açtı. Bursaspor'un maestrosu Batalla'nın sağ tarafa attığı topu alan Murat'ın arka direğe yerden kestiği topu engeleyemedi. Murat'ın ortasında ters kademeye giren Serdar Kesimal'in ters vuruşunda, top Fenerbahçe ağlarına gitti. (1-0) Sağdan gelen topa sol ayağıyla vurmalıydı, ama topla arası en iyi olan defans oyuncularından biri olan Serdar bile, bu pozisyonda hangi ayağıyla müdahale edeceğini bilmiyormuş.

      Serdar Kesimal  gol olan ters vuruşuna rağmen iyi bir oyun çıkardı. 5 aydır oynamayan oyuncuyu, kendi kalesine attığı golden sonra, tüm takım teselli edince oyundan düşmedi. Geriden top çıkarma konusunda en etkili Fenerbahçe'li olurken, kenarda da Vederson'a kulvar bırakmadı, zaman zaman kritik kademelere de başarıyla girdi.

     Golden sonra hücum etmeyi sürdüren Bursaspor'da Belluschi takıma cuk oturmuş, uzaktan attığı şutlarla, pas alışverişine olan katkısıyla, oldukça etkili oynadı. Bir pozisyonda Batalla'nın müthiş dönüşü sonrası verdiği enfes arapas sonrası,çaprazdan yapılan vuruşu kurtaran Volkan, maç boyu önemli kurtarışlar yaptı.

        
      20. dakikadan itibaren baskıyı kıran Fenerbahçe'de, Sow-Kuyt-Krasic 3'lüsü çok fazla dönerek oynamaya başlayınca, Bursaspor defansının dengesini de bozmaya başladı. Arkaya doğru yaslanmaktan biraz olsun kurtulan Cristian ve Selçuk biraz daha olumlu toplar kullanmaya başladı.

      23. dakikada korneri kullanan Caner, Krasic'e pas attı, Krasic'in kısa ortasında, defanstan sıyrılarak ön direk koşusunu iyi yapan Sow, yakın mesafeden kafa vuruşuyla skoru eşitledi. (1-1)

     Golden sonra etkinliğini sürdüren Fenerbahçe, bir iki pozisyon daha bulduysa da golü bulamadı. Özellikle 37. dakikada iyi bir frikik kullanan Caner ve karşı karşıya kaldığı pozisyonda Krasic, Scott Carson'ı geçemediler. İlk yarı böylece beraberlikle sona erdi.

     İkinci yarıya Aykut Kocaman Krasic-Stoch değişikliği yaparak başladı. Krasic'in iyi performansının yanında, Stoch'un genel verimsizliği düşünülürse neden yapıldığını anlayamadığım bir değişiklikti. Belki Krasic'in ufak bir sakatlığı oldu, ya da kondüsyon açığını düşünerek yaptı bu değişikliği..

     İlk yarıda olduğu gibi başlangıçta Bursaspor baskındı ve önde oynuyordu. Batalla'nın müthiş paslarıyla ve Belluschi'nin uzaktan şutlarıyla bir çok kez kaleye geldiler,ancak Volkan Demirel'i geçemediler. Orta sahada Cristian ve Baroni'nin önüne yerleşen Stoch'un pas hatalarının, anlamsız hareketlerinin de payı büyüktü alışageldiğimiz gibi.

     Son 20 dakikalık bölümde Stoch-Caner yer değiştirdiler. Stoch iyi bir performans sergilemese de daha az zarar vermeye başladı. Caner'in getirdiği toplar dışında, bütün hafta müzmin sakat olduğuna dair dedikodular kaynatılan Sow'un, karşısına gelen her rakibi ekarte etmesi, atletik özelliklerini en etkin biçimde kullanıyor olması gözlerden kaçmadı.

     Scott Carson da günündeydi, Stoch'un bir, Caner'in iki pozisyonunu kurtararak, takımının hak ettiği puanı kazanmasında önemli işler yapmış oldu. Caner'in bu pozisyonların birinde, içeride bomboş olan Bekir'e vermek yerine, kaleye vurması puanını kırmama neden oldu. Bekir de bu pozisyonda isyan etti.

     Sadece 5 dakika Bursaspor yedek kulübesinin itirazlarıyla uğraşan hakemin, karşılaşmayı sadece 2 dakika uzatması komikti, komikten öte çirkindi.

     Son bölümde üst üste kornerler atan Fenerbahçe, hakkı beraberlik olan maçı az kalsın kazanıyordu. Bu bölümde oyuna giren Semih ve Sezer Öztürk neredeyse topa bile dokunamadan maçı tamamladılar.

    Bu pankartı açan taraftara da, bu pankartın içeri sokulmasına izin verenlere de lanet olsun!!.





 
BURSASPOR: 1 - FENERBAHÇE: 1
Stat: Atatürk
Hakemler: Yunus Yıldırım, Adil Sinem, İsmail Şencan
Bursaspor: Carson, Basser, İbrahim, Ömer, Hakan, Murat (Dk.62 Okan), N'Diaye, Belluschi, Vederson (Dk.82 Ferhat), Batalla, Pinto (Dk.90 1 Sestak)
Fenerbahçe: Volkan, Egemen, Serdar, Bekir, Hasan Ali, Baroni, Kuyt, Krasic (Dk.46 Stoch), Selçuk, Caner (Dk.89 Sezer), Sow (Dk.89 Semih)
Goller: Dk. 12 Serdar Kesimal (Kendi kalesine)(Bursaspor), Dk. 23 Musa Sow (Fenerbahçe)
Sarı Kart: 90 artı 1 Serdar (Fenerbahçe)






12 Aralık 2011 Pazartesi

Bursaspor: 0-2 :Fenerbahçe(Fenerbahçe Reaksiyon Gösterdi)


        Hafta içi kaybedilen maçtan sonra soyunma odasında oyuncuların biraraya gelerek kötü oyunları hakkında konuşmalarını olumlu bir işaret olarak gördüğümü söylemiştim.Bu maçta da geçen maç sonundaki bu biraraya gelişin olumlu bir reaksiyon göstermelerinde çok etkili olduğunu gördük.

