![]() |
| Sergio Ramos |
10 Mart 2013 Pazar
Ruhr Derbisinde Gülen Schalke 04
Bundesliga'da 25. haftadaki Ruhr derbisinde, Schalke 04'ün stadında oynanan maç 2-1 ev sahibinin galibiyetiyle sona erdi. Schalke 04'ün gollerini 12. dakikada Julian Draxler, 35. dakikada Klaas-Jan Huntelaar attı. Dortmund'un golü ise 59. dakikada Robert Lewandowski'den geldi. Karşılaşmanın yıldızı iki asist yapan Uchida olurken, galibiyet de Schalke için Galatasaray maçı öncesi iyi moral olacaktır.
![]() |
| Draxler&Uchida |
Schalke 04 hızlı başladığı maçın ilk yarısını 2-0 önde kapattı. İkinci yarıda günün kötüsü, Hummels'i çıkarıp Nuri'yi sokarken Lars Bender'i de stopere çeken Jürgen Kloop, takımını biraz toparlamayı başardı. Grosskreuts da yerini maça sürpriz bir şekilde kulübede başlayan Marco Reus'a bıraktı. Nuri Şahin orta sahada top kontrolüne bariz katkı sağlasa da, duran toplardan gol bulma beklentisini cevaplandıramadı. Borussia Dortmund'un tek golü Jakub Blaszczykowski'nin pasıyla topla buluşan Robert Lewandowski'den geldi ancak bu gol yeterli olmadı.
Altta Borussia Dortmund tribünlerinden meşale yakan taraftar fotoğrafları yer alıyor. Fenerbahçe'ye meşale bahane edilerek verilen cezadan sonra bu fotoğraflar daha da manidar.
![]() |
| Nuri Şahin&Marco Reus |
![]() |
| Draxler&Höwedes |
![]() |
| Nuri Şahin |
Etiketler:
Benedikt Höwedes,
Borussia Dortmund,
bundesliga,
Bvb,
Draxler,
Dünya Derbileri,
futbol,
Julien Draxler,
Klaas Jan Huntelaar,
Meşale,
Ruhr Derbisi,
Schalke 04,
Tribün,
Uchida
Süper Lig'de Şampiyonluk Yarışı Kızışıyor
Kaleye sıfırdan indiği pozisyonda kendini yere bırakarak, sezonun şimdiye kadar verilen en komik penaltısını çalan Özgür Yankaya'nın ne kadar dinlendirileceği, yeni merak konumuz oldu. Hele hele de Ufuk Özerten'in Beşiktaş-Fenerbahçe maçının hakemi Mete Kalkavan'ı beğendiğini söyledikten sonra, Mete Kalkavan'ın Süper Amatör Lig maçına verilmesi ile bu konu daha da bir önem kazandı.
Dahası takımının yenilgisini uyduruk bir penaltı kazandırarak önlemeye çalışan Drogba, Arena'nın rezalet zemininin de katkısıyla dışarı vurunca, kalkan zemini tekmeleyerek tepkisini göstermeye çalıştı. Ama asıl ilginç olan Gençlerbirliği oyuncusu Tosic'in Drogba zemine vururken zemini alkışlamasıydı. Bu görüntü daha önce sahalarda hiç görmediğimiz hareketlerdendi, herkese kahkaha attırdı.
Konuşmaya değer bir diğer konu da, son 3 sezonda frikikten bir sürü gol atmış Selçuk İnan'ın duran topları kullanmasına izin vermeyen Drogba'nın açı, mesafe, penaltı, frikik ayırt etmeden her topun başına geçiyor olması. Bu durum Selçuk İnan için bir küskünlük yaratıyor mudur bilemem. Ama Selçuk yüksek yüzdeyle frikik kullanıyordu ve o kullanmadığından beri de duran top golü bulamadıkları bir gerçek.
Fatih Terim, ilk kez geçen sezon Fenerbahçe maçında denedikleri çift forvetli dizilişinden taviz vermemekte kararlı gibi görünüyor. Oysa sezon başından beri, geçen senenin altında oyun kalitesiyle oynuyorlar. Bunun başlıca sebepleri; gol sayısı yüksek de olsa oyuna katkısı Necati-Elmander seviyesinde olmayan Burak Yılmaz tercihi. Sezon başında Burak Yılmaz'ın yanında oynayan Umut Bulut, oyun bütünlüğü anlamında değilse de pres özelliğiyle önemli katkı veriyordu, dahası gol de atıyordu. Şimdi baskı yapmayan Burak Yılmaz'a bir de Drogba katıldı. Takıma devre arasında katılan bir diğer oyuncu Sneijder de rakibe baskı yapan bir futbolcu değil, dahası kanatta oynatıldığında ondan beklenen etkinliğin de çok uzağında kalıyor.
