UA-36062800-1
Volkan Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Volkan Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2013 Pazartesi

Formanın Hakkını Veren Moussa Sow

           Fenerbahçe formasıyla ilk kez 11 kişilik kadroda bir lig mücadelesine çıkan Salih, ligin ilk yarısında 9. haftada Medical Park Antalyaspor, 17. haftada da Kardemir Karabükspor maçlarında ikinci yarılarda oynama fırsatı bulmuştu. 

           Teknik direktör Aykut Kocaman, eksiklerin çokluğunda genç futbolculardan Beykan Şimşek'e de 18 kişilik kadroda yedekler arasında yer verdi. 

           Fenerbahçe'de cezalı Meireles ile sarı-kart cezalıları Bekir İrtegün ve Hasan Ali Kaldırım karşılaşmada forma giyemedi. 


          
    Ziraat Türkiye Kupası'nda 1461 Trabzon ve Bursaspor maçlarında ortaya koyduğu performansla beğeni toplayan Salih Uçan, Sanica Boru Elazığspor karşısında son iki kupa maçında olduğu gibi Aykut Kocaman'ın ilk 11'deki tercihlerinden birisi oldu. 


    Afrika Uluslar Kupası için Milli Takıma giden Yobo'nun yanı sıra, geçirdiği gribal enfeksiyonun ardından dün takımla çalışan Stoch, 18 kişilik kadroda yoktu,gözler de aramadı hani. 

    Aykut Kocaman, Meireles'in yokluğunu orta alanda Mehmet Topal'ın yanında Salih Uçan ile doldururken, sol bekte Hasan Ali'nin yerinde Caner Erkin görev yaptı. 

    Bekir ve Yobo'nun yokluğunda ise Fenerbahçe savunmasının ortasında Serdar Kesimal-Egemen Korkmaz ikilisi görev aldı. 

         Teknik direktör Kocaman, Krasic'i orta alanın sağında, Kuyt'ı ise solunda oynattı. Sakatlığı bulunan Sezer Öztürk de maç kadrosunda bulunmadı. Sezer bir kaç maç sonradan girdiği oyunda etkili olmuştu
. Ancak ligin ilk yarısının son maçında, Karabükspor karşısında rezalet oynayanlardan biriydi. O gün bugündür de sakat zaten..

         Hakem üçlüsü bilhassa ilk yarıda, takdir haklarını Elazığ lehine kullanırken, sarı kart vermesi gereken 3-4 pozisyonu atlıyor, sağdan bomboş giden Krasic'in kritik pozisyonu anlamsız bir şekilde taç kararıyla kesiyordu

         Maça tempodan yoksun başlayan, dahası birşey yapmak gibi bir derdi de olmayan Fenerbahçe'de, ilk yarıda sol bekte oynayan Caner'in taşıdığı toplar, Salih'in her pozisyonda sorumluluk alan oyuncu olarak ön plana çıkması dışında ilk yarıda tek olumlu şey yoktu..

    Volkan Demirel'in ikinci omuzu da çıktıktan sonra; ameliyat olmayıp, tedaviyle oynamaya devam etmesi doğru bir karar değil bu artık çok net.. Bildiğimiz-alışkın olduğumuz Volkan, dün kaleye gelen iki topta da topun kaleye girmesine engel olur, muhtemelen ikinci yarıya takımını beraberlikle başlatırdı.. Oysa kaleye gelen iki şutu da engelleyemedi. İlk golde topa kafayla çıkan Volkan, ikinci golde (her ne kadar boş pozisyonda vurulsa da ) yayın üzerinde havadaki topa yapılan ayak içi vuruşu çıkaramadı. Yumuşak gelen topu çıkaramadığına göre atlayamıyor, atlayamayan kaleci olur mu? Ben kendi adıma ameliyat için zorlanmasının, kalede Mert Günok'un forma giymesi gerektiğini düşünüyorum. Yedek kaleci olarak Serkan Kırıntılı son derece yeterli bir kaleci.. 
          
       Volkan Demirel bence ameliyat sonrası kaleye tekrar geçememekten korktuğu için oynuyor. Tıpkı Engin İpekoğlu'nun sakatlığıyla kaleyi Rüştü'nün kapışı, Rüştü'nün sakatlığıyla da kaleyi kendisinin kapışı bir an olsun aklından çıkmıyor. Ve Mert Günok, Volkan da dahil belki de bu kaleciler içerisindeki en potansiyellisi..

