UA-36062800-1
kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2012 Perşembe

Fenerbahçe :1-1: Vaslui







           Öncelikle uzun bir Kadıköy maç günü özleminden sonra, tekrar Yoğutçu Parkı'nda buluşmak, arkadaşlarla hasret gidermek, maç öncesi harika atmosferde onbinlerce çubukluyla buluşmak harikaydı.Bu yıl maç öncesi bilet bulma telaşım olmayacak kombinem hazır, ne yazık ki Saracaoğlu'nda son maçımızda polislerin yarattığı terörden dolayı verilen,saçmasapan 5 maçlık ceza kaldırılmadı.

           Maç öncesi düşüncem zor olacağıydı. Bu hem takımın henüz hazır olmadığının hazırlık maçlarında net bir şekilde gözüküyor olmasından, hem de orta sahada, topu dikine oynayabilen,tempo yapabilen tek oyuncumuz olan Emre'nin ayrılması ve yerine o tipte bir oyuncu alınmamasından kaynaklanıyordu.Transfer edilecek diye Tino Costa, hatta Wesley Sneijder'in bile adı geçti. Ancak bir Aziz Yıldırım dönemi klasiği olarak, yine Avrupa Kupası maçlarına transferler yetişmedi. Defalarca kez ''Turu geçersek transfer yapacağız.'' açıklamalarına şahit olmuş olan biz, yine aynı saçmalıkla karşı karşıya kaldık.Mehmet Topal,Hasan Ali,Salih ve Kuyt transferlerini elbette ki unutmadım, Ancak öncelikli ihtiyacımız yukarıda da belirttiğim gibi orta saha idi.

          Maçtan önce Vaslui takımını daha önce izlemiş olan arkadaşlar, defanslarının kısa oyunculardan oluştuğunu, haliyle kenarlardan hücum etmemiz gerektiğini,direk gol bulamasak bile seken toplardan gol bulma ihtimalimizin yüksek olduğunu söylüyorlardı.


          İlk 11'i gördüğümde Aykut Hoca'nın planının Cris,Alex ve Semih'le 2'ye 1 ler yaparak,göbekten hücum etmeyi düşündüğünü fark ettim. Özellikle Semih seçimi endişe vericiydi. Semih geçen yıldan beri maç temposunu bir türlü yakalayamadı. Bu da Vaslui takımını bir çok blogger kadar bile incelemedikleri konusunda şüphelenmeme yol açtı.
         
          Mehmet Topal defansı üçleyecek,bu da beklerin daha ilerde pozisyon almalarını sağlayacaktı.Teoride kenar beklerinin daha ilerde pozisyon almaları elbette ki harika bir düşünce. Fakat salt olarak bunu yapması için Mehmet Topal'ı almaya gerek yoktu yani. Bu kadarını Fenerbahçe'lilerin asla yıldızının barışmadığı Selçuk Şahin de pekala yapabiliyor. Ayrıca Stoch'un olduğu kanat bekinin önde pozisyon alması da, sık sık ileri çıkması da söz konusu olamaz.Ben kesinlikle temposu yüksek olan, her daim oyunun içerisinde kalan, bek çıktığında gerekli yerde pozisyon alan, pas alternatifi yaratmak konusunda da Stoch'tan çok daha arzulu olan Caner'i seçerdim. Stoch sert, mücadele dozu yüksek olan maçlarda hep hayalkırıklığı yarattı. Denk gelecek de çaprazdan yakalayıp gollük bir şut atacak diye beklemek anlamsız geliyor bana. Stoch üzerine eklemezse benim nazarımda 60'dan sonra oyuna girebilecek bir oyuncu. 12 milyon €'ya satılmadığı söyleniyor ki, buna hiç anlam veremedim.

        

        
İşte ilk 11 aşağı yukarı solda gösterdiğim gibi diziliydi aşağı yukarı.

