UA-36062800-1
şükrü saracoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şükrü saracoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2013 Pazartesi

Fenerbahçe'de Formsuz Futbolcular Kesik Yemeli



         Spor Toto Süper Lig'in 20. haftasında Fenerbahçe,  evinde Sivasspor'u konuk etti. Hem Beşiktaş'ın hem de Galatasaray'ın puan kaybettiği haftada, bu önemli maçı 2-1 kaybeden Fenerbahçe, beni de diğer taraftarları da büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. . Oysa maçtan önce Tribünlerde birleşme mesajları vardı. 
         Yeni transferlerle, bilhassa Emre transferinin herkese belli bir heyecan geldiği açıktı. 


         Aykut Hoca, maça yeni transferlerin tümünü kullanarak başladı. Bana göre geçen hafta Atletico Madrid'de ilk onbirde oynayan Emre'nin ve Webo'nun oynaması ilginç değildi. Ancak aylardır maça çıkmayan Ziegler'in ilk onbirde çıkması büyük sürprizdi. Ona dair ilk gözlemim kilo almış olduğu! Maçın ikinci yarısı oyundan düştü. İlk yarıda da sık sık koordinasyon sıkıntılarıyla sırıttı! Hızlı Grosicki karşısında, kilo fazlası olan, maç eksiği olan Zigler ile başlamak kumar gibi görünüyordu.

Yandaki dizilişle sahaya yayılmaya çalışan Fenerbahçe rakibi, fizikli Webo'dan başlayarak takım halinde rakibi presle bozmak ve ileride topu tutarak,forvet özellikli 3 futbolcusuyla vurmaktı. Arkadan gelecek Cristian ve Emre'nin de katılımıyla iyi bir fikire benziyordu. Rakip kaleye yakın oynamak, sonuç veriyordu. Bunu Gaziantep maçında gören ve kabul eden Aykut Kocaman şansını denemek istemişti. Tabii bu durumda daha önde yerleşmeleri gereken Egemen-Bekir ikilisinin performansları kritikti. 

         Sivasspor ise, klasik 4-2-3-1 dizilişiyle sahadaydı.Sağdan Kamil Grosicki, soldan Aatif Chahechoue, ortadan Erman Kılıç ve en öndeki Michael Eneramo ile oyuna başladı. Seri kanat oyuncularıyla hızlı çıkmaya çalışacaklar,Eneramo da güçlü fiziğiyle top tutacaktı. 

         Ben 11'leri gördükten sonra, maçı Fenerbahçe'nin 3-0 ,3-1 gibi net bir skorla kazanacağını düşündüm. Düşüncemin sebebi de bu senenin en coşkulu tribünlerinin statta olması, Emre'nin katacağı dinamizm ve futbol aklı, Webo'nun büyük hücum sertliğini büyük ölçüde artıracak olmasıydı. Sivasspor'un da deplasman başarısızlığı söz konusuydu
. 
        
         Maç başlar başlamaz, Fenerbahçe tüm gücüyle Sivas'ın üzerine gitmeye başladı. Moussa Sow , sol açık gibi başlasa da fazlaca içeriye giriyor ve Ziegler'e sıkıntı yaratacak gibi görünüyordu.

         Fenerbahçe daha ziyade sağdan hücum ettiği ilk dakikalarda, topu ya içeriye aktaramadı, ya da Webo ve Sow iyi pozisyon alamadılar. İlk maçına çıkan Emre ve Meireles umulan dinamizmi kazandırmazken, baskı kurulan zamanlarda da ceza alanına koşu da yapmadılar.

         Sivasspor ilk 5 dakikada şuursuz Fenerbahçe baskısı varken, uzun oynadıkları topları Eneramo ile tehlikeli olmayı deniyordu. Bekir ve Egemen'i ilk dakikadan itibaren hırpalayan Eneramo, uzun topları tutacak gibi görünüyor, ama Fenerbahçe baskısıyla fazlasıyla geride kalan Sivasspor ileride çoğalamayacaktı..