     
      Hasan Ali'nin yokluğunda, sol bekte oynayan Caner, o bölgede pozisyon almayı bilmediği için başarılı olamadığını defalarca göstermişti. Üstelik Caner sol bek oynadığında; ön taraftaki istekli, rakibi zorlayan futbolundan da mahrum kalıyor Fenerbahçe.. Dün önünde oynayan Kuyt, ona ne savunma ne hücum anlamında, destek veremedi.. Kuyt'ta da ağır bir form düşüşü var zaten. Sanki Hasan Ali alternatifi olarak takımda bulunan Özgür  Çek gönderilmeyebilirdi. Evet o da sol bek oynama alışkanlığı çok yüksek bir oyuncu değil, ama Caner önde Kuyt'tan çok daha iyi oynuyor. Bundan sonra böyle bir eksiklik durumunda,  bir çok maçta sol bek oynamışlığı da olan Egemen Korkmaz, orada değerlendirilmeli bence! 

        İlk yarıda bu denli kötü oynayan Fenerbahçe,buna rağmen Sow'un kontrol edemediği iki pozisyonda goller bulabilir, soyunma odasına bu oyunla bile farklı bir skorla gidebilirdi. Cristian Baroni de ilk yarıda yine sıkça yaptığı gibi Maldonado görünümlü haliyle(Mehmet Demirkol'un benzetmesi) sahadaydı..
       İkinci yarısına Fenerbahçe hızlı başladı ancak karşılaşmanın 55. dakikasında Gökhan Gönül ile Marvin'in ikili mücadelesinde Gökhan yerde kaldı. Yerden kalkan Gökhan ile Marvin arasında itişmeler oldu. Bu itişmelerden sonra araya diğer oyuncular girerek iki oyuncuyu ayırdı.  Hakem İlker Meral iki oyuncuyu yanına çağırdı ve her ikisine birden kırmızı kart göstererek oyun dışına attı.
     Kırmızı kartlar Fenerbahçe'den çok Sanica Boru Elazığspor'u etkiledi  diyebilirim rahatlıkla.. Uzun zamandır bizi yaptığı driplinglerinden, rakip kanadı çıkarmayan baskılı koşularından mahrum bırakan Gökhan Gönül, Bursaspor maçında eski günlerinden esintiler sunarak Fenerbahçelileri umutlandırmıştı.. Ancak dün onunla birlikte atılan Zeegelar karşısında oldukça zorlanıyordu.. Hatta Zeegelar'ın bariz üstünlüğü vardı Gökhan Gönül karşısında.. Asıl mevkisi neresi emin değilim ancak, sene başında Zeegelaar sol bek oynuyordu. Yılmaz Vural ise onu sol öne koyarak, arkasına yetenek fakiri ancak mücadeleci bir oyuncu olan Orhan Ok'ı koymuş. İyi de sonuç aldığını söylemek mümkün!
       Sanica Boru Elazığspor kalecisi İvesa, ikinci yarının başından itibaren, hiç bir topu gereken zamanda oyuna sokmazken, İlker Meral kart vermek için onlarca kez bekledi önce.. Sarı kartını vermek için bu kadar sabreden İlker Meral, sarı kartı verdikten sonra da bu tavrını sürdüren İvesa'yı elbette ki atmadı. Kuralları uygulamayan hakemler yüzünden, kalecilerin topu oyuna sokmamakta direnmesi geleneksel bir hal aldı. Bu kural ya kaldırılmalı ya da uygulanmalı! Tribünleri gereksiz yere germenin ne anlamı var? İlk sarı kartı zamanında verirsen, hem tribünler gerilmez, hem de kaleciler bunu bütün maç sürdüremezler!
     Son birkaç maçta kıpırdanmaya başlayan Semih Şentürk, ikinci yarı girdiği oyuna zeka ve skora itiraz eden bir görüntü kattı. Hala çok iyi durumda olduğunu söylemek zor da olsa; orta sahaya yaklaşarak, top alış verişi ve oyunu açışıyla maç ivmesinin Fenerbahçe lehine dönmesinde en etkili oyunculardan biriydi. Semih'in dahil olmadığı pozisyonlar ise hep doldur boşalta dönüşüyordu.  
    İkinci yarıda ilk yarıdaki Maldonado görüntüsünden biraz sıyrılan Cristian Baroni, sahada her şeyi yapmaya çalışan tek adam olan Moussa Sow, oyuna ciddi dinamizm kazandıran Mehmet Topuz ve kendini aşan Mehmet Topal Fenerbahçe adına önemli isimlerdi.. Sow'un ilk fırsatını bulduğu anda denediği rövaşata vuruşu, bu gollerine alışan Fenerbahçelileri heyecanlandırırken, kalenin hemen yanından dışarı gitmesi talihsizlikti. 
    Orhan Ak ve kaleci İvesa'nın bir anlık şaşkınlığından faydalandığında, topu ağlara yollayan Sow, tribünlerden '' Formanın Hakkını Veren Moussa Sow'' tezahüratıyla da haklı desteğini aldı. Bu tepki de son dönemde kötü oyunları karşısında, yönetime - hocaya yönlenen baskının doğru istikamete yönlenmesi bakımından ciddi ciddi önemliydi.. Mehmet Topal'ın kafa vuruşuyla son bölümde eşitliği yakalayan Fenerbahçe, yine aynı futbolcunun bir ciddi kafa vuruşundan da sonuç çıkaramazken, maçı kazanmak için birçok daha ciddi pozisyon yakalasa da, galibiyet golünü bulamadı. Fenerbahçe adına bir diğer ciddi sorun da duran topların etkin kullanılamaması olarak görünüyor. Onlarca korner kullanan, 2-3 tane cepheden frikik kazanan Fenerbahçe; duran top kullanan oyuncu eksikliğini de bir şekilde gidermeli. Sağ taraftan kullanılacak korner için, hemen her seferinde sol bek oynayan Caner 75 metre koşup korner atmaya gitmek zorunda kalıyor tam komedi!
        