     Rakip stoperlere ve Mehmet Topal'a baskı yaparak başladı. Cristian'ın da sorumluluk alarak topu alıp, ileri taşımaya yardım etmemesiyle birlikte, sürekli yan pas yapan bir takım görüntüsü verdik.Zaman zaman Alex top alıp oyunu açmak için geriye geldiyse de,43. dakikada rakip kaleye sırtı dönük top alan Alex,kaptırdığı topta rakibi düşürüp sarı kart bile görüyordu.
    
     Stoch ise kanattaki Hasan Ali'ye savunma anlamında hiç destek vermediği gibi, hücum ederken sürekli iç kısımda kalarak oyunun sıkışmasına da katkı verdi. İçerde kaldığı anlarda bile ilginç bir şekilde topla neredeyse hiç buluşmadı, pas alış-verişine de zerre kadar katkı yapmadı. Hasan Ali'nin de hücuma çıkamayışının başlıca sebebi oldu, tahmin ettiğimiz gibi. Hasan Ali transferine şüpheyle yaklaşıyordum, ancak ümit verici olduğunu söylemeliyim. Temposu aşağı yukarı Ziegler gibi olan Hasan Ali;hücuma çok destek veremiyor ancak sürekli dediğim gibi Stoch'un arkasında, Roberto Carlos da olsa orta sahayı geçemezdi.

      İlk yarı ileri doğru top yapamayan Fenerbahçe karşısında, her kalabalık geldiğinde etkili olan Vaslui,neyse ki final paslarını iyi yapamadı da soyunma odasına gol yemeden gidebildik.

      İkinci yarıya Stoch-Caner değişikliği beklerken, Aykut Hoca Semih'le Topuz'u değiştirerek, Dirk Kuyt'ı forvete çekti. Bu değişiklik alışageldiğimiz Mehmet Topuz tempo katması durumunun etkisi ve Kuyt'ın ileride Semih'ten daha diri görüntü vermesiyle bir miktar daha önde oynayabilmemizi sağladı.Buna 61. dakikada nihayet Stoch'la değişen Caner Erkin de büyük katkı sağlarken,top çok daha fazla Fenerbahçe'de kalmaya başladı.

      Rakip de ön alanda baskı yapmaya devam ederken, Vaslui'nin sert oyununa hakemin de prim verdiğini söylemeliyim. 70. dakikada Egemen'in , Mehmet Topal'ın gereksiz pasını iyi kontrol edememesi sonucu yenilen golle 1-0 geriye düştük.

     Bu dakikadan sonra tribünlerin de bastırmasıyla önde basan,zorlayan bir Fenerbahçe izledik.Kanatlardan gelmeye başlayan, birkaç ceza sahası şutu da deneyen takım, son dakikada bir yan toptan Bekir'in kafasıyla eşitliği yakalayarak, rövanş için umudumuzu korumamızı sağladı.