         Fenerbahçe önde yaptığı güçlü baskının vermesini bekleneceği oranda, pozisyon fazlalığı yakalayamıyordu
.  Dirk Kuyt da haftalardır olduğu gibi etkisiz bir performans sergiliyordu.

         Sivasspor'un maçta kaleye gönderdiği ilk şut gol oldu. Sol çaprazda topla buluşan Eneramo'ya eskort eden Bekir topa vurdururken, Volkan yine yenmeyecek bir açıdan yenmeyecek bir gol yiyerek,formsuzluğunun sürdüğünü göstermiş oldu.(1+0)

         Aykut Hoca'nın maç sonu Türkiye'nin en iyi kalecisi olduğunu söylediği, Volkan konusunda hocayla hemfikirim. Ancak defalarca söylediğim gibi kötü durumda ve şu an oynadığı oyun, Fenerbahçe'deki diğer 2 kalecinin de verebileceğinin oldukça altında!

        Golden sonra Fenerbahçe, taraftarın da coşkuyla süren desteğiyle birlikte, baskıya devam etti. Sow'un düşürülmesi sonrası kazanılan penaltıda, Kuyt üst direğe nişanladı. Ben Kuyt topun başına geçince şaşırdım, atamaz dedim atamadı.  'Takımdaki penaltıcı Kuyt olarak mı belirlenmiş?' 'Yoksa Alex sonrası yeni penaltıcı belirlenmedi ve Kuyt kendi kendine mi topun başına geçti?' diye merak içerisindeyim. Ben kendi adıma Kuyt'ın Fenerbahçe'nin ilk beş penaltcısından biri olamayacağını düşünüyorum. Her ne kadar Liverpool'da Steven Gerrard olmadığında penaltıları Kuyt atıyordu dense de.

        Genel olarak Fenerbahçe'nin duran toplarda sorun yaşayacağı apaçık ortadaydı. 
Penaltıcı, frikikçi, korner atan etkili bir ayak yok Fenerbahçe'de! İlk yarı bir sürü korner kazanıldı, ama bu kornerleri kullanan Emre Belözoğlu'nun bunu pek de iyi yaptığı söyleyemeyiz. 

        Fenerbahçe'nin yine bu duran toplarda etkili olacak bir de savunma oyuncusuna ihtiyacı olduğu açık. Lugano sonrası duran toplarda rakip kalede etkili bir defans oyuncusu takıma kazandırılmadı. Egemen zaman zaman topa vursa da , genelde topu havaya dikiyor. Aslına bakarsanız sadece gol anlamında da değil, Fenerbahçe'nin her hangi bir özelliğinin fazla öne çıkmasıyla, fark yaratan tek bir stoperi yok.
    
        İkinci yarıya Fenerbahçe ilk yarıda başladığı gibi başladı, Meireles biraz daha geride bırakıp, kalanlarla yükleniyor ve ortalar, taçlar, uzun paslar ile rakibini sarsıyordu. Yine kenardan gelen Ziegler ortasına kafayı vuran Webo durumu eşitledi. Golde, rakip ceza alanında 3 Fenerbahçeli vardı: Kuyt, Sow ve Webo. Bu üçlünün dışında, kaleye en yakın adam 30 metre civarından ortayı yapan Ziegler idi. Yani seken topu yine bir Sivasspor oyuncusu olacaktı. Bu orta sahanın pozisyon alma sıkıntıları net gösteriyordu . Sayısız kornerden hiç bir sonuç çıkmaması alarm niteliğinde. 

         Maçın devamında müthiş eforlu oynayan Webo yoruldu ve çıktı. Yerine giren Semih, son maçlardaki oyuna etki eden performansını sergileyemedi. Evet Webo forma buldukça, ciddi katkı verecek bu belli! Ama Semih'in yükselen performansını da durduracağı da kesin gibi..

        Kalan sürede Fenerbahçe baskısı skoru getirmezken, sakatlandığı gerekçesiyle çıkmak isteyen, ama Sercan Yıldırım çıkınca oyunda kalan Eneramo kafayla topu Fenerbahçe ağlarına yolladı. Aynı Eneramo bütün maç Egemen'i ve Bekir'i fiziğiyle ezip geçti. Biraz daha yetenekli ayakları olsa bambaşka bir seviyenin oyuncusu olabilirdi bence.