       Defansının üç oyuncusu Orhan Ak-Sedat-Bilica olan bir takımı yenemiyorsan, dahası el bombası gibi olan bu futbolcuların, hiç birinin zorlanmadan maçı tamamlaması, hiçbirinin oyundan atılmaması futbol falan oynanmadığının ispatı niteliğinde. 

16 Aralık 2012 Pazar

Fenerbahçe Arena'da Nasıl Kazanır?

     Fenerbahçe ve Galatasaray'ın muhtemel kadrolarının soldaki gibi olmasını bekliyorum.

     Öncelikle Fenerbahçe ve Galatasaray'ın artılarınını ve eksilerini ele alalım.

Fenerbahçe'nin Artıları

-Takım savunması Meireles'in de takıma katılmasından sonra iyice oturdu.

-Orta saha dirençli, Sow,Caner ve Kuyt'ın da desteğiyle, istediklerinde topa çok iyi baskı uyguluyorlar.

-Sow bulunca affetmiyor, üstelik sinir bozucu goller atıp, rakibin sinirini bozabilir!

-Kalede Volkan inanılmaz güven veriyor, bu yıl Avrupa Ligi'ndeki maçlarda harika performans verdi,morali yerinde,derbilerde genelde iyi motive oluyor.

-Cristian gününde olursa ceza alanına iyi koşular yapıyor,araya iyi oynuyor,gol de atıyor.


Fenerbahçe'nin Eksileri 
-Hasan Ali her ne kadar gelişim kaydetse de, pozisyon alma konusunda eksikleri var,arkasına adam kaçırabiliyor.

-Cristian oynadığı her 10 maçın 6'sına demotive biçimde çıkıyor,o haliyle de takımı ciddi ciddi eksik oynatıyor!
-Duran topları savunmakta hatalar yapılabiliyor
-Üretkenlik sorunu yaşanabiliyor, dikine oynayan ve süpriz koşu yapan oyuncu sayısı az!
-Geçen yıl oynanan maçlarda, Galatasaray'ın oyun üstünlüğü kurmuş olması psikoloik sıkıntı yaratabilir!
 
Galatasaray'ın Artıları

-Her ne kadar Elmander yerine Burak tercihiyle azalsa da ön alan baskısı yapabiliyorlar

-Orta saha oyuncuları topla iyiler, Selçuk başta olmak üzere,Hamit,Melo,Amrabat ve bekler Riera-Eboue iyi top kullanıyorlar!

-Stadın akustiği harika! Bir derbi için başka ne istenebilir ki?

-Duran topları Selçuk çok etkili kullanıyor,hamle yapan oyuncu sayısı da bir hayli fazla,

-Top rakip kalede oynanırken,Amrabat dar alanda çok etkili olabiliyor!

-Burak Yılmaz'ın durmadan denediği defans arkası koşuları ve Selçuk'un oralara pas atabilmesi!

-Fatih Terim'in motivasyon kabiliyeti ve rakip kaleye baskı hedefleyen tarzı!