      Maça klasik şablonuyla başladı Fenerbahçe.Hep söylediğimiz gibi şuanda takımdaki tek gerçek forvet oyuncusu olan Semih en uçta başladı.Ve top alış verişlerindeki başarısıyla indirdiği toplarla,başarılı duvar oluşlarıyla Fenerbahçe'nin oyunu ileride tutabilmesinde büyük payı vardı.Aklın yolu bir..Stoperde de Serdar Kesimal ilk kez ligde Fenerbahçe forması giydi.Bilica'dan çok daha iyi bir oyuncu olduğu açıkça görüldü.Zaman zaman orta sahaya yaklaşarak pas alış verişine de katkıda bulundu

     Stoch solda Özer sağda başladı.Semih'in doğru pozisyon alışlarıyla Fenerbahçe'nin öndeki beşlisiyle saysız pozisyon buluşuyla özetlenebilirdi ilk yarı.Bursaspor ilk yarıda tek ciddi pozisyona girdi.Bu pozisyonda kaleye yuvarladıkları topu Gökhan çizgiden çıkardı.Gökhan'ın da bu kaleciyi geçen toplarda sık sık kalenin içinde doğru yer tutarak toplar çıkardığını hatırlıyorum.Gökhan biraz kendini toparlamış temposunda gözle görülür ilerleme vardı.

     İlk yarı Selçuk Fenerbahçe baskısından seken topları toplamakta başarılıydı.Emre daha fazla oyuna girdi etkili paslar da attı.Ve bunların birinde defansın arkasına attığı pasta,kısa bir koşuyla Semih topu çok klas bir vuruşla ağlara yolladı.Dakika 39'u gösteriyordu.Bu gol Semih'in moralini oldukça yükseltecek çünkü haftalardır gol atamamasının da sahadaki kötü görüntüsünde etkisi olduğunu düşünüyordum.(1-0)




Fenerbahçe golden sonra da Alex'le,Stochla'Özerle pozisyonlar bulmaya devam etti.Yine Emre'nin bir pasında sağ çaprazda topla buluşan Özer defansı harika ekarte edip sol ayağıyla güzel bir vuruş yaptı.Fakat top direkten döndü.Özer son haftalardaki oyunlarından çok daha iyiydi.Deplasmanda daha rahat oluyor sanırım.Saraçoğlu'nda son dönemde taraftarın da tepkisiyle  oynamak onun için zor oluyordu.Fenerbahçe taraftarının ondan beklentisi büyüktü ve bunu karşılayamadığı için büyük hayalkırıklığı yaşadıkları için onları anlıyorum.Gerçekten uzun zamandır hepimiz ne zaman iyi oynayacağını sabırla ve merakla bekledik.Artık formanın hakkını vermeli kesinlikle doğru.Fakat tepki vererek daha iyi oynamasını sağlamak mümkün değil bu açıkça görülüyor.Ve o asla vurdumduymaz biri olmadı mücadele ediyor,biraz daha destek olunmalı.Sonuçta Fenerbahçe'de Özer'in alternatifi Mesut Özil değil..İlk yarı Fenerbahçe'nin etkili oyunuyla bu şekilde sona erdi.


2. yarı Fenerbahçe yine oyunu yavaşlattı.Bursaspor'un bir 20 -25 dakika baskılı ama üretkenlikten uzak oyunu vardı.Fakat bu takım sadece Ozan İpek'in ayağına bakan bir takım hüviyetine girmiş.Ozan iyi oyuncu ama bu takımı tep başına taşıyamaz.Sestak'ın da inatla kanatta oynatılıyor olmasını hatalı buluyorum.Fenerbahçe zaman zaman kontra pozisyonlar buldu.Özellikle Gökhan'ın etkili kanat bindirmeleri vardı.

Aykut Hoca,Daha sonra önce Özer'le Selçuk'u çıkartarak Bienvenu ve Cristian'ı oyuna aldı.Böylece takım geçen haftaki şablonuna döndü.Bu ''Hata yapan ben değildim'' gösterme çabası gibi görünen değişiklikler takımın aynen geçen haftaki gibi geriye yaslanmasına neden oldu.55. dakikada Bursaspor'un ciddi bir atağında Ömer'in  uçarak yaptığı kafa vuruşunu Volkan önledi.Yine de bir ani atakta sağdan bindiren Gökhan Gönül,güzel bir koşu yapan Stoch'a harika bir pas attı.Stoch da 67.dakikadaki bu pasa ,en az pas kadar güzel vurarak topu ağlara yolladı.(2-0)Maçın son bölümünde Fenerbahçe Alexle pozisyonlar bulsa da bunlardan yararlanamadı.Maç bu şekilde sona erdi.

Maçın Adamı:Gökhan Gönül