Geçen sezon Elmander'in ön alanda yaptığı müthiş baskı, Necati'nin top rakipteyken geriye gelen oyun anlayışı, topu öne taşımaktaki katkısı şimdilerde Galatasaray için güzel bir anı olarak kaldı. Eboue ve Melo geçen sezonki formlarının çok uzağında. Dahası Ujfalusi'nin verdiği katkıyı veren bir savunmacısı da yok Galatasaray'ın!
Galatasaray geçen sezonki formunda olmayan bu takımıyla da, devre arasında gelen transferlerle bozulan kimya sonrası koydukları performanstan daha iyisini yapabilirdi. Drogba ve Burak'tan en az birinin yerine, Umut-Elmander'den birinin yerleşmesi şart görünüyor. Sneijder de sol kanat yerine iç bölgede düşünülebilir. Sneijder'in Selçuk'a yakın -belki biraz daha önde olduğu dizilişte- bir de ön libero kullanarak (Melo) göbekten yenen atak sayısı azaltılabilir. Dahası Sneijder'in iyi olduğu pas oyununda etkin bölgede olması sağlanabilir.
Terim inadını sürdürürse daha fazla puan kaybı kaçınılmaz gibi. Galatasaray'ın puan kaybettiği 7 haftada da puan kaybeden Fenerbahçe, bu alışkanlığını Bursa karşısında sürdürmezse puan farkı dörde inecek. Galatasaray'ın geçen seneki oyun kalitesinde olmadığı açık bir şekilde Kadıköy'e gelecek olması Fenerbahçe'nin bir diğer avantajı olacak..
fotoğraf http://iyiortagololur.blogspot.com dan alınmıştır.
Etiketler:
Didier Drogba,
Fatih Terim'in 442 inadı,
Galatasaray,
Gençlerbirliği,
Hakem,
Kaçan İnanılmaz Goller,
Komik Penaltı,
Özgür Yankaya,
spor toto süper lig,
Türk Telekom Arena,
Wesley Sneijder,
Zoran Tosic
8 Mart 2013 Cuma
Plzen Zaferi Teknik Ekip Başarısı
Karşılaşmaya Volkan-Gökhan-Bekir-Yobo-Ziegler-Kuyt-Cristian-Selçuk Şahin- Mehmet Topal-Sow-Webo onbiriyle başlayan Fenerbahçe'de maç başlarken konu doğal olarak 'Selçuk-Mehmet Topal ikilisi aynı anda sahada olmalı mı, yoksa ikisinden biri yerine Meireles'in de yokluğunda Salih mi oynamalı?' idi.
Maç başlar başlamaz Fenerbahçe Teknik Heyeti'nin , rakibin teknik heyetinden daha başarılı bir ön çalışma yaptıkları görülmeye başladı.
Rakip muhtemelen Fenerbahçe'nin Webo ve Emre geldikten sonra daha önde basan, zaman zaman risk alan oyununu izlemiş, planını da bekleyip hızlı çıkarak Fenerbahçe'yi avlamak üzerine kurmuştu. Sow ve Webo'yu marke edip, kendi sahalarında beklerken de, Fenerbahçe'nin uzaktan şutlarına izin vereceklerdi. Uzaktan şutlarına izin vermeleri akıllıcaymış buna yazının devamında değineceğim.
Fenerbahçe teknik heyeti de Plzen analizinde, rakibin başka mevkiden devşirilmiş solbekle oynadığı, kendi sağ tarafından yoğun bir şekilde yüklendi. Bu yüklenmelerin pek çoğu etkili ataklara da dönüştü. Bu tip takımlara karşı açık alan bırakıp, hunharca saldırmanın hüsran olabileceğini gözlemlemişler.Viktoria Plzen, Napoli turunu geçerken, sürekli pozisyonlara girenin saldıran Napoli olduğunu, golleri tek tük gelen Plzen takımının attığını hep birlikte görmüştük.