Galatasaray'ın Eksileri

-Kart görmeye müsait oyuncu fazlalığı Eboue,Burak Yılmaz,Semih Kaya ve elbette Felipe Melo

-Defansta sık verilen açıklar ! Semih Kaya ve Dani hamleli ancak bol hata yapan oyuncular, Riera mevkisinde oynamıyor, Eboue de bu yıl çok formsuz,bekler üzerine gidilince hata yapabiliyorlar!

-Melo bu yıl çok kötü, kondüsyonu yerinde değil, Selçuk İnan da kendisine baskı yapıldığında yıldırılabiliyor!

-Kanat oyuncuları çizgileri kullanamıyor,çok fazla içeri girip oyunun sıkışmasına neden olabiliyorlar, bu da üretkenliği kısıtlıyor!

-Galatasaray seyircisinin , Fenerbahçe'yi sıkça yenemedikleri için sabırsızlık göstermeleri, sahaya yabancı maddeler atma alışkanlıkları!


                                            Fenerbahçe Nasıl Kazanır

Fenerbahçe elbette ki topu daha almadan önce Selçuk'a baskı yapmalı,

Kanatları zayıf olan Galatasaray üzerine kanatlardan gitmeli

Defanstan çıkarken top kaptırıp ani atak yememeli

Rakibe duran top şansı vermemeli

Top kaptırıldığında hızla baskı yapmalı

Semih ve Melo arasında Sow'a doğru ısrarla oynamalı

24 Nisan 2012 Salı

Çubuklu Klasiği


       Arena deplasmanında Fenerbahçe için kazanmak dışında bir seçenek yoktu öyle de oldu..Aksi sonuçta  bu sezonun önceden karar verilmiş sonu hazır olacaktı. Fenerbahçe çıktı yazılmış senaryoyu kısa metrajlı çekmek düşüncesinde olanları hayal kırıklığına uğrattı.
       Galatasaray'lılar yukarıdaki çalışmayı yapmışlar.Aslan köprüden geçip kupayı Fenerbahçe Stadı'ndan almak için şahlanmış şekilde resmedilmişti.Ama söz konusu çubukluysa böyle afacanlıklar için acele etmemeleri gerektiğini bilmelerini gerektirirdi makus tarihleri..

      Maçtan önce çoğunluk Galatasaray’ın kazanacağını düşünüyordu.Haksız da sayılmazlardı. Öncelikle Galatasaray’ın  kadrosu Fenerbahçe’ye göre bariz üstün.Hani ilk onbiri dengeli kabul etsek ki değil,kulübelere baktığımızda hamle alternatifi açısından ne denli büyük bir fark olduğu aşikar.Fakat Aykut Kocaman tü kaka,Fatih Terim İmparatore!..Bunun dışında mevcut form durumları da,’Trabzonspor maçını saymazsak’ Galatasaray’ı işaret ediyordu.Maç öncesi seremonide de Fenerbahçe'li oyuncuların bir kısmının inançlı görünmediğini fark etmiştim.
   
     Aykut Kocaman'ın takımı sakin,ayağa pas oynayacaktı elbette ki.Ligin en iyi pas oyunu oynayan takımı olan Fenerbahçe ile ön alanda baskılı oynayan Terim'in öğrencileri bildikleri gibi başladılar.Galatasaray ligin bu alanda en önemli oyuncusu defansif santraforu Elmander'in önderliğinde baskılı başlarken,Fenerbahçe sakindi.Yapması gereken göbeği kalabalık tutarak savunmak,topu kaptığında kenarlara aktarmaktı.Çünkü Galatasaray'ın kenarları yumuşak karnıydı.Hücumda da sağ ve sol açıkları içeri katederek oynayan oyunculardı.Böyle de yaptı.Sol tarafı ilk dakikada Caner'in rakipleri geçerek yaptığı orta dışında kullanmayı denememeleri en büyük hatalarıydı..
    
    17.dakikada Alex buluştuğu topu,Sow'un çapraz koşusuyla yerini kaybettirdiği Semih'in boşalttığı kulvarı farkedip,koşusunu yapan Ziegler'in önüne yuvarladı.Fenerbahçe golü sol bekinin ayağından bulurken,bunda yukarıda belirttiğimiz kanat oynamayı bilmeyen oyunculardan Emre Çolak'ın Ziegler'i takip etmemesinin rolü de büyüktü.(0-1)


     İlk olgun atağında golü bulan Fenerbahçe'nin golden hemen sonra Cristian'ın şutunu Alex tamamlamak üzereyken son anda  Semih ayağını sokmasa 0-2 olacak,belki de ilk yarıdan maçı koparacaktı.
       