20 Aralık 2011 Salı

Fenerbahçe-Trabzonspor


     Maç  öncesi  17.30 da Migros Tribünündeki yerimizi almak üzere stada doğru yürüdük.Geldiğimizde kapıların hala açılmadığını,binlerce kişinin sıra beklediğini;sıranın eski Salı Pazarı’nın çıkışına kadar uzadığını gördük ve çaresiz sıranın sonuna doğru ilerledik.Sırada sohbet ettiğimiz insanlarda galibiyete eminlerdi ve haftalardır Trabzonspor cephesinden gelen Fenerbahçe’ye sataşan açıklamalara karşı öfke görülmekteydi.Yine de herkes birbirini ‘’Aman Beyler sahaya bir şey atmayalım’’ vb şekilde uyarıyordu.
     Sırada bekleme süresi uzadıkça yorulmaya başladık.Arada ‘’ 5 TL verin sırada beklemeyin önden girin’’  gibi şeyler söyleyen tipler gelip gidiyordu,tek tük sıradan çıkanlar da oldu.Bu işlerin önü nedense kesilmez.
      1 saat kadar bekledikten sonra stad girişini görebildiğimiz yere kadar ilerleyebildik ve demir parmaklıkların üzerinden atlayanları gördük.Muhtemelen az önceki tiplere 5 TL ödeyenler bunlardı.Güvenlik görevlileri nerededir ne iş yaparlar diye birbirimize sorduk,tepki gösterdiysek de 1 saattir beklediğimiz sıramızı tamamen terk etmeyi göze alamadık.Sonunda stadın iç kısmına doğru uzadık.Bu kez merdivenleri aştıktan sonra binlerce kişi tıkış tıkış kaldık.Yağmur yağıyordu tepemizden,Fenerbahçe’ye canımız feda eyvallah da ,sıra ilerlemedikçe gerildik,bu saçmalığın binlerce kişinin sadece tek bir yerden sokulmasından kaynaklandığını gördüğümüzde daha da fazla öfkelendik.O itiş kakışta yağmur altında yüzlerce çocuk,kadın vs de vardı.Şu giriş kapıları maçlardan önce kontrol edilmeli,arızalıymış yaa bak sen şu işe!Maça birkaç dakika geç girdik..!Rakip olmayınca normalde deplasman taraftarının alındığı tribüne yerleştik.
     
    Okul açık tribününde hazırlanan koreografi çok güzel ve ciddi emek isteyen bir işti.Vamos Bien,Grup Ck ve Unifeb'e buradan ellerinize sağlık demek isterim.Bkz. aşağıda.

    Biraz da maça değinirsek Trabzonspor,Şenol Güneş;'in dediğinin aksine hücumu düşünmeyendi.Sahaya sürdüğü onbirde sol bek gibi oynayan Halil Altıntop,orta sahada Colman ve tek gol planı olan Burak'tan başka hücum edebilecek kimse yoktu.
    

   Fenerbahçe'de sol açıkta son haftalarının formda ismi Stoch vardı.Stoperde de Serdar Kesimal.. Serdar'ın topu oyuna sokuşunun diğer savunmacıların hepsinden daha iyi olduğu görüldü,genel olarak pozisyon alışları da iyiydi.Yobo ile de uyumlu göründü.Sakatlanmadığı sürece o formanın ilk seçeneği olduğunu gösterecek bir performans sergiledi.Burak karşısında etkiliydi.Burak Yılmaz iki defans arasına toplar istedi her zamanki gibi ama pek başarılı olamadılar.Bulduğu bir iki poziyonda da bencillik etti.İyi vuruşlar çıkaramadı.Sol tarafta Halil ,eski temposuna kavulmuş gibi görünen Gökhan Gönül'ün bindirmeleri karşısında solbek gibi oynamak zorunda kaldı.Trabzonspor'un topu ayağında tutmak gibi bir derdi yoktu.Her zamanki gibi kendi sahalarında kalıp defans arkasına Burak'ı kaçırmak tek gol planlarıydı.Bu kaptıkları anlarda da Fenerbahçe'nin ön liberoları ve savunma ikilisi açık vermediler.

   Trabzonspor savunması duran toplarda pozisyon hatası yapan bir takım.Hatta Giray'ın ilk Hırvatistan maçında arka direkte vurdurduğu kafa da kalemize gol olmuştu hatırlarsınız.İşte böyle bir kornerde Halil takip ettiği M.Topuz'u kaçırdı.Oda kafayla vurdu gol oldu.İlk yarı bu şekilde sona erdi.(1-0)




İkinci yarı 54. dakikada Gökhan Gönül'ün ayağına doğru kayan genç Aykut ikinci sarı karttan kırmızıyı gördü.G.Gönül Aykut'un kendisine darbesi olmadığını söylediyse de hakem ''dokunmasa da o girişe sarı kart verdim'' diyerek kararından dönmedi.