Kötü olan 28'de cepheden kazanılan frikikte, kimsenin heyecanlanmaması Topun başına geçen Cristian rakibi bozan baraja hakemin müdahalesini beklemeyip vurmayı tercih etti top barajdan döndü! Gerçi barajdan dönmeseydi de gol olurdu diyemiyoruz. Pierre Van Hoijdonk ve Alex'in daha ziyade ilk döneminde duran toplardan bilhassa direk vuruşlardan atılan gol ortalaması, şu andakinin çok daha üzerindeydi. Geçen seneden beri duran toplardan bulunan gol sayısı , defans oyuncularının tamamladığı toplar anlamında da düşüşte. Şu anda ise bu adam duran topu harika kullanıyor dediğimiz bir adam da yok, içeriye iyi orta kesilirse bitirir diyebileceğimiz stoper de.. Şu el hareketleriyle topun nereye doğru atılacağını gösterme olayına da bir yenilik şart! Zira herkes ezberledi artık. Mesela korneri atan elini havaya kaldırdığında topu önceki gibi kullanmasa da, ceza sahası dışında bekleyen birine ortalasa mesela. Yani ne olduğu çok kritik değil değiştirilsin sadece işte! Önümüzdeki yıl takım plamasında da, hem duran top kullanımı konusunda etkili olan birilerine, hem de gol atma özelliği de olan (Högh- Fabio Luciano-Lugano) bir savunmacı takıma kazandırılmalı. Savunma anlamında tartışılabilir elbette, ancak geçen yıl Lugano'nun duran toplarda takıma kazandırması muhtemel 6-7 gol Fenerbahçe'yi şampiyon yapardı mesela.
Selçuk Şahin, Sow'un boşalttığı sol kanadı rakip hücumlarında, Zieler ile beraber kapatmaya çalışıyor. Bunda da gayet başarılı oluyordu. Aynı zamanda oyunun yönünü değiştiren paslardan da 3-4 tane kullanıyordu. Şimdi kesin iyi oyununa rağmen, onu ezbere eleştirmeye alışmışlarca eleştirilecektir. Bu adam 10 yıldır bu takımda oynuyor, her hoca senede ortalama 20 maç kullandı. Ve takım iyiymiş kötüymüş fark etmeden, hep belli bir mücadele düzeyinde, belli bir sorumluluk anlayışında, belli bir profesyonellik anlayışında oldu. Top almamak için saklananların olduğu birçok maçta, saklanmayan tek adamdı. Pas almak için kıpırdayan oyuncu olmadığından zorlama dikine paslar kullandığında yuhalandı. Yuhalanmamak için geri oynadığında yuhalandı. Geri oynamayıp dripling denediğinde 'Ronaldinho musun Selçuk ver yanındakine' denildi. Burada da gayet belli olduğu şekilde ne yapsa yaranamadı futbol emekçisi.. Fenerbahçe'de hep bir günah keçisi olur zaten. Benim ilk aklıma gelenler Hakan Tecimer, Ümit Özat,Deniz Barış ve şu andaki kadroda bulunanlardan Bekir ve Selçuk. Bekir de yılda 25-30 maç iyi oynasa da hep eleştirilenlerdir. Derbi stresi kaldıramaması Bekir için gözüken tek dezavantaj gibi. Selçuk'un bu maçtaki pas ortalamasının da %92 olduğunu belirterek, saygı duyulması gerektiğini söylüyorum.
Volkan Demirel'in 38'inci dakikadaki abuk subuk vuruşu sonrası, kaleye ciddi bir atak gerçekleştirip direğe takılan Viktoria Plzen takımı, Fenerbahçe kalesinde başka ciddi bir pozisyon yakalayamadı. Volkan güven vermemeye devam ediyor kısacası..
Fenerbahçe ise Kuyt ile yakaladığı net pozisyonu değerlendiremezken, uzaktan Topal, Ziegler, Sow, Cristian ve Mehmet Topal'la atılan uzaktan şutlar Plzen'in harika kalecisi Kozacik'in ellerinde eridi. Ziegler'in Sampdoria döneminden beri uzak şutlar attığını pek görmüyorduk. Maç boyu yan topların hepsini toplayan Kozacik'i çok beğendim. Özellikle Sow'un şutunda öne çıkmasa kesinlikle kurtarılamayacak bir pozisyonu çıkardı. Pozisyon alışı mükemmel olan 29 yaşındaki Kozacik, kaleci arayanların dikkatini çekmiş olsa gerek..
Fenerbahçe ikinci yarıda ilk yarıdakinden de daha olgun bir oyun sergiledi. Uzaktan şutları biraz azaltan takım, daha çok topu çevirmeye başladı. 70'ten sonra Webo,Kuyt ve son dönemdekinin aksine diri görünen Yobo, başta olmak üzere takım yorulma belirtileri gösterdi. Webo mutlak dinlendirilmeli, geldiğinden beri sürekli oynayan Webo, maç sonlarını taşımakta zorlanmaya başladı.