    Golden sonra Galatasaray ön alanda baskıya devam ederken,Fenerbahçe de göbeği kapatarak, çizgiden oyunu karşıya taşıma denemelerini sürdürdü.Fırat Aydınus gereksiz bir kartla Caner'i oyundan düşürürken,Galatasaray'ın baskı yaptığı bölümlerde,olası bütün Fenerbahçe kontralarını da,Galatasaray savunmasından daha etkili bir biçimde kesiyordu.Ters faul kararlarıyla kaptıkları topu ileri taşımaya çalışan Fenerbahçeli'leri yıldırırken,ön alanda oynayan Galatasaray'lıları da çıkamayan Fenerbahçe'nin üzerine gitmekte cesaretlendiriyordu.
    
   Fırat Aydınus hakemliğinden sıkılmaya başladım.Ne yapıp edip,''denge oyunu kurayım,hatta maçı beraberliğe bağlayayım'' çabası her derbide ön plana çıkıyor.Böylece büyük tepkiler almayacak,kendisine ve MHK'ye bir nevi kalkan sağlayacak bir yönetim anlayışı var.Tek iyi tarafı hatalı penaltı kararı vermiyor kolay kolay..Ama Melo'ya 2.dakikada arkadan yaptığı faulde sarı kart vermemesinin,Caner'e de yalandan kart vermesinin tek sebebi yukarıda anlattıklarım..Kendisinin artık beraberlik sonucunun onun karar verebileceği bir sonuç değil de, kendiliğinden olacaksa olacak bir sonuç olduğunu kavraması gerekiyor!.40.dakikada Sow'a arkadan yapılan ve sakatlanıp çıkmasına neden olan pozisyonda faul bile çalmadığını da belirtelim.İlk yarı 0-1 Fenerbahçe üstünlüğü ile sona erdi.


    Galatasaray ikinci yarıya ilk yarıdakinden de daha büyük baskıyla başlarken,Fenerbahçe'de ilk yarıdaki ne yaptığını bilen görüntü kayboluverdi.Neyse ki ilk yarıda kurtardığı müthiş bir topta sakatlanan Volkan Demirel sahadaydı ve direniyordu!.Kendisine milli maçlarda bile organize bir şekilde küfreden taraftarların önünde bu müthiş performansı sergilerken,başka bir itici güce ihtiyacı yoktu elbette ki..
  
    Galatasaray baskısının 60.dakika civarında biteceğini,yorulacaklarını düşünüyordum,yanılmışım..Galatasaray atak üzerine atak yapmayı sürdürürken,Volkan'ı geçmeyi bir türlü başaramıyorlardı.69.dakikada Fırat Aydınus'un uydurduğu frikikte topun başına geçen,Türkiye'nin en iyi orta saha oyuncusu Selçuk, topu Fenerbahçe ağlarına yollarken,yine topa dokunan Volkan,kaleye gitmesini önleyemedi.(1-1)Golden sonra soldan bir ortaya dokunamayan Aydın'ın,hemen sonrasında arka direkte yaptığı vuruşu da Volkan inanılmaz bir refleksle çıkardı.


   Galatasaray golü ararken atılan uzun topa düşerken dokunup,Stoch'un önüne bırakan Bienvenu ve Muslera'nın solundan topu ağlara yollayan Stoch,Fenerbahçe'yi tekrar öne geçirdiler.(1-2)Sonradan giren bu iki oyuncu gibi,sakatlanan Alex'in yerine giren Özer de,beraberlik golünden sonra rakip alanda sorumluluk alan oyunculardandı.Mehmet Topuz yine vasattı.


   Kalan dakikalarda başka gol olmadı.Fenerbahçe bu maçı kazanarak,şampiyonluk şansını son ana kadar kovalayacağını ispatlamış oldu.
Maç sonundaki sevinç görülmeye değerdi.Özellikle de Cristian Baroni'nin Mehmet Topuz'u kuçu kuçu diye çağırmasına çok güldüm.


  Alt bölümdeki fotoğraflar tribunselsevda.tumblr.com dan alınmıştır.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Bursaspor: 0-2 :Fenerbahçe(Fenerbahçe Reaksiyon Gösterdi)


        Hafta içi kaybedilen maçtan sonra soyunma odasında oyuncuların biraraya gelerek kötü oyunları hakkında konuşmalarını olumlu bir işaret olarak gördüğümü söylemiştim.Bu maçta da geçen maç sonundaki bu biraraya gelişin olumlu bir reaksiyon göstermelerinde çok etkili olduğunu gördük.