       Sow'un da henüz sol açıkta Niang performansı sergileyemediğini söylemeliyim. Ceza sahasında buluştuğu hemen her topu kaleye yollayan bu futbolcuyu, yandan forvet olacağı sola atmak da ne kadar mantıklı bilemiyorum.

          Sivasspor'da kaleci Borjan, topu oyuna sokma kabiliyetiyle dikkat çekti! Bir de topu oyuna sokmamak için yaptığı numaralarla. Kadıköy'de kalecilerin topu oyuna sokmamasına sürekli olarak, kart vermeyerek müsaade ediliyor. Sivasspor'un tüm futbolcuları da, alakasız alakasız pozisyonlarda kendilerini yere bırakarak zaman çaldılar. Fifa ve Uefa'nın kesinlikle bu eylemler karşısında bir plan yapması gerekiyor.

         Mehmet Topal ve Hasan Ali'nin maç kadrosunda bile olmamaları bir başka şaşkınlık sebebi. Bugüne kadar genel performansları kesinlikle 18 dışında kalacak düzeyde kötü değildi! Ayrıca sol bek çıktığında, oyuna Caner girmez bunu defalarca söyledik. Sırf bu yüzden bile Hasan Ali kadroda olmalı. Caner bu bölgede, belki paf takımın sol bekinden önce tercih edilebilir, o da belki. 

        Topal'a gelince yine daha önce söylediğimiz gibi, artık stoper rotasyonunda da düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Cristian'dan ziyade Salih, Egemen yerine de Serdar tercih edilmeli. Ziegler de hazır değil, ikinci yarılarda , kupada forma vererek maç temposu kazandırılana kadar, forma Hasan Ali'nin olmalı!
     
       Maç sonu Sefa Kalya'nın grubu ''Çıkmıyoruz'' sloganı sonrasında statta kalarak, Aziz Yıldırım'ı istifaya çağırdı, başka gruplardan da kalanlar oldu. İstenen sonuçlar gelmedikçe, büyüyecek tepkiler bunlar. Bir an önce seri galibiyetler gelmeli, yoksa Fenerbahçe'yi hiç iyi günler beklemiyor gibi! 

15 Ocak 2012 Pazar

Hakkını Fenerbahçeliliğimize Helal Et Lefter




Cuma Günü öğleden sonra zatürre nedeniyle kaldırıldığı  Amerikan Hastanesi'nde bulunan , efsanemiz Lefter'i kaybetmiştik.

O Lefter ki;Fenerbahçe armasıdır.. Lefter, sarının en parlağıdır.. Lefter, lacivertin en asilidir.. Lefter, 'çubuklu'nun ta kendisidir..

Bugün saat 11.00 de Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yapılan tören sonrasında,cenaze Büyükada'ya götürülerek yapılan ayin sonrasında Büyükada Rum Mezarlığı'na defnedildi.Anmaya ve cenazeye katılan onbinlerce Fenerbahçeli ve diğer takım taraftarları Lefter'i hiç izlemememiş olan bana büyük gurur verdi.Lefter çubukluyu çubuklu yapan en önemli figürdür çünkü.

    Bir süre blog yazarlarından Yiğit Yılmaz'ın blogunda geçen sene Lefter'i adaya ziyaret ettiğinde elini öperken bir fotoğrafını görmüştüm.Ve imrenip aynı şekilde ziyaret etmek istemiştim fakat birkaç gün önce hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldığını duyduk.Ve tabii ki hastaneye giderken Aziz Yıldırım'a yazdığı duygu dolu mektubu gözlerimizi yaşarttı.Sanki veda ediyordu.En azından ben böyle hissettim.Sonra iyi bir haber olsun diye merakla beklerken ,Amerikan Hastanesi'nde çalışan bir arkadaşıma da ziyaret etme şansı olup olmadığını öğrenmesini rica ettim.Maalesef nasip olmadı.

Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Galatasaray'lı,Beşiktaş'lısı,Bursalısı,Rizelisi onbinlerce taraftar hep birlikte Babamı Fenerbahçeli yapan büyük usta Lefter'i uğurlamak için biraraya geldiler.Hepsine buradan ayrı ayrı teşekkür ederim.Ayrıca Atletico Madrid de oynayan Arda Turan da takımının bugünkü maçına siyah bant takarak çıktı.Helal olsun!


Hep bir ağızdan söylediler.


Bitti Kalem Doldu Defter.
Bu Alemde Kral Lefter!



*O Lefter ki, kendisine nasıl Fenerbahçe'de oynamayı nasıl kabul ettin diye sorulduğunda; ''Nasıl Fenerbahçe'li olmayayım,Ben Fenerbahçe'den başka takım bilmezdim ki .. '' demiştir.

*O Lefter ki Fenerbahçe sevgisini ''İçimdeki Fenerbahçe aşkını tarif etmem imkansız,kalbini sök ver deseler Fenerbahçe için çıkarır veririm diye ifade etmiştir.

*O Lefter ki Fenerbahçe'ye denenmek için getirildiğinde,B Takım formasıyla A Takıma karşı 4 gol atmış.Maçtan sonra ortalardan ayakkabılarını çıkarıp kaybolmuş.Bulunduğunda neden kaybolduğunu soranlara Fenerbahçe A Takımı'na gol atmaktan utandım demiştir.

Daha düzinelerce şey yazılabilir.Tüm insanların sevgisini ve saygısını kazanan inanılmaz güzel bir insandı.


Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiiri de ne güzeldir.
“İstanbul deyince aklıma / Stadyum gelir / Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık / Memleketimin insanlarına / Daha fazla sokulmak isterim yanlarına / Ben de bağırırım birlikte / Avazım çıktığı kadar / Göğsümü gere gere / Ver Lefter’e / Yaz deftere!”...

Törene dönecek olursak,eski takım arkadaşlarından Şükrü Ersoy,Mikro Mustafa,Fenerbahçe kaptanı Alex duygu dolu konuşmalar yaptılar.Aziz Yıldırım'ın henüz hayattayken yazdığı ama eline ulaşmayan mektubu okundu.Bu arada stada getirilen naaşla birlikte futbolcuların arkasından sahaya çıkan Recep Tayyip Erdoğan yuhalandı.Yuhalayanlardan ellerine geçirebildiklerini apar topar gözaltına aldılar.O Recep Tayyip Erdoğan ki bi ara ''Bizi Rum bile yaptılar'' demişti.!



Fenerbahçe'li futbolcuların omuzlarında stadyumdan çıkarılan Lefter,kilise ayini ve defin işlemleri için Büyükadaya nakledildi.Taraftarlar da Bostancı'dan kalkan vapurlarla,adaya giderek büyük ustayı son yolculuğunda yanlız bırakmadılar.



İki gündür ve bugünkü cenazede töreninde sürekli Lefter'in Rumluğu,Rum olmasına rağmen Türküm demesi,Yunanistan'a gol atması ve Atatürk'ü sevmesi üzerinden Lefteri konuşmaya çalışan ,hepsi ''Oğuzların Kayı boyundan gelmiş'' insan sürüsü sizi sevmiyorum!.

20 Kasım 2011 Pazar

Deplasman Haktır..



Futbol Federasyonu'ndan 17 Kasım Perşembe günü ''Kulüplerden ortak karar'' başlığıyla yapılan açıklamada, ''Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak. 4 kulübün de ''misafir seyirci alınmaması'' kararı ile ilgili mutabakat içinde olduğu, Kulüpler Birliği Vakfı tarafından Türkiye Futbol Federasyonu'na iletildi'' denilmişti.