Yazıda hiç bulaşmadığım Cristian'ı da boş geçmeyeceğim elbette! Şu maçta onun yerine, iyi bir on numara Fenerbahçe'ye daha avantajlı bir skorla dönme imkanı verebilirdi. Topu verip, bekliyor, boşa çıkmıyor yine. Defansif sorumluluk anlayışı iyiydi ama es geçmeyelim.80'de Gökhan'ın ortasını Sow indirip, Webo her zamanki gibi kafayla boş kaleye yollayınca Fenerbahçe hak ettiği galibiyeti elde etmiş oldu. İki rauntlu mücadelelerde deplasmanda gol atmanın önemi hepimizin malumu. Çeyrek final hatta daha yukarısı yakın görünüyor artık..
Yine de iç sahada da bugünkü gibi, geride boş alan bırakamayarak oynamak gerekiyor. Viktoria Plzen takımı köy takımı falan değil, Galatasaray yendiğinde köy takımı olmayan Cluj'dan da kötü değiller.
https://twitter.com/Oguzarpsatknsn
Hafta Sonu Futbol Ekranı(8 Mart-10 Mart 2013)
8 Mart Cuma
19:00 St.Pauli - Jahn Regensburg @FOG
20:00 Galatasaray - Gençlerbirliği @Lig Tv
21:30 Augsburg - Nürnberg @Trt Haber
9 Mart Cumartesi
14:00 Köln - Paderborn @FOG
14:00 İstanbul BŞB - Kayserispor @Lig Tv
14:00 Torku Konyaspor - Boluspor @Trt 1
14:00 Kryliya Sovetov - CSKA Moskova @Lig Tv 2
16:30 Schalke 04 - B. Dortmund @Trt Haber
17:00 WBA - Swansea @Lig Tv 3
19:00 Trabzonspor - Beşiktaş @Lig Tv
19:00 Gaziantepspor - Akhisar @Lig Tv 2
19:00 Manisaspor - Adana Demirspor @Trt Spor
19:30 B.Mönchengladbach - Werder Bremen @Trt Haber
19:30 Rapid Viyana - Mattersburg @FOG
21:00 Barcelona - D.La Coruna @NTV Spor
23:30 Corinthians - Ituano @Lig Tv 3
13:00 Kayseri Erciyesspor - Samsunspor @Trt Spor
13:30 Karabükspor - Eskişehirspor @Lig Tv
14:30 Hertha Berlin - Duisburg @FOG
15:00 Adanaspor - Göztepe @Trt Web
16:00 Sivasspor - MP Antalyaspor @Lig Tv
16:00 Chievo - Napoli @Trt Spor
16:30 Hannover 96 - Eintracht Frankfurt @Trt Haber
17:00 Wacker Innsbruck - Salzburg @FOG
18:00 Liverpool - Tottenham @Lig Tv 3
18:30 Stuttgart - Hamburg @Trt Haber
19:00 Fenerbahçe - Bursaspor @Lig Tv
19:00 Elazığspor - Orduspor @Lig Tv 2
19:00 Denizlispor - Çaykur Rizespor @Trt Spor
20:00 Celta Vigo - Real Madrid @NTV Spor
22:00 Atletico Madrid - Real Sociedad @NTV Spor
7 Mart 2013 Perşembe
Cristiano Ronaldo'nun Üzdüğü Çocuk
Bu çocuk pankartıyla 'Seni geri istiyoruz Ronaldo , ama bugün bize gol atma!' dediği Cristiano Ronaldo'dan istediğini alamadı ama Manchester'a gol atmak, Ronaldo'yu da pek keyiflendirmedi.
Ronaldo da gol sevinci yaşayamadı. Maçın sonunda da ''Ben normalde stat ambiyanslarından etkilenmem, bugün benim için çok çok zordu!'' diye konuşan Ronaldo, pek hüzünlü duruyordu.
Westfallen
Borussia Dortmund'un Shakhtar' devirerek Şampiyonlar Ligi'nde tur atladığı maçın öncesinden tribün görüntüleri. Bu güzelliği görenlerin pek çoğu, Fenerbahçe'nin cezalı olduğu maçta havaya atılan paraşütlü işaret fişeklerinden dem vurdular. Bir kere daha söyleyeyim fikrimi 'Orada o işi kim yapmışsa yapsın, bu maddeler sahaya girsin, kulüp ceza yapsın.' diye yaptığına inanmıyorum..
Bu görüntüler üzerine denecek bir şey yok zaten. Harikulade!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