      Maça klasik şablonuyla başladı Fenerbahçe.Hep söylediğimiz gibi şuanda takımdaki tek gerçek forvet oyuncusu olan Semih en uçta başladı.Ve top alış verişlerindeki başarısıyla indirdiği toplarla,başarılı duvar oluşlarıyla Fenerbahçe'nin oyunu ileride tutabilmesinde büyük payı vardı.Aklın yolu bir..Stoperde de Serdar Kesimal ilk kez ligde Fenerbahçe forması giydi.Bilica'dan çok daha iyi bir oyuncu olduğu açıkça görüldü.Zaman zaman orta sahaya yaklaşarak pas alış verişine de katkıda bulundu

     Stoch solda Özer sağda başladı.Semih'in doğru pozisyon alışlarıyla Fenerbahçe'nin öndeki beşlisiyle saysız pozisyon buluşuyla özetlenebilirdi ilk yarı.Bursaspor ilk yarıda tek ciddi pozisyona girdi.Bu pozisyonda kaleye yuvarladıkları topu Gökhan çizgiden çıkardı.Gökhan'ın da bu kaleciyi geçen toplarda sık sık kalenin içinde doğru yer tutarak toplar çıkardığını hatırlıyorum.Gökhan biraz kendini toparlamış temposunda gözle görülür ilerleme vardı.

     İlk yarı Selçuk Fenerbahçe baskısından seken topları toplamakta başarılıydı.Emre daha fazla oyuna girdi etkili paslar da attı.Ve bunların birinde defansın arkasına attığı pasta,kısa bir koşuyla Semih topu çok klas bir vuruşla ağlara yolladı.Dakika 39'u gösteriyordu.Bu gol Semih'in moralini oldukça yükseltecek çünkü haftalardır gol atamamasının da sahadaki kötü görüntüsünde etkisi olduğunu düşünüyordum.(1-0)




Fenerbahçe golden sonra da Alex'le,Stochla'Özerle pozisyonlar bulmaya devam etti.Yine Emre'nin bir pasında sağ çaprazda topla buluşan Özer defansı harika ekarte edip sol ayağıyla güzel bir vuruş yaptı.Fakat top direkten döndü.Özer son haftalardaki oyunlarından çok daha iyiydi.Deplasmanda daha rahat oluyor sanırım.Saraçoğlu'nda son dönemde taraftarın da tepkisiyle  oynamak onun için zor oluyordu.Fenerbahçe taraftarının ondan beklentisi büyüktü ve bunu karşılayamadığı için büyük hayalkırıklığı yaşadıkları için onları anlıyorum.Gerçekten uzun zamandır hepimiz ne zaman iyi oynayacağını sabırla ve merakla bekledik.Artık formanın hakkını vermeli kesinlikle doğru.Fakat tepki vererek daha iyi oynamasını sağlamak mümkün değil bu açıkça görülüyor.Ve o asla vurdumduymaz biri olmadı mücadele ediyor,biraz daha destek olunmalı.Sonuçta Fenerbahçe'de Özer'in alternatifi Mesut Özil değil..İlk yarı Fenerbahçe'nin etkili oyunuyla bu şekilde sona erdi.


2. yarı Fenerbahçe yine oyunu yavaşlattı.Bursaspor'un bir 20 -25 dakika baskılı ama üretkenlikten uzak oyunu vardı.Fakat bu takım sadece Ozan İpek'in ayağına bakan bir takım hüviyetine girmiş.Ozan iyi oyuncu ama bu takımı tep başına taşıyamaz.Sestak'ın da inatla kanatta oynatılıyor olmasını hatalı buluyorum.Fenerbahçe zaman zaman kontra pozisyonlar buldu.Özellikle Gökhan'ın etkili kanat bindirmeleri vardı.

Aykut Hoca,Daha sonra önce Özer'le Selçuk'u çıkartarak Bienvenu ve Cristian'ı oyuna aldı.Böylece takım geçen haftaki şablonuna döndü.Bu ''Hata yapan ben değildim'' gösterme çabası gibi görünen değişiklikler takımın aynen geçen haftaki gibi geriye yaslanmasına neden oldu.55. dakikada Bursaspor'un ciddi bir atağında Ömer'in  uçarak yaptığı kafa vuruşunu Volkan önledi.Yine de bir ani atakta sağdan bindiren Gökhan Gönül,güzel bir koşu yapan Stoch'a harika bir pas attı.Stoch da 67.dakikadaki bu pasa ,en az pas kadar güzel vurarak topu ağlara yolladı.(2-0)Maçın son bölümünde Fenerbahçe Alexle pozisyonlar bulsa da bunlardan yararlanamadı.Maç bu şekilde sona erdi.