Trabzonspor 65. dakikada oyuna Colman'ın yerine Adrian'ı aldı.Bu dakikalarda Trabzonspor rakip kaleye de gelmeye başladıysa da golü bulamadı.
Fenerbahçe 65. dakikada maç kondüsyonu eksik Mehmet Topuz'u çıkararak,eksik kalan rakibin arkasına kaçırmayı umduğu Dia'yı oyuna aldı.Dia bir iki pozisyonda sarktıysa da etkili olamadı.Fenerbahçe Alex'le başta olmak üzere 3-4 yüzde yüzlük pozisyonu harcadı.Kalan dakikalarda Fenerbahçe'de hala fiziki gücü eski haline dönmemiş olan Semih çıktı ,oyunu sakinleştirmek adına Cristian girdi.Ve sonra da Emre'nin yerine Caner oyuna alındı.Trabzonspor da sağ açık için fazlaca defansif bir oyuncu olan Serkan Balcı'nın yerine Henriqu'yi sokararak etkili olmak istedi.Maçta başka gol olmadı.Dia satılsa hiç fena olmaz.

     Maç sonunda keyifle söyledik ''Hayde Gidelum Hayde''!!





18 Aralık 2011 Pazar

Fenerbahçe-Trabzonspor (Maça Doğru)

     Geçen seneden itibaren sürekli karşı karşıya geldiğimiz ve getirildiğimiz ''Günahsız''! lar Kadıköy'e geliyor. Bugün kimsenin alın terine bok atmanın bu kadar kolay olamayacağını göstermek için en önemli gün. Bu pankartı açanlara,asıl şampiyon biziz diyenlere,senin yerine Şampiyonlar Ligi'nde oynayıp, Elmander'in cezası indirilip Fenerbahçe maçına yetiştirildiğinde ağzını açmayıp, kendi futbolcusu ceza aldığında bile durup dururken bunu Fenerbahçe'yi bulaştırarak eleştirenlere, sahada bileğini bükemeyip her maç öncesi zehir zemberek açıklamalar yapanlara,  sözde asil ''Güneşlere'', sahada gerçekleri suratına tokat gibi çarparak göstermenin günü!

    Maç içerisinde de ortalığı gereceklerdir. Bütün bu koşullarda bile herkes daha duyarlı olmalı. Sahaya birşey atmayalım ki daha geçen hafta kendi kalecilerini yaralayanlarla bir olmayalım.

    Biz tribünde, emeği çalınmaya çalışılan futbolcular sahada bir olup, üzerlerine kabus gibi çökelim. 3 olsun 5 olsun 7 olsun.

MUHTEMEL 11
Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Serdar Kesimal, Yobo, Ziegler, Mehmet Topuz (Özer Hurmacı), Selçuk Şahin, Emre Belözoğlu, Stoch, Alex, Semih 

4 Aralık 2011 Pazar

Fenerbahçe 4-2 Ankaragücü

Aykut Kocaman Emre'nin yerine Selçuk'u,son haftalarda formda görünen Bilica'nın yerine de Bekir'i almıştı ilk onbire.Sağ önde son haftaların eleştirilen ismi Özer,solda da bu yıl pek ilk onbirde forma bulamayan Stoch forma buldu.Maçtan önce yapılan atkı şov görülmeye değerdi. Maçtan önce gerek statta gerekse Kadıköy'de atmosfer müthişti.Her taştan Fenerbahçeliler formalarıyla dolaşıyordu sokaklarda.Bu linç ortamında Fenerbahçelilerin taraftarlık bilincini çok yükselttiğini söyleyebilirim.Müthiş koro söylüyordu;

Sevdamıza kimse engel olamaz
Bazen hüzün bazen mutluluk
Fener sevgisinin adı konamaz
Ne kupa büyüklüğü,ne şampiyonluk!

Maça gelirsek bu yıl hep Fenerbahçe defansif olarak kusursuz oynuyordu,Fakat ofansif üretkenlikten yoksun bir görüntü çiziyordu.Bu maç ise herşey tam tersi bir görüntüdeydi.