Dün akşam  Fenerbahçeli taraftarlar, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor'un kendi aralarında yapacakları maçlara deplasman seyircisinin gitmemesi kararını, takımlarının Spor Toto Süper Lig'de Eskişehirspor ile yaptığı maçta protesto ettiler.
Maraton üst tribünün lise tarafındaki bölümde, Türk Telekom üst tribünün orta bölümünde ve Migros üst tribünün orta bölümündeki taraftar grupları karşılaşmanın başlamasıyla tribünlerin arka tarafındaki salona geçtiler.
Bu taraftar gruplarının bulunduğu bölümler 10 dakika süreyle boş kalırken, açılan ''Deplasmanıma dokunma'' pankartlarıyla, alınan bu karara tepki dile getirildi.
Bir gün önce ''Fenerbahçe Taraftarlar Birliği'' başlıklı açıklamada 
''Türk futbolunu yöneten unsurların ve karar vericilerin futbolun çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını gözetmesi, sorunları çözme yerine erteleme politikası; Türk futbolunu ve değerlerimizi sona doğru götürmektedir. En büyük tutkumuzu elimizden almaya çalışanlara karşı, kamuoyunu bir bütün halinde dik durmaya davet ediyoruz.''denmişti.


Hatırlarsınız aynı şekilde daha önce de İnönü'deki Beşiktaş-Fenerbahçe maçında aynı karar alınmasına karşın ;iki kulüp taraftarlarının buluşmaları,"Rakibime Dokunma!" sloganı ile dostane görüntü sergilemeleri göz ardı edilmiş,tepkilerin artması üzerine son anda tekrar karar değiştirilerek Fenerbahçe taraftarının maça gelebileceği belirtildi.Her ne kadar stat gişelerinde nedeni anlaşılamayan bir şekilde kilitlenme yaşanmış ve maç başlayana kadar içeri giremeyen Fenerbahçe taraftarı haklı olarak tepki göstermiş,polis de her canı sıkıldığında yaptığı gibi insanlara biber gazı sıkmıştı.Müze kapısını kırarak içeriye giren Fenerbahçe taraftarı ,maçın ilk bölümünü kaçırmış ,yenilen ilk golü bile görememişti.. 

Yıllardır tribünlerde eski zamanlara nazaran çok az olay çıkmaktadır.Üstelik son dönemde geliştirilen sağduyu ortamıyla çok daha keyifli oluyor.Deplasmanlarda bilen bilir. 30000 rakip taraftarın bulunduğu statlara birlikte gidilen 2000-3000 kişiyle boğazını yırtarcasına takımını desteklemeye çalışmanın heyecanı,bu ortamın oluşturduğu birlikteliğin tadı bambaşka oluyor..Bu hak, bu zevk ise bir takım aman benim canım yanmasın derdindeki yönetici tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor .Kesinlikle ortak tepki verilmeli.E peki futbol yöneticileri bunun için neden bu kadar çırpınıyor?

Sebebi basit yeni çıkan  ""Sporda Şiddet Yasası'nın kendilerine getirdiği yükümlülükler""
"madde 9 – (1) spor kulüpleri, yönetim kurulu üyeleri arasından bir veya birkaç kişiyi taraftardan sorumlu kulüp temsilcisi olarak belirlemek ve bu kişilerin kimlik ve adres bilgilerini spor kulübünün bulunduğu yerdeki genel kolluk birimine bildirmekle yükümlüdür. bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bu kanun hükümlerine göre taraftardan sorumlu kulüp temsilcisine terettüp eden yükümlülükler, kulüp başkan ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı tarafından yerine getirilir.

                       (2) taraftardan sorumlu kulüp temsilcileri, müsabaka güvenliğinin sağlanması konusunda genel kolluk görevlileri ile özel güvenlik görevlilerine yardımcı olmakla yükümlüdür."
 
Yukarıda görülen iki madde sebebiyle aman birşey olursa yanan biz olmayalım korkusuyla ""Televizyondan izleyin.Sizinle mi uğraşıcaz?"" biz demektedirler.Ee uğraşacaksın elbette uğraşmayacaksan ne demeye yönetici oldunuz arkadaş!
Tepkiyi çok beğendim.Birlikte hareket edilmesi gerekmekte.Bugün Çarşı grubu 10-15 Galatasaray taraftarını kendi aralarında misafir edip,tepkilerini bu şekilde göstermeyi hedefliyormuş.Ultraslan da kendi sitesinden kınama yayınladı.Keşke mümkün olsa da bir şekide organize edilip bugünkü maç birlikte izlenebilse