Maçın Adamı:Gökhan Gönül



8 Aralık 2011 Perşembe

Galatasaray 3-1 Fenerbahçe


Öncelikle Galatasaray'a tebrikler! Bu kez Fenerbahce'den daha fazla hak ettiler bu kesin.Aykut Kocaman 3 defansif orta saha oyuncusuyla başlayıp beraberliği kurtarayım,2. yarı duruma göre hamle yaparım diye düşünmüş.Fakat çıkardığı onbir,oyun mantalitesi tamamen hatalıydı.İlk onbiri görür görmez iki elimin arasına alarak maçı izlemeye başlamış olmam,kaybedeceğimizi hissettiğimin vücut dilimdeki yansımasıydı.En önde Tek Santrafor Alex ,sağ açıkta şaşırtıcı bir şekilde Henri Bienvenu,sol açıkta son maçın yıldızı Stoch yerine Caner Erkin ,defansın ortasında sakatlanan Bekir'in yerine Bilica,Alex'in yerinde Emre,orta sahada Cristian ve Selçuk vardı.Savunmada 4-5-1 hücumda ise 4-2-1-3 oynayacaktı hesapta .. Ama ne Bienvenu'den Topuz olamayacağını,ne Alex'ten Niang,ne de Emre'den Alex olamayacağını ilginç bir şekilde hesap edememişti.Oyunu bu kadar geride oynamaya mahkum kalacağı belli olan bir onbirin ise bırakın derbi kazanmayı;Mersin,Ordu vb dişlice takımlara bile direnemeyeceğinden eminim ben.Çünkü bu ortada oynattığı 3 lüden hiçbiri dripling özelliğine ve topu dikine paslama yetisine sahip değil.Biraz Emre belki ama o da sakatlıktan sonra eski formunu bulamadı ve hiçbir zaman Alex gibi duruma göre forveti ikileyen ceza sahasına sızıp gol kovalayacak sezgilere sahip olmadı.Sağ taraftaki Bienvenu Fenerbahçe'nin futbolcusu olmadığını bir kere daha gösterdi.Asıl mevkisi olan forvette bile top tutamayan bir oyuncu olan Bienvenu'den ne Gökhan'ın kulvarını kapatmakta ne de yine ayağında top tutup takımın hücumda çoğalmasını sağlamakta güvenemezdik.E bu koşullarda Alex de iki stoperin arasında tost olacaktı.Öyle de oldu..Hayır madem sağ tarafta yabancı oynatacaksın ve savunması kuvvetli olmayan bir yabancı oyuncu seçeceksin, hiç olmazsa mevkisi sağ açık olan ve kağnı kadar ağır olan,pozisyonunu sık sık kaybetmesiyle tanınan Hakan Balta'nın arkasına rahatlıkla sarkabilecek olan Dia'yı koy oraya.Solda Caner olması anlaşılabilir,hem kontenjan açısından hem de ilk yarı baskılı başlayacak olan Galatasaray yorulduğunda Stoch hamlesi yapabilme şansı kazanma açısından..Caner de bu sezon çok iyi maçlar çıkarmıştı.Ve kulvarını Stoch'tan çok daha iyi kapatıyordu normalde,hücum yönünden de oldukça etkiliydi.