Fenerbahçe kanatları, özellikle de Ziegler ve Stoch'un bulunduğu sol kanatı çok iyi kullandı.Bunda en büyük pay fırtına gibi başlayan Stoch'undu.Ama arkadan iyi destekleyen Ziegler'in de ,Ziya Doğan'ın sağ kanatta savunma yönü iyi olmayan Serdar Özkan'ı ve devşirme sağ bek Güven'i kullanmasının rolü de büyüktü.

İlk beş dakika karşılıklı bol pas hatalarıyla geçti.Ankaragücü Ziya Doğan'ın çalıştırdığı her takım gibi sert oynayayım rakibi yıldırayım,kapacağım toplarla orta sahada oyalanmadan defans arkasına sarkayım düşüncesindeydi.Ankara takımlarının gediklisi Hürriyet de her zamanki gibi Alex'in başına dikilmiş,sahadaki tek işi Alex'i tekmelemek,tutmak,itmek,çekmek her yolu kullanarak,onu yıldırmaktı.Ankaragücü defansın arkasına sarkma düşüncesinde oldukça başarılı da oldu.Maçın ilk ciddi poziyonu da  13.dakikada Doğan Şahin'in defans arkasına sarktığı pozisyondu,Volkan'la karşı karşıya kaldığı pozisyonu dışarı vurdu.Bu dakikalarda da Alex'in sağ çizgideki yerini kaybeden Özer'i uyardığını farkettim.Fenerbahçe baskılı ama temposuz oynuyordu.15. dakikada Stoch'un soldan ortasına hareketlenen Alex ceza sahası içerisinde çekilip düşürüldü ama hakem umursamadı.18. dakikada ceza sahası dışında sol çaprazda topla buluşan Stoch Ankaragücü kalesine füzeyi yolladı.(1-0)Özer'le Stoch'un golden sonra gol sevinçleri çok güzeldi.


Fenerbahçe golden sonra oyunu ,bu yıl hep yaptığı gibi rölantiye almaya çalışıyordu ama sağa sola deplase olan Doğan Şahin ve Aybars savunmanın dengesini bozuyordu.Yobo'yu uzun zamandır bu kadar dağınık görmemiştim.Bir çok pozisyonda Fener savunmasının arkasına sarktı Ankaragücü ama son hareketlerde hep beceriksizce davrandılar.42. dakikada Özer-Gökhan paslaşmasında araya giren Ankaragücü organize bir atakla geldi.Sağdan bindiren Doğan Şahin'in kestiği ortada Murat arka direkte kolayca bitirdi.(1-1)İlk yarı böyle sona erdi.

2. yarıya cesur hamlelerle başladı Ziya Doğan.Önde basmaya başladılar.Ankaragücü bastırırken solda topla buluşan Bienvenu'nun pasında topla buluşan Cristian da Stoch gibi bir füze gönderdi.Kalecinin yapabileceği birşey yoktu.(2-1)

57. dakikada 2. yarıda oyuna giren Semih presle topu kaptı ve güzel bir topuk pasıyla topu ceza sahası dışındaki Stoch'a bıraktı.Gecenin yıldızı Stoch yine müthiş vurdu.(3-1)

61. dakikada Alex'in müthiş pasında topla buluşan Bienvenu kötü vurdu.Bu adam Fenerbahçe'de ancak yedek olabilir o da Semih sakat değilse 2.yedek olarak.

Cristian Selçuk'la oynadığı zamanlarda hep yaptığı gibi daha fazla öne çıkarak oynadı.Bu şekilde daha iyi oynadığını söyleyebilirim.

Bu dakikalarda tribünlerden şu beste duyuldu.

Bu dünya hep yalan dolan
Senin sevgindir aslolan
Sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz ulan!

68. dakikada Aykut Kocaman sakatlığı geçen Dia'yı ilk yarıda gözüne bir darbe alan ve Hürriyet'in sert markajında kalan Alex'in yerine oyuna aldı.