Galatasaray maça sağda ve solda 2 ofansif açıkla 4-4-2 dizilişiyle başladı.Ve Elmander başta olmak üzere sağda Kazım göbekte Melo solda Emre Çolak yoğun presle başladılar.Ve oldukça sert başladılar.Fenerbahçe'de kanatlardaki Caner ve Bienvenu başta olmak üzere bu sertliğe sertlikle karşılık veremediler.Bu da Galatasaray'ın beklerinin bile hücuma çıkmasına yol açtı.Emre de güçsüz göründü.Elmander önderliğinde yaptıkları boğucu hücum pres ;berbat bir gün geçirmekte olan Bilica'nın inanılmaz pas ve poziyon hataları yapmasına neden oldu.Hata yaptıkça bozuldu,bozuldukça hata yaptı.Kazım fizik olarak diri göründü.Elmander zaten bu ülkedeki en iyi defansif stoper.Oynadığı her maçta rakip defansı öylesine yıpratıyor ki rakip defanslar darmadağın oluyor.Ama genelde Fatih Terim onu yanlız oynatmayı tercih ettiğinden ve Galatasaray orta sahasının sürekli yan top yapıyor olmasından dolayı şimdiye kadar verebileceğinin yarısını bile veremedi.Taa ki derbiye kadar.Derbide Baros'u yanına koymuştu.Ve topu ileriye doğru oynayamayan Fenerbahçe'nin de yardımıyla yan pas yapmaları gerekmeden rahatlıkla rakibin üzerine gidebildiler.  Bu şekilde kaptıkları toplarla ilk 20 dakikada sayısız pozisyon buldular.Volkan bu poziyonlarda başarılıydı.Volkan'la birlikte Yobo direnenlerden biriydi,Caner bişiler yapmaya çalıştı ama aldığı toplarda hem sertlikten hem de paslaşabilecek kimse bulamamaktan dolayı giderek oyundan düştü.Golün geleceği bu kadar açıkken bir müdahale bekledim,gelmedi.Nitekim Caner'in kaptırdığı bir topun devamında,hücuma çıkan GS sağ beki Eboue'nin ceza sahası içinde vurduğu top Volkan'ın altından ağlara gitti.(1-0) Birkaç dakika sonra Bilica'nın Elmander'e kaptırdığı top,sol çaprazdan yaptığı vuruşuyla Fenerbahçe kalesinde gol oldu.(2-0)Bu golde Volkan'ın da hatası vardı fakat 20 dakikada bu kadar poziyon yiyen bir kalecinin başının dönmesini anlayışla karşılıyorum.

Golden sonra baskı da Bilica'nın şaşkın oyunu da devam etti.Fenerbahçe'nin ileriye doğru oynamayı denediği her top da duvara çarpmış gibi geri döndü.İlk yarı bu skorla bitti.5-0 da bitebilirdi.Fenerbahçe ilk yarı Muslera'yı tek bir kez bile rahatsız etmedi.


İkinci yarı öncesi Aykut Kocaman'ın dizilişi normale çevirip,Bienvenu,Bilica ve ön liberolardan birini çıkartmasını ,Semih,Serdar ve Stoch'u sokmasını bekliyordum.Özellikle ilk 20 dakikada yaptığı presle Galatasaray'ın aynı tempoyu sürdürme ihtimali yoktu.Bilica değişikliği dışında diğer iki değişikliği yaparak başladı Aykut Kocaman ikinci yarıya.Ve değişiklikler kendini hemen gösterdi ve oyun dengeli bir hal aldı.Bienvenu'nun yerine sağ tarafa geçen Caner'in ters ayakla şutlar atabileceğini düşündüm.Nitekim Caner yaptığı bir driplingde ceza sahası içerisinde düşürüldü.Ama Fırat Aydınus ilginç bir şekilde penaltıyı çalmak yerine Caner'e sarı kart verdi.Yine 56. dakikada Stoch'un şutu direkten döndü.Bu iki pozisyondan biri gol olsa ,koskoca bir ilk yarıda bu kadar mahkum oynamış Fenerbahçe'nin maçı çevirmesi işten bile değildi.Ama olmadı.66.dakikada kullanılan kornerde Melo'ya çarpan top ağlara gitti.(3-0)Top da iyi oynayanın yanındaydı işte.90da sağdan gelen ortada Alex ağları buldu.(3-1)Maç bu şekilde sona erdi.Sonuçta Galatasaray oyunuyla hak etti kazandı.Umarım Aykut Kocaman bir an önce bu formsuzluğundan sıyrılır.Fenerbahçe için bu yenilgi defoların ortaya çıkması arasından ilerleyen günlerde faydalı bile olabilir.Bilica ve Bienvenu'nun Fenerbahçe onbirinde yerleri olmadığı açıkça görüldü.Devre arası transferine kadar alınabilecek en yüksek puan alınıp,takıma takviye yapılmalı.

Not:Baros'un yine ceza sahasında bir poziyonda kendini atması gözlerden kaçmadı. Galatasaray seyircisi takımını müthiş bir şekilde destekledi.Son yıllarda ilk kez sahaya şişe yağdırmadıkları bir maç izledim.Demek ki kazanmaları gerekiyormuş.Galatasaray'a yenilmeyi unuttuğumu fark ettim dün gece.Sırf bu ruh halim bile onları biraz olsun anlamamı sağladı.Yine de bir özür borçlu oldukları Volkan Demirel'e maç öncesinde ısınırken koro halinde küfretmeleri,maç sonunda Fenerbahçe Kümeye diye bağırmalarını yakışıksız buldum.Tekrar rakip olarak Galatasaray'ı görmek gerçekten güzel..

Maçın Adamı:Johan Elmander