Maçın kalanı bir kör döğüşü gibi gidiyorken 83.dakikada soldan yapılan bir ortada yerleşik Fenerbahçe savunmasının arasında sıçrayan Ergin Keleş kafayı vurdu.Fenerbahçe savunması izledi ve gol oldu.(3-2)

88'de Gökhanın pasında kanat değiştiren Dia sol taraftan kaleye yuvarladı.(4-2)Maç bu şekilde sona erdi.

Maç sonunda küfürden ceza sınırında olan Fenerbahçe seyircisinin bilindik tezahüratını yaratıcı bir şekilde revize ettiğini işittik.

Anlarsın ya GALATASARAY!

Maçın kısa bir özetini izleyebilirsiniz.

Heykel Açılışı Ertelendi..


Gün itibariyle bir kez daha içerisine itilmiş bulunduğumuz karmaşık ortamı göz önünde bulundurarak, kulübümüzle yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda kaptanımız Alex de Souza'nın Yoğurtçu parkına dikeceğimiz heykelinin açılışının daha özgür bir ortamda, çok daha coşkulu bir şekilde yapılması gerektiğine kanaat getirdik ve açılışın ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdik. 

Taraftarımızın ve kamuoyunun bilgisine sunarız.

Grup CK 

Alex'le fotoğraf çektireceğim için nasıl da seviniyordum oysa..

29 Kasım 2011 Salı

ALEX'İN HEYKELİ DİKİLİYOR


 
Geçen sezonun sona ermesinin ardından Fenerbahçeli taraftarlar inanılmaz başarılı geçen sezonun ardından,kişiliği ile de örnek sporcu olan Alex de Souza'nın heykelini dikme fikrini ortaya atmışlardı.Bu fikir o dönem alakalı alakasız pek çok kişinin tartışmasına yol açmıştı.Kimi insanlar Alex'in sadece Fenerbahçe'ye hizmet ettiğini ,milli takıma hizmet etmediğini ifade ederek kamusal alana dikilmesine karşı çıkmışlardı.Tanju Çolak ''Altın ayakkabım var,ama heykelim yok'' demişti. Beşiktaşlı ve Trabzonlu yöneticiler de tepki göstermişlerdi.Alex bile şaşkınlığını gizleyemeyerek ''Bu insanlar çıldırmış olmalı'' demişti.

İşte tüm bu tartışmalara rağmen yüzlerce taraftarın desteğiyle tamamlanan heykel Kadıköy Belediyesi'nden de izin alınması sonrasında Lefter Küçükandonyadis'in de anıtının bulunduğu Kadıköy Yoğurtçu Parkı'ndaki alanda 4 Temmuz pazar günü saat 15.00'te yapılacak törenle açılıyor.

Muhtemelen falan futbol oynarken heykeli dikilen ilk futbolcu olma onuruna sahip olacak Alex'in heykelinin açılış törenine yüzlerce taraftarın katılması bekleniyor.

20 Kasım 2011 Pazar

Deplasman Haktır..



Futbol Federasyonu'ndan 17 Kasım Perşembe günü ''Kulüplerden ortak karar'' başlığıyla yapılan açıklamada, ''Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak. 4 kulübün de ''misafir seyirci alınmaması'' kararı ile ilgili mutabakat içinde olduğu, Kulüpler Birliği Vakfı tarafından Türkiye Futbol Federasyonu'na iletildi'' denilmişti.


Dün akşam  Fenerbahçeli taraftarlar, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor'un kendi aralarında yapacakları maçlara deplasman seyircisinin gitmemesi kararını, takımlarının Spor Toto Süper Lig'de Eskişehirspor ile yaptığı maçta protesto ettiler.
Maraton üst tribünün lise tarafındaki bölümde, Türk Telekom üst tribünün orta bölümünde ve Migros üst tribünün orta bölümündeki taraftar grupları karşılaşmanın başlamasıyla tribünlerin arka tarafındaki salona geçtiler.
Bu taraftar gruplarının bulunduğu bölümler 10 dakika süreyle boş kalırken, açılan ''Deplasmanıma dokunma'' pankartlarıyla, alınan bu karara tepki dile getirildi.
Bir gün önce ''Fenerbahçe Taraftarlar Birliği'' başlıklı açıklamada 
''Türk futbolunu yöneten unsurların ve karar vericilerin futbolun çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını gözetmesi, sorunları çözme yerine erteleme politikası; Türk futbolunu ve değerlerimizi sona doğru götürmektedir. En büyük tutkumuzu elimizden almaya çalışanlara karşı, kamuoyunu bir bütün halinde dik durmaya davet ediyoruz.''denmişti.


Hatırlarsınız aynı şekilde daha önce de İnönü'deki Beşiktaş-Fenerbahçe maçında aynı karar alınmasına karşın ;iki kulüp taraftarlarının buluşmaları,"Rakibime Dokunma!" sloganı ile dostane görüntü sergilemeleri göz ardı edilmiş,tepkilerin artması üzerine son anda tekrar karar değiştirilerek Fenerbahçe taraftarının maça gelebileceği belirtildi.Her ne kadar stat gişelerinde nedeni anlaşılamayan bir şekilde kilitlenme yaşanmış ve maç başlayana kadar içeri giremeyen Fenerbahçe taraftarı haklı olarak tepki göstermiş,polis de her canı sıkıldığında yaptığı gibi insanlara biber gazı sıkmıştı.Müze kapısını kırarak içeriye giren Fenerbahçe taraftarı ,maçın ilk bölümünü kaçırmış ,yenilen ilk golü bile görememişti.. 

Yıllardır tribünlerde eski zamanlara nazaran çok az olay çıkmaktadır.Üstelik son dönemde geliştirilen sağduyu ortamıyla çok daha keyifli oluyor.Deplasmanlarda bilen bilir. 30000 rakip taraftarın bulunduğu statlara birlikte gidilen 2000-3000 kişiyle boğazını yırtarcasına takımını desteklemeye çalışmanın heyecanı,bu ortamın oluşturduğu birlikteliğin tadı bambaşka oluyor..Bu hak, bu zevk ise bir takım aman benim canım yanmasın derdindeki yönetici tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor .Kesinlikle ortak tepki verilmeli.E peki futbol yöneticileri bunun için neden bu kadar çırpınıyor?

Sebebi basit yeni çıkan  ""Sporda Şiddet Yasası'nın kendilerine getirdiği yükümlülükler""
"madde 9 – (1) spor kulüpleri, yönetim kurulu üyeleri arasından bir veya birkaç kişiyi taraftardan sorumlu kulüp temsilcisi olarak belirlemek ve bu kişilerin kimlik ve adres bilgilerini spor kulübünün bulunduğu yerdeki genel kolluk birimine bildirmekle yükümlüdür. bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bu kanun hükümlerine göre taraftardan sorumlu kulüp temsilcisine terettüp eden yükümlülükler, kulüp başkan ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı tarafından yerine getirilir.

                       (2) taraftardan sorumlu kulüp temsilcileri, müsabaka güvenliğinin sağlanması konusunda genel kolluk görevlileri ile özel güvenlik görevlilerine yardımcı olmakla yükümlüdür."
 
Yukarıda görülen iki madde sebebiyle aman birşey olursa yanan biz olmayalım korkusuyla ""Televizyondan izleyin.Sizinle mi uğraşıcaz?"" biz demektedirler.Ee uğraşacaksın elbette uğraşmayacaksan ne demeye yönetici oldunuz arkadaş!
Tepkiyi çok beğendim.Birlikte hareket edilmesi gerekmekte.Bugün Çarşı grubu 10-15 Galatasaray taraftarını kendi aralarında misafir edip,tepkilerini bu şekilde göstermeyi hedefliyormuş.Ultraslan da kendi sitesinden kınama yayınladı.Keşke mümkün olsa da bir şekide organize edilip bugünkü maç birlikte izlenebilse